Sırılsıklam kitap kapağı

6. bölüm / 6

Sırılsıklam

Lacivert Çicekler

Vaveyla Yazarı: Zeynnn Yanar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Lacivert Çicekler

Sabah olmuştu. Boran çoktan uyanmış kahvaltı yapmadan şirkete geçmişti. Bende duş alıp odayı toparlamaya başladım. Dün geceki konuşmalarımız geldi aklıma. Bir gram pişman değilim. Bı zahmet o pişman olsun. Komodinin üstündeki telefonuma bildirim gelince elime alıp bildirime baktım.

Deriş: askım naptın ya merak ettim

Siz: off sorma deriş ya
Siz: bu sana bahsettiğim Boran'ın halası var ya
Siz: geldi sinirlerimi bozdu defoldu gitti

Deriş yazıyor...

Deriş: offf sıkılmadın mi şu kadının laflarından
Deriş: ayrıca Boran bir şey demiyormu şu kadına ya
Deriş: ???

Siz: diğerlerine engel olmaya falan çalışıyordu ama dün geceki olaydan haberi yok
Siz: ki bu saatten sonra engel olmaya falan da çalışmaz

Deriş yazıyor...

Deriş: niye ki

Yazdıktan sonra kapı tıkladı. İçeri boncuk abla girdi. "Gelin hanım kahvaltı hazırdır." diyince kafamı tamam anlamında salladım. Tam çıkıyordu ki duraksadı "Gelin hanım kızmazsan ben sana bir şey diyecektim."
"Tabi" dedim fakat içime garip bir şey oturdu.
"Ben seni dün gece gördüm. Hanım ağamla birlikte. Sen boş ver onun dediklerini. Boranım ölür de kuma almaz. Anasından deneyimli o... İstesede yapamaz. Sen içini ferah tut emi?" neydi şimdi bu? Ben Boran'ı mı merak ediyorum? Sabır ya sabır!
"Sağolun." demekle yetindim o da çıktı zaten hemen. Telefonumu tekrar elime alıp Derya'ya yazmaya devam ettim.

Siz: deriş beni şimdi kahvaltıya bekliyorlar ben sonra seni görüntülü ararım olur mu?

Deriş mesajınıza 🥰 ifadesini bıraktı.

Sofraya indiğimde herkes masaya doğru geçiyordu. Bende sakince bana ayrılan yere oturdum. Kadir Ağa yanımın boş olduğunu görünce "Kocan nerde kızım?" dedi.
"Sabah erkenden çıkmış sanırım."
Hafize hanım alaylı bakışlarla "Kocasının yanında durduğu mu var ki bilsin?" dedi. Yok say Sahra, yok say!
"O ne demek şimdi?" dedi Karan abi. Gözlerimi tabağıma çevirerek sadece yemek yiyordum. Kimseye açıklama yapma gibi bir zorunluluğum yoktu ne de olsa.
"Gelin hanımı gece avluda otururken gördüm. Kocasının yanında oturmak yerine telefonla oynuyordu." dedi. Maşallah dilinin kemiği yok! Elimde ki çatalı sertçe masaya bırakarak "Ben burada sizi ilgilendiren bir durum göremedim!" dedim. Sinirle nefes alıp veriyordum. Tam karşımda oturan Vildan abla halimden anlayan gözlerle bana bakıyordu.
"Esahtan hala! Yav sana ne Sahra'nın nerde olduğundan?" dedi Karan abi. İyi biriydi ben sevmiştim bu ikiliyi.
"Kocası kurmaya talip olunca görürüm ben sizi!" Az önce tekrar elime aldığim çatalı tabağın köşesine öyle sert vurarak bırakmıştım ki tabak üç parçaya bölünmüştü. Hızla yerimden kalkıp odaya gittim. Çantamı ve telefonumu alıp geri çıktım. Bütün gözler üstüme çevrilmiş ne yapacağımı izliyordu. Avlu kapısına doğru gittim. Ve Kadir Ağa'nın seslenişlerini umursamadan çıktım. Kapıdaki adamlardan birine doğru yaklaşarak elimi uzattım. Biraz tereddüt etsede en sonunda arabanın anahtarını verdi. Direksiyona geçtiğim gibi hızla ordan uzaklaştım.

·°•*✦*•°·

Nerede olduğumu bilmiyorum. Bir park var. Orada oturuyorum. Lacivert kıyafetimin krem geçişleri çim yeşili olmuştu. Sırtımı ağaca yaslamıştım. Son günlerde hayatım ne kadar değişmişti. Bir kaç ay öncesine kadar üniversitesi sınavı stresi yaşıyordum. Bundan on gün öncesine kadarsa tercih sonuçları için heyecanla bekliyordum. Hayallerim vardı. İnönü Üniversitesinde Konservatuvar okuyacaktım. Şimdiyse sonuçlara dahi bakmamıştım. Gerçi tercihlerim sadece Malatya daydı. Ailemi onlardan ayrılamayacak kadar çok severdim. Şimdi onları görmek bile istemiyorum.
Beni bu hayata onlar hapsetti.
Onlar herşeyi mahvetti.
Onlar oğullarını seçti.

Bir süre orada oturduktan sonra arabayı bırakıp yürümeye başladım. Çarşıya gittiğimde o uğultuyla kafamın içindeki sesler bir olup beynimi yemeye başladı. Sakince insanların içinden yürürken babasının eline yapışmış pembe kabanının içinde ufacık kalan küçük bir kız gördüm. Seke seke babasını bir o yana bir bu yana çekiştiriyordu. Tam yanımdan geçerken "Baba şekerleme de alalım!" "Bebeklere bak babaa!" diyordu. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Ne vardı baba? Ne vardı bizde seninle böyle olmaya devam etseydik? Niye baba? Niye beni bu insanların acımasızlığına terk ettin? Oğlunun günahı niye benim soluma yazıldı baba? Benden nasıl bu kadar çabuk vazgeçtin? Çarşının ortasında, kafamın içindeki bütün sesleri bastıracak kadar bağırarak ağlıyordum. İnsanlar etrafıma toplanmış nolduğunu merak ediyorlardı. Bende kimseye aldırış etmeden "Neden baba neden?" diye ağlıyordum. Boran değildi belkide beni bu kadar yoran. O ev, o kadın... Beni en çok o yoruyordu.
İnsan kalabalığının arasında o pembe kabanlı küçük kızı gördüm. Az önce babasına aldırdığı bebeğin başındaki yazmayı bana uzatmış, göz yaşlarımı silmem için bekliyordu. Titreyen ellerimi yazmaya uzattım fakat sanki bana çok uzaktı gibi. Parmaklarım küçük kızın parmaklarına değiyordu fakat yazmaya ulaşamıyordu. Nihayet yazmayı elinden aldım. Üstündeki çiçek desenlerine bakıyordum... Lacivert çicekler... Lacivert... Lacivert... Lacivert... Lacivert... Lacivert... Lacivert... Lacivert...

Kendi yanlızlığıma mı ağlamıştım yoksa sırtımdan vurulmama mı bilmiyordum. Fakat artık ağlamamak için bir neden bulmam gerektiğine inanmak istiyordum...

Asklar selaammm. Bu bölüm biraz daha Sahra ağırlıklı olmalıydı. Geriye dönüp okuduğumda Sahra'nın düşüncelerini duygularını pek yansitamamis gibi hissettim. Umarım beğenirsinizzz. Görüşleriniz benim için çok kıymetli. Seviliyorsunuz baysssss 💗 💗 💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.