5. bölüm · Siper ile kalp arasında

5. Bölüm

Svda Sbtc

Hümay Karaca

“Anne gitme, ben sensiz yapamam annem sen olmadan yaşayamam “dedim boğazım yırtılırcasına ama annem geri dönmüyordu. Bir ormanlıktaydık annem beyaz elbise giymişti önümden yürüyerek gidiyordu ben ne kadar hızlı yürürsem yürüyeyim onu yetişemiyordum bağırıyordum ama annem beni duymuyordu bana dönmüyordu çıplak ayaklarım parçalanırcasına annemin peşinden koştum ama yetişemedim.Dizlerimin üstüne düştüm en sonunda başımı yere eğip hüngür hüngür ağlamaya başladım nefesim artık yetmiyordu ciğerlerime.Tam yere düşecek oldumki iki kol benim düşmemi engelledi kafamı kaldırıp baktığımda annemde o tutmuştu düşerken yine beni “ Anne” dedim zor bela çıkan sesimle bi yandan gözlerimden boşalan yaşları durdurmaya çalışıyordum” Buradasın annem gitmedin bırakmadın beni yine düşmeme izin vermedin meleğim” iki elimide annemin boynuna sardım fakat annem konuşmuyordu sahiden annem neden konuşmuyordu kollarımı boynundan çözüp suratına baktım annem gülüyordu ellerimi tutup beni ayağa kaldırdı sonra önümdeki yolu gösterdi fakat yolun iki çıkışı vardı annem ilerle dercesine beni belimden hafifçe itti. Yavaşça yürümeye başladım annem hâlâ arkamdaydı. Yolun ucuna geldim bir yolun sonunda uçurum vardı diğerinde ise karanlık sadece bir karanlık ucu bucağı olmayan. O karanlığın içinden bana bir el uzandı bu el kimin eliydi…? Babam yoksa omuydu… Bir anda bütün yollar kayboldu ben anneme sarılmak için arkamı döndüğümde annem yoktu” Anne anne anne” bağırdım bağırdım kimse yoktu. Bir anda geri çekilmem ile uçurumdan düşmem bir oldu.

Korkuyla yataktan bir anda attım kendimi ne olmuştu öyle kimdi beni uçuruma çeken?annem neden benimle konuşmamıştı?Oysa hep rüyamda benimle konuşur saçımı okşardı… Düşüncelerden kurtulup yataktan sıyrılıp ayağa kalktım kaç saatten beri uyuyordum?Saate bakmak için telefonu elime aldım saat 01.00 dı. Eve geldiğimde saat altıydı nerdeyse yedi saatten beri uyumuşmuydum gerçekten?Guruldayan karnım ile en son dün sabah yemek yediğim geldi aklıma.İyide ben ne yiyecektimki eve bişey almamıştım burada zaten hiçbir yer yoktu ne bir market ne bir restoran dağ başında ne yiyecektim şimdi ah akılsız hümay ah.Bir ümit gidip buzdolabını açtım ve gödüğüm şeylerle gözlerim parladı resmen dolap ağzına kadar doluydu herşeyi alıp koymuşlardı sağolsunlar.Hemen iki domates iki biber alıp kendime güzel bir soğanlı menemen yaptım. Yanınada güzel bir çay demledim televizyonda vardı menemeni tabağa koydum bir bardak çay ile birlikte hepsini tepsiye aldım ışıkları kapatıp oturma odasına geçtim. Koltuğa oturup televizyonu açtım. Taşacak Bu Deniz yayınlanıyordu aslında pek dizi izlemezdim ama memeleketime olan hasretimden diziden gidermeye çalışıyordum azda olsa. Kumandayı yerine koyup tepsiyi kucağıma aldım ve yemeye başladım. Garibim eleni ya yakında gidip ben diyecektim senin annen bunlar diye her bölüm farklı biri çıkıyordu. Canım memleketim ne güzeldi taşına toprağına kurban olurum ya. Babamıda özlemiştim oradaki arkadaşlarımı, kuzenlerimi , akrabalarımı en çokta annemi özlemiştim gitmek istiyordum bir an önce ama maalesef gidemiyordum bide bu iş çıkmıştı ben ne güzel iki hafta sonra gidecektim Trabzona. Neyse vardı her şerde bir hayır annem hep öyle derdi.

