1. bölüm · Sırlı Cam

Yeni Adımlar

zerainn _

İyi okumalar ;). 09.08.2026

Giriş

Uzaktan okulu tarıyordu gözlerim.

Mahalle arasındaki o sıradan özel okullardan biriydi işte. Fazlasıyla aşina olduğum yerlerdi. Çocuklarıyla ilgilenmeyen ailelerin, sırf vicdanlarını biraz olsun rahatlatabilmek için inşa ettirdiği binalardı hepsi.

"Fazla param gitmesin ama özelde okuduğunu herkese anlatabileyim," diye çocuklarını yazdırdıkları yerlerdi burası. "Göz önünde olmam gerekmesin, ipler hep benim elimde olsun," diyerek dolaştıkları alanlardı.

On bir senelik özel okul hayatım bana tam olarak bunu öğretmişti. Çünkü ben de öyle bir ailenin çocuğuydum. Amaçları hiçbir zaman benim geleceğim olmamıştı. Derslerimi benim için değil sırf başkalarına rezil olmasınlar diye önemserlerdi. Beni gerçekten düşündükleri yoktu.

Onlar sadece hayatımda bir görünüp bir kaybolan hayaletler gibiydi.

Yine de haklarını yiyemezdim. En azından bana yürümek, yemek yemek ve konuşmak gibi temel eğitimleri vermişlerdi. Üzerimde çok büyük emekleri vardı yani.

Bugün, sanki hayatımın ilk günüymüş gibi heyecanla adımımı attım bahçeye. Her okul değiştirdiğimde yaptığım gibi yine içimdeki o çocuksu umutla girdim kapıdan. O umudun bir gün beni yanıltmayacağını, bir yerlerde beni bekleyen güzel şeyler olduğunu biliyordum.

Kaç şehir değiştirdiğimizi bir süre sonra saymayı bırakmıştım zaten. Burayı da her şeye sıfırdan başladığım ilk yer gibi düşünerek adımladım içeri. İzmir gerçekten çok başkaydı. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir şehirde olmak, içimdeki o kırılgan umudu daha da büyütüyordu.

Ufak bir araştırmanın ardından rehber öğretmenin odasını buldum. Okulun incelenecek pek bir tarafı olmadığına bu süre zarfında çoktan karar vermiştim. Zamanla öğrenirdim nasıl olsa.

Kapıyı tıklattım. Yeterince vakit geçtiğinden emin olunca da yavaşça içeri süzüldüm.

"Merhaba," dedim, söze nasıl başlayacağımı pek bilemeyerek. Kadın gözlüklerinin üstünden bana baktı. Yüzünde sıcacık, kısa bir tebessüm oluştu.
"Hoş geldin."

Kafamı hafifçe sallamakla yetindim. "Sen yeni misin?"

"Evet hocam. Sınıfımı öğrenmek için size gelmemi söylemişlerdi."

"Adın neydi?" diye sordu, bir yandan bilgisayarını açarken.

"Umay Öztürk."

"Ne güzel ismin var Umay," dediğinde içtenlikle gülümsedim. "Teşekkür ederim." Öylece ayakta dikiliyordum. Yapacak bir şey bulamayıp odanın içini incelemeye başladığımda, her detayın gereksiz bir beyazlıkta olması içimi sıktı. Bu yüzden bakışlarımı tekrar önüme çevirdim.

Gözüm masaya takıldı. Üstündeki vazonun içinde bile bembeyaz papatyalar vardı. Okul genel olarak mı böyle bir beyazlığa gömülmüştü, yoksa bu kadının kişisel bir takıntısı mı vardı, merak ettim.

"Sayısalsın, değil mi?"

"Evet," dedim. Bilgisayarda birkaç şeye daha tıkladıktan sonra bana döndü. "Sana okulumuz hakkında bir şeylerden bahsettiler mi bilmiyorum ama on birinci sınıflar üç sayısal, iki eşit ağırlıktan oluşuyor. Bir de dil sınıfımız mevcut. Belki bilmek istersin diye anlatmak istedim. Çünkü sanırım daha önce eşit ağırlıktan sayısala geçmişsin."

Hayatımın en zor, en karmaşık zamanlarıydı. "Eşit ağırlığın pek bana göre olmadığına karar verdim. Hocalarım da onuncu sınıfta beni sayısal alanda daha başarılı buluyorlardı zaten. Ufak bir kafa karışıklığı yaşadım sadece. İlk dönem bitmeden alanımı zor da olsa değiştirdiğim için çok mutluydum ama hemen sonrasında buraya taşındık," diyerek durumumu açıkladım.

