SİGARA DUMANI kitap kapağı

5. bölüm / 7

BİLİNMEYEN

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BİLİNMEYEN

Kapımın açıldığını duydum biliç altım uyanık bedenim uyuyordu içeriye tanıdık bir koku yayılmıştı Ayaz olmalıdı.
"Küçük hanım Uyudunmu"diye fısıldadı ayak sesleri bana doğru yaklaştı nefesi yüzüme çarpıyordu yoksa öpecek miydi baş parmağı ile saçımı okşadı hafifçe o an gözlerimi kıpraştırdım. Onu karşımda gördüğümde şaşırmış gibi yaptım o ise duruşunu düzeltirken boğazını temizledi.
Ayaz, boğazını temizledikten sonra hafifçe gülümsedi.
“Gerçekten uyuduğunu sanmamıştım zaten,” dedi.
Gözlerimi ovuşturarak yatağın içinde hafifçe doğruldum.
“Gece gece ne işin var burada?”
“Seni özledim,” dedi, sesi beklediğimden yumuşaktı.
“Özlemek mi?” Kaşlarımı kaldırdım. "Şaka yapıyorum" dedi.
Ayaz başını hafif yana eğdi, gözleri hâlâ gözlerimdeydi.
“Uykum gelmedi,” dedi iç çeker gibi. “Sen uyuyor musun diye bakmaya geldim.”
Gözlerimi biraz daha açarak yatağımda doğruldum.
“Gece yarısı kontrol ziyareti mi bu?”
Ayaz hafifçe güldü.
“Belki de. Sessizlik çok gürültülü geldi bu gece.”

Bir an duraksadım.
“Bana da öyle oluyor bazen,” dedim. “Kafamın içi hiç susmuyor.”
Ayaz, pencere kenarındaki koltuğa oturdu.
Yastığıma yaslandım, gözlerim Ayaz’ın yüzünde.
Ayaz ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Gözleri pencereden dışarıdaydı, sonra tekrar bana kaydı.
Bir şey söyleyecek gibiydi… dudaklarını araladı, sonra durdu. Nefes aldı, ama kelimeler gelmedi.

“Ayaz?” dedim merakla. “Bir şey mi söyleyecektin?”

Gözlerini benden kaçırdı, başını hafifçe eğdi.
“Boş ver,” dedi alçak sesle. “Yeri değil belki de.”

Kaşlarımı çattım.
“Gece yarısı odama gizlice geliyorsun, uykumun arasında beni uyandırıyorsun… ve şimdi ‘boş ver’ mi diyorsun?”
Sesimde bir tebessüm vardı ama gözlerim ciddiydi. Onu dikkatle izliyordum.

Ayaz gülümsedi, ama o gülümsemenin altında bir şey saklıydı.
“Bazı şeyleri anlatmak için... cesaret yetmiyor bazen,” dedi. “Geçmiş... seni susturabiliyor.”

“Ben buradayım,” dedim usulca. “Dinlerim.”

Ayaz başını iki yana salladı, sanki içinden bir savaşı yenmeye çalışıyordu.
“Bir gün anlatacağım Gökçe,” dedi nihayet. “Ama bu gece sadece yanında kalabilir miyim?”

Cevap vermedim hemen. Sadece gözlerinin içine baktım, uzun uzun.
“Sessizlik de konuşur bazen,” dedim.
"Yanına gelebilirmiyim Gökçe" dedi masum bir kedi gibi görünüyordu.
Yorganın ucunu hafifçe kaldırdım başımla onayladım. Yavaş adımlar ile yanıma geldi yatağımı birlikte paylaşıyorduk.Yüzüme gözlerimin içine baktı gözlerimi kaçırdım.
---
Ayaz, yanımda sessizce uzanıyordu ama nefesi hâlâ biraz hızlıydı. Sanki içinde tutmaya çalıştığı şey, artık taşacak gibiydi.
Bir süre konuşmadık. Sadece aynı boşluğa bakar gibi sustuk. Sonra, usulca fısıldadı:

“Gökçe... Sana bir şey anlatmam lazım ama… anlatırsam her şey değişir.”
Yüzümü ona çevirdim.
Ayaz, yutkundu.
“Ben seni tesadüfen tanımadım. Baban beni görevlendirdi. Sana yakın olmam için... seni korumam için.”

Sözleri bir bıçak gibi keskin geldi.
“Ne?” dedim kısık sesle.

“Daha sen lisedeyken başladı bu,” diye devam etti. “Ama işler... karıştı. Çünkü zamanla seni korumaktan fazlası oldu. Gerçekten seni tanıdım.Bu iş olmaktan çıktı benim için herşey sarpasardı ve seni korumak sorumluluğum yapmıştı.”

Kalbim sıkıştı. İçimde bir şeyler devrildi sanki.
“Bunu yenimi öğreniyorum?”

