13. bölüm · Sırların yuvasi
☆BAZI HESAPLAR KANLA ÖDENİR☆
Zafer Soykan’ın infazının ardından şehir adeta çalkalanıyordu. Sosyal medya, haber kanalları ve sokaklar tek bir isimle yankılanıyordu: Atlas Karadağ.
Halk, yasalara meydan okuyan ama masumların hakkını arayan bu gizemli "gölge adama" karşı büyük bir merak ve hayranlık beslemeye başlamıştı. Kimisi onu modern bir kahraman olarak görüyor, kimisi ise şehri yöneten bir cellat olduğunu söylüyordu. Sokaklarda herkes elinde telefonla geziniyor, Atlas’ın veya "Sessizler" ordusunun izini sürmek için adeta birbiriyle yarışıyordu.
Ancak Karadağ ailesi için bu popülerlik sadece daha fazla risk demekti.
Gece yarısına doğru Aras’ın özel uyarı yazılımı yeniden alarm verdi. Şehrin en tenha ara sokaklarından birinde, güvenlik kameralarına bir şiddet vakası takılmıştı.
Bir kadın, gözü dönmüş eski eşi tarafından bir çıkmaz sokakta sıkıştırılmış, acımasızca darp ediliyordu. Adamın yüzündeki o sadistçe gülümseme ve kadının çaresiz çığlıkları, Karadağ ailesinin evindeki ekranlara düştüğü an Helin ile Atlas çoktan harekete geçmişti.
"Bu sefer hızlı olmalıyız," dedi Atlas, siyah maskesini çenesine doğru çekerken. "Şehir bizim peşimizde."
Çıkmaz sokakta yağmur hafif hafif çiseliyordu. Saldırgan adam, kadını yere fırlatmış, saçlarından tutarak duvara vurmak üzereydi. Kadın kanlar içindeki yüzünü korumaya çalışırken, adam pişkince bağırıyordu: "Seni kimse elimden alamaz! Polise gitse de birkaç aya çıkar yine canını okurum!"
"O kadar vaktin olmayacak."
Sokağın başındaki gölgeden yükselen o buzul kadar soğuk ses, adamın hareketini dondurdu.
Atlas ve Helin, karanlığın içinden birer hayalet gibi süzüldü. Helin bir an bile tereddüt etmeden öne atıldı, adamın kolunu tek bir profesyonel boks hamlesiyle kırarak kadını adamın elinden çekip aldı. Kadını arkasındaki güvenli alana iterken, Atlas adamın karşısında bir dağ gibi dikildi.
"S-sen... Atlas Karadağ’sın!" dedi adam, kırık kolunu tutarak geriye doğru kaçmaya çalışırken.
"Bu kadına ne yaptıysan," dedi Atlas, sesi kentin tüm sokaklarında yankılanacak bir kehanet gibiydi. "Hepsini misliyle ödeyeceksin."
Atlas, adamı tutup duvara çarptı. Adamın kadına vurduğu her bir darbeyi, yaptığı her şiddet eylemini birebir adama yaşatmaya başladı. Kadının saçını çektiği açıyla adamın başını sertçe duvara vurdu; kadına attığı tekmelerin tam karşılığı olarak çelik protez ayağıyla adamın kaburgalarını kırdı. Atlas, bir cellat gibi değil; adaletin o en sert, en acımasız aynası gibiydi. Kadına çektirdiği acının aynısını adama iliklerine kadar hissettirdi.
Saldırgan adam kanlar içinde yere yığılıp son nefesini verirken, Atlas adamın bedenini yere bıraktı.
Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı...
Sokağın üst katındaki bir apartmanın balkonunda, karanlığa gizlenmiş genç bir çocuk elindeki son model telefonla tüm olayı saniye saniye kaydetmişti. Atlas’ın yüzündeki maskenin kaydığı o kısa anı, Helin’in dondurucu bakışlarını ve adamın infaz ediliş sahnelerini en yüksek çözünürlükte videoya almıştı.
"Bunu basına verirsem..." diye fısıldadı genç, elleri heyecanla titreyerek.
Atlas ve Helin kadının iyi olduğundan emin olup hızla sokağın karanlığında kaybolurken, o video çoktan internete yüklenmişti bile.
Ertesi sabah saat 08.00
Karadağ ailesinin evinde tüm televizyonlar, telefonlar ve bilgisayarlar aynı haberle kilitlendi.
Videodaki görüntüler viral olmuş, tüm ulusal basının ve haber ajanslarının ana haber bültenine bomba gibi düşmüştü. Ekranda Atlas’ın çelik koluyla adamı cezalandırdığı anlar ve Helin ile birlikte çekilmiş net yüz fotoğrafları duruyordu.
Spikerin heyecanlı sesi salonda yankılandı:
"Gölge Lider'in yüzü ilk kez görüntülendi! Dün gece bir kadını mutlak bir ölümden kurtaran Atlas Karadağ ve eşi Helin Karadağ, saldırganı olay yerinde infaz etti. Tüm Türkiye bu iki ismi konuşuyor. Emniyet güçleri alarma geçti!"
Salondaki dokuz kardeş gözleri fal taşı gibi açılmış ekrana bakıyordu.
"Baba..." dedi Kuzey, yutkunarak. "Gizemimiz bitti. Bütün ülke artık seni ve annemi tanıyor."
Atlas, sol çelik kolunu masaya koydu. Yüzünde panik yoktu; aksine, kaçınılmaz olanın gerçekleştiğini bilen bir liderin o sarsılmaz ifadesi vardı. Helin’in elini sımsıkı tuttu ve çocuklarına döndü:
"Bırakın bilsinler," dedi Atlas. "Gölgede saklanma devri bitti. Artık oyunu açık alanda oynayacağız."
