Sınır Çiçeği kitap kapağı

5. bölüm / 6

Sınır Çiçeği

5.BÖLÜM İZ

Vaveyla Yazarı: Desss0 _

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5.BÖLÜM İZ

5.BÖLÜM İZ

.
“Teşekkür ederim, Üsteğmenim.”
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Bir dahaki sefere edersiniz.”
.

Üsteğmenin söylediği söz aklıma gelmişti 'bir dahaki' Neyin bir dahakisi olduğunu bilmiyordum.
Belki de sadece nezaket olsun diye söylemişti.
Yine de o cümleyi neden bu kadar düşündüğümü anlamıyordum.yatağımda uzanmış bir sağa bir sola dönerken sürekli bu sözleri düşünüp duruyordum düşüncemi kapımın çalması böldü "gir"dedim kapıya doğru evde Zeynep'ten başka kimse yoktu nasıl olsa
kapım açılınca Zeynep beni görünce şaşırdı çünkü şu an yatağımda çok garip bir pozisyonda uzanıyordum, olduğu yerden gelip yatağımın kenarına oturdu
"Ee ne oldu iyi miymiş Melis"dedi oda merak etmişti ona yazdığım mesajda fazla ayrıntı vermesemde mesaj onuda meraklandırmıştı
"İyiymiş merak edilecek bir şey yok,hatta yarın okulada gelicek yani Üsteğmen öyle söyledi en azından"dedim benim sözlerim üstüne Zeynep'in bana olan bakışları değişti kötü anlamda değil ama altından çıkıcak şey beni korkutmuştu
"İkidir ağzından düşmüyor bu Üsteğmen ilk başta yok dikkatini çekmiş yok çok gözüne batıyormuş adam şimdi güvenmeler filan Üsteğmen lafına geçmeler hayırdır" gelmişti o bomba
uzandığım yerden oturur pozisyona geçtim
"Ay sen iyice saçmaladın Şırnak sana yaramadı galiba havası çarptı seni birazdan da ben çarpcam o olacak"dedim gözlerini bakmamaya özen göstererek
Ne biçim imalar yapıyordu daha bir kaç gündür gördüğüm biriydi ne olabilirdi ki?
"İşte tam bu, suçluluk duygusu yaşıyorsun haklı olduğunu sanıp benide inandırmak için sesini yükselttin biraz, gözüme bakmamaya çalışıyorsun kızım sen bazen benim avukat olduğumu unutuyorsun"
arkamda duran yastığı alıp üstüne attım attığım gibi hemen tuttu
"Saçmalık sırf saçmalıyorsun şu an iki gündür gömüldün o dosyaya şimdi beynin yanmış, istersen benden biraz verim sana lazım olur davada" cümlelerim onu kırmazdı biz böyle anlaşırdık atışmalı birbirimizden alınmazdık
"Ay yok canım bana verirsen sen beyinsiz kalırsın olmaz kabul edemem geri al" lafıyla arkamda duran bir başka yastıkla kafasını acıtmıycak şekilde vurdum
vurmama karşılık oda bana vurdu ve aramızda yastık savaşı başlamış oldu bir dakika sonra kahkahalarımız eşlik etti geceye

. . . .

