4. bölüm / 6
Sınır Çiçeği4.BÖLÜM KESİŞEN YOLLAR
Bölümler 6Şu an: 4.BÖLÜM KESİŞEN YOLLAR
4.BÖLÜM KESİŞEN YOLLAR
3 Hafta Sonra*
Şırnak'a geleli üç hafta olmuştu.
İlk günkü yabancılık hissi gitmiş, yollar artık gözümde biraz daha tanıdık hâle gelmişti.
Okulun koridorlarında hangi çocuğun hangi saatte ağlayacağını, hangisinin kahvaltısını bitirmeden oyun oynamaya koşacağını bile biliyordum artık.
Zeynep de evdeki yerini çoktan bulmuştu.Kısacası, hayatımız yavaş yavaş düzene girmişti.
Ben artık Şırnak'a yabancı değildim.
O sabah da sınıfa girdiğimde daha çantamı bırakmadan birkaç çocuk yanıma koştu.
“Gül Öğretmenim! Günaydın”diye heyecanla seslendi bana Rümeysa
Gülümseyerek eğildim.
“Günaydın bakalım. Daha sabahın ilk dakikasında neden bu kadar heyecanlısınız?”diye sordum
“Çünkü sana bir şey yaptık!” Ellerini birbirine çırparak söyledi. Ardından birbirlerine bakıp gülmeye başladılar
“Bana mı?”diye sordum beklemediğim cümleler karşısında daha geleli çok olmamıştı ama birbirimize o kadar alışmıştık ki
Başlarını salladılar.
Masaya bıraktıkları resme baktığımda istemsizce gülümsedim.Rengârenk bir ev, yanında birkaç çiçek ve ortasında kocaman bir kadın çizmişlerdi.
“Bu kim?”diye sordum
“Sen!”diye heyecanla bağırdı
Kahkaha attım. Çizdikleri kadın, benim olamayacağım kadar güzeldi.
“Ben bu kadar güzel miyim?”dedim
“Evet!” hemen beni cevapladı gülümseyerek
Çocukların bu kadar kolay mutlu olabilmesine bazen gerçekten imreniyordum.
konuşmalarımızdan sonra hepsi sandalyelerine oturdu günümüz gerçek anlamda başlamıştı
"Ee görüşmeyeli nasılsınız bakalım"diye sordum çocuklara
"Öğretmenim daha dün görüştük,çok uzun zaman olmadı ki?" Ali'nin söylediği masum şeyle güldüm
"Biliyorum canım,ben evde ne yaptınız manasında sordum"sözlerimle kafasını anladığını belli eden şekilde salladı
hepsinin olmasada beş kişinin parmakları kalktı havaya
Melis
Rüzgar
Sezen
Ali
Reyhan
beşinin parmağı havaya kalkmıştı hepsine tek tek söz verecektim,ilk sözü Melis'e verdim çünkü normalde çok konuşan bir çocuk değildi ama bu sefer kendi konuşmak isteyince hem şaşırmış hemde mutlu olmuştum
"Melis sen başlamak ister misin?"dedim
"Ben günümü anlatmak için değil bir şey sormak istiyorum öğretmenim"dedi
"Tamam peki sorunu sor bakalım"
"Kapıda neden asker abiler var"dediğinde aklıma bir kaç gün önce müdürün söylediği sözler düştü
_“Arkadaşlar, son günlerde okul çevresinde güvenlik açısından bazı önlemler alınacak. Jandarma/askerî ekipler belirli saatlerde okul çevresinde bulunacak. Sizden istediğimiz, çocukları panikletmeden normal düzeninizi sürdürmeniz.”_ demişti nedenini sorduğumuzda cevabını alamamıştık
“Hımm, çok güzel soru.” Bir an ne diyeceğimi düşündüm. Müdürün söyledikleri dışında benim de bildiğim bir şey yoktu.
