4. bölüm · Siper ile kalp arasında
4. Bölüm
Hümay Karaca
Psikolog odası askeriyede tuhaf dururdu.Duvarlar hâlâ aynıydı; soğuk, gri ve sert. Ama içerideki sessizlik farklıydı. Bu sessizlik emir beklemezdi, cevap isterdi.Ben masanın başında oturuyordum. Önümde açık bir defter, elimde kalem. Üniforma yoktu üzerimde. Koyu renk bir kaban, sade bir kazak. Bilerek böyle gelmiştim. Askerin karşısına asker gibi değil, insan gibi çıkmak istemiştim.
Kapı tıklatıldı.
“Gir.”
İlk gelen Astsubay Kıdemli Çavuş Kaan Demir oldu. Dimdik durdu, baş selamı verdi.
-“Rahat olabilirsin , otur lütfen” dediğimde karşımdaki koltuğa geçip oturdu.
-“Evet, ilk olarak biraz kendinden bahsedermisin “
-“Elbette, Ben Kaan Demir 32 yaşındayım on üç yıldan beri bu işin içindeyim.Yedi yıl önce evlendim eşim Yaren demir üç yıl öncede bir oğlumuz oldu “ derin bir nefes aldı ve sustu.
- “ Peki, nasıl dayanıyorsun bu işe özlemiyormusun hiç aileni?”dediğimde hafifçe dudağının kenarı kıvrıldı ama bu kıvrılma acı bir kıvrılmaydı.
- “ Buda sorumu doktor hanım her gece karımın kokusu burnumda tütüyor, oğlumun sesi kulaklarımda çınlıyor ama dayanmak zorundayız bu vatan için ,ailem için…” dedi son olarak.
-“ Zorda kaldığın zaman ne yaparsın peki?”
-“Vatanıma sığınırım…” hiç düşünmeden cevap vermişti.
- “ karın” dedim “ Ona sığınmazmıydın” dediğim an yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
-“ Doktor hanım benim karım zaten benim vatanım .” Dediği an dumura uğradım hâlâ böyle aşklar varmıydı ya. Bu ne güzel sevmekti böyle.Onun söylediğiyle bende gülümsedim not almam gereken şeyleri deftere yazıp ona
-“ çıkabilirsin “ dedim.
-“ emredersiniz “ deyip odadan çıktı.
Kapı tekrardan tıklatıldığında içeriye Astsubay Kıdemli Çavuş Serhat Yılmaz girdi bütün heybetiyle ben diyim iki siz deyin üç yani.Tam kapının önünde durdu benim bir şey dememi bekliyordu. Daha fazla bekletmeden
-“ Oturabilirsin” dedim başıyla onaylayıp karşıma oturdu.
-“ Kendini kısa bir tanıtırmısın?”
- “ Serhat Yılmaz 26 yaşındayım 5 yıldan beri buradayım.” Sustu devam etmesini bekledim ama etmedi sert bir mizacı vardı.Ben devam ettim.
-“ evlimisin serhat”
-“hayır”
-“korktuğun bir şey varmı?”
-“ EvelAllah ondan başka kimseden korkum yoktur”
-“ Uyku düzenin nasıl?”
-“ gece on sabah dört” hep sade cevaplar veriyordu kısa ve net.
- Peki,bu hayatta değer verdiğin bir şey varmı?”Hiç beklemeden cevap verdi.
-“Yok” dedi ama bunu önceki cümlelere göre daha kısık bir sesle söylemişti.
- “ Annen ve baban nerdeler?”diye bir soru yöenlttim.
-“ Babam öldü,diğerini bilmiyorum”Diğeri? Annesinden neden böyle bahsetmişti, bırakıp gitmişmiydi acaba. Neyse daha çok işim vardı ve serhatı daha fazla bunaltmak istemedim.
-“ Tamam serhat, çıkabilirsin “
-“ kolay gelsin” dedi ve çıktı odadan.
Kapı tekrar tıkladı bu sefer gelen Teğmen Emre kayaydı Diğerlerinin aksine daha samimiydi. Yüzüme baktı ve
-“ Hocam rahat mı?”
