12. bölüm / 13
SIRA DIŞI SIRLAR12.BÖLÜM
Bölümler 13Şu an: 12.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM213 kelime
- 2 2.BÖLÜM304 kelime
- 3 3.BÖLÜM412 kelime
- 4 4.BÖLÜM284 kelime
- 5 5.BÖLÜM250 kelime
- 6 6.BÖLÜM312 kelime
- 7 7.BÖLÜM564 kelime
- 8 8.BÖLÜM696 kelime
- 9 9.BÖLÜM691 kelime
- 10 10.BÖLÜM525 kelime
- 11 11.BÖLÜM529 kelime
- 12 12.BÖLÜM612 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13.BÖLÜM578 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
12.Bölüm:Kırılma
Okul o gün çok sessizdi.
Ama böyle normal bir sessizlik değil.
Garip bir sessizlik.
Sanki herkes aynı anda konuşmayı bırakmış gibi.
Defne koridorda yürürken insanların ona baktığını fark etti. Ama kimse bir şey demiyordu. Sadece bakıyorlardı.
Bu daha kötüydü.
Emir yanına geldi.
“Polisler hâlâ içeride,” dedi.
Defne başını salladı.
“Biliyorum.”
Gerçekten biliyordu. Çünkü içindeki o huzursuzluk gitmiyordu.
Mert de yanlarına katıldı.
“Dosyaları almışlar,” dedi. “Her şeyi inceliyorlarmış.”
“İyi,” dedi Defne.
Ama sesi pek iyi gibi çıkmadı.
Derste kimse derse odaklanamıyordu.
Hoca konuşuyordu ama kimse dinlemiyordu.
Defne camdan dışarı bakıyordu.
Kafasının içinde çok fazla şey vardı.
Hala o geceyi düşünüyordu.
Kapının açılışını.
Müdürün yüzünü.
Ve en çok da Aras’ın söylediklerini.
“Bu daha bitmedi.”
Teneffüste Selin geldi.
“Bir şey duydum,” dedi yine.
Defne içinden “yine mi…” diye geçirdi ama dinledi.
“Müdür bugün görevden alınabilirmiş.”
Emir hemen tepki verdi.
“Ciddi misin?”
Selin başını salladı.
“Ama kesin değil.”
Mert derin bir nefes aldı.
“Bu iyi bir şey değil mi?”
Defne bir an düşündü.
“Bilmiyorum,” dedi.
Çünkü bazen bir şey bitiyor gibi görünür ama aslında yeni başlıyordur.
Öğle arasında Aras’ı buldu.
Bahçede yalnız oturuyordu.
Yanına gitti.
“Seninle konuşmam lazım,” dedi.
Aras başını kaldırdı.
“Konuşalım.”
Defne bir an durdu.
Ne diyeceğini bilmiyordu.
Sonra direkt sordu:
“Bize her şeyi anlatmıyorsun, değil mi?”
Aras birkaç saniye sustu.
“Evet,” dedi.
Bu kadar direkt söylemesi Defne’yi şaşırttı.
“Niye?” dedi Defne.
Aras yere baktı.
“Çünkü her şeyi anlatırsam… işler daha kötü olabilir.”
Defne sinirlendi.
“Zaten kötü!”
Aras ona baktı.
“Daha da kötü olabilir.”
Bu cevap Defne’yi daha çok sinirlendirdi.
“Sen kimin tarafındasın?” dedi.
Aras kaşlarını çattı.
“Bu ne demek?”
“Bizim mi… yoksa onların mı?”
Sessizlik oldu.
Aras yavaşça ayağa kalktı.
“Ben doğru olanın tarafındayım,” dedi.
“Bu bir cevap değil,” dedi Defne.
“Belki de öyle,” dedi Aras.
Ve yürüyüp gitti.
Defne arkasından baktı.
İçinde bir şey kırılmış gibi hissetti.
Akşam üzeri okuldan çıkarken telefonuna bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numara.
📩 “Aras’a güvenme.”
Defne’nin kalbi hızlandı.
Mesajın altına bir fotoğraf eklenmişti.
Defne açtı.
Fotoğrafta Aras vardı.
Ama yalnız değildi.
Yanında… müdür vardı.
Ve bu fotoğraf eski değildi.
Yeniydi.
Defne’nin eli titredi.
“Hayır…” diye fısıldadı.
Hemen Emir’i aradı.
“Aç lütfen…” dedi kendi kendine.
Emir açtı.
“Defne?”
“Sana bir şey atacağım,” dedi.
Fotoğrafı gönderdi.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Emir konuştu.
“Bu kötü.”
“Biliyorum.”
“Ne yapacağız?”
Defne yutkundu.
“Bilmiyorum.”
Ama içinden bir ses vardı.
Ve o ses diyordu ki:
Bir şeyler çok yanlış.
O gece Defne uyuyamadı.
Sürekli fotoğrafa baktı.
Aras.
Müdür.
Yan yana.
Bu ne demekti?
Onlara yardım ediyor gibi davranıp aslında…
Defne düşünmek bile istemedi.
Ama bir yandan da Aras’ın söyledikleri aklına geliyordu.
“Daha kötü olabilir.”
“Her şeyi anlatamam.”
Ya gerçekten bir sebebi varsa?
Ya da…
Ya hepsi yalandıysa?
Ertesi gün okulda herkes daha gergindi.
Bir söylenti yayılmıştı.
“Müdür gözaltına alınacakmış.”
Ama kimse emin değildi.
Defne koridorda yürürken Aras’ı gördü.
Göz göze geldiler.
Aras ona doğru yürüdü.
“Konuşmamız lazım,” dedi.
Defne geri çekildi.
“Hayır.”
Aras şaşırdı.
“Defne—”
Defne telefonu çıkardı.
Fotoğrafı açtı.
Ve Aras’a gösterdi.
“Bunu açıkla.”
Aras fotoğrafa baktı.
Yüzü değişti.
Ama bu suçlu gibi bir değişim değildi.
Daha çok… yakalanmış gibi.
“Bu sandığın gibi değil,” dedi.
Defne sinirlendi.
“Herkes böyle diyor zaten!”
Aras bir adım yaklaştı.
“Ciddiyim.”
“Ben de ciddiyim!” dedi Defne.
Sesi yükselmişti.
Koridordaki birkaç kişi onlara bakıyordu.
“Bize yardım ediyormuş gibi yapıp aslında onların tarafında mısın?”
Aras sertçe başını salladı.
“Hayır.”
“O zaman BU NE?”
Defne telefonu tekrar gösterdi.
Aras gözlerini kapattı.
Sanki ne diyeceğini düşünüyordu.
Sonra yavaşça konuştu.
“Eğer sana gerçeği söylersem…”
Defne nefesini tuttu.
“…beni bir daha asla affetmeyebilirsin.”
Bu cümle Defne’nin kalbine oturdu.
Ama geri adım atmadı.
“Zaten şu an pek iyi durumda değilsin,” dedi.
Aras gözlerini açtı.
“Bu bir oyun değil, Defne.”
“Ben de oyun oynamıyorum!”
Sessizlik oldu.
İkisi de birbirine bakıyordu.
Güven…
Şüphe…
Hepsi karışmıştı.
Bölüm etkileşimi
