3. bölüm · Sevsene Beni
İlk Yara
Baş belası tam yanıma geldi ve telefonu çıkarıp o meşhur fotoğrafı gösterdi. Lavin ise şaşkınlıkla bizi izliyordu. Kaan’ın suratına boş boş bakarken bir anda beni kolumdan tutup ayağa kaldırdı.
Lanet olası insan… insana da denilmez ama neyse. Bu lanet kişi yüzünden tatlı mı bitiremedim, o yüzden sinirle gözlerine baktım.
“Ne istiyorsun yine?” deyip kolumu tutan ellerinden kurtulmaya çalıştım.
“Ne mi yapıyorum? Sen işin ciddiyetinde değilsin galiba, fotoğrafı görmedin mi cidden?” diye bağırdı. Kafedeki herkes bize bakıyor, bir şeyler fısıldaşıyordu.
Hadi ama koca adam bunu mu ciddiye alacaksın demek çok isterdim ama eğer deseydim şu an ayakta değil yerde yatıyor olacaktım, bundan adımın Asel olduğu kadar emindim.
Kısa bir sessizlikten sonra, “Gerçekten bu olayı mı ciddiye alacaksın? Hadi ama Kaan, biraz olgunlaş da gel,” dedim ve gözlerimi devirdim.
Sahte bir gülüş değildi, gerçekten güldü.
“Hadi ama Asel, okula daha yeni gelip okul hakkında bilgin bile yokken nereden geliyor bu cesaretin? Biraz bilgili olmayı dene,” deyip bana karşılık verdi.
Ne diyeceğimi bilemedim. Sanırım işin ciddiyetini fark etmem gerekiyordu ama bu olaylar benlik değildi.
“Sen işi ciddiye almak istiyorsan alabilirsin Kaan ama ben bu olayları umursamıyorum ve senin gibi boş boş triplere giremem,” dedim.
Yüzüme baktı, ben de ona baktım. Ne kadar soğukkanlı olmaya çalışsam da gittikçe geriliyordum ve ellerim yavaş yavaş titremeye başlamıştı.
Hadi ama, bugün böyle mi geçecekti? Bu günü böyle planlamamıştım.
Kaan hâlâ yüzüme bakıyordu. Ben de o ela gözlerine bakarken etrafımdaki her şeyi unutup sadece ona dalıp gidiyordum.
En sonunda kolumu tutan eli gevşedi ama hâlâ bırakmıyordu.
“Senin kadar iğrenç bir insan görmedim Asel. Aptalın tekisin, başın belaya girecek ve ben de bunu zevkle izleyeceğim,” dedi.
Kolumu bıraktı ve arkasını dönüp gitti.
Sadece arkasından bakabildim. Normalde bu sözlere kırılmazdım, çok kez bu sözleri babamdan duymuştum ama neden şimdi kalbim sıkışmaya başlamıştı?
Hadi canım, bu aptalın dediğine mi kırılacağım ben? Saçmalamayın lütfen.
Hayır, kırılmayacaktım.
Omuz silktim ve sandalyeme geri oturdum ama hâlâ kalbim sıkışıyor ve hızlı hızlı çarpmaya devam ediyordu.
