Sırılsıklam kitap kapağı

3. bölüm / 6

Sırılsıklam

Berdel Bağlasın mı?

Vaveyla Yazarı: Zeynnn Yanar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Berdel Bağlasın mı?

Nihayet kahvaltı yapmaya gelmiştik. Allahım açlıktan ölecektim. O gudubet kadın yüzündendi hepsi. Kahvaltı boyunca ikimizin de ağzını bıçak açmamıştı. Yani normalde olsa ben çoktan konuşmaya başlamıştım ama işte annesini sordum diye gerildik. Üzüldüysen üzüldüm de bir daha yapmıyım yani ne bu beni kimse yıkamaz ayakları falan? En son artık dayanamayınca sessizliği bozdum.
"Arabada o soruyu sordum diye böylesin değil mi?"
Böyle ani bir şekilde beklemiyordu. E zamanla alışırdı artık bana. Çayından bir yudum aldı "Anlayışlıyı oynamama gerek yok!" Yok bu adam gerçekten hödük. Yani tamam evet nefret ediyorum. Gözümün önünde ölse bı bardak su vermem ama napıyım böyle şeylere dayanamıyorum.
"Bı şey oynadığım falan yok! Basit bir soruydu sadece."
"Doyduysan kalkalım."
"Aman cevap verme karizman falan çizilir maazallah. Ayrıca bir gün içinde nasıl nikah kıyılıyor? Hangi belediye bu kadar hızlı hizmet verebilir?"
"Dulkadiroğlu Belediyesi."
"Nasıl oluyormuş o iş?"
"Belediye başkanı teyze oğlum." Dedi sonra sırıtarak "Adı ne biliyor musun?" Dedi.
"Bilmiyorum."
"Berdel." diyip kahkaha atmaya başladı. Tamam evet muhtemelen onun yerinde ben olsam bende gülerdim, hatta anıra anıra gülerdim. Ama o gülmesin.
"Çok komiksin sen ya! Kes şunu hadi kalkalım." Daha sonra Boran hesabı istedi ve kalktık. Önce bana kıyafet almak için birkaç mağaza gezdik. Bı şeyler almıştık ama ağamız, paşamız, Boran efendimiz sağolsun yanıma hiç bir şey alamadığım için bı türlü eksik bitmiyordu. Bir mağazaya girdik. Kapıdan adımımı atmamla mankenin üstündeki bluz dikkatimi çekti.
"Neye bakıyorsun?"
"Şu bluza."
"Şurdaki bez parçasına!" Sabahtan beri ben gösteriyorum, Boran söyleniyor ve fikrini umursamadan alıyordum.
"Bana bak aldığımız üç şeyden biri laciver farkındasın değil?" Haklıydı aldıklarımızın çoğu lacivertli.
"Seviyorum."
"Seni ilk gördüğumde de üstünde lacivert bı şey vardı, nikah kıyılırkende, şimdi de." Neyi sorguluyorsun seviyorum işte.
"Takıntı gibi bı şey herhalde. Üstümde lacivert bir şey olması lazım. Hiç olmuyorsa çorabım tokam falan yani. Renk problemi gibi bişey işte."
"Kısacası delisin yani."
"Ne alakası var?"
"E iyi de biz şimdi sana lacivert gelinlik nerden bulalım? Biraz makul şeyler iste karıcım!"
"Başladı yine ya! Ayrıca senden bir şey isteyen olmadı. Alıyorum bu arada o bluzu."
"Ya sabır ya selamet. Bak kızım sen bunları giyersen halam seni avludan içeri almaz!"
"Niyeymiş o?"
"Fazla açıkda ondan!"
Sakin bir şekilde yaklaşarak "Halan mı rahatsız olur yoksa sen mi?" dedim.
"Bana ne Sahra? Naparsan yap! Birazda hızlı ol ki daha gelinlik falan bakmalıyız." Umursamadan kıyafet bakmaya devam ettim. Bı süre sonra Boran'ın telefonu çaldı. Annemler düğün için gelmişler fakat Hafize hanım ile kavga etmişler. Allahım bunlar bizi uğraştırmadan bir dakika durmayacaklar galiba. Aldıklarımızı ödeyip apar topar konağa döndük.
"Hala noldu?"
"Bana bak gelin hanım! Al şu anangili başımdan bozma benim asabımı!"
"Noldu Hafize hanım?" dedim.
"Gelmiş sizin yüzünüzden kızımızdan olduk diyor! Yav sanki benim Boranım seni kaçırdı da senin abin yangelip yattı. Gelmiş bana hesap soruyor!"
"Anne doğru mu?"
"Doğru tabi ben kızımı sokakta bulmadım!"
"Bunu beni verirken düşünseydin!" diye bağırdım. Herkes şok olmuştu, annemi savunmamı bekliyorlardı. Ne denirdi ki? Hafize hanım haklıydı kendi oğlu yerinde durmadı, bedelini ben ödüyordum.
"Sahra sen ne diyorsun?" dedi babam
"Yalan mı? Saatlerce konuştunuz uzlaşmak için, ama nedense konu benim gelin gitmeme gelince on dakikada kararlaştırdınız her şeyi!"
"Sen biraz gergin gibisin Sahra, geç dinlen sonra konuşalım bunları." Ablam! Bir gecede özlemiştim onu. Koşarak sarıldım. Göz yaşlarımı tutamadım. Hüngür hüngür ağlıyordum. Bütün avlu öylece durmuş bizi izliyordu. Biraz sonra Boran geldi yanımıza
"Sahra gel hadi." Dedi. Bu adamın sesi ben ağlarken yumuşak, normalken de sinirliydi. Ablamdan ayrılarak "Geliyorum ben tamam mı?" Dedim.
Odaya çıktık. Kavgaları yüzünden gelinlik alamamıştık. Düğüne üç saat kalmıştı.
"Ben söylerim sandıkdaki gelinliği getirsinler sana onu giy. Yapacak bir şey yok. Yani tabi sen istersen. Alalım diyorsan gider alırız. Yetişirmi orasıni bilmem ama."
"Yok sorun değil." Dedim ve aldıklarımızdan bı şeyler giyinmek için banyoya gidiyordum ki Boran durdurdu
"Sahra. Üstünü giyinme odasında değiştirebilirsin çekinmene gerek yok. Dünde banyoda değiştirdin zaten."
"Tamam." dedim ve üstümü değistirdim. Denemeden aldığım için olmaz belki diyordum ama tam olmuştu.

