Başıma geleceklerden habersiz

Vaveyla Yazarı: Ece Kaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Başıma geleceklerden habersiz

Manisa'ya taşınalı 5 ay oldu sanırım. Size dediğim gibi günlüğe uzun süre yazmadım ama söz veriyorum, sizi bundan sonra çok bekletmeyeceğim.

Burak'ı hala bulamadım. Babamın böyle aniden taşınma kararı almasının sebebi ne, hiç bilmiyorum. Tek bildiğim her şeyin üst üste geldiği ve çok yorulduğum. Evet, haziran ayına girdik ve okulun kapanmasına sadece 5 gün kaldı.

Bu beş günde daha neler yaşarım Allah bilir. Bu hafta okulun son haftası olduğu için yoklama alınmayacakmış, bu sayede biraz dinlenmiş olurum. Size hiç sınavlar nasıl geçti anlatmadım ama bir şekilde geçtim. Ortalamam kötü değil ama iyi de değil, işte idare eder.

Bugün bir şey fark ettim, bunu sizinle paylaşmak istiyorum, sizi de hiç sıkmadan. Bu yıl çok şey yaşadım diyebilirim. Yanında annen ve baban olmayınca hayat istediğin gibi sana zarar veriyor, kalbini kırıyor ama ailende görmediğin sevgiyi yabancılardan beklersin; bir gram ilgi gösterse hemen "beni seviyor" diyebilirsin. Şaşırmayın, bu hayatın gerçekleri böyle. Allah kimseyi anne babasız bırakmasın.

Manisa'ya geldiğimizden beri babam eskisinden daha soğuk bana, evde iki yabancı gibiyiz. Sabah aynı masada kahvaltı yapıyoruz ama konuşmuyoruz. Babam salondaki koltuktan kalkmıyor ve sürekli telefonla birileriyle konuşuyor. Fısıltıyla konuşuyor, ben içeri girince hemen kapatıyor. Bugün yine öyle yaptı, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kime gülüyor böyle? Bana aylardır o şekilde gülmedi. Kim olduğunu henüz bilmiyorum ama hep gülüyor, sesi bile değişiyor. Sanki başka biri oluyor telefonda. İçimden bir ses bunun hiç hayra alamet olmadığını söylüyor.

Neyse bunlarla sizi sıkmak istemiyorum. Zaten kafam yeterince dolu.

Bugün Manisa'da tarihi bir kütüphane olduğunu öğrendim, evimize yakınmış. Komşunun kızı söyledi, "çok güzel, sessiz, ders çalışmak için birebir" dedi. Dışarı çok fazla çıkmadığım için biraz tedirgindim ama evde durdukça daha çok bunaldığımı fark ettim. Babama söyleyeyim de beni o götürsün dedim. En azından ilk gün yanında biri olsun istedim.

"Baba, eve yakın kütüphane varmış, beni oraya götürür müsün?" dedim. Sesim biraz çekingendi.

Başını telefondan bile kaldırmadan, tahmin edeceğiniz gibi, "Sen artık büyüdün, tek başına gidersin, hadi git şimdi beni boş şeylerle meşgul etme" dedi. O an kalbim kırıldı desem yalan olmaz.

Zeliha, baban doğru söylüyorsa bu yaşından sonra ne diye küçük kızlar gibi babana söylersin ki? Kendi kendime kızdım ve hazırlanıp dışarı çıktım. Hava çok sıcaktı gerçekten, Manisa'nın sıcağı İstanbul gibi değil, insanın üzerine yapışıyor. Ama şu an bunu dert edecek takatim yoktu.

Kütüphaneye biraz yakınlaştığımda, o tarihi taş binayı gördüğümde, içim biraz rahatlamıştı. Tam o sırada arkadan birilerinin beni takip ettiğini hissettim. İlk başta kuruntu yaptığımı sandım. "Zeliha abartma" dedim kendi kendime. Belki benim gibi kütüphaneye gidiyorlardır.

Adımlarımı biraz hızlandırdım. Arkadaki ayak sesleri de hızlandı. İşte o an kanım dondu. Çantamı daha sıkı tuttum ve neredeyse koşacak gibi oldum. Kalbim küt küt atmaya başladı, kulaklarımda kendi nefesimi duyuyordum. Manisa'da kimseyi tanımıyorum ki, kim neden takip etsin?

Dayanamayıp arkama döndüğümde 18-19 yaşlarında iki çocuğun beni takip ettiğini gördüm. İkisi de kapşonlu, yüzlerindeki o bakışı hiç unutmayacağım. Kötü bir niyet olduğu o kadar belliydi ki.

"Ne yapacağım şimdi?" diye düşünürken, panikle etrafıma bakınırken, önümü bir çocuk daha kesti. Bir anda üç kişi oldular. Biri önümde, ikisi arkamda. Sokağın ortasında kapana kısılmıştım.

Allah'ım ne oluyor, yardım et bana.

Yüzlerinden niyetlerinin kötü olduğu belliydi. Önümdeki çocuk bir şey demeden bir adım attı. Ne olduğunu anlamadan başıma karanlık bir çuval geçirdiler. Nefes alamıyordum, kumaşın kokusu burnumu yaktı. Savunmasız bir haldeydim, karşılık veremiyordum.

Bağırdım, avazım çıktığı kadar yardım istedim. Kimse yok desem yalan olur. Yolun ortasındaydık, insanlar vardı. Bir teyze gördü, göz göze geldiğimizi sandım çuvalın arasından. Sonra başını çevirip hızlıca uzaklaştı. Kimse durmadı. Herkesin gözü önünde beni kollarımdan tutup bir arabaya bindirdiler. Kapı sertçe kapandı.

Araba birden hızla hareket etti ve gözlerim karardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.