SIRRIN GÖLGESİ kitap kapağı

6. bölüm / 6

SIRRIN GÖLGESİ

6.Bölüm

Vaveyla Yazarı: R S

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6.Bölüm

IŞIK YEL
‎Annemin birkaç saniyelik o ezici suskunluğundan sonra kollarından yavaşça ayrıldım.
Zorlukla yutkundu. Bana bakarken gözlerinde, sanki bu kelimeleri dökmemek için kendiyle savaşıyormuş gibi çaresiz bir ifade vardı.

‎"Bilerek olmadı kızım..." diye fısıldadı sesi titreyerek. "Çok yalvardım babana ama kabul etmedi."

‎Bu sözler bardağı taşıran son damla oldu. Öfkeden deliye dönmüş bir halde, "Sizden nefret ediyorum!" diye haykırdım ve gözyaşlarım yüzümü ıslatırken hızla merdivenlere yönelip odama çıktım.

‎SELDA YEL
‎Kızımın ağlayarak yanımdan uzaklaşmasına yüreğim dayanmıyordu. Onu bizim hatalarımız yüzünden bu hâlde görmek, göğsüme ağır bir vicdan azabı saplıyordu. Karşımda durmuş, sigarasından derin bir nefes çekerek olan biteni soğukkanlılıkla izleyen Yiğit’e döndüm. Hızlı adımlarla yanına gidip çaresizce bağırdım:

‎"Oldu mu? İstediğin bu muydu? Görmüyor musun kızımın halini?! Bize ne yapıyorsan yap ama ne olur kızıma kıyma, ona bunu yaşatma!"

‎Yiğit sigarasından bir duman daha üfleyip yüzüme alaycı bir tiksintiyle baktı. "Biliyor musun Selda... Seni hep masum, hiçbir şeyden haberi olmayan biri sanırdım. Ama kocanın yaptığı pisliklerin arkasını temizlemekte bir numara çıktın."

‎"Ne yapsaydım?" dedim gözümden akan yaşı silerken. "Kocam o benim! O olmazsa biz ne yaparız?"

‎"Hiç düşünmüyorsunuz, değil mi?" dedi Yiğit, üzerime doğru bir adım atarak. "Işık, babasının bir katil olduğunu, annesinin de bu suça yardım ve yataklık ettiğini öğrenirse ne olur biliyor musun? Ben söyleyeyim Selda Hanım; o çok sevdiğin kızın yüzünüze bile bakmaz."

‎Gözümden bir damla yaş daha süzüldü. Yiğit’in bu acımasız sözleri karşısında ezilip kalmışım. "Tamam, sus..." diye fısıldadım panikle. "Duyacak şimdi, ne olur sus..."

‎Yiğit arkasını dönerken soğuk bir sesle ekledi: "Bence git kızınla ilgilen. Malum, akşama düğünümüz var."

‎Yiğit’in yanından hızla uzaklaşıp merdivenleri tırmandım. Işık’ın odasını arıyordum. Soldaki ilk kapıyı açıp içeri girdim; burası kocaman bir kitaplığın, küçük bir koltuğun ve çalışma masasının olduğu bir çalışma odasıydı. Kimseye yakalanmamak için kapıyı yavaşça kapattım ve koridorun sonuna doğru ilerledim.

‎Aralık kalmış bir kapı fark edince göz ucuyla içeri baktım. Işık, pencerenin kenarına geçmiş, yaşlı gözlerle dışarıyı izliyordu.

‎Ağır adımlarla içeri girip seslendim: "Işık..."

‎Beni gördüğü an arkasını döndü. "Çık dışarı! Seni görmek istemiyorum!"

‎"Yapma kızım böyle... Hem beni buraya çağıran sensin."

‎Gözleri dolu dolu, acı bir tebessümle baktı yüzüme. "Ben babamın beni sattığını senin bilmediğini sanıyordum anne... Ama sen... Sen her şeyi biliyormuşsun!"

‎Annemle tartışmamız sürerken kapı iki kez tıklandı. İçeri giren görevli kadın, "Bizi Yiğit Bey gönderdi. Saç ve makyaj için geldik Işık Hanım," dedi.

‎Anneme son kez dönüp gözlerinin içine baktım. "Bak şimdi..." dedim fısıltıyla. "Kızının hayatını nasıl mahvettiğinizi izle."

‎Ardından soğuk bir sesle ekledim: "Girin."

‎Kadınlardan biri gülümseyerek, "Buyurun Işık Hanım, şöyle oturun," diyerek beni aynanın karşısına yönlendirdi.

‎Yaklaşık iki saatin sonunda saçım ve makyajım tamamlanmıştı. Gelinliğin içinde, buz gibi bir hisle bekliyordum. Annem ise sessizce odada dolanıp duruyor, ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Resmen birkaç dakika sonra Yiğit Kat’ın karısı olacaktım...

‎YİĞİT KAT
‎Kalbim göğsümü delercesine, öfkeyle karışık garip bir heyecanla çarpıyordu. Çocukluk aşkımla birazdan evlenecektim... Bir saat içinde hazırlanıp Işık’ı almak üzere odasına çıktım. Kapıyı açıp onu o beyazlar içinde gördüğümde, büyülenmiş gibi kalakaldım.

‎Yanına doğru yaklaşıp içten gelen bir sesle, "Çok güzel olmuşsun," dedim.

‎Gözleri dolu doluydu. "Senden nefret ediyorum," diye fısıldadı nefretle. "Sanki gelinlik değil de kefen giymiş gibiyim..."

‎Işık’ın bu ağır sözlerinin hemen ardından Tolga kapıda belirdi, nefes nefeseydi. "Abi! Nikah memuru geldi."

‎"Tamam, geliyoruz. Sen in aşağıya," dedim. Ardından köşede duran Selda’ya döndüm: "Siz de inin Selda Hanım. Koluna girin de odadan çıkarken zorluk çıkarmasın."

‎Işık’a doğru dönüp elimi uzattım. Elim tutmakta tereddüt ediyor, adeta ağır çekimde hareket ediyordu. O masaya hiç oturmak istemediği her halinden belliydi.

Salona vardığımızda nikah memuru masada bizi bekliyordu; Tolga ve annesi de şahit olarak yanımızdaydı.

‎Işık’ın kulağına eğilip, "Hadi, bitirelim şu işi," diye fısıldadım.

‎IŞIK YEL
‎Masaya doğru adım atarken kendimi diri diri ateşe atıyormuş gibi hissediyordum. Nikah memuru konuşmaya başladığında sanki etabımdaki tüm dünya durdu, sesler boğuklaştı. Annem ve Tolga nikah şahidimizdi. Memurun sorularının ardından, ansızın yanımdan gür bir ses yükseldi:

‎"Evet!"

‎Yiğit cevabını vermişti. Sıra artık bana gelmişti....

‎“Siz, Akif kızı Işık Yel; Yiğit Kat’ı kocalığa kabul ediyor musunuz?”

‎Ne yapacağımı, nasıl bir çıkış yolu bulacağımı düşünerek son bir umutla etrafıma bakındım. Tam ağzımı açıp o kahredici cevabı verecektim ki...

‎Büyük salonun kapısı gürültüyle çarparak açıldı!

‎İçeriye bir anda babam daldı. Onu o halde görmenin şokuyla, "Baba!" diye bağırıverdim. Bir anda salondaki herkes, nefeslerini tutup kapıya doğru döndü...

Bölüm hakkında ki yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum canlarım🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.