Bölümler 9Şu an: 2. Bölüm: Kötü günün kârı
- 1 Giriş1.640 kelime
- 2 1. Bölüm: Cesaret1.507 kelime
- 3 2. Bölüm: Kötü günün kârı1.550 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3. Bölüm: Gerçekler1.916 kelime
- 5 4. Bölüm: Acı Geçmişler947 kelime
- 6 5. Bölüm: Bilinmeyen hisler1.127 kelime
- 7 6. Bölüm: İntikam695 kelime
- 8 7. Bölüm: Kabul edilmeyen hisler914 kelime
- 9 8. Bölüm: Kıskançlık912 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Her yer kan gölüne dönmüştü.
Ben ise korkmuş geride duruyordum. Hani bi an olur böyle sevmediğiniz birisine bişey olur fakat ona üzülürsünüz işte tam öyle bi andaydık. Geride durmuş korkuyla alaza bakıyordum.
Ben bu adamla yapamazdım ya sinirlenince aynı şeyi bana yaparsa? Yada babam gibi oda dayak atarsa? Ne yapacaktım ben? Hem o bi mafyaydı elbette düşmanları vardır, ya o düşmanlar bana saldırırsa? Çok sorumsuz davranıyolardı.
Soğuk bi tenin elimi tutmasıyla irkildim. Bu Alazın eliydi. Buz gibiydi ve çok kötü sigara kokuyordu. Beni götürmeye çalışırken elimi ondan zorlada olsa çekip babamın yanına gittim.
Babam sinirli gözlerle bana bakınca ne yapacağımı bilemez hale düştüm. Alaz "yarın kına ve nişan gibi şeyleri halledin, sonraki günde düğün olucak, eğer karımı yine darp edilmiş bi şekilde görürsem bu sefer kafana sıkarım!" Diyerek oradan ayrıldı.
Ben yine mal mal orada duruyordum. Babam ise sızlanıyordu kan akışı gittikçe hızlanıyordu. Telefonu çıkarıp 112 yi aradım. Telefon hemen açıldı.
112: Alo buyrun?
Alev: merhaba
112: bi sorun mu var?
Alev: Evet babam elinden vuruldu.
112: biri tarafından mı vuruldu?
Bi süre düşündüm acaba evet Alaz Williams vurdu desem ne derdi? Kesin inanmazdı deli muamelesi yapardı. Koskoca 'Alaz Williamsın' ne işi vardı burda değil mi?
112: Alo hanımefendi?
Alev: hayır babamın silahı vardı birden elinde patladı.
112: anladım, adres nedir?
Alev: ..........
112: Tamam anlaşıldı hemen geliyoruz, siz o kişinin kanını kapatacak bi bez bulun kan çok akmasın dikkat edin hanımefendi.
Alev: Tamamdır.
Diyerek telefonu kapattım. Gidip bez alıp babamın eline doğru tuttum kan akmaması için, ama zordu çünkü ilk başta kimse bişi yapmayınca kan çok akmıştı.
Kanayan yere bez vurmaya devam ederken annem beni sert bi şekilde iteleyip kendisi bezi tuttu. Geri geri gidince dengem bozldu ve yere düştüm. Hemen ayaklanıp telefonumu elime aldıktan sonra mutfaktan çıkıp dışarı gittim.
Alp baba da arkamadan yanıma geldi. Dışardaki banka gidip oturdum o da geldi ardından bi eliyle elimi tutup öbür elini cebine attı.
Cebinin içinden yüzük kutusu çıkarıp hem normal yüzük hemde tektaş takmıştı elime, istemesemde takmak zorunda kalmıştım.
Ne diyecektim ki? İş işten geçmişti ve babam sakın eve gelme öldürürüm demişti. Nasıl hayır diyebilirdim ki?
En iyisi kaçmaktı. Aynen öyle düğün günü kaçıcaktım. Yüzüğü taktıktan sonra ayaklanıp eve doğru gittim. O neyse babasıda oydu onun için babasına da güvenmemeliydim.
