Habersiz taşınma

Vaveyla Yazarı: Ece Kaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Habersiz taşınma

Yine ben geldim. Hatırlarsınız, okulun ikinci haftası Elif'in ihanetine uğramıştım. Başımdan aşağı boya kovası dökmüştü, Selin de yemeğimi... O günden beri aklımda tek bir şey vardı.

Evet, az çok tanıdınız beni. Böyle bir şeyi yanıma bırakır mıyım? Bırakmam. Ama gidip onların bana yaptığının aynısını yapacak da değilim. Onlar gibi olmak, en son isteyeceğim şey. Benim intikamım onlarınki gibi olmayacak. Onların gerçek yüzünü herkese göstereceğim. Özellikle alt sınıflardaki çocuklara yaptıkları zorbalığı ve geçen ay size bahsettiğim o çocuğun kirli oyunlarını ortaya çıkaracağım. İşte benim intikamım bu olacak.

"Ne ara bir ay geçti?" diyorsunuzdur şimdi. Haklısınız. Aralık ayının ortasındayız resmen. Günlüğümü pek düzenli yazmıyorum biliyorsunuz, sizi sıkmamak için. O yüzden beni beklettiğim için mazur görün lütfen.

Bugün çok güzel bir gün aslında. Kafam rahat, stres yok. Çünkü hafta sonu! Bilin bakalım ne yapacağım? Tabii ki abim Burak'ın yanına gideceğim. Uzun zamandır görmedim onu, okula da iki aydır gelmiyor. İçimde kötü bir his var ama kondurmak istemiyorum.

Hazırlanıp evlerinin yolunu tuttum. Daha doğrusu villalarının yolunu. Kapıya yaklaştığımda bahçede yaşlı bir teyze vardı.

— Kimi arıyorsun burada yavrum?

— Kardeşimi. Burada yaşıyor, Öztürk ailesi. Çok tanınan kişiler, tanıyor musunuz?

Teyze yüzüme garip garip baktı.

— Yok yavrum, yanlış gelmişsin. Burada öyle bir aile yok.

Bir anda mideme bir sancı girdi.

— Anlamadım teyze, yanlış biliyor olmayasın? İki ay önce buradaydılar.

— Yok dedim ya kızım, neyden anlamıyorsun? Aaa...

Donup kaldım. Nasıl olur? Daha iki ay önce gelmiştim. Nereye giderler ki? O benim abim. Hayır, bu doğru olamaz. Babama söyleyeceğim.

Başım eğik, şaşkınlık ve üzüntü içinde eve doğru yürürken arkadan biri omzuma dokundu. Kalbim hızlandı, bir an sevindim Burak zannettim. Arkama döndüm ama o değildi, Kerem'miş. Ve bu sefer nedense ona hiç sinirlenmedim. Bu zor günlerimde hep o yanımdaydı da ben bunu hiç fark etmemişim.

— Ne oldu bu sefer beni gördüğüne sinirlenmedin mi, asi kız?

— Şu an hiç modumda değilim Kerem.

— Dur bir dakika, sen niye üzgünsün? Gözlerin dolmuş.

— Boş ver, önemli bir şey değil.

Sesi birden yumuşadı.

— Ben sevdiğim insanları böyle üzgün görmeye dayanamıyorum.

— Ne dedin!? Anlamadım.

Bir an durdu, ne dediğinin farkına vardı. Hemen toparlamaya çalıştı.

— Özür dilerim... Yani öyle demek istemedim. Tanıdığım insanları demek istedim. Böyle üzgün görünce işte...

Gözlerim kocaman açıldı.

— Sen az önce benden özür mü diledin? Ben mi yanlış duydum?

— Aaa özür mü dilemişim ben? Yok, yanlış duymuşsundur. Ben özür dilemem. Hatta aklıma geldi de önemli bir işim vardı, gitmem lazım. Görüşürüz... üzülme yani.

Dedi ve gitti. Bugün bunda bir haller var ama öğreniriz yakında.

Eve gittiğimde babam bavulunu topluyordu. O anki üzüntüyle ne yaptığımı bilmeden direkt konuya girdim.

— Baba, Burak'ın evine gittim ama orada yoktu. İki aydır okula da gelmiyor, sen bir şey biliyor musun?

Babam kafasını bile kaldırmadan cevap verdi.

— Bilmiyorum kızım. Burak'ı boş ver şimdi, eşyalarını topla. Taksi gelir birazdan, Manisa'ya taşınıyoruz.

Beynimden vurulmuşa döndüm.

— Baba nereye gidiyoruz birden? Nereden çıktı bu taşınma? Hem benim abim ortada yok! O senin de çocuğun, biliyorsun değil mi? Nasıl boş verebilirsin baba!?

— Zeliha şimdi bunu tartışmanın sırası değil. Çabuk eşyalarını topla, dediğimi yap.

Hiçbir şey anlamıyordum. Babamın bu aniden taşınma kararı ve abimin ortadan kaybolması... Her şey üst üste geldi. Uzun bir süre kendime gelemeyeceğim galiba, o yüzden uzun süre yazamayabilirim.

Bugünlük son noktayı da koyup pembe günlüğümü kapatıyorum. Görüşmek üzere.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.