Sınır Çiçeği kitap kapağı

2. bölüm / 6

Sınır Çiçeği

2.BÖLÜM EŞİK

Vaveyla Yazarı: Desss0 _

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2.BÖLÜM EŞİK

2.BÖLÜM EŞİK

1 Hafta sonra*

Bir Hafta geçmişti babamı kaybedeli günler artık benim için bir şey ifade etmemeye başladı

her zaman yaptığım gibi yatağımdan kalktım üstümü değiştirip siyah şalı elime alıp çantama koydum odamdan çıkıp kimseye bir şey söylemeden evden çıkıp bir haftadır sürekli geldiğim yere geldim babamın mezarına

günler aynı geçiyordu benim için yataktan kalk üstünü değiştir şalını al babamın mezarına gel onunla konuş dualar oku akşama kadar burda kal akşam eve dön pencereden dışarı bakarak yaşadığın şeyleri düşün yatağına uzan ve tüm gece boyunca tavanı izle

ne yemek yiyordum nede uyuyordum sadece düşünüyordum kimseyle konuşmuyordum

bir tek babama anlatıyordum derdimi

iki gün önce abimin oğlu doğdu.Abimle yengem ona babamın adını koymuştu

Dünyadan bir Alp Karaman gitmişti belki ama yerini bir başka Alp Karaman almıştı

mezarlığa varınca arabamı kenarda duran park yerine park ettim mezarlığa giriş yaparken bekçi çıktı kaldığı yerden

"Kızım günün 24 saati burdasın git uyu biraz yemek ye" dedi baba şefkatiyle

cevap verecek halim yoktu sadece başımı sallamakla yetindim

ayakkarım beni yolunu ezbere bildiğim mezara getirdi dün ektiğim çiçeklerde durdu gözlerim bu babamın mezuniyette bana getirdiği çiçeklerin aynısıydı çok severdim Papatyaları

babamdan ilk on yaşında papatya buketi almıştım o andan beri benim için en değerli en sevdiğim çiçek olmuştu

dizlerimi kırıp yere oturdum ellerim babamın toprağına gitti tek tek okşadım her karışını ne kadar süre orda öyle oturdum bilmiyorum arkamdan birinin geldiğini hissettim

ve sonra sözlerini işittim

"Hala kendini suçluyorsun dimi?"dedi Zeynep

en yakın arkadaşım sırdaşım kardeşim dediğim kız

cevap vermedim

“Çünkü suçlu olduğuna inanmak, gerçeği kabul etmekten daha kolay geliyor sana.”

başımı ona doğru çevirdim

"Ne demek istiyorsun"

gözleri gözlerimde kaldı bir süre bana acıyor gibi değilde anlıyor gibi bakıyordu

“Baban öldü, Gül. Ve sen hâlâ onun ölümünün cezasını çekiyorsun. Ama sana bir şey söyleyeyim mi? Babanın mezarında her gün biraz daha ölmen, onun hayatını geri getirmeyecek.”

beni kırmak için değilde gerçekleri söylemek için konuşuyordu ama yinede içimdeki acı daha ağır basıyordu gözlerim dolmaya başlamıştı yine ve yine ellerim tuttuğu toprağı sıkmaya başladı

"Yeter..." sözüme devam edemeden sözümü kesti

“Hayır, yetmeyecek. Çünkü sen bunu duymaya mecbursun. Sen babanı kaybettiğin için suçlu değilsin. Ama bir haftadır kendini cezalandırmayı seçiyorsun.”

kafamı olumsuz anlamda salladım

"Ben seçmedim.."

acı bir tebessümle baktı bana.Canımı yakmak için söylemiyordu bunları. Ama gerçekler, niyeti ne olursa olsun, canımı yakıyordu

“O zaman artık seç. Ya babanın ölümünü hayatının sonu yapacaksın ya da onun ardından yaşamaya devam edeceksin. Ama ikisini birden yapamazsın.”

Haklıydı ikisi birden olmazdı

Ya babamla kendim de ölücektim yada yeni bir sayfa açıcaktım.Babamı unutmayacaktım ama onun yokluğunda kendimi de kaybetmeyecektim.

O an anladım; ben yorulmuştum. Ama bu yorgunluk babamın ölümünden değildi. Onu kaybettiğim günden beri kendimi affedememekten yorulmuştum.

. . . .

