3. bölüm / 6
Sınır Çiçeği3.BÖLÜM SONUN BAŞLANGICI
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM SONUN BAŞLANGICI
3.BÖLÜM SONUN BAŞLANGICI
Yeni bir başlangıç yeni bir hayat...
sabahları kolay uyanan biri olarak bu gün uyanmakta zorluk çektim kalkmak istemiyordum acaba gerçekten yapabilir miydim?
Ailemi babamı burada bu şehirde bırakıp başka şehirde yeni bir hayat yaşayabilir miydim?
Gerçekten o adımı atabilir miydim?Bilmiyorum ama deneyecektim ne olursa olsun deneyip görecektim
Zorda olsa yataktan kalktım üstümü düz siyah tişört ve altına lacivert kot pantolon giydim
komidinin üstünde duran şalı çantama koydum bu gün son kez babamla vedalaşıp yeni hayatıma adım atıcaktım
odadan çıkmadan son kez odama baktım 24 yıldır bana eşlik eden odama baktım ne çok anım olmuştu yeri geldi ağlamış yeri gelmişti gülmüştüm
şimdi o odadan elimde valizimle çıkıyordum..
Aşağı indiğimde herkes kahvaltı sofrasındaydı beni ilk gören abimdi dünden beri konuşmamıştık gözleri ilk gözlerimi buldu daha sonra elimdeki valize baktı bir süre başını eğdi anlayışla
"Gül bir yere mi gidiyorsun?"diye sordu yengem haberi yoktu
"Evet yenge Şırnak'a gidiyorum tayinim oraya çıktı" tayin sonuçlarını öğrenince annem ilk başta gitmemi istemedi
Benim için yabancı bir şehirdi. Ne yollarını biliyordum ne insanlarını. Ama mesleğimi yapacağım sürece, nerede olduğumun bir önemi yoktu.
Yurdumun toprağı olduğu sürece sorun yoktu
Babam çok yardımcı olmuştu annemi ikna etmek için bende biraz hevesliydim Şırnak'a gitmeye
Yengem oturduğu yerden kalktı tam karşımda durup kollarını belime sardı
"Dikkat et kendine birtanem,sen bizim değerlimizsin" dedi biliyordum söylemelerine gerek yoktu hepsi beni göz bebekleri gibi seviyordu
daha fazla duygusal konuşmanın içinde kalmak istemediğim için yengemden ayrıldım
"Benim gitmeden önce gitmem gereken bir yer var oradan yola çıkarım artık"dedim duygusal ortamı dağıtmak için oysa başka bir duygusallığa kapı açmıştım
annem oturduğu yerden kalkarken gözleri dolmaya başlamıştı zordu onun için
önce kocasını toprağa gömdü şimdi kızını sınırın yakınındaki bir yere gönderiyordu
Annemle sarılma faslında hiç konuşmadık çünkü bazen konuşmadan da anlaşabilirdi insanlar
Annem, her zamanki gibi saçlarımı okşadı. Beni incitmekten korkar gibi, yavaşça.. Sanki saçımın her teline dokunurken bana biraz daha veda ediyordu.
Ayrıldıktan sonra elleri yanaklarımı buldu gözleri ise gözlerimi
"Dikkat et annem,bir şey olursa ara veya beğenmezsen geri gel burda her zaman bir yerin var" dedi aklıma babam düştü o an
*Anı*
daha on yaşındayken alışverişe gitmiştik babamla normal bir market alışverişi bir anda kıyafet alışverişine dönüşmüştü babam hiçte şikayetçi değildi nereye gidersem sabırla arkamdan gelip beni dinliyordu
o an bir peluşun önünde durduğumda arkamızdan kavga sesleri yükseldi bir çift kavga ediyordu evlilerdi bunu da adamın söyledikleriyle anlamıştım kadının arkasında çocuğu vardı adam bağırıyordu onlara
"Kızım sen benimle evlendikten sonra o baba evinden gittin bir daha ölsen dönemezsin" demişti adam
o sözden sonra babama döndüm
"Gerçekten evlendikten sonra baba evine dönemez miyiz?"diye sordum masumca aklım o zamanlar ermiyordu
