1. bölüm / 6
Sınır Çiçeği1.BÖLÜM ACILAR
Bölümler 6Şu an: 1.BÖLÜM ACILAR
Saat durmuş
Zaman akmıyor
Önümden geçen kaçıncı kişi saymayı bıraktım hepsinin yüzüne tek tek baktım ama hiçbiri benim aradığım kişi değildi beni topluycak
"Ben burdayım, yanındayım, herşey geçecek" diyecek kişi değildi gözüm iki kapı arasında gidip gidip geliyordu
Biri acil kapısının önü destekçimi bekliyor
diğeri ise ameliyathane kapısı ordan gelicek bir umudu bekliyordu
Ara sıra ellerime kayıyor gözlerim kanları gördükçe nefes alışverişim sıklaşıyor boğuluyorum yardım dileniyor bakışlarım kimse anlamıyor
Düşünceler beni yiyor
"Nasıl diyecem yaralandığını ağır bir yara aldığını,Mine bana güvenirken ona nasıl yalan söylücem,benim yüzümden ölür mü?Ben tek başıma bu taşın altından nasıl kalkıcam"
Düşünceler arasında kalırken öneme biri geldi bir dizini kırıp yere koydu elleri kanlı ellerimi aldı avucuna
Yüzüne bakamadım sesler geliyordu kim ne diyordu ki
Gözüm artık tek bir yerdeydi ameliyathane kapısı desteğim gelmişti yanımdaydı peki abi dediğim kişi çıkıcak mıydı ordan?
Gözlerim bir saniye olsun kapıdan
ayrılmadı o an kırmızı ışığa baktım.
Aynı kırmızı ışığı daha önce de görmüştüm.
Üç yıl önce bir başka ameliyathanede o zamanlarda babamı bekliyordum
3 Yıl Önce*
Babası ölmüş çocuğa öksüz denir
peki ben öksüz kalıcak mıydım?
Benim babam,en büyük destekçim daha iki hafta önce mezuniyetimi kutlamıştık beni tebrik etmişti sarılmıştı ellerime çiçek buketleri vermişti kocaman sarılmıştı bana
şu an ise o ameliyathanedeydi ben dışarda içerden gelicek bir umuta sarılmıştım
olurda kapı açılır "Babanız iyi" derler diye bir umut vardı içimde o umuta öyle sarılmıştım ki gözüm ne önümü görüyordu nede açlığımı,başımın ağrısını
etrafta koşuşturma vardı çok kalabalık bir yerde tek başıma duvar köşesine çökmüş babamın iyi haberlerini bekliyordum
Babam o ameliyathanenin kapısından içeri girdiği anda kendimi kimsesiz hissettim.
Annem vardı. Abim vardı.
Ama insan bazen yanında insanlar varken de yapayalnız kalabiliyordu
kafamı ellerim arasına aldım nefeslerim daha sık sık olmaya beni boğmaya başladı elimle kazağımın yaka kısmını açmam mümkünmüş gibi çekiştirmeye başladım astım krizimin eşiğindeydim
aldığım nefes yetmiyordu
Elim istemsizce boğazıma gitti
Bir nefes daha
Olmadı
ne kadar çaresiz olunursa o kadar çaresiz oluyordum
ellerimi boğazımdan bir el çekince kendime geldim o an abimle göz göze geldim herşey iyi olucak bana güven dermişçesine gözlerime bakarken bende kendimi ona bıraktım
bana yol göstermesine izin verdim
o ise bana kocaman sarıldı sanki ondan ayrılırsam yok olucakmışım gibi hem zarar vermemeye çalışıp hemde bana sımsıkı sarılıyordu
o sarılma benim için son noktaydı içimde tuttuğum ağlamalar bir anda ağzımdan çıkan hıçkırıkla gün yüzüne çıktı
ağlamaktan kesik kesik çıkan sesimle konuştum
"Benim yüzümden mi?ben ondan istedim diye mi oldu abi ben yemin ederim bilsem istemezdim"
o anlar aklıma geldikçe ben olduğum yerde daha da küçüldüm iki hafta önce mezun oldum dedim
ilk okul yerim açıklandı gitmeden tüm eksiklikleri tamamalamak istedim orda uğraşmak istemedim
babam emekli albaydı arada askeriyeye gider eski dostlarıyla laflardı gene bir eski dostunun yanına gitmişti
bir kahve içip eski günleri yâd etmişlerdi o gün bir kaç eksiğim vardı babam nasıl olsa dışarda diye ondan rica ettim keşke etmez olaydım
benim istediklerimi almak için gittiği yerde çıkan kavgayı ayırmak isterken kendi yaralanmıştı
Sadece bir kalem, bir silgi isteyecektim. Babamı o sokağa götüren benim aceleciliğimdi. Kavgayı ayırmak onun kararıydı. Ama bedelini o ödedi.
