11. bölüm · Siper ile kalp arasında
11.Bölüm
Yazardan
İki hafta sonra
Aytürk göreve çıkalı tam olarak iki hafta olmuştu.Bu süre zarfında hümay aklından hiç çıkmamıştı.Aytürk ilk kez bir görevden bu kadar istekli dönmek istiyordu.İçindeki heyecan gün geçtikçe artıyordu.Fakat içinde kendine belli etmesede kötü bir his vardı ve bu his onu korkutuyordu.Aytürk geri döndüğünde hümayın ne tepki vereceğini tahmin edemiyordu.Sürekli bu düşünceler aytürkü içten içe zehirli bir sarmaşık misali sarmalıyordı.
Bütün tim ortadaki ateşin etrafında toplanmış oturuyordu.Herkes kendi alemindeydi.Emre ile baran yan yana oturmuş yanan ateşi seyrediyordu.Kağan eşi ile konuşuyordu.Serhat ise her zamanki gibi etrafı gözetliyordu.O an farkettiği şey ile kaşları çatıldı.Aytürk onlardan uzakta bir kayanın önüne geçmiş sanki gecenin karanlığını ve kasvetini üstüne almıştı.Etrafa son bir kez göz gezdirip aytürkün yanına doğru yavaş ve kontrollü bir şekilde yaklaştı.
-“Komutanım!”Aytürk cevap vermedi.
-“Komutanım iyimisiniz?”Aytürk hâlâ gözleri kapalı bir şekilde duruyordu.Serhat temkinli bir şekilde omzuna dokundu.Aytürk bir anda gözlerini açıp iç güdü ile silahına sarıldı.Serhat şaşkınlıkla geri çekildiğinde;
-“Komutanım sakin olun benim.”
Aytürk afallamış bir şekilde ilk önce silaha sonrada serhata baktı.Ne yaptığının farkına varıp silahı tekrardan kayanın yanına koydu.
Kendine gelebilmek için elleri ile yüzünü sıvazladı.
-“Bir sorun’mu var?”
-“Hayır komutanım herşey yolunda fakat sizde her şey yolunda mı?”
Soruyla birlikte aytürk kafasını geri çevirmişti.
Serhat komutanına neler olduğunu anlayamamıştı.İlk defa onu böyle görüyordu.
Tekrardan sormak istedi.
-“Sen iyimisin gerçekten komutanım ?”
Aytürk derin bir nefes verdi dışarıya ve önüne döndü.Konuşmak yerine sadece kafasını sallamakla yetindi.
Serhat tam konuşmak üzere iken arkadan gelen bağırma sesi ile sustu.
-“Komutanım.”
Aytürk emreye doğru dönüp;
-“Sorun ne?”
-“Selim albay telsizde sizinle konuşmak istiyor komutanım.”
Aytürk yerde olan silahını alıp timin yanına doğru yürümeye başladı.Emre telsizi aytürke uzattığında Albayı daha fazla bekletmemek adına direk konuştu;
-“Yüzbaşı Sungur emredin komutanım.”
-“Yüzbaşım şimdilik orada işimiz bitti timini topla ve belirlediğimiz kordinata üç saat içinde varın helikopter sizi orada bekliyor olacak.”
-“Emredersiniz komutanım.”dedi ve telsizi emreye doğru uzattı.
-“Gölge timi toplanın geri dönüyoruz.Baran sen ateşi söndür,serhat ve kağan etrafa son bi kez göz gezdirin,emre sende benimle gel gideceğimiz güzergahı tam olarak belirleyelim.”
Hep bir ağızdan tek bir ses çıkmıştı.
-“Emredersiniz komutanım.”
Herkes verilen emiri yerine getirmek için işe koyuldu.Karanlık iyice çökmüştü saat ikiye geliyordu.Tim verilen görevi on dakika içerisinde halletmiş ve yola koyulmuştu.