“Asker abilerimiz okulun güvenliği için buradalar. Merak etmeyin, kötü bir şey olduğu için değil. Sizin güvenliğiniz için burada olduklarını söyleyebiliriz.”dedim
konuşmalardan sonra çocuklara boyama yapabilmeleri için fotokopi çıkarmak için sınıftan çıktım yardımcı ablaların birinden ben gelene kadar durması için rica ettim çok yaramaz bir sınıf değillerdi ama arada işin ucunu kaçırıyorlardı
sınıftan çıktıktan sonra bir kat yukarı çıkmak için okul bina kapısının önünden geçerken iki gündür gözüme takılan o adama baktım askerdi saç traşı ve üniformasından belliydi
bir süre kapının önündeki adamda kaldı bakışlarım üniformasına baktım omuzlarındaki rütbe dikkatimi çekti Üsteğmendi
daha fazla orada durmamak için merdivenlere yöneldim müdür söylediği için orda olması garibime gitmiyordu öğretmenler odasında çocukların yapabilmesi için boyama fotokopisi çıkarıp geri sınıfa döndüm tek tek çocuklara dağıttıp masama oturdum
Melis oturduğu yerden kalkıp yanıma geldi
"Öğretmenim siz yapmıycak mısınız? ben resim boyarken mutlu oluyorum belki sizde mutlu olursunuz"dedi
Bu kadardı bir çocuğun mutlu olması bir boyamaya bir söze bakardı işte
masamda iki tane daha boyama fotokopisi vardı bu gün gelmeyen iki öğrencimede çıkarmıştım yarın vermek için onlardan bir tanesini önüme alıp daha sonra aynısından bir tane daha çıkarmayı aklıma not edip Melis'e döndüm
"O zaman bende boyama yapım bende mutlu olurum hem" dedim sözlerim bittikten sonra bana gülümseyip yerine geçti
on,on beş dakika geçti hepsi elindeki boyamalara o kadar odaklanmıştı ki anlatamam bazısı taşırmamaya dikkat ediyor bazısı hemen bitirmek için uğraşıyordu
sonunda öğle molası zamanında hepsi bitirmişti boyamalarını çocuklar yemeklerini çıkarırken yardımcı ablalar geldi burda olduğum zamanlarda bana çok yardımcı olmuşlardı öğle molalarımızda çocuklara bakıyorlardı bende yemek yemek için öğretmenler odasına çıkıyordum
sınıftan çıkıp öğretmenler odasına yol alırken önüme birinin çıkması ile geriledim bu sabah gördüğüm Üsteğmendi
"Burada ne işiniz var?"diye sordum şahsen burada görmeyi beklemiyordum
"Bir görev nedeniyle burdayım"dedi ve bir şey dememe izin vermeden binadan çıktı arkasında ona şaşkın şaşkın bakan bir adet beni bırakmıştı
Onu çokta aldırmayıp yemeğimi yemeğe çıktım..
Sınıfa döndüğümde herkes kendi yerinde duruyordu yemekler yenilmiş eller yıkanmıştı yardımcı ablalara teşekkür ettim onlarda rica edip çıkmıştılar
"Öğretmenim yine boyamalara bakıp güzel olanlara yıldız vericek misiniz?siz yıldız veriyorsunuz diye ben çok güzel yaptım" dedi Rüzgar
Rüzgarın sözü ile bütün sınıf gülmüştü çünkü hepsi biliyordu Rüzgar'ın neden bu kadar yıldız istediğini
Kendisi sınıfımızın küçük esnafçısıydı kendine verdiğim yıldızları arkadaşlarına,verdiğim küçük boyama veya çizgi etkinlikleri karşılığında veriyordu
bir nevi onlara verdiğim ödevleri arkadaşlarına yaptırıyor karşılığında yıldızlardan veriyordu
diğer masum çocuklarımda her seferinde yapmamaları gerektiğini bilmelerime rağmen hep yapıyorlardı işin komik yanı onlar bana yakalanmadıklarını sanıyorlardı oysa ben hepsinin çoktan yapış biçimlerini ezberlemiştim
"Bu gün bakmıyorum ama daha sonra belki bakarım olur mu"dedim kafasıyla onayladı beni hemen
sonra çocuklarla oyun oynamak için tam onlarla birlikte yere oturmuşken kapı çaldı.Başımı kaldırdım
Kapıdaki nöbetçi öğrenciye baktım.
“Gül Öğretmenim...”dedi
“Efendim?”diye cevapladım onu
“Müdür bey sizi dışarı çağırıyor.”dediğinde ayağa kalktım neden çağırıyor beni diye düşünürken
“Şimdi mi?”diye sordum
Çocuk başını salladı.Sonra ekledi:
“Bir asker sizinle görüşmek istiyormuş.”
Elimdeki oyuncağı bıraktığım anda içimde bir şey koptu
Bir şey mi olmuştu?