Hemen eve girince odama doğru gittim. Bugün her şey çok üstüme gelmişti çok yorulmuştum, manevi anlamda.
Yatakta oturmuş camdan bakıyordum acaba ne zaman gelicekti sağlık ekipleri? Diye düşünürken ambulansın sesini duydum.
Kapı açıldı aniden, içeriye annem girdi. Gerçi anne denilmeyi bile hak etmiyordu. Bana bu hayatta acıdan başka hiç bişey vermemişti, hayatım hep kötü geçmişti.
Annem "Biz hasteneye gidiyoruz, sende git oraları temizle, işin ne senin bu evde hizmetçi olarak kalıyorsun!" Diyerek sesini yükseltti. Artık sınırı aşıyolardı bi gün onları uykusunda öldürsem hiç şaşırmayın çünkü hep hak ediyolar.
Kapı kapanınca kafamı yastığa koyarak çığlık attım sinirden.
Banyoya gidip üstümü değiştirdim. Sıcak bi duş alıp üstüme pijamamı giydim. Güzel bi şekilde kendime bakım yaparken kapı açılma sesi geldi.
Saate baktığımda şok olmuştum toplamda 1 buçuk saattir banyodaydım nerdeyse. Ama bu umrumda değildi artık bana karışamazlardı. Aslında bu özgüven biraz da Alaz sayesinde gelmişti ama yine de ondan çok korkuyordum.
Kapı sert bi şekilde açılınca içeriye annem girdi. Yanıma gelip bana bağırmaya başladı. "Sen dayak mı istiyosun ha adam ol seni çok kötü yaparım!" Dedi.
Elini kaldırıp tokat vurarken bende elini tuttum. böyle yapmam onu şaşırmıştı fakat belli etmiyordu. Kolumu sert bi şekilde tutup beni odamdan çıkarıp Bodrum katına doğru götürdü.
Buradan çok korkuyordum çünkü burda hiç doğru düzgün şeyler yaşamamıştım. Annem beni Bodrum'a kapattıp merdivenlerden çıkıp gitmişti.
Alaz
Aslında o gün o adamın eline sıkmicaktim çok sinirliydim. Sinirli olmamın nedeni baş düşmanım benden habersiz adamlarimin olduğu evi yağmalamıştı. Onu görürsem çok kötü yapicaktim.
O anda yapma dememe rağmen beni dinlemeyen o adama sinirlenip sıkmıştım. He bide alevi kendimden korkutmuştum. Fakat bu umrumda değildi aramızdaki ilişki sadece bi zorunluluktan ibaret olucaktı.Her zaman.
Bugün yapacak bişiyim yok biraz uyuyim derken annelerim 'git kızı dışarı götür ihtiyaçlarını al' diyince annelerime karşı çıkmadım.
Bu arada evet 2 annemin olması biraz insanı zora sokar ama ben çoktan o aşamaları geçmiştim. Hem zaten çok da görüşmüyorduk. Gerçi görüşmesek bile günde 2 kere arayıp durumumu merak ederlerdi.
Ölmüş annemin yerini aratmıyolardı hep iyi davrandılar ve en önemlisi anne sevgisini tatmamı sağlamıştı.
Son sürat arabayı sürmeye devam ediyordum, hemen her şey bitsin diye. Çünkü dün geceki çatışmada kurşun omzumdan sıyırmıştı.
Doktor arkadaşım 'dinlenmeyi ihmal etme' demişti. Gerçi yara umrumda değildi ama yine de uyusaydım iyi olurdu. Eve gelince arabadan inip kapıya doğru ilerledim. Havada kararmıştı.
Kapıyı çalınca, kapıyı annesi denilen kadın açmıştı. "Alev nerde?" Dedim sakince. Annesinin gözünde ilk korku belirdi, tabi bu beni meraklandırmıştı. Ona bişi yapıcakmışım gibi bakıyordu bana.
