Bölümler 7Şu an: CAM KIRIKLARI
Bazen çıkmaza girersin ya elinden bir şey gelmez işte o zaman başlamıştı elimden gelen herşeyi yapmaya hazırdım. Cidden gerçek bir kelepçeyi ben çıkartamam nasıl yaptım bunu
"Nasıl yaptın bunu? " anlamamış ve şaşırmış gözlerle bana bakıyordu yanıma geldi kelepçeyi eline aldı ve incelemeye başladı.
"Benimde yeteneklerim var canım " dudağımın tek kenarını biraz kaldırdım.
Kelepçeyi kenara fırlattı kolumdan tutarak beni ayağa kaldırdı.
"Bak şimdi küçük kız seni tutmicam ama saçma sapan şekilde kaçmaya çalışma yoksa bedeli ağır olur " başımı salladım.
"Ya kaçarsam naparsın? " sırıttı
"Seni öperim" geri adım attım
"Şimdi değil kaçmaya çalışırsan eğer öperim" gayet ciddi duruyordu yüzümü buluşturdum.
"Tamam"
"Şimdi yürü önümde gözümün önünden ayrılma" bana komutlar vererek nereden gideceğimizi söylüyordu aşağı indik kapıyı ittirdim ve o kocaman bahçe. Arkama yaslandı hissedebiliyordum kulağıma eğilerek "kaçmaya çalışırsan ne olur biliyorsun unutma burası benim krallığım ben istemediğim sürece kimse gidemez"
"Seni kahrolası pislik tamam dedik ya" yürü diye işaret etti kapıda 4 adam vardı. Bahçe kocaman ve heykeller vardı birde çeşme çok gereksiz şeyler ağaçlara çok güzel şekil verilmişti çiçekler vardı kenarda hemde beyaz laleler en sevdiğim tür oraya doğru koşmaya başladım arkamdan bana bakıyordu lalelerin yanına geldiğimde durdum yapraklarına dokuntum bu hissi en son geçen sene bitkilerle dolu bir evde yaşamıştım.
"Hepsi olağanüstü çok güzeller "
Arkamdan geliyordu
"Beyaz laleler saflığı simgeler" güldüm arkamı dündüm ayağa kalktım gözlerinin içine bakarak
"Saflıkmı yanlış yerdeler burda siyah bir çiçek olmalı bulamadınmı yoksa"yanımdan geçerek bir lale kopardı ve yan tarafında duran bir papatya.
" hep beyaz çiçekleri daha çok sevmiştim beyaz Rosa en güzelidir"yanıma geldi papatyayı kulağımın arkasına kondurdu laleyide elime verdi.
"Centilmenlik taslama gerek yok"
Sadece önüne baktı ve devam etti.
Arkasından önüne geçtim yürüyordum heykellere göz gezdirdim ve o heykel şeytani olan siyah heykel hayır dur anılarım olmaz durdum koşarak Ayazı durdurdum
"Nolur gidelim nolur buda durmayalım lütfen göremem hazır değilim"
"Ne diyorsun neye hazır değilsin" ittirdim
Beni kendine çekti
"Ne gördün orada"
"Hiçbirşey lütfen gidelim"
Beni omuzlarımdan tuttu ve o heykele yaklaştırdı
"Olmaz hazır değilim dur dur yapma "
Biraz daha ittirdi benim gücüm onun gücü ile kıyaslanamazdı bile tek hamlede bitirirdi, ezer geçerdi.
Arkama dönmemi sağladı hayır heykeli gördüğümde zihnim o anıları canlandırdı o yağmurlu gece anne ve babam kavga hayır dur balkondan aşağı o heykelin kılıcı olamaz annem sayıklamaya başlamıştım.
"Anne nolur uyan anne lütfen kılıçtan çıkartın nolur"
"Anne uyan nolur anne uyan " gözlerimden yaşlar gelmeye başladı hıçkırıklarım ard arda susmuyordu. Yanaklarımda iki el hissettim sarsıldım .
"Bana bak gökçe bana bak ben burdayım sadece biz varız sadece burda biz varız bana bak gitme bana bak birşey olmadı "gözyaşları içinde ona baktım.
" Ayaz lütfen gidelim"konuşamıyordum bile nefes alamaz oldum Ayaz beni kucağına aldı ve odama götürdü yatağın üstüne bıraktığında hala gözyaşlarıma engel olamıyordum bana şu getirdi içirdi.