Aytürk Sungur

Saat:17.00
Devlet kuşunun sorduğu sorulardan sonra en son dayanamayıp odadan çıkmıştım ayıp olmuştu ona aslında niyetim ona öyle davranmak değildi sadece sorduğu sorular aklımı karıştırmıştı sinirlenmeme sebep olmuştu anlamadığım bir şekilde.

Direk olarak kendi odama geçip üstümü değiştirmeye başladım yoksa geç kalacaktım.Hızlı bir şekilde üstümü değişip odadan çıktım. Albaya haber vermiştim zaten o yüzden direk olarak karargahın önünde olan arabama doğru yürüdüm.Kapıdaki askerlere baş selamı verip çıktım. Arabaya bindiğim gibi hızlı bir şekilde oradan ayrıldım zaten uzaktı merkeze olduğumuz yer. Kırk beş dakika süren yolun sonunda merkeze gelmiştim. Annemin çok istediği bir bileklik vardı. Ama herkes yapmıyordu burada özel bir kuyumcudan yardım istedim oda kırmadı sağolsun. İlk olarak bilekliği almaya geldim.
-“ Selamın aleyküm Süleyman abi”
-“ Vealeykümessalam Aytürk oğlum hoşgeldin”
-“ hoşbuldum abi bizim bilekliği almaya geldim” kafasını salladı
-“Az bekle içerden alıp geleyim” içeriye geçtiğinde bende kapının yanında duran koltuğa geçip oturdum beklemeye başladım.Süleyman usta iki üç dakika sonra geri geldiğinde elinde annemin istediği bileklik vardı tamda istediği gibi olmuştu.
-“ Nasıl olmuş evlat? Beğenirmi annen…?”
-“Tabi beğenir usta tam istediği gibi olmuş eline sağlık”
-“Ne demek evladım bir ihtiyacın olursa gel yine “ hediye paketine koyduğu paketi bana uzattı. Paketi aldığımda ücretini çıkarıp pna doğru uzattım ama Süleyman usta
-“ Benden olsun evlat” dedi olmazdı o kadar emeği vardı hemde altındı.
-“ Olmaz öyle şey Süleyman usta sen hakettin bunu al paranı hellaleşelim”
-“ Ne dersem kabul etmeyeceksin demi” Hayır dercesine kafamı salladım.
-“ Peki madem düğününde bilezzik borcum olsun”
-“O iş zor ama olsun bakalım” deyip oradan çıktım şimdi kargo zamanıydı özel anlaştığımız için bugün anneme götüreceklerdi.Gidip hediye paketini onlara teslim ettim. Şimdi son bir iş kalmıştı. Telefonu cebimden çıkarıp Aysimayı aramıştım
-“ Abicim” diye açmıştı telefonu güzel kızım.
-“ Abim nasılsın bitanem”
-“ İyiyim abicim sen nasılsın?”
-“ İyiyim bende güzelim dersler nasıl?”
-“ Vallahi güzel abi sadece biraz stresliyim biliyorsun sınav var yaklaştı” bıkkın bir nefes vererek söylemişti.
-“ Ben sana inanıyorum güzelim en iyi diş hekimi sen olacaksın çok çalıştın illaki bunun karşılığını alacaksın”
-“ Canım abim seni çok özledim ne zaman geleceksin Ankaraya”
-“ Bilmiyorum güzelim bu ara biraz yoğunuz en kısa sürede gelmeye çalışacağım ama” inandırıcı bir sesle söylemiştim bunu.
-“Peki abilerin en yakışıklısı “ dediğiyle yüzümde bir gülüş peydah oldu.
-“ Neyse cimcime şımarma çok annemin hediyesini gönderdim seninde hesabına para atıyorum annemin çiçeğini alırsın geri kalanıylada istediğini al senin eğer ihtiyacın olursa atarım ben sana yine söyle tamam mı?”
-“ Tamam abicim annemin sevdiği gibi beyaz güllerini alıyorum üstünede seni çok seviyoruz öğretmen hanım yazdırıyorum”
-“ Aynen öyle abisinin gülü ben kapatıyorum kendine dikkat et”
-“ Tamam abicim görüşürüz sende Allaha emanetsin” dedikten sonra telefonu kapatmıştım. Saat dokuza geliyordu dönsem iyi olacaktı arabaya doğru ilerledim arabaya bindim ve çalıştırıp yola koyuldum. Biraz şarkı dinlesem iyi olurdu.Radyoyu açtım ve çalan şarkıyla gülümsedim çok severdim bu şarkıyı ankara havalarından sonra en sevdiğimdi.