Çocuklara hiçbir şey belli etmemeye çalışarak:
“Siz burada uslu uslu oynayın, tamam mı?”dedim kapıdan çıktığımda adımlarım hızlanmıştı
bir bilemedin iki adım atıp önümde duran müdür ve yanındaki askerle adımlarım durdu geldiğimde nefesimi tuttum.Sonra onu gördüm bu gün iki kere gördüğüm Üsteğmeni
"Buyurun"dedim sesimi net tutmaya çalışarak
Üsteğmen önce bana baktı sonra arkamda duran sınıf kapısına baktı o an içimdeki koruma duygusu devreye girdi bir adım atıp geriye çekildim bakışları bana döndü neden bilmiyorum ama bir anda koruma içgüdülerim devreye girmişti önümde bir Türk askeri vardı kimden koruyordum çocukları ki
bizler için canına feda eden o korkusuz yiğitlerden mi?
"Ben Melis'i almaya geldim" dediğinde bir an düşünsüm Melis'in annesi Yağmur hanım bana bundan bahsetmemişti ben söze giremeden müdür konuştu yerime
"Maalesef çocukları anne baba dışında kimseye veremeyiz prosedür böyle"dedi
Üsteğmen cebinden bir kağıt çıkarıp müdüre verdi
"Haklısınız biliyorum ama bana verilen emir böyle izin kağıdım var hatta Annesinin de haberi var arayıp sorabilirsiniz"dediğinde müdür elindeki büyük ihtimalle izin kağıdına bakıp bana döndü
"Hocam Melis'i getirir misiniz?" dedi müdür
başımı sallayıp sınıf kapısından içeri girdim hala bıraktığım gibi duran çocuklara baktım tek tek kontrol ettim hepsini biri eksikti
Melis yoktu başımı sınıfta gezdirdim o an çantaların asıldığı yerde çantasını koluna takmış ayakkabısını giyen Melis'i gördüm
"Melis ne yapıyorsun"diye sordum
"Asker abi beni almaya gelmedi mi öğretmenim,onun için çantamı aldım"dedi şaşırdım o nereden biliyor diye düşündüm sonra annesinin ona söyleme ihtimali geldi aklıma
ayakkabısını giyince elimi tuttu beraber dışarı çıktık Üsteğmeni görünce elimi bırakıp onun yanına geçti
"Size güvenebilir miyim?Melis için"diye sordum aklımdaki şüpheler bir an olsun gitmiyor belkide bir kaybı daha yaşamak istemediğim için böyleydim
"Size söz veriyorum Melis yarın sağ salim burada okulda olucak onu şu an güvenli bir yere götürüyorum zaten"dedi
şüphelerim geçmedi ama bir nebzede olsa azaldı o an Üsteğmene güvenmek istedim başımı sallayıp onu onayladım gözüm üniformasında ki soyismine takıldı
Özülkü
arkasını dönmesiyle Melis'e döndüm bende onlar göz önünde uzaklaşana kadar arkalarından baktım daha sonra ise sınıfa geri döndüm
çocuklarla çıkış zamanlarana kadar vakit geçirmiştim daha sonra ise hepsinin velisine teslim edip evime dönmüştüm
evin kapısını açtıktan sonra içeri girip çantamı kapının yanındaki dolaba çantamı ve anahtarımı koyup salona geçtim
Zeynep bu gün yoktu bir davayla ilgileniyordu iki gündür eve gelmeyip mesai yapıyordu onun için endişeleniyordum ama elimden gelen bir şey yoktu
mutfağa gidip soğuk bir su doldurdum kendime daha sonra ise su ısıtıp, ısınan su ilede kahvemi yapıp odama gittim
bir yandan kahvemi içip bir yandan kitap okurken zaman nasıl geçti bilmiyorum ama çoktan akşam olmuştu okumaya devam ederdim tabi çalan telefonum olmasaydı telefonumu elime aldığımda yazan isimle doğruldum
Yağmur Hanım
yazıyordu Melis'in annesi hemen vakit kaybetmeden açtım telefonu
"Alo merhaba Hocam kusura bakmayın rahatsız ediyorum, ya ben size bir şey soracaktım"dedi
"Tabi buyurun Yağmur Hanım"dedim diyeceği şeyi merak etmiştim
"Ya ben Melis'e ulaşamıyorum yani bu gün okuldan bir asker alacaktı,o askerlerde iletişim kuramıyorum bana bir numara verdiler ama kapalı arıyorum açmıyor kimse acaba siz bir şey biliyor musunuz?"dedi duraksadım bir an
"Hayır bana sadece Melis'in güvende olacağını söylediler eminim endişe edicek bir durum yoktur" dedim Melis'i alan bir askerdi üstelik Türk askeri endişe edecek bir durum yoktur
"Ama bana verdikleri telefon numarasını aradım kapalı,kimseyede ulaşamadım kusura bakmayın sizide rahatsız ettim bu saatte"dedi
bende endişelenmeye başlamıştım o an düşündüm
Ya bana yalan söylediyse?