"Alev nerde?" Diye ikinci kez tekrarladım. Annesi korkarak "B-Bekle cagiriyim" diyip kapıyı suratıma kapatıcakken ayağımla kapıyı tuttum. Bu işte bi iş vardı ve ben bu işi öğrenmeden bekleyemezdim. Yine Aleve bişi mi yapmışlardı?
Alev
Ne zamandır ağlıyorum bilmiyordum. Üstüm başım kir içindeydi ve ben karanlıktan çok korkardım. Yine ayaklanıp ağlamaklı bi tonla "anne lütfen kapıyı aç çok korkuyorum" diyerek kapıya vurmaya başladım.
Benim kapalı alana fobim vardı. Nefes alış verislerim gitgide azalıyordu. "Anne söz veriyorum uslu durucam lütfen aç kapıyı çok korkuyorum" dedim ağlayarak.
Hiç ses gelmedi. Ağlamam şiddetlenince öksürmeye başladım ve sert bi şekilde başımın dönmesiyle yere düştüm. "Anne lütfen aç korkuyorum" dedim.
Kapının açılma sesi gelince düştüğüm yerden kapıya baktım. Karşımdaki kişiyi görünce şok oldum çünkü bu oydu. Alaz burdaydı. Gözlerinde yine büyük bi öfke vardı.
Üstüme doğru gelip beni kucağına aldı. Bende onun hiç beklemiyeceği bişi yapıp ona sarıldım.
Hala tirtir titriyordum çünkü çok korkuyordum. Beni alıp kendi odama doğru ilerlemeye başladı. Ona sarılırken sırt kasının baya olduğunu hissedebiliyordum ama şu anda umrumda değildi.
Kafamı onun göğüsüne yaslayıp ağlamaya devam ettim. Kapı açılınca odama geldiğimizi anladım. Beni yavaşça yatağa bıraktı ardından dönüp gidicekken elini tuttup "korkuyorum, uyuyana kadar yanımda dursan" dedim.
Biraz düşünüp tam karşımdaki koltukta oturdu. Ben yatakta uzanmş uyumaya çalışırken oda benim uyumamı bekliyordu.
Uykum az bişi vardı, adama da ayıp etmiştim ama korkuyordum, yine aynı şeyi yaparlar diye uykumun pek olmadığını anlayınca "karanlık ve kapalı alan fobin mi var?" Dedi.
Bi müddet bekledim, acaba ona bahsetmeli miydim? Ona güvenebilir miydim? Ya güvenimi boşa çıkarırsa nolcaktı. Tüm düşüncelerimi umursamadan.
"O Bodrumda çok şey yaşadım alaz, korkmam normal bence" dedim kısık sesle. Bi süre sustu. O diğer erkekler gibi değildi sadece gözüme bakıyordu vücudum umrunda değildi.
Bende arada bakıyordum. Gözlerim dolunca ona baktım. Gözlerimden bi yaş döküldü. Gözlerimi sımsıkı kapatıp uyumaya çalıştım.
Alaz
Alev uyuyunca bi müddet daha bekledim. Sürekli 'anne korkuyorum' diyordu. Kaç kere demişti hiç saymamıştım ama kaç kere göz yaşı döktüğünü saymıştım. Bunu acısını babasından çıkaracaktım.
Sinirle ayağa kalkıp yavaş adımlarla kapıya doğru yürüdüm. ses çıkarmamak için böyle yürüyordum. Kapıyı açıp sessizce kapatıp hızla aşağıya indim. Babası koltukta oturmuş korkuyla ben gelince bana baktı.
Annesi babasından daha çok korkuyordu ama korkuları faydasızdı bunu ona yapmicaklardı. O hiç bi dayağı hak etmiyordu. Çok masumdu.
Hemen babasının yanına gidip gömleğinin kenarlarından tutup havaya kaldırdım. "Yemin ederim ben bişi yapmadım uyuyordum, sen gelince uyandım" dedi.