- “ Rahat” dememle kendini koltuğa bırakması bir oldu.
-“ Hocam sorular zormu acaba? Ona göre bakın zaten ben dersine o kadar çalışan bir insan değilimdir”
-“Sakin ol Emre sorulardan kaçmadığın sürece sorun yok”
-“ Aaaaa” dedi, beklemez gibi
-“ Tesüf ederim hocam ben öyle bir insanmıyım bakın kalbim şuan kırıldı ben çıkabilirmiyim tuvalete gidiyorum baran gelince dersiniz beni teselli etmeye gelir tuvalete.” Dedi ve ayaklandı.Aniden
-“Emre hemen yerine otur bakalım bana albayı çağırtma “ diye tehdit ettim. Öfffler gibi oturdu -“peki” dedi dudakmı büzmüştü o bana ben kimlerle uğraşıyordum böyle.
-“ Senin için operasyon ‘ da en önemli şey nedir?”
-“ Yanındakilerin kim olduğu “Dedi ciddi bir sesle.
-“ Nasıl yani” diye sordum.
-“ Şöyle doktor hanım nerde olursan ol yanıdaki eğer sana bir hainlik yapmazsa,sana bir şey olmaz eğer yanındaki senin canı pahasına bile önüne atlıyorsa o zaman anlaki sana bir şey olmaz evelAllah…”
-“Peki sen yanındakilere güveniyormusun?”
-“ Güvenmek ne kelime gözüm kapalı uçurumda olduğumu bilsem atla deseler atlarım”
-“ sence bu iş için genç değilmisin?Neden sende diğerleri gibi gezip eğlenmektense burayı tercih ettin?”
-“ Çünkü benim hem aklımda hemde kalbimde bura vardı hiçbir zaman başka bir meslek aklımın ucundan bile geçmedi” dedi tek nefeste. Hayran kalmıştım ilk başta herşeyi şakaya vuran birine benziyordu ama sorulara vediği cevap tam tersiydi tutunduğu o ciddi tavır mesleğine ne kadar değer verdiğinin göstergesiydi.
-“ Hocam eğer sorularınız bittiyse ben çıkabilirmiyim? Az önce dağılan kalbimi toplamam lazımda” dedi bu çocuk cidden deliydi. Dediğiyle gülümsedim.
-“ Bitti çıkabilirsin”
-“ Emredersiniz” deyip odadan çıktı.
Kapı yeniden tıklandı Teğmen Baran Aksoydu.
Girdi ve kapının önünde durdu diğerleri gibi
-“ Otur lütfen” dedim koltuğu göstererek.
-“ Biraz kendini anlatırmısın?”
Kafa sallayarak onayladı.
-“ Baran Aksoy 24 yaşındayım dört yıldan beri askerim.”
-“ Evlimisin” diye sordum o an yüzü bir garip hal aldı.
-“ Hayır “ dedi sert bir sesle.
- “ Bugüne kadar seni en etkileyen şey neydi?”
-“ Beklemediğim şeyleri hiç beklemediğim insanlardan yaşamak.”
-“ Nasıl yani?”
-“ Şöyle güven duygusu çok tehlikeli bir duygudur bazen bir anda güveniverirsin o seninle mezara kadar gelir, bazende yıllarca güvenmek için uğraşırsın tam güvendim başardım dersin arkandaki bıçakları görmeden. Yani demem o ki bendeki güvensizliği yaratan aslında bir zaman en güvendiğimdi” Öyle bir anlatmıştıki ne yaşatmışlardı bu çoçuğa böyle.
-“ Peki şuan en çok kime güvenirsin?”
-“ Timime” Dedi hiç düşünmeden.
-“Peki, Ailenle en son ne zaman konuştun?”
-“ İki yıl önce siz sormadan ben söyleyeyim evet güvensizlik konusunda onlarında payı var.”
-“ Peki, bu kadarlık yeter çıkabilirsin baran”
-“ Bencede çıkayım çünkü daha kalbi kırık olan bir minnoşu teselli etmem gerekiyordu”bu dediğiyle sırıtmıştım deli çocuk ya.
-“ Ona söyle üzülmesin fazla çilekli süt alırım ona “ baran gülümsedi.