·°•*✦*•°·.

Bir süre sonra hazırlıklar iyice bastırdı. Beni hazırlamak için gelen ekip ile birlikte odayı işgal etmiştik. Gelinlik gelmişti. Makyajım yapılıyordu fakat ben gelinliği dikizliyordum.
Saçdı makyajdı derken bir tek gelinliği giymek kalmıştı. Gelinliği giydim duvağımı taktım hazırdım. Resmen gelin olmuştum. Dışarda çoktan davul zurna çalmaya başlamıştı. Masanın üstüne koydukları bakır işlemeli tepsiye baktım. Kuşak vardı üstünde. Biraz sonra odaya Boran girdi. Beni gördüğü an donakaldı. Hemen heveslenmeyin bana değil annesinin gelinliğini bakıyordu.

"Kuşağını baban mı bağlasın abin mi? Ona göre çağıralım." dedi. Bir de o vardı değil mi? Doğrusu ikisini de gözüm görmek istemiyordu.
"Rastgele biri bağlasa olmaz mı?" dedim gözlerimden yaşlar süzülürken. Tutamıyordum kendimi. Makyajım bozulmasın diye başımı yukarı kaldırdım. O kadar kimsesiz hissediyordum ki, babam yirmi adım ötemde ama ben onun yöresine yaklaşamıyordum. "Boran olmuyo durmuyo bu yaşlar!" Daha çok ağlamaya başlamıştım.
"Çıkın! Herkes çıksın! Cabuk Boncuk abla bakma öyle çık!" diyip gönderdi herkesi. "Tamam ağlama, hallederiz. Sen istemezsen onlar bağlamaz." Elini yanağıma götürüp makyajımı bozmadan yaşları silmeye çalışıyordu. "Ama yeter ki ağlama." Bir kaç dakikanın sonunda nihayet durdurak bilmiştim. Göz makyajım değilde yüzümdeki pudralar biraz topaklanmıştı. Aman zaten isteyerek evlenmiyorum çokta önemli değil diyerek duvağımı düzelttim.
"Kim bağlayacak?"
"Berdel bağlasın mı?" dedi gülerek.
"Şaka yapma!"
"Tamam ciddiyim teyze oğlum bağlasın mı?"
"Tamam bağlasın." Ne de olsa bı önemi yoktu. Babam yada abim olmasın da kim olursa olsun.

.·°•*✦*•°·.

