Karanlığın İçinde: Sessiz Çığlık

Vaveyla Yazarı: Ece Kaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Karanlığın İçinde: Sessiz Çığlık

Gözlerimin önündeki o karanlık, sadece başıma geçirilen çuvalın rengi değilmiş meğer; içimdeki umudun da bir anda kararmasıymış. Kulaklarımda sadece arabanın motor sesi ve kalbimin göğüs kafesimi döven o çılgın ritmi vardı. "Yardım edin!" diye haykırmak istiyordum ama sesim sanki boğazımda düğümleniyor, dışarı çıkmıyordu. İnsanların gözü önünde, o kalabalık caddenin ortasında sessizce yutulup gitmiştim.

Beni takip eden o iki çocuk ön koltukta fısıldaşarak bir şeyler konuşurken, araba durmaksızın ilerliyordu. Manisa'nın sokakları, tanıdık olmayan bu ara yollarda bana tamamen yabancılaşmıştı. Burak... Şimdi nerelerdeydin? Seni bulamadan, babamın o soğuk bakışlarına sığınamadan ben nereye sürükleniyordum? Ellerim bağlı, kalbim korkuyla titrerken günlüğüme bunları yazamayacak kadar çaresizdim ama biliyordum ki, bu fırtına burada bitmeyecekti.

Arabanın motor sesleri kesildi. İki kolumdan tutup beni arabadan indirdiler. Nerede olduğumu bilmiyordum ama burnuma gelen o kötü kokular... Rutubetli bir evi andırıyor, her adımımda ayağımın altında kırılan cam parçalarını hissediyordum. Sonunda gözümü açtılar. Tahmin ettiğim gibi eski bir odaydı. Her yerde boş içki şişeleri vardı. Bir yandan odanın pencereleri tahtalarla kapatılmış, içerisi hiçbir şekilde hava almıyordu ve ışık çok az giriyordu.

- Ne istiyorsunuz benden? Siz kimsiniz?

Uzun boylu, esmer tenli çocuk konuşmaya başladı:

- Sen hiç kaçırılmadın herhalde. Ne için kaçırıldığını tahmin et bakalım.

- Para için beni kaçırdıysanız yanlış kişiyi kaçırdınız. Biz zengin değiliz. Beni bırakın gideyim! Lütfen!

- O devir bitti canım. Bizim paraya ihtiyacımız yok. Senin hayal edemeyeceğin kadar paramız var, merak etme.

- Niye kaçırdınız o zaman? Salak mısınız?

- Heyy, laflarına dikkat et küçük hanım. Ne sanıyorsun sen kendini?

- Allah Allah, ben diğer kızlara benzemem. Korkmuyorum. Sizinle uğraşamam şimdi, bırakın beni hadi!

- Hanımefendiye bak, çok cesur konuşuyor. Şimdi görürsün. Ağzını bağlayın, arkadaki depoya kapatın da aklı başına gelsin.

Allah'ım bu başıma gelenler ne böyle? Sen yardım et bana.

Karanlık... İçi bomboş, daracık bir depo. Her yer farelerle, böceklerle doluydu. Bunu size şu an anlatabiliyor olmam korkmuyorum anlamına gelmez tabii. Daha ne kadar beni burada tutacaklar bilmiyorum. Ne istiyorlar onu da bilmiyorum. Çaresizce birinin beni kurtarmasını bekliyorum sadece. Kardeşimi deseniz bulamadım, babamı deseniz hiç anlamıyorum. Bu günlerde bana çok soğuk davranıyor ve hep telefonda biriyle konuşuyor ama bana da hiçbir şey anlatmıyor.

İki gün beni bu depoda aç susuz bıraktılar. Allah'ım bunlar nasıl insanlar? Açlıktan buraya yığılacağım, bir damla su bile vermiyorlar. Kaçmanın bir yolu olmalı, kaçmam lazım. Evet bir şey yapmam lazım derken arkamda bir raf olduğunu fark ettim. Üstünde cam kırıkları vardı. Onunla ipi kesebilir miyim? Denemekten zarar gelmez. Arkaya doğru sandalyeyi sürüklemeye çalıştım, fazla ses çıkıyordu. Umarım duymazlar. Sonunda bir tane cam parçasını aldım, ipi kesmeye başladım ama ip o kadar sertti ki bir gram kesilmedi. Dışarıdan sesler geldi, hemen yerime geçtim ve kaçamadım. Benim gibi salak, saf bir kızdan ne beklenir ki zaten.

Akşam olmak üzereydi, uykum gelmeye başladı. Biraz uyursam karanlık depodan biraz uzak kalırım belki dedim, uykuya teslim ettim kendimi. Bugün çok yoruldum.

Rüyamda aynı bu daracık deponun içindeydim yine. Kurtuluş yok demek ki buradan. Neyse gündüz vaktiydi, güneş depodaki küçük pencereye vuruyordu. Bir an gerçek sandım, gerçek gibiydi. Dışarıdan birden ses geldi. Kırılan cam parçaları mı desem ne desem, hep üst üste üç defa kırıldı. Depo kapısından bir ses geldi, birisi kapıyı açıyordu. Açıldığında içeri birisi girdi, tam tarif edemiyorum yüzü bulanıktı. Arkadan ipleri çözdü, ayaklarımı da çözdükten sonra beni takip et diye işaret verdi. Takip ettim. Beni dışarıda lüks bir araba karşıladı, zengin olduğu belliydi, şoförü de öndeydi. Beni arabaya bindirdi. Yarım saat sonra eve vardık, kapıyı açtı. O anki şaşkınlıkla kalakaldım tabii ama arabadan indim. Arkamı dönüp baktığımda araba ortadan kaybolmuştu bile. Kapıyı tam çalacaktım ki üstüme bir kova su boşaldı ve gözümü açtığımda bunun gerçekten bir rüya olduğunu anladım.

Sabah olup olmadığını hiç bilmiyorum çünkü depoda küçük bir pencere bile yoktu. Rüyamda vardı oysa. Bazen hayatımın bir rüya olmasını, rüyalarımın da gerçek olmasını isterdim. Neyse duygusala bağladım yine. Rüyamdaki beni kurtaran o belirsiz kişiyi düşünürken birden orta boylu sarışın çocuk konuştu.

- Hey küçük hanım, uyan artık. Nerelere daldın? Çok işimiz var. Seni buradan götürmemiz gerekiyor. Hadi yine iyisin, daha temiz geniş bir yere gideceksin.

- Nereye götüreceksiniz? Daha ne istiyorsunuz benden? Yaptıklarınız yetmedi mi?

- Orasını boş ver, sonra öğrenirsin. Hadi kızı arabaya bindirin, ben geliyorum.
Arabaya bindirip kafama yine bir çuval geçirdiler. Bir yandan sarışın çocuğun telefon konuşmasını duydum, "Patron, kızı aldık getiriyoruz," dedi. Patron dedikleri kimdi acaba ve beni kaçırtan da başından beri o olmalı. Daha neler göreceğim inanın hiç bilmiyorum ve şimdi de bilmediğim bir yere götürüyorlar. Gözüm kapalı, ellerim bağlı bir şekilde çaresizce onların dediklerini yapıyordum. Bu seferki maceramız nerede bakalım, öğreneceğiz.
Günlüğü kapatıyorum. Bugünlük bu kadar yeter bana, yarın devam ederiz.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.