-“ Emredersiniz” baş selamı verip çıktı.
Not almam gereken şeyleri deftere yazdım bende o sırada kapı tekrardan tıkladı ve işte oydu sabahki komutan bu nasıl bir afet-ül devrandı böyle. Siyah gözleri,kumral saçları, kemerli burnu ve onu dahada yakışıklı gösteren boyu resmen adam iki metreydi gözlerimin içine bakıyordu bende oturmuş adamı inceliyordum. Daha fazla bakmadan defterime kafamı çevirdim.
-“ Oturabilirsini” dedim içime kaçmış sesimle.
Geçip karşımdaki koltuğa oturdu sığmıyordu resmen koltuğa adam.
-“İlk olarak kendinden bahsedermisin biraz?”
-“Aytürk Sungur 30 yaşındayım.11 yıldır askerim.” Yani biraz daha ayrıntı versen ne olurdu uyuz adam illa benim mi sormam lazımdı.
-“Evlimisin” Bu soruyu sorarken nefesim bir daralmıştı neler oluyordu bana.
-“ Hayır” dedi istemsizce bir oh çekesim geldi içimden.
-“Öfkeniz size hiçbir zaman zarar verdi mi?” Duraksadı bir kaç saniye cevap vermedi gözlerimin içine bakan adam bir anda kafasını yere eğdi.
-“Hayır” dedi ama inanmadım bir şeyler sakladığı belliydi merakıma yenik düşerek;
-“ Eminmisin?” Diye sordum o an kafasını kaldırdı ve gözlerimin içine baktı garip hissetmiştim onunla uzn süre göz göze kalınca içimde değişik bir his oluşuyordu.
-“ Eminim doktor fazla sorgulama” işim buydu be ne demek fazla sorgulama sorgulardım kime ne. Ben niye sinirlenmiştimki şimdi. Gerçi bu adama sinirlenmemek mümkün değil.
-“Peki” dedim soğuk bir sesle.
-“ Seni en çok uykusuz bırakan şey nedir?”
-“ Hiçbirşey” nasıl yani resmen sorulardan kaçıyordu bu adam neyden korkuyordu böyle.
-“ Hayatındaki en değer verdiğin şey nedir?”
-“ Ailem” diye cevap verdi ve devam etti;
“ eğer bittiyse çıkabilirmiyim yeter bu kadar “
-“ Buna sen değil ben karar veririm komutan”
-“ Doktor hanım sorunu sordun bitti işim var boşa vakit harcayamam “ dedi ve bir anda odadan çıkıp gitti ukala herif bu yaptığıda ne oluyor böyle ben sana günününü gösteririm ulan. Terbiyesiz herif ya . Sinirle ayağa kalktım dosyaları toparlayıp çantama koydum. Albaya bittiğini haber vermem gerekiyordu hemde nerde kalacağımı öğrenecektim. Odadan çıktım ve albayın odasına doğru yürümeye başladım koridor boştu albayın kapısını görünce odanın önüne geldim ve kapıyı tıkladım içeriden “ gel “ sesini duyunca içeriye girdim albay koltuğunda oturmuş kağıtları inceliyordu kafasını kaldırıp bana baktı.
-“ Hümay gel kızım otur şöyle”deyince önündeki koltuğa geçip oturdum.
-“ Nasıl geçti görüşme bişey yaptımı bizim hergeleler” Şimdi o kalasın yaptığını demek vardıda neyse.
-“ Yok efendim iyi geçti görüşmeler”
-“ Sen öyle diyorsan öyledir kızım bu işin doktoru sensin “ gülümsedi bende ona aynı şekilde gülümsedim.
-“ Efendim gelmeden önce burada bir ev ayarlandığını söylemişlerdi?”
-“ Hazırladık kızım sen gelmeden önce ben orayı güzelce temizlettim güvenlidir hem korkarsan karşı komşun aytürk ona seslenebilirsin” Bir dakika bir dakika o kim demişti Aytürk mü o ukala , kalas, kütükmüydü benim komşum Allahım bugün beni sınıyormusun yarabbi.
