28. bölüm · °~Sessizlik~° Draco Malfoy-
27. Bölüm
Kalbe basin plss🫶🏻🫶🏻
Günler böyle geçip giderken Hogwarts'ın duvarları her geçen saniye daha da sallanıyordu. Taşlaşma olayları yazılar hepsi teker teker ortaya çıkıyordu ve büyük gün gelmişti. Harry Potter Tom Riddle ile karşılaşmaya gidiyordu. Sabah kahvaltı saatinde col elindeki parşömenlerini sıkıca tutarak masaya yerleşti. Daha yemekler kurulmadığı için parşömenlerden birini alıp önünde açtı ve asasıyla masaya mürekkebini ışınlayıp parşömene bişeyler karalamaya başladı. Resme dalmışken aniden yanına birinin oturduğunu hissedince gözlerini oturan kişinin yüzüne kaldırdı. Tam sağında biricik aşkı Theodore'u görmesiyle yerinden sıçradı. "Seni korkuttum mu?" Col kendine geldiğinde başını iki yana sallayıp kendine çeki düzen verdi ve resmine geri döndü fakat yanaklarının kızardığını hissedebiliyordu. Theodore ona yaklaştığında hafifçe kafasını ona çevirip gözlerine derin derin baktı. Fakat Theodore'un gözleri resimdeydi. "Güzel çizmişsin harika görünüyor Col." Yüzünde çoğu insanın göremediği hafif bir tebessüm oluştu aka bu saniyelik şey anında yok olup gitti. Col her ne kadar yanına oturduğu için mutlu olsa da sağına oturmadı pek hoş olmayacaktı. Çünkü her zaman sağ yanına Draco otururdu bu o ve Colün aradındaki garip bir dildi. Col draconun gelmemesini umarak gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Fakat aldığı nefesle sinirli bir ses duyması bir oldu. "Orası benim Nott kalk ordan. Hemen."
Col kafadını kaldırıp beyaz renk cildi sinirden kızaran çocuğa döndü. Theodore soğuk gözlerle ona nisbet yaparcasına konuştu. "Ne zamandan beri herkesin belli yeri var Malfoy? Üzerinde adını göremiyorum." Malfoy bu duymasıyla sinirinin yükselmesi bir oldu az ilerde oturan Gerçek Crabbe ve Goyle'a işaret ederek yanına gelmelerini söyledi. Göz ucuyla Theodore'u göstermesiyle ikisi birden Theodore'un iki omzundan tutup onu kaldırıp geriye doğru ittirdi. Col izlediği şeylerle ağzı açık kaldı gerçekten bu kadar ileriye gittiğine inanamıyordu. Hemen ayağa kalkıp Theodore'un yanına gitti. "Theodore ben çok özür dilerim iyi misin?!"
Theodore Draco'ya ölümcül bakışlar atarak yavaşça Col'e döndü. Col'e döndüğü gibi bakışları yumuşayıp hafifçe güldü. "Özür dilemene gerek yok Col ben başka bir yere de otururum afiyet olsun." Theodore son kez Draco'ya bakıp masanın diğer başındaki boş yere geçti Col ise arkadından sadece bakabildi fakat siniri kendini ele veriyordu aniden arkasını dönüp tekrar yerine oturdu ve yüzünde zafer kazanmış gülüşü olan çocuğa döndü. "SANA İNANAMIYORUM DRACO NASIL BÖYLE BİŞEY YAPARSIN SENİ BABANA ŞİKAYET EDECEĞİM BU TAM BİR SAÇMALIKTI!"
