22. bölüm · Siber Dünya Çarpışma

Bölüm 22: "Neden Bize Yardım Ediyorsun? "

Nursel Küçük

Timothy, Forest ve Simon hava aracıyla Hazal'ın ın evinin önüne yanaştı. Saat tam gecenin üçüydü. Hazel balkona çıktı ve yaklaşan hava aracına bindi. Timothy araçtaki ekibe baktı. Forest, Simon ve Hazel oldukça endişeli bir şekilde yan yana oturuyorlardı. Hepsi de çocukları kurtarmak için bu tehlikeli görevi kabul etmişti. Timothy onlara gülümseyerek, "Hazır mısınız? Haydi, dünyayı kurtaralım." dedi. Pek de hazır olmayan, biraz ürkmüş görünen ekip, endişeli bakışlarla karşılık vererek onayladılar. Timothy, hava aracının konumunu 66.eyaletin gizli geçidine ayarladı. "Tanrı yardımcımız olsun. " dedi ve ışınlanma düğmesine bastı.
Oliver, son kontrolleri yaptı ve gece her eve Michael tarafından bir ekiple gönderilecek kontrol çiplerinin her insana yetecek sayıda olduğundan emin oldu. Böylece sabah olduğunda herkes onun kontrolü altında uyanacaktı. Keith, kontrol odasının kapısından Oliver'ı izliyordu. Bu gece yapmak üzere olduğu şeyin ne kadar korkunç olduğunu anlamıştı ve vakit kaybetmeden gizlice denizaltından ayrıldı. Bunun olmasını izin veremezdi, babasının bu kadar ileri gideceğini bilmiyordu. Otuz yıldır taşıdığı bu intikam duygusu onun aklını kaybetmesine sebep olmuştu. Bir an önce diğerlerini uyarmalıydı.
Timothy ve ekibi, kurtarma operasyonu için vadi girişinde indiler. Soğuktan korunmak için ekstra ısı muhafazası sağlayan kıyafetlerini giyen Forest ve Hazel, arkalarından kıyafetlerinin ağırlığı nedeniyle zorlukla yürüyordu. Vadi insanları için 66.eyalet tam bir işkenceydi. Hava aracını hayalet moduna aldı ve buzdan oluşan dağ sırasının arasına park etti. Sessizce vadinin girişine doğru yürümeye başladılar. Vadideki nöbetçi yine uyukluyordu. Bugün yine tek nöbetçi vardı. Vadinin giriş kapısından çıktılar ve 66.eyaletin merkezine doğru yürümeye başladılar. İleride gizemli yapılar görünüyordu. Oliver burada saklanıyor olmalıydı. Ancak girişte yine iki nöbetçi vardı. Yapılara ulaşmak için onları etkisiz hâle getirmek gerekiyordu. Timothy onlara beklemesini söyledi ve cebinden bayıltıcıyı çıkarıp nöbetçilere doğru yürümeye başladı. Bayıltıcıyı hazırlayıp nöbetçilerin ensesine doğrultmuştu ki, aynı anda birisi arkadan kolunu tuttu. Timothy arkasını döndüğünde onu gördü. "Keith? "
"Konuşmamız lazım. "
Oliver kontrol ekranında eyaletleri tarıyordu. Şimdiye dek beş eyalet kontrol sistemine girmişti. Gece başlayan operasyon hızla ilerliyordu. Michael'ın talimatıyla sözde insanları koruma amacıyla takılan çipler sabaha aktif olacak ve hepsinin kontrolü elindeki kumandada olacaktı. Çipleri çıkarmak imkansızdı çünkü vücudu girdiği anda tüm sinir sistemine yerleşiyor, her yeri sararak vücudun bir parçası oluyordu. Halinden memnun bir şekilde oğluna seslendi. "Keith! Sabaha hazırlıkları tamamla."
Keith'ten cevap gelmedi. Oliver, sinirlendi. " Beni artık duymazdan mı geliyorsun? Sana çip takmadığım için bana teşekkür etmelisin. Yoksa sende mi aynı kaderi paylaşmak isterdin? " Bir hışımla odasına gitti. Ama Keith ortada yoktu. Kontrol odasına gitti ve Keith'in nerde olduğunu bulmak için sisteme komut verdi. Eyaletin girişinde yerini tespit etti. Yanında Timothy, Simon, Forest ve o da ne? Hazel vardı. Oliver gözlerine inanamadı, ekrana bakakaldı. Eşi ve oğlu ona karşı ittifak kuruyordu. Keith, ona ihanet mi etmişti? Kumandayı eline alıp, öfkeyle dışarı fırladı. "Kahrolası çocuk! Demek bana ihanet edeceksin. Şimdi ihanet neymiş sana göstereceğim."