Herkeste bu zorlu görevden dönmüş olmanın mutluluğu vardı.Tek bir kişi hariç…
Üç saat sonra
Tim verilen konuma ulaşmıştı.Herkes tek tek helikoptere binmiş ve yerlerine geçip oturmuştu.Aytürkün içinde olan karmaşık duygular zaman geçtikçe daha da fazla artıyordu.Fakat korkunun ecele faydası yoktu o da bunun farkındaydı.Duymayı beklediği şeyler için dakikalar kalmıştı.Belkide duymayı beklemediği şeylere…
Hümay Karaca
O sabah belimdeki ağrıyla beraber uyanmıştım.Kapının önünde uyuya kalmıştım yanımda geceden beri çalıp kapanmış telefon elimde ise Aytürkün bıraktığı ayna vardı.Aynaya doğru tekrar baktığımda kendimi görmüştüm o an içimde sanki bir volkan varmış gibiydi ev soğuktu ama ben yanıyordum…
Bir kaç dakika aynaya baktıktan sonra kutusuna geri koyup kapağı kapattım ve elime alıp ayağa kalktım.Odaya gidip kutuyu komidinin üzerine bıraktıktan sonra elimi yüzümü yıkamak için banyoya geçtim.
Suyu açtım ve ilk önce elimi sonrada yüzümü yıkadım kafamı kaldırıp baktığımda ise şişen gözlerimi gördüm.İlk defa gözlerim bu haldeyken kalbim bambaşka diyardaydı.Ben mutluydum.Aytürkü elbette bekleyecektim ona emanetini verecektim.Belkide bizim için herşey çok güzel olacaktı.Bu düşünce ile tekrardan aynadaki bana gülümsedim ve elimi kalbime koydum hissediyordum artık bu kalp onun için atıyordu.Hödük ya nasılda sevdirmişti kendini.
Yüzümdeki gülümseme ile odaya geri döndüm ve dolabın kapaklarını açıp ne giyeceğime baktım.Yıllar önce alıp hiç giymediğim çiçekli beyaz elbisem takıldı gözüme.Onu giyecektim karar vermiştim bugün rengarenk bir gündü benim için.İçim kıpır kıpırdı sanki çocukluğumda babam bana o çok istediğim doktor setini aldığım zamana döndürmüştü.
Elbisemi giyip,sade ve pembe tonlarında bir makyaj yaptım.Komidinin üzerinde olan takılarımıda taktıktan sonra ayağa kalktım Aytürkün bıraktığı kutuya son bir bakıp zaten olan gülümsememi dahada çok genişlettim.
Aç hissetmiyordum o yüzden direk karargaha geçecektim çayımıda orada içerdim.
Apartmandan çıkıp karargahın yolunu tuttum.Mutluydum ama içimde bir yandan boşlukta vardı çünkü orada Aytürk yoktu,askerlere bağırıp çağıran adam,bana yandan yandan bakan hödük yoktu.Yinede yüzümdeki gülümseme solmamıştı onu beklemek bile benim için o kadar güzeldiki
İçimdeki o küçük kız çocuğu o kadar heyecanlıydıki nasıl geçecekti bu iki hafta?
Düşüncelerle birlikte karagahın önüne kadar gelmiştim bile.
Kapıdaki asker;
-Hoşgeldiniz psikolog hanım
Deyip kapıyı geçmem için açtı.Bende teşekkür edip bahçeye doğru adımladım.Direkt olarak odama geçtim zaten etrafta pek kimse yoktu.
Bugün farklı timden bir kaç kişiyle görüştüm ve dosyalarını Selim Albaya gönderdim.
Saat ikiye geliyordu henüz bir şey yememiştim o yüzden bilgisayarımı ve dosyaları kapatıp yemekhanenin yolunu tuttum.İçeriye girdiğimde Nebahat abla ve yaren beraber oturuyordu.Yanlarına doğru giderken beni görüp gülümsediler ben zaten gülümsüyordum.
-“Merhaba hanımlar,nasılsınız?” Deyip oturdum ikiside şaşkınca bana bakıp güldü.
Nebahat abla daha fazla merakına yenik düşemediki başladı beni sorguya.
-“Biz iyiyiz vallahi kuzum ama sanki sende birşeyler var bi çok mutlu gibisin hayırdır inşallah.”dedi
-“Yoooğğ.”dedim hiçte inandırıcı olmayan bir tavırla.”Ne alakası var?”
Hemen yaren atladı;
-“Doğru söyle Aytürkmü bişey dedi sana kızzz yoksa düşündüğüm şeymi.”dedi elini ağzına koyup şaşırırken.
Afallamış bir şekilde kaldım.
-“Ne düşündünki?”diye sordum.
-“Sen söyle bakim ilk sonra ben derim sana ne düşündüğümü.”
Ne diyeceğimi bilemezken nebahat ablaya dönüp baktığımda meraklı gözlerle bana baktığını gördüm.
-“Bişey olmadı ya ne olucak Allah Allah.”
