13. bölüm · SIRA DIŞI SIRLAR

13.BÖLÜM

Sümeyye iik

13.Bölüm:İhanet

Koridor hâlâ sessizdi.
Ama bu seferki sessizlik daha ağırdı.
Defne, Aras’ın son söylediği cümleyi kafasından atamıyordu:
“Beni bir daha asla affetmeyebilirsin.”
Bu ne demekti?
Ne saklıyordu?
Kalbi sıkışıyordu.
Tam o sırada Emir yanına geldi.
“İyi misin?” dedi.
Defne başını salladı ama aslında iyi değildi.
“Aras’la konuştum,” dedi.
Emir dikkatle baktı.
“Ne dedi?”
Defne gözlerini kaçırdı.
“Tam bir şey söylemedi… ama bir şey sakladığı kesin.”
Mert de yanlarına geldi.
“Zaten başından beri diyorum,” dedi. “O çocuğa güven olmaz.”
Defne sinirlendi.
“Her şey bu kadar basit değil!” dedi.
Mert şaşırdı.
“Basit değil ama açık,” dedi. “Müdürle fotoğrafı var!”
Defne bir şey diyemedi.
Çünkü bu doğruydu.
Ama yine de içindeki o küçük ses susmuyordu.
O günün son dersinden sonra Defne yalnız kalmak istedi.
Arka bahçeye gitti.
Hava soğuktu.
Banklardan birine oturdu.
Ve düşündü.
Aras’ın bakışlarını.
Söylediklerini.
Ve söylemediklerini.
“Gerçekten kimin tarafında?” diye fısıldadı kendi kendine.
“Benim.”
Defne irkildi.
Arkasını döndü.
Aras oradaydı.
“Beni korkutmayı bırakır mısın?” dedi Defne sinirle.
Aras hafifçe başını eğdi.
“Özür dilerim.”
Defne ayağa kalktı.
“Artık özür falan istemiyorum. Gerçeği istiyorum.”
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça konuştu.
“Tamam.”
Defne’nin kalbi hızlandı.
“Dinliyorum.”
Aras derin bir nefes aldı.
“Ben… müdürle görüştüm.”
Defne’nin içi buz kesti.
“Bunu zaten biliyorum.”
“Hayır,” dedi Aras. “Sadece görüşmedim.”
Defne’nin gözleri büyüdü.
“Ne demek o?”
Aras gözlerini kaçırdı.
“Başta… onunla iş birliği yaptım.”
Dünya bir an durdu.
Defne hiçbir şey duyamadı.
Sadece bu cümle…
“Onunla iş birliği yaptım.”
“Şaka yapıyorsun…” dedi Defne fısıldayarak.
Aras başını salladı.
“Hayır.”
Defne geri çekildi.
Sanki Aras’tan uzaklaşmak istiyordu.
“Yani… bize yardım ediyormuş gibi yapıp… aslında…”
Cümleyi bitiremedi.
Aras hemen konuştu.
“Başta öyleydi.”
“BAŞTA?” diye bağırdı Defne.
“Evet! Ama sonra—”
“Sus!”
Defne’nin gözleri dolmuştu.
“Bize yalan söyledin.”
Aras yaklaşmak istedi.
Defne geri çekildi.
“Yaklaşma.”
Sessizlik oldu.
Sonra Defne sordu:
“Neden?”
Aras başını kaldırdı.
“Çünkü babam o işin içindeydi,” dedi. “Ve müdür bana geldi.”
Defne nefesini tuttu.
“Ne dedi?”
“Eğer bana yardım edersen… babanı korurum dedi.”
Bu cümle ağırdı.
Çok ağırdı.
Defne bir an sustu.
Çünkü bunu anlıyordu.
Ama kabul edemiyordu.
“Peki ya biz?” dedi.
Aras’ın sesi düştü.
“Sonra… sizi tanıdım.”
Defne hiçbir şey demedi.
“Ve her şey değişti,” dedi Aras. “Size zarar gelmesini istemedim.”
Defne gözlerini kapattı.
İçinde iki duygu vardı.
Biri öfke.
Diğeri… anlamaya çalışma.
Ama öfke daha güçlüydü.
“Geç kaldın,” dedi Defne.
Aras bir şey diyecekti ama o sırada bir ses geldi.
Alkış sesi.
İkisi de döndü.
Ağaçların arkasından biri çıktı.
Mert.
Yavaşça alkışlıyordu.
“Vay be,” dedi. “Ne güzel itiraf.”
Defne şaşırdı.
“Mert?”
Mert gülümsedi.
Ama bu normal bir gülümseme değildi.
Soğuktu.
“Gerçekten anlamadınız mı?” dedi.
Defne’nin kalbi sıkıştı.
“Ne diyorsun sen?”
Mert ellerini cebine koydu.
“Asıl sorun Aras değil,” dedi.
“Benim.”
Sessizlik.
Defne’nin nefesi kesildi.
“Ne…?”
Mert başını eğdi.
“İlk günden beri bilgileri kim sızdırıyordu sanıyorsun?”
Defne’nin aklı durdu.
Selin’in sözleri aklına geldi:
“Aranızda biri var…”
“Hayır…” dedi Defne.
Mert gülümsedi.
“Evet.”
Emir’in sesi uzaktan geldi.
“Defne!”
Emir koşarak yanlarına geldi.
Ama durdu.
Çünkü o da anlamıştı.
“Mert…” dedi.
Mert ona baktı.
“Üzgünüm dostum.”
Emir’in yüzü değişti.
“Sen… neden?”
Mert omuz silkti.
“Çünkü korktum,” dedi. “Ve müdür bana bir teklif yaptı.”
Defne’nin gözleri doldu.
“Ne teklifi?”
“Her şeyi anlatırsam… beni ve ailemi koruyacaklarını söylediler.”
Defne’nin içi parçalandı.
“Yani… bizi sattın?”
Mert gözlerini kaçırdı.
“Başta sadece küçük şeylerdi…”
Sonra sessizce ekledi:
“Sonra duramadım.”
O an Defne’nin içinde bir şey gerçekten kırıldı.
Aras’a kızgındı.
Ama Mert…
O daha kötüydü.
Çünkü o yakındı.
“Sen bizim arkadaşımdın,” dedi Defne.
Mert başını eğdi.
“Biliyorum.”
Emir konuşamadı.
Sadece bakıyordu.
Ve Defne şunu anladı:
Bazen en büyük ihanet…
hiç beklemediğin yerden gelir.