4. bölüm / 6
SırılsıklamÇağan
Bölümler 6Şu an: Çağan
Hâlâ kucağındaydım. Acilen bir şeyler uydurmalıydım. Düşün Sahra düşün!
"Ee? Cevap yok mu?" dedi. Allah'ım bu çocuk beni öldürecek. Kalbim hızla atmaya başladı. Bütün bedenim o lanet yanma hissiyle kaplandı.
"Giymedim, çünkü... Şeyyy..."
"Ney?" dedi gülerek.
"Çünkü... LACİVERT DEĞİL!" dedim bağırarak. Evet farkındayım bahane aradığım fazla belli oldu ama yapacak bir şey yok. Çölde su bulmuşlar gibi sevinmiştim.
"Ne?" dedi ve gülmeye başladı. "Hiç mi şans yok?"
"Yok!" dedim ve kucağından kalkarak yere düşen yastığımı aldım. Tam gidiyordum ki kolumdan tuttu.
"Gitme." dedi ve yatağın boş kısmını gösterdi. Daha fazla nasıl direnebilirdim ki? Yatağa uzanıp üstümü örttüm. Diken üstünde olduğum o kadar belliydi ki Boran dayanamayıp
"Merak etme. Sen istemediğin sürece seni birlikte olmaya zorlama gibi bi derdim yok."
"Madem öyle niye beni geriyorsun o zaman?" sinirlendim tabi ki. Yap yap sonra öyle bı derdim yok de. Sabır ya sabır.
"Utançtan kıvrım kıvrım kıvrıldığında tatlı oluyorsun." böyle bı itiraf beklemiyordum. Uyuz it. Ben stresten geberirken mutlu oluyormuş!
"Yapma!" dedim ve sırtımı ona dönüp uyumaya çalıştım. Beni izlediğini hissederken nasıl uyuyabilirim ki? Hızla yataktan kalkıp ışıkları kapatmaya gittim. Karanlıkta ne kadar izleyebilirse o kadar izlesin. Geri dönüp örtüyü üstüme iyice çektim. Boran ise sırtını yatağın başlığına yaslamış öylece duruyordu. İkimizde uyumuyorduk ama sesimizde çıkmıyordu. En sonunda birimizin bu sessizliği bozacağı belliydi zaten. Boran erken davranıp
"Horon oynamayı nerden öğrendin?" dedi.
Ona doğru dönüp kolumun üstüne doğruldum. "Annem Gümüşhaneli ordan biliyorum."
"Ama baban Malatyalı tabi."
"Evet Malatyalı."
"Annemde Malatyalıydı..."
"Ya neresinden?"
"Yeşilyurt. Sen?"
"Ben Battalgaziliyim. Ama merkez değil köyünden." Konuşmalar burda bitmişti sanırım. Ama içten içe bitmesin istiyordum. Karanlıkta öylece sohbet etmek güzeldi. Yavaşca kalkıp onun gibi sırtımı yatak başlığına yasladım. Bacaklarımı kendime doğru çekerek kollarımla sardım. Annesinden bahsedince durgunlaşmıştı.
"Annen... Ona noldu?"
Boran ilk defa annesiyle ilgili bir şeye sinirlenmemişti. "İntihar etti." diyebildi sadece. Göğsümde bı acı hissettim. İçim cız etti.
"Ben... Gerçekten özür dilerim. Tekrardan sormam hataydı. İyi geceler." dedim ve yastığımı düzeltmeye koyulmuştum ki
"Özür dileme. Bilmen gerekiyor sonuçta. Ben altı yaşındaydım o zamanlar. Çağanda dört yaşındaydı."
"Çağan kim?" dedim. Eski pozisyonuma geri dönmüş dinliyordum.
"Kardeşim. Yani kardeşimdi. Ama öldü. O yıl bir kaza geçirdi. Avludaki süs havuzdaki suyla oynarken, havuzun ışıklandırma sisteminde bir arıza olmuş Çağan da elektrik akımına kapılınca... Oracıkta ölmüştü. Annem onu kucağına alıp haykıra haykıra ağlamıştı."
