4. bölüm · Sevsene Beni
Ters Köşe
Lavin ile biraz daha oturduktan sonra evime gittim. Eve gelince ilk işim yatağa girip o fotoğrafa tekrar bakmak ve düşünmek oldu. Hangi yarım akıllı böyle bir fotoğrafı çekip bir de internette paylaşır, aklım almıyor. Bari güzel bir açıdan çekselermiş, hiç de güzel çıkmamışım. Nefretle birbirimize baktığımız belli oluyor, ne yavşamasından bahsediyorlar? Gerçekten bu okulda doğru düzgün bir insan yok.
Biraz daha yorumlara baktıktan sonra makyajımı sildim ve direkt uyudum.
Sabah alarmın sesiyle o mükemmel uykumdan uyandım ve bugün berbat bir gün olacak diye düşündüm. Neden mi? O fotoğraf sayesinde kızlar tarafından kavga çıkacaktı. Hep böyle olmuyor mu zaten?
Saate baktığımda 07.10’u gösteriyordu. Bu kadar erken kalkmamın sebebi saçımı düzleştirmekti, yoksa hangi salak dokuzda başlayan okul için bu kadar erken kalkar?
Kalkıp banyoya girdim ve ilk başta nefret ettiğim suratımla karşılaştım. Normalde kendimi güzel bulurdum ama bu sene annemle babamın hakaretleri sayesinde artık kendimi güzel bulamıyordum.
Fazla kendime bakmadan elimi yüzümü yıkayıp işimi hallettikten sonra direkt saçımı düzleştirdim. Saçım uzun olduğu için daha çok vaktimi alıyordu.
Düzleştirdikten sonra makyaj yapıp üstüme beyaz bir tişört, altıma da siyah baggy pantolon giyip hemen çıktım. Okul çok uzak olmadığı için yürüyerek gitmeyi tercih ettim.
Kulağımda kulaklık olduğu için hiç kimseyi umursamadan direkt yoluma devam ettim. Yanıma esmer bir çocuk geldi ve bir şeyler dedi ama kulaklık sayesinde duyamadım. Kulaklığı çıkarıp, “Efendim?” deyip yüzüne baktım.
Hafif gülümsedi.
“Ne dinliyorsun diye sormuştum,” dedi.
Ben de gülümseyerek, “Kalben dinliyordum,” deyip önüme döndüm.
“Ben de Kalben dinlerim. Başka neler dinlersin?”
Hadi canım, benimle arkadaş olmaya mı çalışıyor bu ultra mega yakışıklı çocuk? Yani yalan yok, gerçekten yakışıklıydı.
“Yedinci Ev,Duman, Dolu Kadehi Ters Tut, Son Feci Bisiklet bir de bazen arabesk dinlerim. Peki ya sen?”
Sesim nedense heyecanlı çıkmıştı.
“Müzik zevklerimiz aynı, ben de senin gibiyim,” dedi aynı heyecanla.
Hoş çocuktu. Sohbet ederek okula gittik. Aynı sınıftaymışız ve ben kör gibi bu çocuğu görmemişim. Çüş Asel, bu kadarı da olmaz.
Aslında olurdu.
Okula girdiğimizden beri herkes bana bakıp yanındakilere bir şeyler söylüyordu. Yanımdaki esmer çocuğun adı Mert’ti, şimdiden söyleyeyim.
Tam sınıfa girdik. Girdiğimiz gibi bütün kızların üstüme gelmesi bir oldu. Dövecekler sandınız değil mi? Ben de öyle sanmıştım ama öyle olmadı.
Kızlar beni kolumdan tutup kendi aralarına aldılar ve:
“Ne konuştunuz?”
“Kızım sen mükemmelsin, o çocuğa nasıl öyle davranabiliyorsun?”
“Nasıl onunla başa çıktın, anlat lütfen.”
tarzı şeyler sormaya başladılar.
Buna ters köşe mi denilir bilmiyorum ama biz öyle adlandıralım.
Kaan nasıl da rezil olacaktı şimdi.
Kızlara saçma cevaplar verip sırama geçtim. Lavin hâlâ gelmemişti.
Ders başlayalı iki dakika olmuştu ve Lavin tam iki dakika sonunda geldi. Yanıma oturdu.
Tam yatacaktım ki bir öğrenci tiyatro provasının olacağını söyledi. İşte beklediğim an gelmişti.
Sınıfça tiyatro salonuna geçtik ve adımımı atar atmaz Kaan’la tekrar çarpıştık. Arkadaşlar, lütfen beni şu çocuktan kurtarın yoksa ben kurtulamayacağım.
Salonda ölüm sessizliği oldu. Ben yerde bön bön Kaan’a bakıyordum.
Tam kalkacakken Mert yanıma gelip beni kaldırdı. Hiçbir şey söylemeden salonun ortasına gittik. Diğerleri de bizimle geldi.
Kaan da sinirle bize bakıyordu.
Okuduğum kitaplarda ve dizilerde ilk başta erkek kızı kıskanıp sonradan aşık oluyordu, kız da ona aşık oluyordu ve mutlu son oluyordu.
Umarım bana aşık olmaz.
Olamaz zaten.
Çünkü ben ondan nefret ediyorum.
