Sırılsıklam kitap kapağı

2. bölüm / 6

Sırılsıklam

Çerçeve

Vaveyla Yazarı: Zeynnn Yanar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Çerçeve

"Sahra kalk hadi geldik!" Lanet olsun rüya değildi. Evlenmiştim. "Kalk hadi!"
"Of tamam. Ne Sahra Sahra?"
"Bana bak şimdi konağa giriyoruz. Sakın ha saygıda kusur etme. Elini uzatanın elini öp. Bir kişiyi bile terslediğini görürsem çok farklı bir Boran'a dönüşürüm." Allah Allah ya! Adama bak. Bir de tehdit ediyor.
"Merak etme bana iyi davranana bende iyi davranırım. Uyarmana gerek yok!"
"Saat dokuz zaten. Yemeği yer odaya çıkarız. Bil diye söylüyorum."
"Tamam" kapının önüne geldik. Karan kapıyı çaldı. Başında kırmızı yazması olan bir kadın açtı kapıyı. Bizi görmesiyle zılgıt çalmaya başladı. "Geldiler hanım ağam geldiler! Buyurasınız Kadir Ağam sofra hazırdır." Borana doğru dönerek "Oy maşşşallah guzumm! Demek berdel aldın ha!" Aman ne büyük marifet. Sonra bana döndü "Hoş gelmişsiniz küçük hanımım!" Şu kadındaki mutluluk çok başka seviyeydi.
"Sağolun." Demekle yetindim içeri girince kocaman bir avluyla karşı karşıya kaldım. Yaşlı bır kadın bana doğru gelerek "Berdel mi aldınız?" dedi memnuniyetsiz bir şekilde.
"Herkes bana baksın. Vildan, Akif, Boncuk hepiniz. Bu kız Boran'ın karısdır. Adı da Sahra. Saygıda kusur edilmesin. Akif sende herşeyi ayarla yarın düğün olacak." Evdeki hizmetçilere beni tanıtması bir garip gelmişti. Saygıda kusur olmasın falan da demişti. Anlamıyordum bu Kadir Ağa iyi birimiydi yoksa kötü birimiydi?
"Ben Hafize. Boran'ın halasıyım." Diyip elini uzattı. Az önceki memnuniyetsiz ifade yine vardı. Boran diken üstünde bana bakıyordu. Yavaşça elini tuttum ve öpüp başıma koydum. Kadın egosunu tatmin eder gibi başını dikleştirince sinirlerim bozuldu. Sonra Kadir Ağa uzattı elini. Yine onda da Boran'ın dediklerin yaptım.
"Bizde tanışamadık malum olaylı bir gündü. Ben Karan. Boran'ın abisiyim. Bu da karım Vildan."
Gülümseyip başımı salladım. Ne yapacaktım memnun oldum falan mı diyecektim? Sofraya oturduk. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Garip bir gerginlik vardı. Nihayet Boran doymuştuda kalkalım dedi. Maalesef yabancısı olduğum bir yerde rahat bir şekilde hareket edemiyordum. Boran'ı takip ettim. Avlunun içinde her odaya ulaşan ayrı merdivenler vardı. Birinde çıktık yukarı. Kapıyı açınca içeri girdik.
Etrafa bakınmaya başladım. Duvarlar taşdandı. Bı tane çift kişilik yatak, içe gömmeli büyükce bir giyinme odası, çalışma masası ve bir koltuk vardı. Klasik bir erkek odası gibiydi. Renksiz ve cansızdı. İçim sımdıden daralmaya başlayınca derin bir iç çektim. Boran bu halime bakıp "Yani beğenmediysen istediğin gibi değiştirirsin"
"Niye itiraz etmedim?" Çok anlık bir soruydu ben bile sorsammı diye düşünmemiştim.
"Ne konuda?"
"Ne konuda olabilir? Evlendik ya hani! O konuda!"
"Niye itiraz edeyim? Töreler böyle."
"Banane? Sizin töreniz niye bana dokunuyor?"
"Çünkü senin abin benim ablamı kaçırdı!"
"Bana bağırma!"
"Bağırtma o zaman!" Gözlerim dolmuştu. Ben ne yapmıştım ki bu duruma gelmiştim? "Ağlama artık." Sesi yumuşamıştı. Ama ben ağlamamı durduramıyordum. Çöktüm yatağın üstüne öylece ağlıyordum. Bir kaç dakika sonra Boran yanıma oturdu. "Kurban olayım ağlama artık. Saatlerdir ağlıyorsun bir şey değişti mi?" Halime mi üzülmüştü yoksa sadece bir şey değişmeyecek demeye mi çalışıyordu anlamamıştım. "Sen toparla kendini ben üstümü değiştiriyorum." Diyip kalktı yanımdan. Ağlamam nihayet durmuştu ama gözlerim kan çanağı olmuştu.
"Bekle burda iki dakikaya geliyorum." hızla çiktı bir şey de soramadım. Dediği gibi iki dakika sonra geldi. Elinde bı kaç parça kıyafet vardı. "Şimdilik Dilan ablamdan giyin. Yarın alışverişe çıkarız."
"Tamam." diyip aldım elindekileri. Banyoya geçip üstümü değiştirdim. Geri odaya geçtiğimde. Boran yatağa uzanmış telefonla oynuyordu. Hiç uzatıp ağız dalaşına girmeye gerek yoktu. Yastığımı alıp koltuğun üstüne koydum. Boran beni izlemeye başlamıştı.
"Ne yapıyorsun sen?"
"Ne yapıyormuşum?"
"Beni delirtme getir şu yastığı. Burda yatacaksın!"
"Olmaz!" İstemiyorum lan istemiyorum. Hızla yataktan kalkıp yanıma geldi. Aramıdaki mesafe çok azdı. Etrafım bomboştu ama kendimi köşeye sıkışmış gibi hissediyordum. "Niye?" dedim ama sesimi duymanız lazım. Korktuğum her halimden belli yani.
"Karımsın diye." o siniri geçmişti sanki. Fısıldayarak konuşmuştu. Hemen bir bahane bulmalıydım.
"Değilim."
"Sahra zorlama."
"Valla değilim."
Bir adım daha yaklaşıp aramızdaki mesafey daha da kapattı. Neredeyse kalp atışlarını duyacaktım. "Sahra yeter!"
"Daha resmi nikah olmadı. Hem nikah öncesi aynı odada olmak bile uğursuzluk getirir derler." Yeterince uğursuz bir evlilik değilmiş gibi rolleniyordum birde.
"Resmi nikah falan bilmem. Benim helalim misin? Helalimsin." Dedi ve dudaklarıma yapıştı. Kendimi geri çekmek istedim ama bütün vücudum yanmaya başladı. Öylece kaldım. En son kendime gelince geri çekildim. Boyuma yetişmek için fazlasıyla eğilmişti, şimdi de kendimi çekince öyle boynu bükük kalmıştı.
"Ne yapıyorsun sen? Bir daha sakın bana dokunma!" dedim ve koltuğa uzandım. Kararlıydım asla onun yanına yatmayacaktım. Ayaktayken öpen aynı yataktayken neler yapmaz!