Bütün vücudumla ona dönerek elimi omzuna koydum. "Başın sağolsun." demekten başka ne gelirdi ki elden?
"Sağol. Annem Çağan'ın ölümünden sonra aklını kaybetti." Ne yapacağımı bilemedim. Hızlıca kollarımı boynuna sararak sıkıca sarıldım. Ellerini belime dolayıp bana sarılırken omzuma düşen gözyaşlarını fark ettim. Resmen ağlıyordu. "Bazen sabahları evde olmazdı. Gece Çağan'ın mezarına gider yanına kıvrılırdı. Beni kucağına alıp Çağanmışım gibi severdi. Halam 'O Çağan değil! Boran! Çağan öldü!' dediğinde kriz geçirir saatlerce ağlardı." Artık bende ağlıyordum. "Sonra bı gece beş el silah sesi geldi avludan. Babam ve halam bahçeye çıkmıştı. Boncuk abla bizi görmeyelim diye dışarı çıkarmamaya çalışsada annemin süs havuzuna yaslanmış, göğsünden kanlar akarken ki halini görmüştüm." Kollarımı bırakıp ayrıldım. Ellerimle gözümden akan yaşları silmeye çalışırken bir yandan da burnumu çekiyordum. Boran o duygusal halini bozmak istercesine "Ağla ağla! İki gündür az ağladın ya!" dedi.
"Off sussana bı! Rahat rahat ağlayamıyoruz da!" dedim ama gülmeye çalışıyordum. Bunu söyledikten sonra ilk aklıma gelen rafdaki beş mermi kovanı oldu.
"Neyse hadi uyu geç oldu."
"Tamam. İyi geceler." dedim ve arkama dönüp örtüyü kafama kadar geçirdim. Galiba bu hikayeye bir süre daha ağlayacaktım...
·°•*✦*•°·
Sabah olmuştu. Ağlamaktan gözlerim şişmişti. Boran hâlâ uyuyordu. Karnım o kadar açtı ki anlatamam. Zaten dünde düğün hazırlığı şu bu derken yiyememiştim bı şeyler. Boran'a doğru yaklaşarak yavaşça dürttüm.
"Boran." diye fısıldadım.
"Hı"
"Kalksana!"
"Noldu Sahra?" dedi uykulu uykulu.
"Sıkıldım."
"Ne yapmak istiyorsun?" dedi esneyerek.
"Acıktım."
"Boncuk ablayı arar söylerim bizim kahvaltıyı buraya getirsin."
Hızla doğruldum "Niyeymiş o?"
"Yeni evli bir çift olarak sabahın yedisinde odamızdan mı çıkalım?"
"Niye biz normal insan değil miyiz?"
"Halamın diline düsersin ha!" demesiyle kendime geldim.
"Of tamam."
"Ben bı duşa giriyorum o sırada hazır olur kahvaltı."
"Tamam." dedim. Boran gidince yataktan kalkıp toparlamaya başladım. Dünkü hazırlıktan dolayı biraz dağınıktı. Bir yandan topluyor bir yandan şarkı söylüyordum.
"Al dudaklar, mor sümbüller
Öyle de güzel, ince de belli, ince de belli
Yâr, beline, beline sarılamam
Ah, geceden duramam
Ah, öteden beriden bakış atma
Ah, yerimde duramam
Ah, yıkadım, kuruttum çarşafı
Serdim ipek yorganı
Ah, günahı sevabı boynuma
Gel bu gece koynuma"
"Gelirim karıcım bu kadar dert etme!" Allah'ım ya! Beni mi dinlemiş bu? Elinde saçlarını kuruttuğu havlu, bir yandanda suratıma bakıyor. Oycam onun o gözlerini.
"Sana mı dedim Boran?" diye sertçe çıkışmamla duraksadı. Yüzündeki o sırıtış bir anda kayboldu. Sinirle önüme dönüp işimi yapmaya devam ettim. Kapı çaldı boncuk abla kahvaltı tepsisini getirmişti.