Ayaz gözlerini kapattı.
“ Beni bir adamı vururken gördün... ve ben seni orada bırakamazdım. O yüzden kaçırmak zorunda kaldım. Seni korumak artık sadece görev değil, mecburiyet oldu.”
Gözlerimi kaçırdım. Kalbim çarparken kafam karmakarışıktı.
Ayaz sessiz kaldı.
"Yani seni bir süre yanımda tutacağım ve o gece vurduğum kişi Kürşat kilimcinin adamı"
Kaşlarımı çattım.
"Kürşat kilimci kim? " dedim
"Ortak düşmanımız. "

Kaşlarımı çatmaya devam ettim.
"Ortak düşmanımız mı? Ben seni tanımıyorum bile. Senin düşmanın neden benim de düşmanım olsun?"

Ayaz yüzüme baktı, ciddiyeti yüzünden okunuyordu.
"Çünkü artık seni de içine çekti. O gece seni gördü mü bilmiyorum ama eğer gördüyse... peşine düşmesi an meselesi."

Yutkundum. İçimde yükselen korkuyu bastırmaya çalıştım.
"Bu adam kim? Ne yapıyor? Sen neden onunla uğraşıyorsun?"

Ayaz gözlerini uzaklara dikti.
"Kürşat Kilimci, şehirdeki en eski ve en tehlikeli isimlerden biri. Kağıt üstünde ticaret işi yapıyor ama gerçekte silah kaçakçılığı, kara para, adam kaçırma aklına ne gelirse. Ben onun planlarını ortaya çıkarmaya çalışıyordum. O geceki adam da bu yüzden öldü."

"Ve sen beni bu yüzden mi kaçırdın? Çünkü yanlış zamanda yanlış yerdeydim?"diyiverdim.

Ayaz başını yavaşça salladı.
"Evet... ama artık sadece bu değil. Onu durdurmak için birine güvenmem gerekiyor. Ve belki de bu kişi sen olabilirsin."

Şaşkınlıkla ona baktım.
"Ben mi? Hiçbir şey bilmiyorum."

Ayaz bir süre sessiz kaldı. Gözlerini bana çevirdi, bu kez sesi daha yumuşaktı.
"Uykun var mı?" diye sordu, beklenmedik bir sakinlikle.

Sorusu beni afallattı.
"Bilmem... sanırım yorgunum ama kafam o kadar dolu ki gözümü kapatsam bile uyuyamam gibi."

Ayaz başını salladı.
"Normal. Kafandaki gürültü dinmeden uyumak kolay değildir."

"Sen uyuyacak mısın?" diye sordum, bu kez ben onu izleyerek.
"Uyursan bende odama gider uyurum" dedi bana bakarak.

Bir süre sessizlik oldu. Ayaz pencereye dönmüş, düşüncelere dalmıştı. Ben ise içimdeki çatışmayla boğuşuyordum.
Sormak istiyordum. Gerçekleri bilmek. Ama bir yandan... duyacaklarımdan korkuyordum.

Yutkundum. Sesim, dudaklarımdan çıkarken titriyordu.
"Ayaz..." dedim temkinli bir tonda.
Başını yavaşça çevirdi. Bakışları yine bende.
"Ne var?"

"Senin... bu işin içinde olman. İnsan vurman. Kaçakçılar, düşmanlar... Ben bunun bir parçası olmak istemedim. Ama artık buradayım. Ve bilmek istiyorum..."
Bir an duraksadım. Cesaretimi toplarken gözlerimi kaçırdım.
"...Ama aynı zamanda bilmeyi istemiyorum da. Çünkü öğrendiklerim geri dönüşsüz olabilir."

Ayaz başını salladı. Gözlerinde yumuşak ama sert bir anlayış vardı.
"Gerçekler öyledir, Gökçe. Bir kez gördün mü, artık eskisi gibi olamazsın. Ama bazen... bilmemenin bedeli, daha ağır olur."

Yutkundum. İçimde bir şey kıpırdadı.
"Ben... hazırım değilim belki. Ama artık geri dönemem, değil mi?"

Ayaz'ın bakışları derinleşti.
"Yanlız olmayacaksın merak etme bundan sonra seni ben koruyacağım"bu cümlesi yüzümde tebessüm olmasına sebep olmuştu.
Bir süre düşündüm. İçimdeki düğüm büyüyordu. Ayaz’a güvenip güvenmemek arasında gidip geliyordum ama başka seçeneğim de yoktu.
Derin bir nefes aldım.

"Babamın... bu işle ne ilgisi var?" dedim aniden.
Ayaz bir an durdu. Sorumu beklemiyormuş gibiydi.

"Ne demek istiyorsun?" diye sordu, sesi temkinliydi.