Anlattıklarımı büyük bir ilgiyle dinlemişti. Bana sevecenlikle gülümseyip gözlüğünü çıkardı ve katlayarak masaya koydu. Sarışın ve mavi gözlüydü. Kırk yaşında yoktu ama yakın olmalıydı. Güven veren, tecrübeli biri gibi duruyordu.

"Kararını kesinleştirmene çok sevindim. Bahsedeceğim bir diğer konuya gelirsek. On bir C şubesindeki bir öğrencimiz iki hafta sonra taşınacağı için orada bir boşluk açılacak. Seni oraya almayı düşünüyorum ama şu anlık orada yer yok. On bir A şubesinde de bir öğrencimizin aile üyelerinden birinin sağlık sorunları olduğunu öğrendim bugün. O da bu hafta okula gelemeyeceğini söyledi."

Konunun nereye varacağını kestiremiyordum. Madem düzgün bir yer yoktu, kaydımı niye apar topar almışlardı ki? "Fazladan para kazanmak için," diye cevapladım kendi kendimi. Tabii bunları dışımdan söyleyecek kadar delirmemiştim.

"Yani kısaca, ilk haftadan rahatsız olmaman için seni şimdilik A sınıfına yerleştireceğim. Diğer öğrencimiz gidince de C sınıfına geçersin. Senin için bir problem olur mu?"

"Yok," diyerek hafifçe kafamı salladım. Başka yapabileceğim bir şey de yoktu zaten. Tekrardan kocaman gülümsediğinde, ben de bu sefer samimi bir gülümsemeyle karşılık verdim ona. İzin isteyerek odadan çıktım.

Tam birkaç adım atmıştım ki sınıfın yerini sormayı tamamen unuttuğumu fark ettim. Nereye gittiğimi bile bilmiyordum. Dışarıdan küçük gözükmesine rağmen okulun içi gerçekten genişti.

Tekrar kapıyı çalacağım sırada bana doğru gelen kızı görünce duraksadım. Önüne hiç bakmadan yürüyordu. Telefonu elindeydi ve muhtemelen biriyle mesajlaşıyordu.

Yanımdan geçip gideceği sırada, "Pardon," dedim sessizce.

Adımlarını durdurdu. Başını telefondan kaldırıp bana çevirdi. Ela gözlü ve çok tatlı bir yüzü olan kumral bir kızdı.

"On birinci sınıflar hangi katta?" diye sordum, onu daha fazla bekletip rahatsız etmek istemeyerek. Boş bakışları kısa bir süre gözlerimde asılı kaldı. Ardından beni baştan aşağı süzmeye başladı. İncelemesi kısa sürdü ama bu kadarı bile kendimi kötü hissetmeme yetmişti.

"Alanın ne?"

"Sayısal."

Başıyla ileriyi işaret etti. "Şuradaki merdivenlerden yukarı çıkıp sağa dön."

Teşekkür edip yanından ayrılacağım sırada, aniden eli bileğimi kavradı. Bakışlarımı şaşkınlıkla tekrar ona çevirdiğimde durmak zorunda kalmıştım.

"Sen yeni misin?"

Başımı yavaşça aşağı yukarı sallayarak onayladım sorusunu.

"Burslu musun?"

"Hayır."

"Keşke paranı daha güzel bir okula harcasaydın o zaman."

"Neden öyle söyledin?" derken sesimdeki o ani gerginliği gizleyemedim. Bakışlarını okulun içine, koridorlara çevirdi.

"Çok bir özelliği yok, o yüzden söyledim," dediğinde pek inandırıcı gelmese de diyecek başka hiçbir şey bulamamıştım. Zaten cümlesi biter bitmez zil çalmıştı.

"İyi dersler ve umarım iyi geçer yeni günün," deyip geldiği yöne doğru geri yürüdü. Kesinlikle çok garip biriydi.

Bana gösterdiği merdivenlerden yukarı çıkıp sağa döndüm. On bir A tam en baştaydı. İçeride henüz öğretmen olmadığını gördüğümde derin, rahatlamış bir oh çektim. Tahtada, herkesin önünde dikilip kendimi tanıtmaktan nefret ederdim. Sırama oturduğumda istediğini sorabilirdi ama orada ayakta kalmak beni acayip geriyordu.

İçeri girdiğimde o beklediğim düzenli sınıflardan birini görememiştim.

Öğrenciler tamamen karışık, darmadağınık halde duruyorlardı. Kimi öğretmen masasına oturmuş, kimi sıraların yanında ayakta dikiliyordu. Tahtanın asılı olduğu duvara sırtını yaslayıp dümdüz yerde oturanlar bile vardı.

ilk gözlemim sınıfta kesinlikle bir gruplaşmanın hakim olduğu yönündendi. Ve ben bundan da nefret ediyordum.