Timothy, hayretle Keith' e bakıyordu. Acaba bu bir tuzak mı? diye düşündü. Ama tuzak olsa çoktan onları Oliver'ın yanına götürmüştü bile. Ona " Neden bize yardım ediyorsun? diye sordu.
Keith, üzgün bir ifadeyle, " Bunu çoktan yapmam gerekiyordu. Geç kaldık. Bu gece başladı. Şimdiden eyaletlerin yarısını ele geçirmiş olmalı. "
Forest, Simon ve Hazel, bekledikleri köşeden koşarak geldiler. Timothy ve Keith'i konuşurken gören Hazel, sevinçten çığlık atarak ona doğru koştu. O sırada nöbetçiler sesi fark ederek o tarafa yöneldiler. "Kim var orada? "
Keith, eliyle sessiz olmalarını işaret etti ve onu takip etmelerini istedi. Gizli başka bir geçit daha vardı. Keith, kenara doğru bir metre yürüdü ve bilekliği ile yeraltına inen bir gizli kapıyı açtı, sırayla aşağıya indiler. Onlar iner inmez geçit kapandı. Yukarıda gezen nöbetçilerin ayak sesleri duyuluyordu. Keith, derin bir nefes aldı, " Burası denizaltına açılan geçit. Lily, Luna ve Marcus orada tutuluyor. Ancak Marcus kontrol bilekliği takıyor ve Oliver'ın kontrolü altında. Ona kontrol çipi takmak istemedi, dünya değiştiğinde yanında olmasını istiyor. İnsanları kurtarmanın tek yolu, elindeki kumandayı almak. Şimdi denizaltıma gidip öncelikle onları kurtarmalıyız. "
Hazel, hâlâ şaşkınlık gözlerle oğluna bakıyordu. Keith, yüzünde mahçup bir ifadeyle ona karşılık verdi. Son üç yıldır onu arıyordu. Hazel ondan hiç vazgeçmemişti. Ne olursa olsun oğlunun içinde merhamet olduğunu biliyordu, çünkü onu o büyütmüştü. Oliver onu değiştiremezdi. Sadece bir anlığına babasına inanmıştı.
Timothy, Simon ve Forest birkaç dakika sessizce beklediler. Sessizliği bozan Forest oldu. "Bunca yıl sonra sana neden güvenelim? Sana güvenmiştim, Keith. Evimde büyüdün, baban gittikten sonra oğlum yerine koydum seni. Peki sen ne yaptın? O çocukları kaçırdın, Luna' yı, Marcus' u... Şimdi sana nasıl güvenebiliriz bilmiyorum. "
"Haklısın. Çok hata yaptım. Annemi terk ettim, herkese ihanet ettim. Yıllar önce babamın yaptıklarını yaptım. Ama onun bu kadar ileri gideceğini tahmin etmemiştim. Yinede bana inanıp inanmamak size kalmış. Ben onları kurtarmaya gidiyorum ve sonra da babamı bulup onun elinden kumandayı alacağım. "
Keith, yürümeye başladı. Hazel hiç düşünmeden onun peşine takıldı. Timothy hâlâ elinde bayıltıcıyı tutuyordu, Forest ve Simon ellerine sersemleticilerini aldılar, Keith' i birkaç metre öteden takip etmeye başladılar. Bir süre sonra denizaltına vardılar. Keith'in peşinde etrafı kollayarak içeri girdiler. Keith içeri girer girmez önce kontrol odasına baktı. "Baba? " Ses yok. Oliver gitmişti. Zaman daralıyordu. Hızlı adımlarla Luna'nın odasına doğru yürüdü, diğerleri de hızlı adımlarla onu takip ettiler. Luna'nın kapısı açıldı. Kapıdan gelen sesleri duymuş olacak ki, ayaktaydı. Önce kapıda Keith göründü. Sonra Forest heyecanla odaya daldı. Luna şaşırmış halde ona bakakaldı. "Baba!"
Forest kızına sarıldı. " Herşey bitti, kızım. Onu yakalayacağız ve bu işe bir son vereceğiz. "
Luna, gözleri dolu dolu kapıda duran Keith'e baktı. "Teşekkür ederim. "