"Senin anlattıkların... bu adam Kürşat Kilimci, onun çevresi, karanlık işler... Babamın geçmişte bazı insanlarla iş yaptığına dair hep bir şeyler duydum. Ama o bana asla bir şey anlatmadı. Hep sustu."
Gözlerim dolmaya başladı ama geri tutmaya çalıştım.
"Benim buraya nasıl dahil olduğum bir tesadüf mü? Yoksa... bu her şeyin bir parçası mı?"

Ayaz derin bir nefes aldı. Yüzünde tereddüt vardı.
"Ben... bunu sana söyleyebilecek en doğru kişi olmayabilirim."

"O zaman doğru kişi kim?!" diye yükseldi sesim, farkında olmadan.

"Belki de senin baban," dedi sakin ama ciddi bir tonla.
"Ya da artık konuşamayacak olanlar..."

Kalbim hızla atıyordu. Gözlerimi kısmış, Ayaz’a dikkatle bakıyordum.
"Benim babam... onunla çalıştı mı?"

Ayaz gözlerini kaçırdı.
"Ben sadece bazı belgelerde adını gördüm. O kadar. Ama bu bile... senin burada oluşunun tesadüf olmadığını düşündürmeye yeter. "
Nefes aldı ve dudağını aralayacak devam etti.
"Seni buraya getirmek zorunda kaldım eğer kürşat denen o adi herif seni yakalasaydı hiç iyi olmazdı baban istedi başından beri seni yurtdışına göndermeye çalıştı başaramadı daha sonra seni farkettiler iş ciddiye binince " devam etmesi

"Nasıl bir ciddilik? " diye sordum meraklı gözlerle
"Kan davası Gökçe," dedi bir anda. Sesi soğuktu, içinde geçmişin ağırlığı vardı.

Bir anlığına nefesim kesildi. Bu kelimenin ağırlığı, boğazıma düğümlendi.
"Ne demek istiyorsun? Ne kanı, ne davası?"

Ayaz başını ellerinin arasına aldı. Gözleri doluydu ama dökmediği gözyaşları gibi bastırılmış bir öfke vardı içinde.
"Baban zamanında Kürşat’ın ailesine, onun en güvendiği adamlardan birine ihanet etti. Belki iyi bir şey yaptığını düşündü, belki de sadece kendini kurtardı… ama o ihanetin bedelini senin ödemen gerekiyordu. Onlara göre."

"Benim ne suçum var ki?" dedim, sesim neredeyse fısıltıydı artık.

"Yok. Ama bu işlerde suç değil, kan önemli. Onlar hesapları kanla kapatır, Gökçe. O yüzden seni bulmaları demek… onunla aralarındaki son açık hesabı da kapatmaları demekti."

Yutkundum. Midem bulandı, içim daraldı.
"Babam bunu biliyor muydu? Beni... bu yüzden mi göndermek istemedi?"

Ayaz başını salladı.
"Evet. Seni uzaklaştırmaya çalıştı çünkü senin geçmişten habersiz yaşamanı istedi. Ama iş işten geçti. Kürşat seni kokladı artık. Bir şekilde öğrendi. O gece, sen yanlışlıkla sahneye çıktığında, seni tanıdı mı bilmiyorum ama öğrenmesi uzun sürmeyecekti."

Gözlerimi kapattım. Artık sadece yorgun değil, yıkılmış hissediyordum.
"Yani şimdi... hem senin savaşının içindeyim hem de babamın geçmişinin bedelini ödemek zorundayım, öyle mi?"

Ayaz bana yaklaştı, gözlerini gözlerime dikti.
"Hayır. Artık ikimizinki ortak bir savaş. Ve beraber kazanacağız. " dedi

Bir süre konuşmadık. Sadece birbirimizin nefesini duyduk karanlık odada.
Söylenen her kelime içimde birer yankı gibi dolanıyordu. Kafamda binlerce soru, yüreğimde ilk defa bu kadar net bir korku vardı.

Ayaz hafifçe arkasına yaslandı.
"Bugünlük bu kadar yeter," dedi kısık bir sesle. "Zihnini daha fazla zorlamanın anlamı yok. Dinlenmen gerek."

Başımı salladım. Sormak istediklerim vardı ama daha fazlasını kaldıramayacağımı hissediyordum.
"Tamam," dedim sessizce.

Ayaz ayağa kalktı, kapının yanındaki dolaptan yedek bi battaniye aldı ve yatağa bıraktı.
"Eğer üşürsen alırsın" dedi
Usulca teşekkür ettim. Göz kapaklarım ağırlaşmaya başlamıştı ama zihnim hâlâ uyanıktı.
Ayaz ışığı kısarken bir an durdu.

"Gökçe," dedi.
"Her şey karışık biliyorum. Ama burası bir başlangıç olabilir birbirimize güvenmemiz gerekiyor,zorundayız yoksa başaramayız."

Cevap vermedim. Sadece gözlerimi kapattım. Çünkü bazen susmak, kelimelerden daha gürültülü olur.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…