3. bölüm / 13
SIRA DIŞI SIRLAR3.BÖLÜM
Bölümler 13Şu an: 3.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM213 kelime
- 2 2.BÖLÜM304 kelime
- 3 3.BÖLÜM412 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.BÖLÜM284 kelime
- 5 5.BÖLÜM250 kelime
- 6 6.BÖLÜM312 kelime
- 7 7.BÖLÜM564 kelime
- 8 8.BÖLÜM696 kelime
- 9 9.BÖLÜM691 kelime
- 10 10.BÖLÜM525 kelime
- 11 11.BÖLÜM529 kelime
- 12 12.BÖLÜM612 kelime
- 13 13.BÖLÜM578 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
3.Bölüm:Yanlız Kız
Sabah her zamanki gibi geldi, ama Defne için zaman artık aynı akmıyordu. Aynadaki yüzü bir günde yıllarca yorgunluk biriktirmiş gibiydi. Gözlerinin altı mor, bakışları donuktu. O gün okula gitmek istemedi. Ama pes etmek onun için hiçbir zaman seçenek olmamıştı.
Cebinde metro kartı bile yokken, yine yürüyerek okula gitti. Yolda kendine tekrar tekrar söyledi:
> “Bugün sadece bir gün. Geçecek. Hepsi geçecek.”
Ama okul kapısından içeri girdiği anda… bir şeyin ters olduğunu hissetti. Giriş duvarındaki ilan panosuna kalabalık bir grup toplanmıştı. Fısıltılar hızla yayılıyor, bakışlar Defne’ye kayıyordu.
Kalbi sıkıştı.
Panoya yaklaştı. Ve orada, duvarın ortasında, büyük harflerle yazılmış o notu gördü:
> “Fakirlik bulaşıcıdır. Kendinizi koruyun.”
Altına Defne’nin adı yazılmıştı. Kalın kırmızı kalemle. Altına da bir fotoğraf iliştirilmişti — onun, eski yırtık çantasıyla sınıfa girerken çekilmiş bir anı. Gizlice, habersizce…
Bir anda sessizlik oldu. Herkes onu izliyordu. Gözleri yakan alaycı bakışlar, bazıları ise meraklı, ama neredeyse hiçbiri yanında değildi. Hatta öğretmenlerden biri bile geldiğinde, yazıya şöyle bir bakıp sadece başını sallamıştı.
Defne gözlerini yavaşça çevirdi. Lara uzaktan, kalabalığın kenarından ona bakıyordu. Yüzünde bir tebessüm yoktu bu kez. Ama suçsuz olduğunu haykıran biri gibi de görünmüyordu.
Defne panoya son bir kez baktı, sonra hızlı adımlarla oradan uzaklaştı.
Tenha bir köşeye geçti. Okul binasının arka tarafı, rüzgârlıydı. Defne çantasını yere bıraktı, ellerini başına götürdü ve sessizce dizlerinin üzerine çöktü. O an ağlamadı. Sadece nefes almaya çalıştı. Çünkü gözyaşı bile fazla geliyordu artık.
Birkaç dakika sonra bir ayak sesi duydu. Başını kaldırmadan, kimin geldiğini anlamaya çalıştı.
“Böyle susarak daha çok kazanırsın sanıyorsun,” dedi bir ses. Mert’ti”
Defne başını kaldırdı, gözleri dolmuştu. “Ben hiçbir şey yapmadım. Ve yine de hedefim. Sırf yoksulum diye, buraya ait değilmişim gibi davranıyorlar.”
Mert, çantasından bir mendil çıkarıp uzattı. “Sana acıdığım için değil. Haklı olduğun için buradayım. Düşeni tekmeleyen çok. Ama kalkmaya çalışanı fark eden az.”
O günün kalanında Defne, kimseyle konuşmadı. Emir bile bir şey sormadı; sadece derste ona kısa bir not uzattı:
> “O yazıyı sen yazmadın. Ama yazan biri, seni izliyor. Dikkat et.”
Defne’nin parmakları titredi. Emir’in bu kadar kesin konuşması bir şeyi gösteriyordu: Bu olay rastgele değildi. Bu, planlıydı.
Okul çıkışında yine yalnız yürüdü. Sokaklar, gün boyu yaşanan her şeyin ağırlığını taşır gibiydi. Eve vardığında annesi onu kapıda karşıladı.
“Bir şey mi oldu? Gözlerin…”
“Yok anne, sadece yorgunum.”
Ama gece yatağa uzandığında Defne ilk kez korktu. Çünkü dışarıdaki düşmanlardan değil, etrafında sessizce duran ama içini gören insanlardan korkuyordu artık.
Ama bilmediği bir şey vardı… O yazıyı panoya asan kişi yalnızca onun geçmişini değil, geleceğini de biliyordu.
Bölüm etkileşimi