Okula geldiğim andan beri gözüm Melis'i aradı
İçimde belki korku vardı Üsteğmen olurda sözünü tutmaz diye ama içimde bir yerde Üsteğmene aynı zamanda güveniyordum
sınıf yavaş yavaş dolmaya başladı sınıfın tamamlanması için son iki kişi kaldı assolistlerimiz
Melis ve Rüzgar
Bir kapıya bir sınıfa baktım sonra beklemenin pek manası olmadığından öğretmen masasına oturup sınıfımdaki öğrencilerime baktım
"Bu gün ne yapalım istersiniz bakalım?" diye sordum onların fikirleri benim için önemliydi
elini ilk kaldıran Sezen oldu
"Öğretmenim hiçbir şey yapmasak uyusak olur mu uykum var biraz"lafıyla yüzümde gülümseme oluştu sınfımızın uykucusu kendisiydi boş bulduğu her vakit uyuyordu
"Maalesef onun dışında bir şey olsun birtanem" dedim onu kırmamaya özen göstererek, onun yerine sözü Ali aldı
"Peki bu gün sadece konuşsak olur mu? kağıtta yaptıklarımızı yapmak istemiyorum"dedi bahsettiği şey çizgi çalışmalarıydı
"Hım eğer dün verdiğim çalışmaları yapmışsanız olur, yaptınız mı?" benim sözüm bittiği gibi kapı çalmıştı gözlerim hemen oraya döndü "gir" dedim
içeri giren Rüzgar'dı ve Melis hâlâ gelmemişti içimde bir sıkıntı vardı nedeni bilinmez bir sıkıntı
Rüzgar başı öne eğik bir şekilde sınıfa girip öğretmen masasının önünde durdu başı hâlâ eğikti eliyle saçlarını karıştırdı
"Şey geç kaldım galiba"dedi başımı sallayıp kafamla onu onayladım o ise sözüne devam etti "Özür dilerim öğretmenim uyuyakalmışım annemde uyuyakalmış dün kardeşim uyutmamış diye" Rüzgar sınıfın en açık sözlüsü hemde esnfaçısıydı en sevdiğim özelliği ne olursa olsun dürüst olmasıydı
"Sorun değil canım yerine geçebilirsin, bizde çalışmaların yapılıp yapılmadığını konuşuyorduk" dememle Rüzgar yutkundu başını daha fazla eğmesi mümkünmüş gibi eğdi ağzından bir şeyler fısıldadı ama tam anlayamadım
sınıftaki diğer çocuklar onun bu haline gülüyordu ne olduğunu ben dışında herkes biliyordu anlaşılan
"Ya ne oldu Rüzgar çalışmayı yaptırmayı mı unuttun?" dedi Rümeysa o an anladım
Rümeysa öyle deyince Rüzgar çok kötü olduğunu sandığı bakışları atınca Rümeysa eliyle ağzını kapatıp devam etti
"Pardon yapmayı unuttun mu demek istemiştim" onun sözüyle herkes güldü duruma el atmaya karar verdim çünkü Rüzgar'ın yüzü düşmüş kimseyle göz teması kurmuyor sınıf kapısına bakıyordu
"Rümeysa arkadaşınla böyle konuşman çok yanlış canım, siz burda hepiniz arkadaşsınız birbirlerinizi sevmek zorunda değilsiniz ama birbirinize saygı duymak zorundasınız tamam mı birtanem?" galiba yaşlarına göre çok büyükçe bir konuşma yapmıştım belki ne dediğimi bile anlamadılar ama yinede beni onayladı
Rüzgarda bana döndü
"Özür dilerim öğretmenin ben boyama yapabiliyorum ama çizgileri yapamadığım için arkadaşlarımdan rica ediyordum bir daha yapmıycam anladım kötü bir şey olduğunu" dedi masum masum o an ısırmak istedim onu çünkü çok tatlı bir şekilde demişti
oturduğum yerden kalkıp Rüzgar'ın karşısında yere çömeldim
"Yaptığın evet biraz kötü çünkü sen yapmazsan bunları ilerde zorlanıcaksın, eğer bunlar seni zorluyorsa sana biraz ama biraz daha kolaylarını verebilirim ben sizin iyiliğiniz için veriyorum onları"dediğimde başıyla beni onaylayıp yerine geçti ve o an tekrar kapı çaldı
"Gel" dedim kapıya doğru kapı açılınca gözüm ilk Melis'e daha sonra ise arkasındaki Üsteğmene baktı sözünü tutmuştu Melis yüzünde gülümselerle içeri girdi yanıma gelip
"Geç kaldığım için özür dilerim öğretmenim"dedi
"Sorun değil tatlım arkadaşlarının yanına geç ben gelicem tamam mı?" daha sonra sınıfa döndüm "Uslu durun hemen gelicem"dedim hala kapıda duran Üsteğmenin yanına doğru yürüdüm
ona doğru gitmemle bir adım geri çekildi böylelikle kapının dışında kalmış oldu bende onunla beraber kapının dışında durdum