Draco yaptığından pek memnun bir şekilde önüne döndü. "Söyle babam bunu duyduğunda eminim benimle gurur duyacaktır." Col daha fazla bu aptallığa dayanamayıp önüne döndü tam o sırada ne zaman geldiğini bile bilmediği daphne ve pansynin bakışlarıyla karşılaştı. İkisi de sırıtarak bir Draco'ya bir Col'e bakıp gülüşüyorlardı. Col kesin şunu tarzında bir bakış attığında ikisi de hafifçe yerinden zıplayıp hemen başka şeylere odaklandılar. Yavaş yavaş boş yerler dolmaya başladığında salondaki uğultular giderek artıyordu herkes son olaylar hakkında konuşurken Col'ün gözleri Gryffindore masasına kaydı. Harrynin yemyeşil gözleri adeta Col'ün gözlerini delip geçecek gibiydi. Col hemen o masum maskesini takınıp utangaç bir yüzle gözlerini kaçırdı ve masanın altından yanındaki Draco'nun bacağını dürttü. Draco olduğu yerde sıçrayıp ne istiyorsun gibisinden Colenai'a baktı. Colenai çaktırmadan Gryffindore masasını işaret ederek tekrar önündeki parşömene döndü. Draconun gri gözleri sinirle Harry'e döndüğünde Harry onun bu siniriyle gözlerinin kaçırıp yanındaki Ron'a bişeyler zırvaladı. Dumbledore yavaşça kürsüye ilerleyip son olaylarla ilgili bişeyler anlattıktan sonra ziyafeti başlattı. Col önünde beliren pudinglere içli içli bakıp biraz tavuk aldı belki o tavuğunu yiyene kadar pudingler yenmezdi. Göz ucuyla yanındaki oğlana baktı. Tabağı hala boştu ve gözleri başka bir tarafa kahverengi saçlarını savura savura gülen Astoria'ya bakıyordu. Col gördüğü manzaraya karşılık sinirle soludu ama sesini çıkartmadı çünkü hala ona sinirliydi. Tekrar yemeğine dönüp bişeyler yemeye başladı. Cold düşünmeye devam etti aklına hiçbir şey gelmiyordu Potterın bir an önce ağına düşmesini istiyordu ama bunu nasıl becereceğini bilmiyordu Tom Riddle'ın bir an önce ona haddini bildirmesi gerekiyordu olası en ufak hatada Potterın kazanması ile her şeyin yerle biri olacağını bütün emeklerin yok olacağını çok iyi biliyordu sadece düşündü. Fakat şu anlık elinden hiçbir şey gelmiyordu bugün elinden gelebilen tek şey derslere girip olmasını beklemekti önün de ki çay bardağına uzanıp bir yudum aldı yeni düşünceler zihninde canlanırken göz ucuyla Dracoya baktı hala gözleri Astoria'nın üzerindeydi bir şey içinde onu rahatsız ediyordu daha önce hiç hissetmediği bir şey Draco bakışları üzerinde hissettiğinde yavaşça gözlerini Col'e döndürdü Col sinirle soluyarak Draco'ya söyledi;
"Şu kızı gözlerinle taciz etmeyi keser misin neden ona bakıp duruyorsun ne var yani o tarafta ben çünkü hiçbir şey göremiyorum da!"
Draco iç çekerek sadece gözlerinin içine baktı.
"Taciz ettiğimi falan yok koydu sadece... sadece tatlı biri ve güzel ugh bilemiyorum."
Duyduğu şeylerle adeta taşa dönmüştü. Gerçekten onu tatlı mı buluyordu onu güzel mi buluyordu? Aklı Draco'nun böyle şeyler söylediğini algılayamıyordu ilk defa onun ağzından bu tarz kelimeler duymuştu sakince düşündü acaba Draco gerçekten Astoria'dan hoşlanıyor muydu eğer böyle bir şey olursa en sadık piyonunu kaybedebilirdi çünkü Astoria safkan takıntılarından nefret eden biriydi ve bu da tamamen Cole karşı gelen bir düşünceydi. Bir şekilde bunu halletmeliydi çünkü eğer bunu halledemezse piyonu da olamayacaktı. Draco'ya masum bir bakışla döndü;
"Evet evet güzel bir kız ama neden ona bakıyorsun ki yoksa ondan hoşlanıyor musun?"
Draco burnundan güldü tabii ki de hoşlanmıyordu sadece onu beğeniyordu ya da belki de hoşlanıyordu. Emin değildi bunlar çocukça şeyler de olabilirdi ama bir şeyler aklını kurcalıyordu acaba iyi bir arkadaş olabilir miydi? Ona biraz yakınlaşmayı deneseydi.
"Ben mi? hoşlanmak mı? ondan mı? bunu söylediğine inanamıyorum ben asla ama asla öyle birinden hoşlanmam Astoria ezik biri ve bense bir malfoyum o benim gibi birini hak etmez!"