Arabamı evin önüne park edip eve geçtim bu gün erken gelmiştim Zeynep'le konuştuktan sonra düşünmek için erken dönmüştüm

eve girince beni ilk yengem ve kucağındaki Alp karşıladı

"Halası yeğenin seni özlemiş" dedi biliyordum kafamı dağıtmak istiyordu

yinede ona uyup küçük yeğenimi kucağıma aldım

"Valla kusura bakma sen yeğenine bak bende uyuycam bütün gece uyutmadı beni"dedi şakaya karışık

o an hafif tebessüm ettim varla yok arasıydı ama bir süre yüzümde durdu

yengem tebessümüme bakıp merdivenlerden odasına çıktı

o çıktıktan sonra kucağımdaki Alp'e döndüm

"Halam sen beni mi özledin?bende seni özledim birtanem"

Ne tuhaftı dünya daha bir hafta önce bu evde Alp adıyla yaşıyan babam varken şimdi onun yerini iki gün önce doğmuş yeğenim Alp almıştı

Küçük yeğenimle odama çıktım kapımı kapatırken gözüm bir an kapının yanındaki valize takıldı gözüm

ne heyecanla hazırlamıştım babamın cenazesindeyken okul müdürünü arayıp durumu anlatmıştım oda ne zaman kendimi iyi hissedersen o zaman gelmem için ısrar edip kapatmıştık telefonu

bir süre düşündüm gitmek iyi gelir miydi?

yeni bir şehir,yeni bir başlangıç

hep hayalini kurduğum mesleğimi yaparken biraz olsun iyi hisseder miydim?

Zeynep'in sözleri düştü aklıma

'Ya babanın ölümünü hayatının sonu yapacaksın ya da onun ardından yaşamaya devam edeceksin'

yapabilir miydim? Yeniden başlayabilir miydim?

ben düşüncelere dalmışken beni düşüncelerden Alp'in ağlaması kurtardı ona döndüğümde emziği ağzından çıkmış ağlıyordu

ilk başta emziğini verdim ama susmadı salladım gene de susmadı en sonunda aşağı inmeye karar verdim yengemin dolaba koyduğu sütlerden ısıtmak için

mutfağa girdiğimde annem oradaydı yüzüne bakmadım o hastanedeki bekleyişlerimizden beridir hiç konuşmamıştık

yüzüne bakamıyordum beni suçluyor diye

bir şey demeden dolaba yöneldim elimi sütlerden birine atarken bir sözle elim havada kaldı

"Seni suçlamıyorum Gül,sen benim kızımsın evladımsın ben seni nasıl suçlarım sadece şoktaydım abinle bile konuşmadım ki"

anneme döndüm ağzımdan tek bir söz çıktı

"Özür dilerim anne..." ne için neden diye sormadı

kucağımdaki Alp'e zarar vermeden bana sarıldı elleri saçlarıma gitti zarar vermekten korkar gibi yavaş yavaş okşadı her bir saç telimi

"Dileme yavrum dileme kimsenin suçu değildi, kaderimizde bu varsa yapacak bir şey yok alın yazımızda ne yazıyorsa onu yaşıycaz o gün olmasa bile illaki başka gün olurdu"

o kadar dalmıştık ki abimin bizi izlediğinden bir haberdik kolunu kapıya dayanmış kollarını göğsünde birleştirmiş yüzündeki tebessümle bizi izliyordu

ben ona bakınca dayandığı yerden çekilip karşıma geldi annemde o an benden ayrıldı

annem Alp'i benden aldı arkamdaki dolaptan süt çıkarmaya başladı omzunda hissettiğim elle bakışlarım abime döndü

"Gül,abicim istersen görev yerine git burası sana iyi gelmiyor ne yemek yiyorsun nede uyuyorsun orda çocuklarla uğraşmak sana iyi gelir,ne dersin birtanem ister misin gitmek?"

zorlama yoktu cümleleri daha çok istersen git istemezsen kal gibiydi

bir süre düşündüm gerçekten oraya gidince düzelir miydi herşey?

içimde bir ses yankılandı

`Denemeden bilemezsin`

Gözlerimi kapattım. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey düşünmedim.

Sonra kararımı verdim.

Yarın gidecektim.

Babamı unutmak için değil.
Onu geride bırakmak için hiç değil.
Kendime yeniden bir şans vermek için

.
.
.
Bölüm sonu umarım hoşunuza gitmiştir
yazım yanlışları görürseniz lütfen beni uyarın ki düzeltim
buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim ❤️