-“ Başka yer yokmuydu efendim” diye sordum bir anda aptal hümay denirmi öyle.
-“ Niyeki kızım bir sıkıntımı var” al işte salak ya
-“ Yok yok efendim bir sorun yok müsadenizle ben eve geçeyim hem yerleşirim hemde biraz dinlenirim” kafasını salladı onaylarcasına.
-“ Al” dedi anahtarı bana uzatarak.
-“ Bu senin evin anahtarı ben şimdi emreyi söyleyeyim sana eşlik etsin eve kadar” en azından anlaşabildiğim biri teşekkür ederim Allahım.
-“ tamam efendim “ telefonu eline aldı ve emreyi aradı durumu anlatıp emreyi yanına çağırdı.
İki, üç dakika sonra kapı tıkladı ve emre içeri girdi baş selamı vererek hazır ola geçti. Albay
-“ Emre, hümay kızımı al evine götür yardımcı ol ona birşeye ihyacı olursada hallet.”
-“ Emredersiniz komutanım.” Dedi emre bende
-“ teşekkür ederim efendim “ diyerek odadan ayrıldım emrede peşimden gelmişti.
-“ Nasıl geçti ilk gününüz hocam” emre yine durmuyordu hiperaktifmiydi bu çocuk.
-“ Güzel geçti uyuz herif hariç.” Galiba bunu yanlış kişiye söylemiştim. Emrenin gözleri fak taşı gibi açıldı bir anda bana döndü mavi gözler yerinden çıkacaktı çok komik gözüküyordu.
-“ Hocammm” dedi uzatarak
-“ neler oluyor kim o uyuz herif yoksa Aytürk komutanmı”Tam on ikiden vurmuştu demek herkes biliyordu uyuz olduğunu.Sadece kafamı sallamakla yetindim.
-“ Ne dediki size hocam?” Diye sordu bu çocuk gerçekten meraklı melehattı.
-“ Bir şey demedi sadece boş işlere ayıracak vaktim yok dedi çıktı gitti haspam sanki benim boş vaktim vardı bitek o vardı sanki bu dünyada.” Bir anda sinirle içimdeki herşeyi emreye anlatmıştım emre büyük bir kahkaha patlattı ona ne oluyor der gibi bakış attım.
-“ Hocam ya Allah aşkına niye bu kadar sinirlendinizki ?”
-“ Bilmiyorum” bunu derken bile sinirliydim.
-“ Hocam doğru söyleyin etkilendinizmi yoksa” dediği şeyle adımlarımı durdurdum.
-“ Ne alakası var be o uyuz adamın nesinden hoşlanacakmışım hem benim tipim değil.”
Emre öyle olsun der gibi bakış attı sonrası sessizdi ev karargahın bir sokak arkasındaki lojmandaydı bizim bina ikinciydi emre binanın şifresini girip banada söyledikten sonra merdivenleri çıkmaaya başladık üçüncü kata geldiğimizde emre durdu.
-“ Burası hocam” deyip kahrengi demir kapılı evi işaret etti.
-“ Tamam emre sağol gösterdiğin için bundan sonrası bende” dedim emre yine suratına gülüşü yerleştirmişti.
-“ hayırdır “
-“ Bu arada karşısı Aytürk komutanın evi haberiniz olsun bişeye ihtiyacınız filan olursa…” cümlesini bitirmeden uyarır bir dille
-“ Emre kaşınma istersen hadi dön sen “ dedim. O da kahkaha atarak merdivenleri indi bu çocuk başa belaydı. O ukalanın kapısına baktım siyah demirden bir kapıydı aynı kendi gibi soğuk nevale ne olacak.Anahtarı yerine takıp kapıyı açtım içeri girdiğim an temiz bir koku karşıladı beni mis gibi olmuştu ev tamda albayın dediği gibi odaları dolaştım iki odası bir salonu vardı gayet tatlı bir evdi zaten çokta kalmazdım yeterdi bana. Yorulmuştum bugün hemen bir duşa girip çıktım üstümü giydikten sonra direk yatağa attım kendimi acıkmıştım ama uyku daha ağır basıyordu . Kendimi daha fazla tutmadan uykunun kollarına bıraktım.