Sinirle onu yere fırlatıp annesinin üstüne yürüdüm. Ben yürüdükçe o da geri geri gidiyordu. "O kız her şeyi hak ediyor" dedi gözü dolmuş bi şekilde. Sinirle onu boğazından tutup sıktım. Çokta sıkmıyordum.
"Ne yaptı lan o kız size" dedim bağırarak. O sırada merdivenlerden ses geliyordu ama umursamadan olduğum yerde durmaya devam ettim.
Sinirlenince kendime hakim olamıyordum. Hiç bi zaman kendimi tutmamış direkt icraata geçmiştim. "Hiç bişi bilmiyorsun neler çektik bilmiyorsun!" Dedi kadın sinirle.
Hem sinirli sinirli bakıyor hemde ağlıyordu. "Neler çektin lan!" Dedim daha gür sesle. Kadın böyle dememden korkmamıştı gözünde çok şey yaşanmışlık halleri vardı.
Ama hiç biri aleve böyle yapmasını gerektirmiyordu. "Bizim kızımız o alev yüzünden öldü!" Dedi benim kadar gür bağırarak.
Hala ona bakıyordum sinirle. "O küçük kız sizin kızınızı nasıl öldürdü he anlatsana!" Dedim. Ben derken gök gürledi ve yağmur yağmaya başladı.
"Onun o pislik babası kızımıza işkenceler yaparak öldürdü! Biz yine de aleve iyi davrandık! Bak hala hayatta! Onun gebermesi için çok dua ettim! Çünkü ben onu öldürmek istemedim!" Büyük bi gürültüyle bağırarak demişti. Tam sinirlenip bağıracakken bi ses tüm sinirimi alt üst etti.
"Ben özür dilerim. Ölmediğim için" diyen alevi gördüm. Hızlı adımlarla kapıdan çıkıp gitti.
Annesini bırakıp bende onu Arkasından gittim neden bilmiyorum ama o kızı görünce garip hissediyordum.
Bi tek onun sesi benim sinirimi bitirip yumuşamasını sağlıyordu. Şimdi onu bulmuşken bidaha bırakamazdım.
Çıplak ayakla asfaltta hem yürüyor hemde ağlıyordu. Kolunu tutup kendime çevirdim. "Nereye gittiğini sanıyorsun!" Dedim hafif kızarak.
Alev
Keşke uyanmasaydım diye kendime çok kızıyordum ama uyanmıştım maalesef. Alazın bu sorusu beni sinirlendirsede dolmuş gözlerle ona baktım. "Sanane!" Dedim bağırarak.
Bağırmam onu sinirlendirmiş olucakki kolumu sıktı. Ama ben alışmıştım artık bu tür şeylere."sen artık benimsin! hiç bir yere gidemezsin benden izinsiz! Evine geç!" Dedi aynı sinirle fakat onu dinlemicektim bugün olmazdı.
"Ne evinden bahsediyorsun sen ya! Benim hiç evim olmadı ki Alaz Williams! Şimdi bırak kolumu!" Dedim ağlayarak. Ağlamak istemiyordum aslında ama çok üzülüyordum bu tür şeylere.
Alaz artık sinirlenmiş olucakki ters ters bana baktı.
"Alev Williams bidaha bana bağırırsan seni pişman ederim!" Dedi.
Bende aynı sinirle ona bağırarak "napicaksin he! Babama yaptığını gibi silah mı sıkıcaksın! Senden ve saçma tavırlarından korkmuyorum!" Dedim.
Üstümüz sırılsıklam ıslaktı. Yağmur üstümüze vuruyordu. Gömleğinin üstünden karın kasları çok belli oluyordu. Çok yakışıklıydı ama benim ilgimi çekmiyordu.
Hiç beklemediğim bişi yapıp Belimden tutarak sert bi şekilde beni öpmeye başladı.
Umarım bölümü beğenirsinizz 😊
Seviliyosunuzz 💙
Bölüm etkileşimi