·°•*✦*•°·.

Sabah olmuştu. Odada kimse yoktu. Uyanınca defolup gitmiş anlaşılan. Hazır yokken biraz etrafa bakınmak istedim. Duvara gömmeli raflar vardı. Üstünde tek tek dizilmiş altı mermi kovanı, hemen yanında ise rafa kapatılmış bir çerçeve. Merak işte çevirdim çerçeveyi. Dört çocuk ve bir kadın vardı. Kim olduklarını anlamaya çalışıyordum. Kapı açıldı ve Boran içeri girdi. Elimdeki çerçeveye bakıp kaşlarını çattı. Bir hışım yanıma gelip elimden aldı ve rafa yine ters bir şekilde koydu. Burnundan soluyordu. Arkasıni dönüp gidiyordu ki kolundan tuttum.
"Kim bunlar?"
"Sanane? Bir daha odama karışma. Sakın!"
"Merak ettim sadece, abartma bu kadar!"
"Neyse ne hazırlan kahvaltıya inelim." Hiç bir şey demeden giyinme odasına gittim. Kıyafetim olmadığı için dün giydiklerimi giydim.
"Gidelim." dedim ve çıktık. Avludaki koltuklarda oturmuş sohbet ediyorlardı.
"Günaydın." Boran'a bak sen insan olabiliyormuş. Halası hariç herkes karşılık verince dikkatimi çekti. Bu kadın niye böyle mutsuzdu?
Boran kulağıma eğilerek "Vakit kaybetmeden otur masaya, şu elbisenle çok görmesinler seni." Göz devirip etrafıma bakmaya devam ettim.
"Berdel diye aldığınıza bak!" Bu Hafize midir nedir nemrut surstlının tekiydi.
"Neyim varmış benim?" dedim sorgulayıcı bir tavırla.
"Cılızsın bir kere! Şu giyimine bir bak! Sen kendine tam mı-"
"Yeter hala! Biz çıkıyoruz. Kahvaltıyı da dışarda yaparız."
"Niye gidiyorsun oğul?" Bu kadını boğmak istiyordum. Sesini kesip otursa belki burda dururduk.
"Gelinlik almaya. Malum bu gün düğün var. Bı de Sahra'ya kıyafet almalıyız."
"Ne gelinliği oğlum. Ananın gelinliği sandıkta, çıkaralım giysin." Yok artık bı de annesinin gelinliğini mi giyecektim?
"Ta-tamam!" Diyip elimi tutup avludan çıkarttı beni. Çok hırslıydı. Kapının önünde öylece durduk. Anlaşılan annesinin gelinliğini gitmemi istemiyordu.
"İstemezsen anlarım." diyince bana döndü.
"Ne?"
"Giymemi istemiyorsan yenisini alalım." Dedim. Sahi bu çocuğun annesi neredeydi? Ölmüşmüydü acaba? Belkide o yüzden giymemi kstemiyordu.
"Olmaz. Sonra halam olay çıkarır gerek yok." İstemediği yüzünden belliydi.
"Boran giy dedi, ben kabul etmedim derim."
"Anlayışlı olma!" E buna da sinirlenmezsin ama!
"Ben sen miyim ki halden anlamıyım?"
"Tamam naparsan yap! Binde şu arabaya."
Arabaya bindik. Derin bir nefes alıp cesaretimi topladım. "Annen... O fotoğraftaki kadın değil mi? Noldu ona?"
"Fazla meraklısın?"
"Ölür müsün cevap versen!?"
"Öldü... Bu giderdimi merakını?"
"Başın sağolsun... Canını yakmak değildi niyetim. Sadece bilmek istedim."
"Yanmadı zaten canım!" Esek herif. Anlamıyordum sanki. Kahroluyordu işte. Benim annem olmuş olsa napardım diye düşündüm. Şu helime bakınca pek bı şey değişmezdi belki ama eski Sahra olsasdı mahvolurdu...

Asklaaarrrr selaammm umarım beğeniyorsunuzdur. Düşünceleriniz benim için önemli. Seviliyorsunuz bayssss💗💗💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

74okunma 7beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.