Kendi halinde, sırasında sessizce oturan bir çocuk gördüğümde adımlarımı onun yanına doğru yönlendirdim. Şu an gözüme konuşması en mantıklı kişi olarak o gelmişti. Beni fark edince kafasını kaldırıp "Ne istiyorsun?" der gibi baktı.

"Sınıfta boş yer var mı?" diye sordum, sesimi olabildiğince normal ve sakin tutmaya çalışarak.

Kendi oturduğu hizanın en arkasındaki sırayı eliyle işaret etti. "Şurası boş."

"Teşekkür ederim," diye mırıldanıp oraya doğru yürüdüm. Cam kenarının en arkasıydı. Sıralar ikiliydi. Genelde özel okullarda sıralar tekli olurdu, bu yüzden biraz şaşırmıştım. Ama anlaşılan yanımda kimse yoktu. Sıranın üzerinde herhangi bir eşya göremeyince içten içe mutlu oldum.

En azından yalnız oturuyordum.

Çantamı sıranın boş kısmına bıraktım. Elimi cebime atıp telefonumu çıkardım. Mesajımı hiç okumayacaklarını, görseler bile saatler sonra döneceklerini çok iyi bilmeme rağmen; annemin, babamın ve benim olduğum o küçük çekirdek aile grubumuza mesaj attım. Okula ulaştığımı ve sınıfımı bulduğumu haber veriyordum.

Tam uygulamadan çıkıyordum ki ekranın üstünden düşen bildirim bana şu zamana kadarki en büyük şokumu yaşattı.

İlk kez yazdığım mesaja bu kadar uzun bir cümleyle dönüyorlardı. İlk kez saatler sonra değil, saniyesinde görmüşlerdi beni. Ve mesajın sonunda küçük, kırmızı bir kalp vardı.

Bugüne kadar telefon ekranında hiç gerçek anlamıyla hissetmediğim o emojiyi, ilk kez tüm kalbimle, gerçekliğiyle anlamak istedim.

Kalp sevgi demekti. Ve ben şu an, galiba seviliyordum.

Annem de babam da "İyi dersler," diyerek günümün güzel geçmesi için dileklerde bulunmuşlardı.

Sanırım bu şehirde değişen tek şey okulum olmayacaktı, kaderim de değişiyordu.

İki mesajı da sanki her an silineceklermiş gibi korkuyla yıldızladıktan sonra, kalbimin hızlı çarpıntısıyla zor da olsa çıktım uygulamadan.

Telefonun notlar kısmını açıp bugünün tarihini düştüm. Benim için her şeyin başlangıcı olacağına tüm kalbimle inandığım o günün tarihiydi bu. Ve gerçekten hayatımda bir şeyler değişiyordu.

Umut, beni ilk kez yalnız bırakmamıştı. Tıpkı ailem gibi.

———————————————————

🍂
Öncelikle hepinize merhabalarrr.
Nasıl giriş yapacağımı ne diyeceğimi bilemiyorum şuan. Uzun zaman sonra buraya dönmek gerçekten farklı hissettirdi.

Bu hissin ne olduğunu maalesef adlandıramıyorum. Ama kendimi iyi hissettiğimi biliyorum. Seneler önce başlayan kitap yazma serüvenime tekrardan başlamak biraz da olsa umutla dolmamı sağladı.

Umay gibi.

Bu sefer yarım bırakmayı gerçekten istemiyorum çünkü bu kurgu benim için önemli. Kendimden çok şey kattığımı biliyorum. İstemeden de olsa kendi yaşadığım bazı şeyleri Umay'ın da yaşadığını daha doğrusu yaşattığımı fark ettim.

Sonrada neyi fark ettim biliyor musunuz. İlk Wattpad hikayeleri okumaya başladığım zaman okuduğum kurgulara benzediğini. Belki biraz amatörce belki biraz mantıksız ama gerçekten o dönemlere dönmekte iyi hissettirdi.

Okunmasını elbette çok isterim ama şunu da dürüstlükle söylemek zorundayım ki daha yolun çok başındayım. Korkarak çekinerek belkide çoğu kez o yoldan dönerek tekrar bu kararı vermek çok zordu benim için.

En iyisini yapamasamda elimden gelenin en iyisini cümlelerime kelimelerime yansıtmaya çalışacağımdan emin olabilirsiniz.

Hatalarım, kusurlarım, yapıp anlamadıklarım için şimdiden affınıza sığınıyor benimle birlikte bu serüvene başlayacağınız için teşekkür ediyorum.