"Dönebilirsin güzelim,hatta sen orda mutsuz olduğunu hissettiğin an dönersin benim kapım sana açık eğer ki diyelim evlendin ki daha küçüksün şimdi..ama diyelim hadi o evlilikte mutsuzsun üzgünsün yapamıyorsun o zaman işte aklına ilk biz düşelim senin ilk geleceğin yer evin olsun bizim evimiz olsun,ben ne olursa olsun arkanda olacam" demişti
*Anı bitimi*
hatırladığım anla gözlerim dolmuştu
Annemin yanaklarımda ki elinin üstüne kendi elimi kattım başımı annemin avuçlarına yasladım bir süre sonra annemin avuç içlerini öptüm
zorda olsa annemden ayrıldım abime döndüm o an yengem mutfaktan çıktı merdivenlere doğru ilerledi
Çok önemsemeyip abime döndüm bana açtığı kocaman kolları arasına girdim
Bir sürede abimin kollarında kaldım
gözlerim huzurla kapandı abimin kolları babamın kolları gibiydi huzur doluydu kendimi güvende hissediyordum
gözümü açmamı sağlayan şey Alp'in ağlama sesiydi o sesle beraber hem gözümü açtım hemde abimden ayrıldım
mutfak kapısında duran yengeme kucağındaki Alp'e baktım
"Yeğenine veda etmiycek misin halası?" dedi ilk başta anlamamıştım yukarı çıkmasını şimdi anlamıştım Alp'i almak için çıkmıştı
o an aklıma gelmemişti Alp mutfaktan görmeyince uyuduğunu düşünüp rahatsız etmek istememiştim ama düşününce eğer ki Alp'i sarıp öpmeden gitseydim içimde kalırdı
daha hayatta olalı çok olmasa da hayatımda yer edinmişti bu minik
yengemin kucağında bana bakan yeğenimi kucağıma aldım kafasını omzuma yasladı direk hoşuma gitmişti
çocuklarla hep iyi anlaşırdım bu yüzden Öğretmen olmak istedim ilk başta düşündüm ne öğretmeni olmak istediğimi
bir lise zamanımda parkta oynayan beş yaşındaki çocukları gördüm hepsi neşe saçıyordu dertleri yok değildi sadece büyüklerin ki kadar önemli değildi
tek dertleri koşturmak eğlenmek oyun oynamaktı
bir süre orda durdum ve o an onlarla bende mutlu oldum hepsini tek tek izledim yaptıkları şeyleri ezberlemek istedim belki bende yaparsam onlar gibi dertlerim küçülürdü
bir grup çocuğun oynadığı oyunda kazanınca sevincini gördüm onlarla beraber bende sevindim o an karar verdim anasınıfı öğretmeni olmaya
çünkü bu hayatta bana iyi gelen belli şeylerden biri de çocuklardı onlarla vakit geçirmek beni ben yapıyordu
aynı Alp'le geçirdiğim zaman gibi
en sonunda Alp'le de vedalaşıp evden çıktım evde durduğum her saat gitmemi zorlaştırırdı
Arabama valizimi yerleştirdim. Sonra direksiyonun başına geçip, son bir haftadır yollarını ezbere bildiğim o yere, babama doğru yola çıktım.
Vardığımda arbamı park edip indim,çantamda ki şalı başıma geçirdim ayaklarım babamın mezarına gelene kadar durmadı mezara geldiğimde ilk yaptığım dua okumak oldu
dualarım bitince dizlerimi kırıp yere oturdum ellerim babamın toprağına gitti onun saçlarını okşadığımı hayal edip okşadım toprağını
"Baba...ben gidicem ben burda yapamıyorum, hatırlıyor musun? Beraber tayin yerime bakmıştık Şırnak çıkmıştı"dedim bir süre bekledim hatırlaması için sanki toprağın altında değilde yanımda gibiydi
"Hatırladın, işte oraya gidiyorum bu ömürlük bir ayrılık değil baba geri gelicem annemi seni ziyaret edicem ben sizi istesemde bırakamam ki"
bir süre başka bir şey söylemeden durdum söyleyeceğim şeyin ağırlığını tarttım
Kendini suçlar mıydı benim gibi?
“Ben seni unutmak için değil, kendimi kaybetmemek için gidiyorum, baba.”