-“Kız uzatma işte anlarım ben hele sen de bakayım ne oldu.”dedi nebahat abla.
-“Kız de bizden laf çıkmaz bilirsin.”deyince yaren bir anlık gazla;
-“Aytürk bana bişey emanet etti gelince alacak başka bişeyde olmadı.”dedim.
İkiside şaşkınca birbirine döndü ve aynı anda
“Neee” diye bağırdı.Şok olmuştum niye bağırıysunuzki ya.
-“Ya niye bağırıyosunuz bir durun.”dedin sessiz bir şekilde.
-“Kız ne demek niye bağırıyosun sen ne diyosun Aytürk san bişey emanet etmiş demek he ne emanet etmiş.”dedi nebahat abla kadın motora bağlamıştı.
-“Ayna.”dedim kendimin bile duymadığı bir sesle ama onlar duymuştu bile.
-“Aynamıı.”dedi yaren gülerek.Utanmıştım kafa salladım sadece.
-“Yani seni sana mı emanet etti bu deli oğlan.”Nebaht abla şaşırmış ve gülümseyen bir ifadeyle söylerken.
-“Öyle oldu.”dedim utanarak.
Nebahat abla dizime vurarak;
-“Kız utanma ne güzel işte ama ben sana dedim dimi.”diye söylendi.
-“Ayy çok mutlu oldum hümayy.”dedi yaren bana sarılırken.
-“Yani ortada daha tam bir şey yok sadece emanet etti işte.”
-“Kız daha ne olsun işte çocuk napacak daha gelince seni alacam diyo ne desin başka.”nebahat abla ve yaren kahkaha attı bu benimde hoşuma gitmişti ama çok çaktırmadım.
-“Neyse nebahat ablacım ben çok açım yemek varmı?”
-“Var tabi kuzum makarna ve bezelye yaptım yermisin?”
-“Olur ablam yerim.Ben alayım sen zahmet etme.”dememe kalmadan nebahat abla ayaklandı.
-“Otur yavrum otur ben getiririm.”deyip gitti.
Yaren bana yandan bir bakış atıp duruyordu.
-“Hümay doğruyu söyle bak sen seviyormusun aytürkü.”Ona bakan gözlerim anında yeri buldu.Bir süre yeri izledikten sonra.
-“Ben galiba onu seviyorum.Hatta galibada değil ben baya baya aytürkü seviyorum yaren onu beklemek bile beni mutlu ediyor ne bileyim sanki aytürkün herşeyine bağlanmışım gibi.”dedim tarif edemiyordum ona olan sevgimi.
-“Ay hümay yaa anlıyorum seni sevmek zaten böyle bişey insan sevdimi iyisinide kötüsünüde sever eğer sorguluyorsa bası şeyleri anlaki onunki sevgi değil hevesti.Ama belliki sen sevmişsin.”deyip derin bir nefes aldı ve devam etti.”Bak hümay bir asker sevmek demek onunla beraber arazide olmak onunla beraber savaşmak demek o sahada çeker hasreti sen olduğun yerde farkı yoktur yürek ister bu iş anladın mı?”
-“Biliyorum yaren ama ben ona rağmen aytürkü istiyorum bir geleceğimiz olsun istiyorum.”
-“O zaman fazla söze gerek yok gelince evleniyorsunuz.”
-“Yok artık daha sevgili bile değiliz.”
-“Olsun kız evliyken tanırsınız.”dedi ve bir kahkaha patlattı bende onunla birlikte gülmüştüm.O sırada çalan telefonum ile gülmem yarıda kesilmişti.
Telefonu çevirip baktığımda yavuz amcam olduğunu görmüştüm hayırdır inşallah dedim içimden amcam önemli bir şey olmadıkça beni aramazdı.
-“Ben bir telefona bakıp geleyim.”dedim yarene o da onaylarcasına kafasını salladı.
Masadan kalkıp kapının oraya doğru yürüdüm ve telefonu açtım.
-“Alo amca.”
-“Hümay,nasılsın kızım?”Sesi tedirgin geliyordu.
-“İyiyim amca sağol sen nasılsın hayırdır bir sorunmu var?”
Amcam sustu bir süre sonrasında derin bir nefes aldığını duydum.
-“Hümay ben iyiyim ama..”
-“Ama.”dedim devam etmesini beklediğimi belli ederek.
-“Baban.”dedi
-“Ne oldu babama iyimi amca susma bir şey söyle?”