"Gökçe iyimsin? " gözlerine endişeli bir şekilde baktı. Başımı sallamakla yetindim hıçkırıklarım durmadı hala gözyaşım yanaklarımdan süzülüp gidiyordu şu anda birine sarılmaya ihtiyacım vardı. Ayaz birden beni göğsüne bastırdı içimi sanki okuyordu dahada ağlama hissi geldi. Hüngür hüngür ağlıyordum bir çocuk gibi saçımı okşadı ve küçük bir öpücük kondurdu.
"Ne hatırladın neden bu kadar ağlıyorsun? "
Geri çekildim gözyaşlarımı eliyle sildi
"Ağlama artık"
"O gece bir balodaydık ben daha 5 yaşındaydım annem ve babam kavga ediyordu ve balkonun kapısı açıktı" yutkundum söyleyemedim.
"O heykel balkonun tam aşağısındaydı ve biz 4. Kattalardı " kavga etmek iyi bişey değildi ama hoşuma gidiyordu ama o kavga beni annemden ayırdı. Gözyaşlarımın içinde
" balkona çıktı annem babam üstüne gelince kendini aşağıya.. "Söyleyemiyordum ağzımdan kelimeler çıkmıyordu nefes alamıyordum.
" o heykelin kılıcı.. "Bütün anılarım canlanmıştı
" kahretsin kurtaramadım durun demedim yapmayın demedim sadece bir mal gibi izledim eğer durun deseydim belki dururlardı "ellerimle yüzümü kapattım.
" kendini suçlayamazsın senin suçun değil bu"
Odadan çıktı telefonla konuşuyordu sesleri net gelmesede duyabiliyordum
"Tamam acilen bir saat içerisinde o heykel oradan kalkıcak "
Nefes alamaz hala geldim cama koştum ve camı açtım nefes almaya çalıştım içeriye girdi.
"Çok ileri gitme düşersin" başımı salladım ona döndüm
"Çantamda sigara vardı versen olurmu? " şu an çok ihtiyacım vardı rahatlatmazdı ben öyle kendimi kandırıyordum. Ayağa kalktı ve kendi sigarasından verdi.
"Al bu daha hafif seninki çok ağır "
Elinden çakmağı aldım elim titriyordu tutamıyordum, yakamıyordum bile. Elini uzattı ve çakmağı yaktı sigaramdan bir yudum içime çektim.
*YILLAR ÖNCE*
___________________________________
Bugün benim doğum günüm, bugün 5 yaşıma giricem koşarak annemin yanına gittim.
"Anne ne zaman giyincem benn" gülümsedi annem.
"Aşkım sabırlı ol birazcıkk daha misafirler gelmedi "
"Anne nolucakk önceden hazırlanmış olucam" onaylarcasına başını salladı. Koşa koşa odama geri döndüm.Annem bana hep aşkım derdi bu kelimeyi çok severdim.Pembe dolabımı açtım içinden bembeyaz açık pembe renkteki elbisemi giydim annem yardım etti sonra saçlarımı toplamak için tarak ve toka aldı yatağıma oturdu.
"Gel bakalım aşkım saçlarını örelim" koşarak önüne oturdum saçlarımı ikiye ayırdı örmeye başladıı çok mutluydum
"Anne"
"Efendim bebeğim" bana bebeğim de derdi ismimle sadece sinirlendiği zaman hisap ederdi.
"Ben şimdi 5 yaşıma giricemm ve abla olucamm dimii" saçlarımı örmeyi bitirmişti kalktım ayağa beni kendine çevirdi.
"Evet bebeğim abla olucaksın" kıkırdadım sevincimden havalara uçucakmış gibi oldum adeta. Odanın içinde koşturmaya başladım annemin yanına tekrar gittim.
"Anne makyajda yapabilirmiyiiizzzz" bütün masumluğunu ve şirinliği mi kullandım.
"Yapalım ama çok fazla değil sen geç bakalım masama ben malzemeleri getiricem"
Koşarak sandalyeye oturdum.Akşam bana verilicek hediyeleri düşündüm pastam tabiki prenses pastası gibi olucaktı çünkü ben bir prenseatim annem geldi ve masaya malzemeleri koydu.
"Anne ben prenses makyajı istiyorum ve hani bana pembe oje almıştın ya bir tane onuda sürelim"
"Tamamdır sen düz dur sadece ben halledicem hepsini bebeğim" kendimi anneme bıraktım çünkü o herşeyi yapar ve en güzelini becerirdi.
