10. bölüm · Siber Dünya Çarpışma

Bölüm 10: Cebimdeki Not

Nursel Küçük

Mona heyecandan sabah erkenden uyanmıştı. Hayvanat bahçesine Luna kaybolduğundan beri gitmemişti. Bir yandan da sürekli sorular soruyordu. "Annem bizi orda mı bekliyor baba? Annem de gelecek, sürpriz yapacak değil mi? Aslanları göreceğiz değil mi? Teyzem neden hâlâ gelmedi? "

Marcus, gülümsedi. "Teyzen şimdi geliyordur, bebeğim. Haydi hazırlanalım da geç kalmayalım. " Annesiyle ilgili soruları yine cevaplayamadı. Mona heyecandan ne sorduğunu unutmuştu bile. Odasına koşarak eşya dolabına en sevdiği kıyafetlerin olduğu bölmeyi açması için komut verdi. Birkaç dakika sonra beyaz bir elbiseyle salona döndü. O sırada kapı açıldı ve Sun hazırlanmış hâlde kapıda göründü. Mona heyecanla teyzesinin kulağına atladı. Hava aracına bindiler ve Marcus aracını aylık bakım için istasyona bıraktı. En yakın duraktan hayvanat bahçesine giden araca bindiler. Araçtan iner inmez Mona her zaman ki gibi heyecanla içeri doğru koştu. Sun da peşinden ona yetişmek için hızlıca gidiyordu. Hava güzeldi ve öğlen saatleri olduğu için yavaş yavaş kalabalıklaşmaya başlamıştı. Marcus cam kafeslerdeki yazıları okuyarak yavaş yavaş yürüyordu. "Son olarak 2100 yılında yaşamış olan orjinal türüden üretilmiş 15.klondur." Kutup ayısı, kendisi için oluşturulmuş yapay bir buz kütlesi üzerindeydi. Sıcaklığı yaşam ortamına göre ayarlanmış özel bölmesinde çevresindeki kalabalığa alışık olduğundan olsa gerek sakince uyuyordu. Mona cama ellerini koymuş ve içerideki soğuk havayı hissedince ürpererek geri çekilmişti. Soğuk bölgede yaşayan hayvanların olduğu bölümü geçtiler ve aslan klonlarının olduğu sıcak hayvanlar bölümüne geçtiler. Burası Mona'nın hergün sanal gözlükle izlediği ve en sevdiği hayvanların klonlarının olduğu bölümdü. Gözleri aslanların bulunduğu bölümü aradığı için teyzesinin elini sabırsızlıkla çekiştiriyordu. Sıcak hayvanlar bölümü en sevilen ve en kalabalık bölümdü. Kalabalıktan dolayı bir çocuk yolunu şaşırmış olacak ki, aniden Marcus'a çarparak yere düştü. Mona'nın yaşlarındaydı ve çocuğu kaldırmak için yere eğildi. Aniden durduğu için arkasından gelen kalabalığa istemeden karıştı. Bir adam ona çarptı ve özür dileyerek uzaklaştı. Mona ve Sun hâlâ aslanların bulunduğu bölümdeydi. Kalabalıktan kurtulup yanlarına gitti. Günün geri kalanında hava aracının bakımının bittiğine dair bildirim gelene kadar merkezde dolaştılar. Akşama doğru toplu hava aracına binerek aracın bakım istasyonunda indiler. Aracı alıp eve dönerlerken Mona yorgunluktan Sun'ın kucağında uyuyakalmıştı. Sun'ı eve bıraktıktan sonra, Mona'yı uyandırmadan sessizce odasına götürdü. Çok derin bir uykuya dalmıştı. Sessizce üzerini örtüp odasına gitti. O da yorulmuştu ve üzerini değiştirip hemen uyuyacaktım. Ceketini çıkarırken cebinden önceden orda olmayan bir kağıt düştü. Eski bir kağıttı ve üzerinde tanımadığı bir el yazısı ile yazılmış bir not vardı. Yatağa oturup şaşırmış hâlde notu okudu. " Oliver ve Luna' nın yerini biliyoruz. Eğer öğrenmek istiyorsan yarın yalnız başına belirtilen konuma gel ve takip edilmediğinden emin ol. Seni izliyoruz ve herhangi bir hata yaparsan onları asla bulamazsın. " Marcus, konumu okuyunca daha da şaşırdı. 33.eyaletin yeşil vadide bulunan eski tren istasyonu. Buraya ona ilk Luna göstermişti ve orayı hatırlıyordu. Kafasını toplamak için mutfak androidinden en yüksek kafein içeren kahveyi getirmesini rica etti. Bu gece uyumayacaktı.