-“İyi değil kızım nasıl söyleyeceğim bilmiyorum ama söylemek zorundayım.”dedi neler oluyordu ne olmuştu babama?
-“Söyle amca ne oldu?”
-“Kızım sen gittiğinden beri baban kumar işlerine başladı uzun yıllardan beri oynuyor sonundada batırdı başta sana söylemedik baban istemedi ama şimdi baban zor durumda hümay ailemiz zor durumda amcam.”
-“Ne kumarı amca babam yapmaz ne diyosun sen?”
-“Yaptı kızım annenin yokluğunda yaptı.Bizide batırdı gitti Yusuftan borç aldı sonra ödeyemedi yusuf ilk önce sizin iki arabanızı aldı sonra köydeki villayı ama baban o kadar büyük miktarlar aldıki bir türlü ödenmedi.Ben bir milyon verdim ama yinede kapanmadı şuan eviniz kaldı bitek annenin evi hümay annenden kalan son şey.”
-“Amca sen ne diyosun yusuf yapmaz o benim çocukluk arkadaşım.”
-“Yaptı kızım hem baban hem yusuf yaptı babana sadece bir koşulla evi vermem dedi.”
Olmazdı orası benim mis kokulumun eviydi onundu yapamazdı.Yusuf benim okul arkadaşımdı yapmazdı böyle bir şey.Babam nasıl bulaşırdı tefeciye aklım almıyordu.
-“Ne istiyor amca paramı verelim ne kadar istiyorsa bulurum ben.”
-“Hayır hümay para değil yusuf seni istiyor.”
Nasıl?ne diyordu amcam yusuf benimi istiyor du?
-“Amca sen ne diyorsun ya olmaz öyle şey beni ne yapacak yusuf.”
-“Kızım sevdalanmış sana sen diye tutturdu baban olmaz diyor ama bunun başka çaresi yok hem annenin evinden olursun hem de.”
-“Hem de ne amca?”
-“Hem de babandan.”
Allahım ben neler duyuyordum böyle az önce kahkaha atarken şimdi nasıl bu hale gelmiştim.
Sinir bütün damarlarıma hücum etmişti sanki.
-“Geliyorum amca tamam o yusuf iti bunun hesabını ödeyecek bakalım benim babamı tehdit etmek neymiş o gününü görecek.”
-“Hümay aman diyim kızm sakın birşey yapma.”
Dediğinde telefonu yüzüne kapatmıştım.
Direkt olarak Selim albayın yanına gidip acilen trabzona gitmem gerektiğini söyledim o da anlayışla karşılayıp gereken yerleri aradı ve izinleri almıştı.
Kızlara bir şey söylemeden eve geçip bavulumu çıkardım uçak biletimi almıştım zaten gelirken.Bütün kıyafetlerimi gelişi güzel bavula attım sonra komidinin üzerindeki kutu çarptı gözüme.Bir dakika aytürk o ne olacaktı bekleyeceğim seni demiştim ona ne yapacaktım ben şimdi.
Aytürk
Sevdam olmuştu o artık benim ama babama gitmem gerekiyordu bana ihtiyacı vardı.
Ona geriye döndüğümde durumu izah edecektim .Kutuyu alıp bavula yerleştirdim ve direkt olarak evden çıktım.Zaten selim albay bir tane asker göndermişti beni havalimanına bırakması için.
Aşağıya indiğimde asker bavulumu alıp bagaja koydu bende direkt geçip ön koltuğa oturdum.Araba hareket etti ama sanki kalbimdeki bir şeylerde hareket etmişti aytürkü bırakmış olma ihtimali yerle bir etti beni aslında bırakmadım zorunda kalmıştım.Ama o beni anlardı dimi bilerek gitmediğimi bilirdi.
Havalimanına geldiğimizde evin anahtarını askere teslim edip içeri geçtim.Bavulumu teslim ettikten sonra direkt olarak uçağa geçecektik zaten hemen sıraya geçip bekledim.Sıra bana gelince telefondan gerekli belgeleri gösterip uçağa doğru adımladım.
Koltuğa oturduğumda ise bir tarafımda sinir bir tarafımda hüzün vardı.
Şimdi ne olacaktı tam düzen oturdu derken yine hayatım altüst olmuştu şimdiden özlemiştim onu.Bakalım şimdi beni hangi maceralar bekliyordu acaba.Bekle beni trabzon ben geliyorum,seninle savaşmaya…
Bölüm Şarkısı;Beni hatırla~Nazan Öncel
