2. bölüm · Sevsene Beni

Nefret

Ecrin 🩶

Oradan uzaklaşınca Lavin’i aradım.
“Lavin, başka bir kafeye geçsek olur mu?” deyip adımlarımı hızlandırdım.
“Olur tabii güzelim, sen iyi misin? Sesin titriyor.” Sesi endişeli geliyordu. Onu rahatlatmak için sakin olmaya çalıştım.
“İyiyim, sadece öksürük krizi tuttu. Şimdi geçti, o yüzden oldu.” dedim ve sesimi düzeltmeye çalıştım ama düzelmiyordu. Bok vardı da titriyordu sanki.
Lavin fazla ısrar etmedi ve kabul edip hangi kafeye geçmem gerektiğini söyledi. O kafeye doğru giderken birisine çarptım ve yere yapıştım. Çarptığım kişinin de maşallah vücudunda taş vardı mübarek. Kafamı kaldırıp hangi varlığın bana çarptığına baktım.
Şaka yapıyor olmalısınız. Lütfen aranızdan birisi şaka desin çünkü yine o ela gözlü, metroda durmadan karşılaştığım ve bugün bana çarpıp kavga çıkaran o yaratık karşımda durmuş bana mal mal bakıyordu.
Neden kimse şaka demiyor? Bu olay ciddi olamaz.
Sinirle ayağa kalkıp karşısında dikildim. Tam hesap soracaktım ki ben konuşmadan o konuşmaya başladı.
“Bok mu vardı da bana çarptın amına koyayım!?” Sesi yüksek çıktı.
Ben de ona karşılık olarak sesimi yükselttim.
“Bana çarpan sensin! Ne boş yapıp beni rezil ediyorsun?”
Alayla güldü ve daha çok yaklaştı.
“Bana diyorsun ama sen de bağırıyorsun. Söyle bakalım, kim bizi rezil ediyor?”
Bu sefer normal konuştu. Ben de alayla güldüm.
“İlk bağırıp sesini yükselten benmişim gibi davranmayı ne zaman bırakacaksın?”
Sesim net bir şekilde çıktı.
“Ben yapıyorum diye sen de mi yapmak zorundasın? Bana mı bağlasın sen?”
Onun da sesi net çıktı.
Gözlerimi ela gözlerinde gezdirdim. O ise gözlerim hariç her yerime bakıyordu. Yüzüne tam bir şey diyecektim ki o meşhur dizilerdeki gibi Lavin araya girdi. Yani hep böyle olur.
Gözlerimi devirip sesin geldiği yere baktım. Lavin bize doğru sorgulayıcı gözlerle geliyordu. Tabii başka neyle gelecekti?
Biraz daha yaklaşınca konuşmaya başladı.
“Öpüşecekseniz ben sizi bölmeyeyim, öpüşün siz.” deyip sanki hiçbir şey yokmuş gibi giderken baş belasıyla aynı anda:
“Ne!?” diye bağırdık.
Milletin bize bakması da aynı anda oldu.
Yüzümde şaşkın bir ifadeyle Lavin’e baktım. Bu kızın akıl sağlığı gerçekten yerinde değil. Benimki de pek yerinde sayılmaz ama olsun. Lavin de öyle ama benimki daha da bozuk.
Lavin gözlerini açıp kapattı. Sinirle baş belasından ayrılıp Lavin’in yanına gittim. Ensesine şap diye bir yapıştırdım. O kadar güzel bir ses çıktı ki inanamazsınız. Bir de saçını tepeden at kuyruğu yapmıştı. Of, mükemmeldi.
Bu güzel ses karşısında milletin tekrar bize bakması bir oldu. Bunlar da her şeye bakıyorlardı arkadaş, sanarsın adam öldürüyoruz.
Lavin inlemeli bir ses çıkarınca gülmemek için kendimi zor tuttum.
Neyse, falan filan olay çok uzadı. Lavin’le kafeye gidip oturduk. O Americano sipariş etti, ben de latte. Onları beklerken Lavin’e olayları anlattım.
Kahvelerimizi içtikten sonra bir de tatlı sipariş ettik. Onları beklerken telefonuma baktım. Instagram’a girdiğim gibi keşfetime baş belasıyla olan fotoğrafımız çıktı.
Şaka yapıyor olmalısınız. Lütfen bu şaka olsun.
Yorumlara girdim.
“Bu yelloz ile Kaan ne alaka abi?”
“Bu kız kim be? Kaanıma yanaşıyor.”
“Okula yeni gelip bir de Kaan’a mı yavşıyor cidden!?”
Tarzı yorumlar vardı.
Bunlar aptal mı? Baş belası ve ben, yani Asel ve Kaan aptallar bunlar.
Sinirle telefonu kapattım. Lavin de tuvaletten geldi. Tatlılar da onunla beraber geliyordu ve Lavin mal mal sırıtıyordu.
Normal konuştuk işte. Lavin’e bu olanları söylemedim çünkü niye söyleyeyim ki? Haklıyım bence.
Tam tatlının son lokmasını ağzıma tıkıyordum ki karşıdan sinirle bize gelen baş belasını görene kadar.