Elbette ki dediği hiçbir şeye inanmamıştı ama elinden bir şey gelmiyordu inanmak zorundaydı çünkü asla onu itiraf ettiremezdi fakat draco'nun astoria'ya aşık olması onun elinde çok kötü bir kozdu asla ama asla bu gerçekleşmemeliydi durakum ondan başkasını görememesi lazımdı astoria'nın ise kafasını ezmeliydi şu anlık bunu görmezden geldi çünkü arkada gerçekleşen şeyler onun için daha önemliydi voldemort'un yani kazanması için canını bile verirdi çünkü voldemort kazandığında O da kazanacaktı emeklerinin karşılığını her zaman alacaktı. İnsanlar ona acımayı kesecek ondan korkacaktı herkes ona üstü muamelesi gösterecek ve ona saygı gösterecekti kol bunların vadi ile gerçekten mutlu oluyordu insanların ondan korkması onlara sağladığı otorite kendini mutlu ediyordu ama bu otoritenin yanında biricik arkadaşını kaybetmek istemiyordu yavaşça drakoya döndü yemeğini yerken çok sakin birine benziyordu halbuki içindeki kasırgaları tek bilen kişi oydu belki de onu Astoria ile bırakmak ona iyi gelebilirdi Emin değildi bu kötü bir sonuç verebilirdi sessizce iç çekti ne yapacağını dair hiçbir bilgisi yoktu daha ikinci senesinden bu kadar yükü kaldırmak onun için fazlasıyla zordu ama ileride verilebilecek onca ödül olunca otorite şey ona yardım edebilirdi onu iyileştirebilirdi ki trako da zaten otoriteyi severdi ikisi birlikte her yere hükmedebilirlerdi boldemort artık bu işleri bıraktığında tahta kendisi geçebilirdi sessizce düşündü elinden bir şeyler belki gelebilirdi ama bilemiyordu işte bu sonuçlar Drakula kaybetmesine neden olabilir miydi başını iki yana sallayıp yemek yemeye devam ettim yemek bittiğinde ise hemen eşyalarını toplayıp biçim değiştirme dersi için kulelere tırmandı arkasından yavaş yavaş yürüyen duruma aldırış etmeden sınıflardan birine girip yanındaki masa boş olan bir yere oturdu bırakıp hemen yanına gelip çöktüğünde pense Col'ün önüne, blaise ise Draco'nun önüne çöktü Pansy yavaşça arkasında dönüp konuştu;
"Haftasonu Blaise ile hogsmeade'e gideceğiz siz de gelmek ister misiniz?"
Draco tam kabul edecekken Col elini eonun macağına koyup onu susturdu "Çok isterdik Pansy ama haftasonu aile yemeğimiz var ve bu sanırım imkansız gibi"
Pansy üzgün bir şekilde önüne döndü onların da gelmesi iyi olurdu. Draco aniden Cole dönerek ne yapmaya çalışıyorsun dercesine kafasını salladı Col cevap vermeden önüne dönüp profesörün gelmesini bekledi. Profesör geldiğinde ders hızlıca başladı yeni büyüler, yeni biçim değiştirme türleri derken ders böyle uzayıp gitti fakat derste ilgisini çeken bir şey vardı. Potter sürekli dönüp onu izliyordu her boşlukta profesörün ona bakmadı her anda Potter dönüp Colü izliyordu sorun neydi anlamıyordu acaba onun Tom riddle'a yardım ettiğini anlamış mıydı Col bu düşünceler arasındaki gelip giderken dersin bittiğini işaret eden Çan çaldı sessizce eşyalara çantasına yerleştirip Draco ile birlikte sınıftan çıktılar diğer dersleri bitki bilimdi. bitki bilim dersi için seralara doğru ilerlerken draco onu durdurdu. "Aile toplantısı mı? Neden benim bundan haberim yok Colenai"
Col iç çekti. "Ben de dün gece öğrendim Draco. Sana söylemeyi unutmuşum"
Draco sinirle bağırdı "O BOKTAN MALİKANEYE GİTMEK İSTEMİYORUM!"
////////////////////////////////////////////
HEYYYYOOO UZUN ZAMANDIR BÖLÜM GELMİYOR ÇÜNKÜ BEĞENİLER VE OKUNMALAR ÇOK AZ VE BENİM DE HEVESİM KAÇIYOR OKUNMAYAN BİR HİKAYEYE DEVAM ETMEK İSTEMİYORUM BU KDR BB KALBE BASİN VE OKUYUN PLSS