“Evimuzun önünden dere akar denize
Yaşlansayduk sevdiğum senun ile diz dize
Kara yemiş dalinun açti beyaz çiçeği
Bu sevdadan fayda yok geçirmişuz zamani
Yüce dağ değilidum duman sardi başumi
Sevduğum beni ağlar ah benda sevduğumi”

Annemden duymuştum bu şarkıyı küçükken o günden beri hep dinlerdim insanı ferahlatan bir melodisi vardı.Radyoda aynı şarkı kaç kere çaldı bilmem ama yol o kadar hızlı geçmiştiki ne zaman karargahın önüne geldim anlayamamıştım. Arabayı park ettikten sonra eve doğru yürümeye başladım sokaklar ıssız gece dahada karanlıktı burda. Sokak lambalarının loş ışıkları aydınlatıyordu bütün yolu lojmanın önüne geldiğimde kapıyı açıp içeri girdim tam merdivenleri çıkacaktımki emre ve serhatın çardakta oturduklarını gördüm yanlarına gidip bir selam versem iyi olurdu. Yanlarına doğru adımladım serhat gördü ilk önce sonra emre baktı
-“iyi akşamlar beyler” emre suratıma bakarak gülmeye başladı serhat ise ona bakarak bu çocuk akıllanmaz der gibi kafa sallamıştı.Emre
-“ komutanımm” dedi imalı imalı
-“ Emre”
-“ Komutanım”gittikçe gülüşü genişliyordu
-“ Emre “
-“ Komutanım”son sınırdaydım artık
-“ Hayırdır emre söyle oğlum derdin ne “ Emre kaşlarıyla bizim binayı işaret etti dönüp baktığımda hiçbir şey yoktu tekrar emreye döndüm
-“Ne var lan orda”
-“ Psikolog hanım var komutanım” ya sabır ya bu akşamki sınavım başlıyordu
-“ E ne olmuş psikolog hanıma emre”
-“ Bilmem komutanım siz daha iyi bilirsiniz bence” dedi imâlı imâlı neyden bahsediyordu bu çocuk yine.
-“ Neyden bahsediyosun emre söyle ağzındaki baklayı”
-“ Vallahi komutanım ilk günden çıldırtmışsınız kadını” Ne yani emreylemi çekiştirmişti bu kadın beni.
-“ Ne söyledi sana”
-“ Hiiiç komutanım bişey söylemedi”
-“ Emre söyle dedim hemen”
-“ Bir şartla söylerim komutanım” içimden bir sabır çektim zorluyordu bu çocuk beni.
-“ Emre söylermisin yoksa ben söylettiriyim mi?”
-“ Bakın komutar bey yasada böyle bişey yok şimdi ararım burayı yığarım”
-“ Emre” diye gürledim.Bir anda emre suspus oldu.
-“ tamam komutanım sakin olun ya anlatıyorum şimdi albay bana psikolog hanıma eve kadar eşlik et deyince bende ettim yoldada sohbet olsun diye soru sordum” dedi
-“ eee sonra”
-“ Bugün nasıl geçti diye sordum oda iyi geçti taa ki o uyuz adam gelene kadar dedi bende kim olduğunu sorunca sizi söyledi galiba baya sinirlenmiş size komutanım”
-“ Uyuz demek he uyuz dedi”
-“ Aynen komutanım ama çokta şeetmeyin ya”
Demek uyuz demişti benim hakkımda öylemi benim şimdi niye buna moralim bozulmuştu.