içimdeki şüpheyi yok etmek için en yakın askeriyeye gitmeye karar verdim ne olursa olsun bu gün Melis'ten haber almak istedim
eve gelince bıraktığım çantamı anahtarımı alıp evden çıktım Zeynep'e ufak bir bilgilendirme atıp arabama bindim ve istikametim en yakın askeriyeydi
bir buçuk saat sonra sonunda askeriyeye varmıştım arabamı kenara park edip indim askeriye önünde duran bekçi askerin yanına doğru yürüdüm beni görünce oturduğu yerde dikleşti bana ters ters bakmaya başladı
haklıydı kim akşam akşam askeriyeye gelirdi ki yani en azından ben dışında
"Buyurun nasıl yardımcı olabilirim"dedi hemen lafa girdim
"Üsteğmen Özülkü ile görüşmem gerek"dedim sabah askerin hem rütbesini hemde soyismini görmüştüm
"Hangi konuda?"diye sordu şüpheli biriymişim gibi bakıyordu bana
"Bugün okuldan bir öğrenci aldı kendi,öğrenci hakkında bilgi almak istiyorum öğretmeniyim ben" dedim durumu açıklamak için
"Adınızı alabilir miyim?"dediğinde
"Gül Karaman"dedim başıyla beni onaylayıp yanında duran telefonundan birini aradı büyük ihtimalle Üsteğmendi
"Komutanım burada sizinle görüşmek isteyen bir hanımefendi var"dedi karşıdan 'Kim' diye bir ses duydum büyük ihtimalle Üsteğmendi
nöbetçi hemen cevap verdi
"Gül Karaman,komutanım öğretmenmiş"dedi
Karşısındaki ne söylediyse onu başıyla onaylamıştıve ağzından onaylar mırıltılarda çıkmıştı telefonu kapadıktan sonra bana döndü eliyle askeriyeyi işeret etti ve bir düğmeye bastı
basmasıyla eş değer olarak hemen çaprazımda duran kapı açıldı
"Üsteğmenimi bahçede bekleyin lütfen kendide şimdi gelecek"dedi
onu onaylayıp bahçeye geçip bir banka oturdum beş dakika sonra arkamdan gelen adım sesleri ile oraya döndüm sabah gördüğüm asker vardı karşımda üstünde yine üniforması vardı
"Sizi buraya ne getirdi öğretmen hanım?"dedi
"Melis nerede?" diye sordum beklemeden
"Güvenli bir yerde endişe edicek bir durum yok" dedi beni rahatlatmak için
"Annesi bir saatir kızına ulaşamıyor verdiğiniz numara kapalıymış"
Söylediğim sözlerle başını eğdi ve güldü bunu başını eğmeden önce görmüştüm
"Sizde benden şüphelendiniz"dedi
"Evet şüphelendim"dedim hiç çekinmeden
"Gerçekten tam bir öğretmensiniz"sözlerinin sonunda başını kaldırıp gözlerime baktı
"Anlamadım"sözümün bitmesinden sonra sözü girdi
"Bir öğrencini için akşam vakti buraya kadar gelminiz diyorum"dedi
Bu kez sustum, ilk defa sesindeki soğukluğun altında başka bir şey olduğunu hissettim. Üsteğmen cebinden telefonunu çıkardı
"Biraz bekleyin lütfen"deyip arkasını dönüp bir iki adım uzaklaştı benden telefonu kulağına dayadı birini aramıştı ne konuştular bilmiyorum aslında çok uzağımda değildi ama aklım burada olmadığı için ne konuştuklarını anlamadım Üsteğmenin bana dönmesiyle kendime geldim
"Melis iyi iki askerimizin yanında,verdiğimiz numaranın sahibi askerin şarjı bitmiş"diye açıklama yaptı
"Emin misiniz?"diye sordum
"Eminim söz verdiğim gibi yarın sapa sağlam bir şekilde sınıfınızda olacak Melis"dedi içim rahatlamıştı aklıma gelen şeyle Üsteğmenle göz göze geldim
"Annesine ulaşmasını sağlayabilir misiniz?Kadın endişelenmiş"dedim başıyla hemen beni onayladı
"Sağlarım merak etmeyin"dediğinde rahat bir nefes almıştım
“Teşekkür ederim, Üsteğmenim.”
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
“Bir dahaki sefere edersiniz.”
.
.
.
BÖLÜM SONU umarım beğenmişsinizdir