gözümden bir damla yaş düşmek üzereydi hemen elimin tersiyle sildim
daha fazla durmak istemediğim için kalktım kapıya doğru yüremek için adım atmıştım ki son kez dönüp mezara baktım
"Özür dilerim.." diye fısıldadım neden bilmiyorum ama içimden gelmişti
önüme dönüp arabama doğru yürüdüm arabamın kilidini açıp sürücü koltuğunun kapısını açmak için elimi kapıdının koluna attım kapıyı biraz açmıştım ki biri elini kapıya dayayıp geri kapattı
arkamı döndüğümde Zeynep karşımdaydı
"Beni bırakıp gitmeyi düşünmüyorsun umarım"
dedi elini kapıdan çekip yanındaki bavulun koluna koydu
"Zeynep..." diyebildim sadece devamını söyleyemedim
"Evet söyle canım benim" dedi şakaya vurarak
"Sen nereye gidiyorsun" bana söylememişti bir yere gideceğini
"Ah kızım sen galiba gerçekten salaksın ya"
"Olmasaydın bu salakla arkadaş" dedim hafif kırılmış gibi
lafımdan sonra kollarını bana doladı
"Bu salak olmadan asla yapamam ki ben"dedi dudağını büzerek hemen ona karşılık verdim ve bende ona sarıldım
"İyi ki varsın Zeynep"dedim içimden geçen sözleri dile getirerek
benden ayrıldı ve eliyle valizini gösterdi
"Sende iyi ki varsın canım ama hadi böyle giderse akşama anca yola çıkarız,bavulumu da bagaja koymam lazım sana zahmet bagajı aç"
bütün yol boyunca tek başıma gitme fikri beni korkutmuştu ama şimdi yanımda Zeynep vardı
"Sen benim için hiç bilmediğin yere gitmeyi tercih mi ediyorsun?" diye sordum galiba gerçekten salak olmuştum
“Gül, sen hayatının en zor dönemlerinden birine giriyorsun. Ben de yanında olmayacaksam ne zaman olacağım?” bir süre durdu sonra beklenmedik bir cümle döküldü ağzından
“Hem merak etme. Başına bir iş gelirse önce kardeşin, sonra avukatın olarak ilgilenirim.” eğlendiğini belli eden ses tonuyla konuşmuştu
hemen ona karşılık verdim
“Sen benim kardeşim değilsin.” dedim şakaya karışık ikimizde de gülümseme oluştu
"Bunu nüfus müdürlüğüne anlatırsın. Ben kararımı verdim.”bu bizim için son noktaydı gülüşlerimiz kahkahaya dönmüştü Zeynep her zaman bana iyi gelen biri olmuştu dediği gibi biz kardeştik
kan bağı yoktu belki ama can bağı vardı
ikimizde en sonunda arabaya bindik ve yeni hayatımızın yolcuğu o an başladı
Yola çıkalı bir süre oldu
Şehir geride kalmıştı.
Camdan dışarı baktıkça tanıdık yollar biraz daha uzaklaşıyordu.Arabada sessizlik vardı.
İkimiz de bir süredir konuşmadan dışarıyı izliyorduk.
Nereye gittiğimi biliyordum.
Ama orada nasıl biri olacağımı bilmiyordum.
bir kaç saat daha geçti aradan neredeyse varmak üzereydik
“Korkuyor musun?”dedi Zeynep
Gözlerimi yoldan ayırmadım sorusuna cevap verdim
“Biraz.”dedim dürüstçe daha sonra dikkatimi ona verdim diyeceği şeyi merakle bekledim
“Ben de.”diye ekledi
Ona baktım ciddi mi diye
“Sen neden korkuyorsun?”
Omuz silkti umursamazca
“Senin korkmana eşlik edememekten.”dedi yüzümde bir tebessümle yola devam ettim
buraya geleceğimi düşündüğüm zaman bavulumu hazırlarken bir ev tuttuğum için rahattım
tuttuğum ev ikimize de yeterdi
arabayı en son,tuttuğum evin önünde durdurdum arabadan indiğimizde etrafta sessizdi sessizliği severdim ben eve bakarken Zeynep bavullarımızı indirmişti
şimdi elimde bir bavul önümde hiç bilmediğim bir kapı vardı
Ardımda bıraktığım hayatla aramdaki mesafe artık sadece kilometrelerden ibaret değildi
kapıya yaklaştım çantamda bir buçuk haftadır benimle olan o anahtarı çıkardım kapıdaki yerine taktım ve çevirdim
Kapıyı açtığım an yeni hayatıma bir adım atmış olacaktım
Kapıyı açtım.
Bir adım attım.
Ardımda bıraktığım hayatın kapısı kapanırken, önümde hiç bilmediğim bir hayatın kapısı açılmıştı.
Ve ben, o kapının ardında beni nelerin beklediğini henüz bilmiyordum.
. . . .