"Oy guzummm maşşallah benim aslanıma! Boy boy çocuklarınız olsun inşallah emi!"
"Amin boncuk abla amin!" geçiştirmek için söylediği belliydi. Boncuk abla tepsiyi Boran'a verip gitti. Kahvaltıyı yapmaya başlamıştık. Boran'ın ağzını bıçak açmıyordu. Bende üstelemedim. Kahvaltıdan sonra şirkete geçiyorum diyip konaktan ayrıldı.
Bütün gün öylece oturdum. Bı ara ablamla görüntülü konuştum. Annem geliniyle pek bı iyi anlaşıyormuş. Öyle yani. Başkada bir şey yapmadım. Hafize hanımın korkusuna aşağı da inemedim. Bütün gün odada tıkılı kaldım.
·°•*✦*•°·
Nerdeyse bir hafta geçmişti. Yavaş yavaş avluya çıkabiliyordum. Fakat Hafize hanım yüzüme dahi bakmıyordu. Arada bir Karan'ın karısı Vildan ablayla kahve içiyorduk. İyi biriydi. Evden, burdaki düzenden bahsediyordu.
Boran'la durumlar hâlâ aynıydı. Sabah oluyor, kahvaltıya iniyoruz, Boran şirkete gidiyor, geldiğinde akşam yemeği sonrada hemen yatıyorduk. Aramızda geçen max konuşma "Ben çıkıyorum." "Tamam." dı. Onun ağzını bıçak açmıyor bense en son soru sorduğumda onu üzdüm diye bir şey diyemiyordum. Öylece günler gelip geçiyordu.
Pijamalarımı giyinip yatağa uzandım. Boran da hazırdı.
"Işığı kapatır mısın?" dedim ve gözlerimi kapattım. Işık kapanında yatağın öbür ucuna uzandı. Evet baya gece nasıl uyursa öyle uyanıyor kendini sıkıyordu. Önceden ayaküstü beni öpen adam kahvaltı sofrasında elim eline değince hemen geri çekiyor, kahvaltısını yapmadan kalkıyordu.
En son duramadım. Yatağın başlığına sırtımı yaslayarak oturdum.
"Boran. Noldu?" dedim.
"Ne noldu?"
"Niye böylesin? Bı uzaksın sanki..."
"En başından beri böyle olmasını istemiyor muydun?" demesiyle öylece kaldım. Doğru söylüyordu en başından beri böyle olmasını istiyordum. Ama şimdi neden bu kadar kafam takılmıştı?
"Bu bir sebep değil. İsteklerimi umursasan en başında yapardın zaten." dedim.
"Ama yapmadım." diyip arkasını döndü. Neyin tribini yediğimi bir bilsem. Sabır ya. Bende yastığımı düzeltip gözlerimi kapattım. Aradan beş dakika ya geçti ya geçmedi Boran yatakta kıpraşmaya başladı. Bı süre sonra "Sevdiğin mi vardı?" diyince afalladım. Ne alakaydı şimdi? Ona dönüp
"Ne alaka şimdi?" dedim.
"Hiç öyle sormak istedim."
"Yok yok bı şey olmuş. Neden öyle düşündün?"
"Neden 'sana demedim' dedin o zaman?" Şaka mısın Boran? Cidden o şarkı sözlerine mi takıldın?
"Saçmalama istersen 'sana demedim' dedim diye illa başkasına mı demiş olmam gerekiyor?" Mal bu çocuk.
"Yok mu yani?"
"Yok! Ben sevmem öyle şeyleri."
"Sevme zaten karıcım." dedi sadece. Uzun bir süre sonra ilk defa karıcım dedi. Yüzümde istemsizce bir tebessüm oluştu. İçime bir ferahlama geldi. Siz devam edin ben biraz daha bunun mutluluğunu yaşayacağım...
Kusura bakmayın aslında sabah atacaktım ama yetişemedi araya okul girdi falan derken anca atabildimmm. Umarım beğenirsinizzz. Görüşleriniz benim için çok kıymetlii. Seviliyorsunuz baysssss 💗 💗 💗
Bölüm etkileşimi