"Sözünüzü tuttunuz Üsteğmenim"dedim o ise başıyla önce beni onayladı
"Tutamıyacağım sözleri vermem ben öğretmen hanım" sözüyle gülümsedim gözleri anlık gülüşüme kaydı ama çok anlıktı
"Ne zamana kadar devam edicek bu Melis işi"diye sordum merakla
"Bir süre daha bu günde onu okuldan almaya başka bir asker gelicek ismini size yollarım..." dediğinde duraksadım numarası yoktu nereden yollayacaktı sözünü kestim
"Numaramı size vermedim hatırladığım kadarıyla nasıl yolluycaksınız"dedim sorum biraz saçmaydı istese iki dakikada numaramı bulurdu nasıl olsa ismimi soyadımı biliyordu ben ise onun hakkında sadece soyadıyla rütbesini biliyordum
"Haklısınız o zaman numaranızı rica etsem Melis için"diye açıkladı hemen şu an karşımda çok komik duruyordu o yüzden bu haline güldüm tekrar
"Ee o zaman bende Melis için verim bari numaramı" dediğimde oda gülümsedi
daha sonra telefonunu çıkarıp bana verdi numaramı girdim daha sonra ona döndüm
"Öğretmen hanım diye mi kaydedim yoksa siz kaydeder misiniz?" diye sordum
"Nasıl isterseniz öyle kaydedin fark etmez" dediğinde içimden bir ses çok garip bir şekilde kaydet dedi ama daha dünden beri tanıdığım hatta tam bile tanıdığım birine böyle yapmak saçma geldiği için
Öğretmen Hanım diye kaydettim kendimi çaldırıp telefonu kendine geri teslim ettim sonra kendi telefonumu çıkarıp
Üsteğmen diye kaydettim bir süre durdu parmaklarım klavyede sonra önümdeki Üsteğmene döndüm
"Şey isterseniz adınızı söyleyin öyle kaydedim yani isterseniz"dedim adını merak etmiştim dünden beri, başıyla beni onaylayıp ağzından ismi döküldü
"Kaan ismim Kaan Özülkü"dedi o an aklımda tekrarladım
'Kaan'
İsmini ilk kez duyuyordum.
Daha önce zihnimde yalnızca “Üsteğmen Özülkü” olarak yer etmişti. Şimdi o soyadının önüne bir isim eklenmişti.
Kaan Özülkü.
Nedense ismi ona yakışmıştı
"Benim adımı söylememe gerek yok galiba dün öğrendiniz"dediğimde
"Evet Gül Karaman"dedi başımla onu onayladım sözüne devam etti "Ben size Melis'i almaya gelecek askerin adını yazıp atarım benim şimdi gitmem gerek bir durum olursa okulun çevresinde gezen askerlerden yardım isteyin lütfen öğretmen hanım"
"Neden siz almaya gelmiyceksiniz"dedim merakla dün kendi almıştı bu gün kendi getirmişti dün kendine verilen görevi yerine getirdiğini söylemişti
"Benim gitmem gereken bir işim var bir süre burada olmuycam"dediğinde göreve gideceğini anladım nede olsa Babam bir Albaydı abim ise Yüzbaşı bu durumları biliyordum askerlerle büyümüş biriydim
"Anladım o zaman görüşürüz Üsteğmenim kendinize dikkat edin"dedim ve arkamı döndüm sınıfa girmek için hareket ettiğimde onun sözlerimi duydum
"Sizde dikkat edin öğretmen hanım, görüşürüz" dedi omzumun üstünden baktım ona gülümseyip sınıfa girdim ve günüm gerçek manada şimdi başlamıştı
Sınıfa döndüğümde çocukların hepsi hâlâ yerlerinde oturuyordu.
“Ee, nerede kalmıştık bakalım?” diye sordum.
Çocuklar hep bir ağızdan cevap vermeye çalışınca sınıf bir anda yine eski gürültüsüne kavuştu.
Birkaç dakika sonra az önce yaşanan konuşmayı tamamen unutmuştum... ya da öyle sanıyordum.
Telefonumun ekranına istemsizce gözüm kaydı.
Üsteğmen Kaan Özülkü.
İsmini öğrendiğimde isminide ekleyip rehberime öyle kaydetmiştim.
Hemen telefonu ters çevirdim.
“Gül, kendine gel,” diye içimden geçirdim.
. . .
Artık neredeyse son saatlere geliyordu ara sıra telefonumu kontrol ediyordum Kaan Üsteğmenden gelen mesaj var mı diye ama tık yoktu
o an telefonuma bildirim sesi geldi çocuklarla oturduğum yerden kalkıp masada duran telefonumu elime aldım ekranda gördüğüm isim ile çocukların yanına oturup mesaja baktım
Zeynişim:Bu gün dava ile ilgili mesai yapıcam beni bekleme kuzum