Başım şişmişti. Saatlerdir davul zurna hiç susmadı. O kadar sıkıcı geliyordu ki en son dayanamadım. Ses sisteminin başındaki oğlanın yanına gidip istek söyledım. Oğlan davul zurna dan fırsat bulamadığından hiç bir şey açamıyordu. Evet Malatyalıyım, evet Maraşla kültürlerimiz yakın ama ben bu gün baba memleketimi değil anne memleketimi benimsemek istemiştim. Bu belkide Hanlılara karşı durmak istediğimdendi kim bilir. Ama olsun bu günlük Gümüşhaneliyiz. Çok geçmeden Gümüşhane kızları açıldı. Ortada halay çeken herkes far görmüş tavşan gibi bakıyorlardi. Uzun sürmedi hemen yerlerine geçtiler. Nerden bilsinler horon oynamayı. Ben hiç beklemeden ablamıda alıp avlunun ortasına geçtim deli gibi horon oynamaya başladım. Abim ve annem dayanamayıp katıldılar. Oynarken bı ara Boran'la göz göze geldik. Neler olduğunu anlamadan sırıtarak bakıyordu. Nihayet horon bitti bende köşeme çekildim. Zaten horon biter bitmez yüzlerine serpiştirilen iki yüzlüklere doyamayan devulcu ve zurnacı hemen sahneye atladı.

Takı töreni olmuştu. Üstümdeki ağırlığı anlatamam. Az önce bir kadın resmen altından zincir zırh takmıştı bana. Boynumdan bir kanca ile taktığı altın zincir, belime kadar indi ve tekrar belimde kancayla tutturuldu. Boran'a kim bu diye sorunca "Berdel in annesi." dedi. Hangi teyze yeğeninin karısına altın zırh takar arkadaş?
Allah'ıma şükür bitti şu düğün. Başımdaki ağrı çok felaketti. Allah'tan saçlarımı topuz falan yaptırmamıştım. Odaya gidince yatağın üstünde kırmızı saten bir gecelik karşıladı bizi. Hızla Boran'a döndüm. Pis pis sırıtıyordu yine.
"Ee karıcım niye öyle bakıyorsun?" Rezil herif şu an seni yolmak istiyorum.
"Hiç öyle ağzımı arama. O şeyi asla giymem."
"Giyme zaten karıcım, ne gerek var kıyafete." Yüzündeki o gıcık gülüş için bile olsa gebertilirdi.
"Boran pisleşme!" Benim böyle utançtan kıvranmam hoşuna falan gidiyordu herhalde.
"Ne dedim karıcım? Kıyafetle nasıl yapalım?"
"Yapmıyoruz bi şey! Dayak isteme bence s-" diyemeden eğilip boynumu öpmeye başladı. Bende diyorum iki gündür etek boyuna söylenen adam bu gelinliğin omuz dekoltesine niye laf etmedi çıkarcı rezil. O öpmeye devam ederken bütün vücudum kasıldı. O yanma hissi her tarafımı kapladı. Elimle çenesini kavrayarak kafasını çektim boynumdan.
"Boş boş şeyler yapma da şu gelinliğin ipini çöz. Ölücem şimdi içinde."
"Geceliği giyecek misin?"
"Giymiyorum Boran! Giy-mi-yo-rum! Çöz hadi şunu." diyip arkamı döndüm duvağı ve saçlarımı kenara çektim. Elinin hafif hafif sırtıma değdiğini hissedince irkildim. Sonra eli durdu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken Boran sırtımı öptü. Dururmuyum hemen omzumu geri iterek burnuna sertçe çarptım. Hemen kendini toparlayıp işine döndü. Dayak cennetten çıkma derlerdi de inamazdım. En son gelinliği tutarak giyinme odasına gittim. Bu gün aldığımız pijama takımlarından birini giyinip geri döndüm. Boran da ceketini çıkarmış benim giyinme odasından çıkmamı bekliyordu. Hiç yüzüne dahi bakmadan banyoya geçtim. Makyajımı çıkarıp odaya döndüm. Boran yatakta uzanmıştı. Ona doğru geldiğimi görünce yanına uzanmam için örtüyü açtı.
"Sağol." Diyip üstünden uzanarak yastığımı aldım tam kaçıyordum ki kolumdan tutup kucağına doğru çekti.
"Nereye karıcım. Artık resmi nikahımız da kıyıldı." Sonra üstüme bakıp "hem sen niye geceliği giymedin?" dedi. Bu ciddi falan herhalde! Gerçekten giymemi mi bekliyordu? Acilen bir bahane bulmam lazımdı. Yoksa az önce ayaküstü zaptedemediğim adamı şu an nasıl zaptederdim...

Asklaaaarrr gunaydınn! Umarım severek okuyorsunuzdurr. Devamının gelebilmesi için desteklerinizi bekliyorummm. Unutmayın görüşleriniz benim için çok kıymetli. Seviliyorsunuz baysssss💗💗💖💖

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

92okunma 8beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.