"Anne güzel bir prenses olucam değilmi? "
"Sen zaten hep güzelsin bebeğim ve bizim prensesimizsin" kıkırdadım farı gözkapaklarıma sürdü maskara sürdü birazcık ve pembe bişey yaptı yanaklarıma dudağımada kırmızı pembe karışımın gibi bir renkte ruj sürdü.
"Nasıl oldun beğendinmi güzelim"
Aynada kendime baktım.
"Annee her zamanki gibi harika yapmışsınn hadii şimdi ojeleri sürelim " ojeyi aldım elime anneme verdim sonra kocaman gülümsedim parmaklarımı uzattım ona ve sürmeye başladı hemencecik bitirdi.
"Eline üfle bebeğim kurusun hemen"
Bütün gücümle elime üfledim koşa koşa evi gezmeye başlamıştım baştan aşağı bütün evi koştum hazırlıklar oluyordu . (Saatler sonra)
Herkes gelmişti bütün kuzenlerim sevdiklerim arkadaşlarım, annemle babamla pastayı üflemek üzereydik .
"Dilek tut kızım" dedi babam ona baktım yanağına bir öpücük kondurdum anneme baktım onun yanağınada bir öpücük kondurdum ikiside kocaman gülümsüyorlardı babamın gamzeleri vardı net bir şekilde belli oluyordu bunu seviyordum. Bütün nefesimi içime çektim ve olan gücümle mumları üfledim herkes bizi alkışlıyordu bana iyiki doğdun gökçe diyorlardı fotoğraf çektik annem ile babamın ortasındaydım sonra parmağımla 1 dk işaret verdim anneme döndüm.
"Baba anneme bak sende " dedim kıkırdadılar.
Böyle bir fotoğraf çektik bir hışımla aşağıya atladım ve fotoğrafı elinden aldım adamın.
"Bu bende kalıcak" dedim gülümseyerek. Saatler geçti ve hediyelerimde çok fazlaydı hepsini odama çıkarttım çok az insan kalmıştı ve onlarda gitmek için hazırlanıyorlardı odama giderken yerde fotoğrafı gördüm "ah düşürmüş olmalıyım" diye mırıldandım, elime aldım defterimin arasına koymaya gittim babamın telefonu çaldı baktığımda numaraydı açtım ve telefonu kulağıma götürdüm.
"Alo"
"Alo kimin için aradınız " kadın sesiydi
"Sen gökçe olmalısın"
"Evet benim"
"Gökçe telefonu babana verirmisin? "
"Napıcaksınız ki ?"
"Sen ver şirket ile alakalı "
"Tamamdır bi saniye bekleyin " ses çıkarmadı.
Koşarak babama götürdüm telefonu
"Baba şirketten seni bir kadın arıyor " dedim annem bakışlarını babama çevirdi. Babam acele eder gibi iyi akşamlar diyordu misafirlere kapıyı kapattık babam yukarıya doğru adım atarken annem elini tuttu
"Genemi o kadın" dedi anlamamıştım ne oluyordu. Babam yukarıya doğru hızlı adımlarla yürüdü bende arkaşarından koştum
"Odana git gökçe " sesi yankılandı korkuyordum. Annem ile babamın odasının kapısındaki aralıktan içeriye baktığımda ikiside kavga ediyorlardı çok sinirlilerdi ne yapıcağımı bilmiyordum annem balkona doğru adım attı babamda arkasından adım attı kapıyı açıp içeriye girdiğimde annem aşağıya atladı elimdeki oyuncak kediciğim yere düştü odanın içinde yankılandı. Gözlerim doldu hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım
"Annee" diye çığlık attım babam bana döndü bana sarıldı kocaman onu ittim
"Sen yaptın" dedim gözyaşları içinde kendime hakim olamazken ona vurdum.
"sen ... " dedim
"Annemi" dedim
"Öl-" gelmedi boğazımda düğüm oluştu söyleyemedim koşarak aşağı indim kahretsin heykel mi ne kılıçlı heykel intikamı, ölümü simgeleyen o heykel hayır hayır olamaz annem o heykelin kılıcındaydı hayır hayır kanlar içinde gökten kan damlıyordu sırtından girip kalbinden çıkan kılıç hayır ellerimi kulaklarıma bastırdım olan gücümle çığlık attım anne diye haykırdım.
Bölüm etkileşimi