-“ Komutanım Ankaraya deniz gelmiş diyolar doğrumu?” Emreden gelen soruyla afalladım serhatta alttan alttan sırıtmaya başlamıştı.
-“ İlk boğulan sen olmak istemiyorsan sus emre” eliyle ağzına fermuar çeker gibi yaptı ve sustu. Serhat konuştu bu sefer konuyu değiştirmek için;
-“ Aldınızmı hediyenizi komutanım?”
-“ Aldım aldım gönderdim”
-“ Melek ablanın doğum gününü kutluyoruz sen söylersin komutanım”
-“ Söylerim söylerim. Neyse ben kalkayım size iyi akşamlar.”ayaklandım, Serhat ve Emrede ayağa kalkmıştı.
-“ Sizde geç olmadan geçin eve sabah iştima var” baş selamı verdiler.
-“ Hadi iyi geceler size”
-“ İyi geceler” dedi serhat
-“ İyi geceler tatlı rüyalar komutanım.” Dedi emre kaşınıyordu. Kafamı iki yana sallyarak merdivenlerden çıktım binanın şifresini girip kapıyı açtım. İki kat merdivenide çıktıktan sonra kapının önüne geldim karşı kapıya baktığımda bir çift ayakkabı gördüm bu kız ne kadar küçüktü çocuk ayakkabısı gibi duruyordu zaten boyuda ancak 160 civarıydı kafası göğüs hizzama denk geliyordu bir kaç saniye kapısına baktıktan sonra bende eve girdim. Bugün için özür dilesem iyi olurdu belliki saygısızlık oldu kadına neyse bunları sonra düşünürdüm şimdi biraz dinlensem iyi olurdu. Odaya geçip üstümü değiştim bir tişört bir eşofman giyip yatağa girdim tam yorganı üzerime çekecekken telefona gelen bildirimle yerimde dikleştim. Aysimaydı anneme video çekmişti. Annem mutluluktan ağlamaya başlamıştı çiçeklerini koklayıp bilekliğine bakıyordu. Babamda gülerek onu izliyordu. Aysima “ Anne abime çekiyorum videoyu” deyince annem göz yaşlarını sildi ekrana baktı.
“Canım oğlum seni çok seviyorum Aytürküm teşekkür ederim annem çok mutlu ettin beni keşke sende yanımızda olabilseydin güzel oğlum benim “ dedi annem yine ağlıyordu ah annem ah. Aysima” Annecim ağlama hadi bugün senin mutlu günün canım anam benim ağlama” dedi aysima annem göz yaşlarını sildi ekrana el salladı sonra aysima telefonu çevirdi hepsi görünüyordu Aysima “ Seni seviyoruz abicim” dedi. Annem ve babamda el sallayıp videoyı bitirdi.Aysimaya mesaj yazdım

“ Canım annem güle güle kullan doğum günün kutlu olsun hep mutlu ol bende sizi çok seviyorum yakında geleceğim inşallah Emre ve serhatta annemin doğum gününü kutluyor söylersin sen güzelim“

“ Tamadır abicim iyi geceler “

“ İyi geceler bitanem”

Yazıp gönderdim .Telefonu komidinin üstüne bırakıp yatağa iyice girdim. Gözlerimi kapadım ve düşünceler beni ele geçirmeden uyudum.