hastaneye kaldırıldığını öğrendiğimde valizimi hazırlıyordum bir iki güne görev yerime gidicektim telefonu nasıl bir heyecanla açıp nasıl bir üzüntüyle kapattığımı bile hatırlamıyorum
"Babanız bir kavgada yaralandı durumu kritik Poyrazlar Hastanesine gelmeniz gerekiyor" demişti telefondaki hemşire
o an kalbim sıkışmaya başladı evden nasıl çıktım anneme nasıl haber verdim hastaneye kadar arabayı nasıl sürdüm hiçbir fikrim yok
hastaneye vardığımda babam ameliyathaneye alınmıştı bir hemşire yanıma gelip babamın eşyalarını verdi o eşyaları görünce içim içimi yedi
babamın kendi şahsi silahı,telefonu, cüzdanı vardı ama en can yakanı ise benim istediğim eşyalardı hepsi kanlar içindeydi aralarından biri dikkatimi çekti
bir kalem gri renkte tükenmez kalem üstünde altın rengiyle Gül Karaman yazıyordu
bana özel bir kalem ben istememiştim babam bana hediye olarak almıştı o an olduğum yere çöktüm o andan beri bir haber alana kadar olduğum yerde kalıcaktım ta ki abim beni gelip kaldırana kadar
"Senin suçun değil birtanem yapma böyle beni üzüyorsun" hep teselli cümleleriydi bunlar
abimin sözleri üstüne gözüm anneme kaydı kenarda duran sandalyelere oturmuş gözü ameliyathane kapısında hiç bana bakmıyordu
belki oda beni suçluyordu benim istediklerim olmasa babam oraya gitmicekti ve bütün bunları yaşamıycaktı
saatler geçti zaman su gibi aktı iki üç saat geçti
bir haber yok yarım saat sonra biri çıktı en sonunda
"Ne oldu durumu ne?" dedik cevap vermedi gözleri dolu dolu baktı bize ben o an yerle bir oldum
gözlerim hızla doldu taştı kafamı salladım hızla
"Hayır hayır HAYIR!" her lafımdan sonra daha da bağırmaya başladım bağırışlarım bir kolun beni sarmasıyla bitti kim olduğuna bakmama gerek yoktu abimdi biliyorum
sinir krizi geçiriyordum bir yandan bağırıyor bir yandan sürekli "Hayır" diye tekrarlıyordum gözlerim bir çok şeyi görmez oldu sonrası ise derin bir karanlık
.(Bir süre sonra).
Karanlık artık eskisi kadar derin değildi.
Bir yerlerde hayat yeniden hareket ediyordu.
Sesler…
Önce birbirine karışan uğultular, sonra seçilmeye başlayan kelimeler
"Nasıl söyleyeceğiz kendini o kadar suçlarken biz nasıl dicez"
kelimeler tek tek aklıma düştü
Neyi söylemekte bu kadar korkuyorlardı
sonra anılar canlandı aklımda
en son bir hastanede babamın ameliyathaneden çıkmasını bekliyordum çıkan hemşirelere soru sormuştuk cevap vermedi ama gözleri anlatmıştı bize durumu kötüydü
gözlerimi zorlukla açtım yüzüme gelen ışıkla hemen geri kapattım,gözümün yavaş yavaş ışığa alışmasını bekledim bir süre en sonunda alışınca gözümü açtım
yanımda ki sandalyede abim oturmuş kapıya bakıyordu kapıda annem ağlıyordu gözleri kıpkırmızı olmuştu ağlamaktan ve hâlâ ağlıyordu abimin yüzüne döndüm geri oda mutsuz görünüyordu ağlamamıştı belki dıştan ama içi kan ağlamıştı belliydi
"Ne oldu babama bir şey mi oldu?" dedim
sabırsızca yattığım sedyeden oturur pozisyona geçip abimin bakışları bana döndü ama annem direk dışarı çıktı annemin arkasından baktım bir süre galiba gerçekten beni suçluyordu
peki gerçekten suçlu muydum?
abim elimi tuttu o an dikkatimi ona verdim
"Birtanem"dedi söyleyeceği kelimleri seçiyor gibi bir süre durdu
"Babam çok güçlüydü... son ana kadar direnmiş ama maalesef birtanem..." konuştukça gözleri doldu her bir kelimeden sonra daha fazlası mümkünmüş gibi doldu gözleri
"Hayır abi!Hayır babam beni bırakmaz" sesim ilk başta ne kadar yüksek çıktıysa sonrası o kadar kısıktı
"Babam bana söz verdi kendi elleriyle beni evlendirecekti,daha beni telli duvaklı görecekti hayır ya!ölmüş olamaz babam bizi bırakmaz" konuştukça gözlerimden yaşlar süzülüyordu babamın bana verdiği sözleri hatırlıyordum
"Seni ilk görev yerine ben götürcem"
"Sen evlenince ben belki biraz ağlarım ama sevdiğin kişiyle olursan içim rahat eder güzelim"
en son konuştuğumuz konu düştü aklıma abime döndü gözlerim
"Torunu doğacak haftaya,abi senin çocuğun olucak ya babam neler almış,neler yapmış elleriyle ne kadar heyecanlıydı gün sayıyordu torunun doğmasına"
kalbim sıkışmaya başladı
Babam torununu görmek için çok heyecanlıydı ama daha torununu görmeden göçmüştü bu diyardan
abimle ben öksüz kalmıştık...
.
.
.
İlk bölüm olduğu için yanlışlarım olabilir
bu kitap
_Hayalleri için çabalayan tüm kızlara ithaf