yazıyordu ona kısa bir cevap yazıp telefonu kapatıp yanıma yete koyup çocuklara döndüm dönmesine ama Can'ın sözleriyle gözlerimi yerinden çıkarcasına açtım
"Öğretmenim siz ve Melis'i getiren asker abi babam ve annem gibi misiniz?"demişti onun sözüne karşılık Rüzgar konuştu
"Can o ne öyle babam annem gibi, o karı koca olacak hem saçmalama öğretmenimiz onun karısı değil" dedi büyümüşte küçülmüş gibi
derin bir nefes alıp verdim bu konuyu bir kişiden daha duymak beni germişti
"Birtanemlerim ben ve asker abi sadece konuştuk diye karı koca olmayız ayrıca nereden duyuyorsun sen böyle şeyler"dedim lafımla Rüzgar çok bilmişçe saçlarını eliyle düzeltmeye başladı
Rümeysa bu sefer konuşmaya başladı
"Ama öğretmenim siz o abiye gülüyorsunuz, o abide size çok güzel bakıyor böyle sanki benim bebeğime baktığım gibi size bakıyor"dedi
hemen arkasından Sezen girdi lafa
"Öğretmenim bizi öptüğünüz gibi öptünüz mü o abiyide"dediğin an ağzım beş karış açıldı içimden
'Yok artık çüş dedesinin nikahı' hemen sonrasında
içimden sabır diledim çocukların ima ettiği şeye mi yanayım yoksa söyledikleri cümleleri nereden duyduklarına mı?
"Benim canım öğrencilerim öyle bir şey yok tamam mı? böyle şeyleri siz düşünmeyin" dedim dünden beri Zeynep'in ima ettiği şeyler yetmezmiş gibi birde küçüklerim başlamışlardı
"Öğretmenim ben sizi vermem zaten o abiye hatta kimseye vermem sonra buraya gelmezsiniz ben sizsiz yapamam" dedi Hüseyin gözlerim doldu söylediği şey benim için çok kıymetliydi
"Ben bir yere gitmiyorum aklınızdam çıkarın şunları" dedim çocuklara karşı tam o an kapı çaldı "gir" dediğimde içeri asker traşlı üstünde siyah tişört siyah pantolon vardı
"Öğretmen hanım ben Melis'i almaya geldim Kaan Üsteğmenim gönderdi, Teğmen Emre Meriç ben" dedi
o an telefonuma bildirim geldi
Üsteğmen Kaan Özülkü: Melis'i almaya gelecek askerin adı Emre Meriç ona güvenebilirsin
yazıyordu mesajını onaylayıp kapattım sınıfa dönüp Melis'e çevirdim
"Melisçim bu abi seni almaya gelmiş onunla gidebilirsin" dedim Melis sözümle ayağa kalkıp çantasını almaya gitti bende oturduğum yerden kalkıp kapıda duran adamın yanına gittim
elimi uzattım ona "Gül Karaman Melis'in öğretmeniyim" oda elini uzattı el şıkıştık
"Size bir şey sorabilir miyim?"dedim adama doğru başıyla beni onaylayınca
"Kaan Üsteğmen ne zaman döner" ağzımdan çıkan sözlerle ben bile şaşırdım adam nasıl şaşırmasın arkamdan gelen sesle oraya döndüm çocuklar pot kırmıştı
"Al işte ben dedim annem babam gibi olacaklar ya ben istemiyorum o asker abiyi öğretmenimle" dedi Can o an olduğum yere sabitlendim bakışlarım karşımda duran adama kaydı onun bakışları ise Can'daydı yanlış anlamasın diye toparlamaya çalıştım
"Çocuk işte herşeyi yanlış anlıyor"dedim hafif gülerek adam ise bakışlarını Can'dan çekip bana döndürdü
"Ben sizi meraklandırmayım Kaan Üsteğmenim iki üç güne döner.." lafına devam etmeyip arkamdaki Can'a baktı "Ayrıca benim Üsteğmenimden iyisi dünyada yok, kusura bakmayın öğretmen hanım benide çocuk sayın" dedi an utançtan yerin altına gömülmek istedim
Melis gelip askerin elini tutumca adının Emre olduğunu öğrendiğim kişi başıyla selam verip Melis'le beraber gitmeye başladılar kafamı sınıfa döndürdüğümde yüzlerinde ağızları kulaklarına varacak şekilde duran sınıfımla karşılaştım ben ise ağlamaklı bir ifadeyle duruyordum ilk konuşan Rüzgar oldu
"Öğretmenim üzülmeyin ben sizi veririm asker abiye ama her gün sizi getirirse"dediği an yüz ifademi yanlış anlamasıyla güldüm
içimden kızmıştım ama tatlılıklarına dayanamıyordum
.
.
.
Bölüm sonu umarım beğenirsiniz
biraz geç geldi biliyorum kusura bakmayın lütfen
yazım yanlışlarım olabilir kusura bakmayın