Göz kapaklarımı zorla açtım ilk başta olduğum yeri tanımadım neredeyim diye düşündüm bir süre etrafa baktım sonra aklıma geldi
ben yeni bir hayata başlayıp dünde ilk adımlarını atmıştım
bu gün ise benim okulda ilk günümdü eskiye dönmüştüm bir an sanki öğrenci benmişim de ilk okul günümmüş gibi hissettim
Yatağımdan kalkıp ilk önce odamdaki lavaboya girip ihtiyaçlarımı giderdim odama döndükten sonra üstüme sarı bir tişört altına ise siyah bol bir kot pantolon giymiştim
daha sonra yüzüme güneş kremi sürüp odamdan mutfağa doğru yol aldım
Mutfakta Zeynep tost hazırlıyordu neyseki ben buraya gelmeden önce herşeyi hazır etmiştim
"Eline sağlık cancağızım, sen işe gidicek misin bu gün?" diye sordum aklımdaki soruyu
elindeki yapılmış tostu çıkardığı tabağa koyup masaya bıraktı
"Yok birtanem ben bir iki güne başlıycam"dedi
Başımla onaylayıp ona yardım ettim sonra beraber kahvaltı yapıp masayı kaldırıp mutfağı topladık saate dönüp baktığımda 07:30 olduğunu gördüm
"Neden bu kadar erken kalktın işe gitmiyceksen" dedim Zeynep'e
sorumla saate baktı
"Uyuyamadım yeni hayatım için biraz heyecanlıydım" diye açıkladı bana
"Tek sıkılır mısın evde?" ben gittikten sonra tek kalıcaktı nede olsa
"Hayır,aklın bende kalmasın miniklerle tanışmaya git yoksa geç kalıcaksın"
bir süre düşünüp durdum gitmekten başka çarem yoktu
"Bir şey olursa veya dışardan bir şey istersen ara gelirken alırım"dedim cevap vermesine izin vermeden öpücük attım ona dün kapının ordaki dolaba bıraktığım çantamı alıp ayakkabılarımı giyip evden çıkıp arabama binip müdürün attığı konumu doğru yola çıktım konumu atmasını ben istemiştim böylelikle okulu bulmak kolay olacaktı
Çok azda olsa zorlanma sonunda okulu bulmuş park alanlarından birine arabamı park etmiştim
Arabadan inip okulun kapısına doğru yürüdüm kapıdan girmeye bir adım kala durdum içeriden gelen çocuk sesleri ile içimi huzur kapladı artık emindim burası bana iyi gelecekti
yanıma gelen bir öğrenci ile oraya döndüm bu nöbetçi öğrencilerden biriydi
"Nasıl yardımcı olabilirim abla"dedi ona ufak bir tebessüm yollayıp
"Müdürün odasının yerini söyler misin?"
"Ben götürürüm seni,yeni gibisin"dedi
"Evet yeniyim anasınıflarının yeni öğretmeniyim"dediğimde attığı adımla durdu gözlerinde ki şaşkın ifadeyle bana döndü
"Özür dilerim öğretmenin ben bilmiyordum"dedi masumca kötü bir şey yapmamasına rağmen
"Sorun yok"dedim gülümseyerek biraz olsun rahat hissetsin diye
yanımdaki öğrenci ile bir kat çıktıktan sonra sonunda müdürün odasına girmiştim bir an önce müdürle konuşup çocuklarla tanışmaya gitmek istiyordum öylede yaptım müdürle aramızda geçen kısa konuşmadan sonra bana eşlik edip yeni sınıfımı göstermişti
Daha kapıdan girmeden gelen seslere kulak kesildim müdürün söylediğine göre ben gelene kadar buradaki yardımcı ablalardan biri bakıyordu sınıfa içerden gelen gülme sesleri ile bende gülümsemeye başladım
önümdeki kapıyı açıp içeri girdim içeride on tane beşi kız beşi erkek çocuk vardı hepsi yan yana oturmuş önlerindeki ablayı dinliyorlardı kapının sesiyle bana dönmüştüler
Yardımcı abla beni görünce ayağa kalkıp gülümsedi bende ona karşılık verdiğimde arkamdaki kapıdan çıktı çocukların hepsinin yüzünde merak vardı
içlerinden biri ayağa kalkıp yanıma geldi bir kız çocuğuydu
"Sen bizim yeni öğretmenimiz misin?"diye sordu
kafamı sallayıp onu cevapladım
"Evet yeni öğretmeninizim ben"
bir başka erkek çocuk geldi yanıma
"O zaman sizin ilk gününüz bu gün,size okulu gösterebilir miyim?"diye sorduğu masum soruyla kafamı sallladım kalbini kırmak istememiştim
“Öğretmenim, siz bizim öğretmenimiz misiniz artık?” diye sordu bir diğeri
içimden tekrarladım
'Artık'
Bu kelime nedense içimde uzun zamandır hissetmediğim bir sıcaklık bıraktı
.
.
.
Bölüm sonu umarım hoşunuza gitmiştir bie sonraki bölümde görüşmek üzere.❤️
