2. bölüm / 6
Sayfa 142Bölüm 2: Işık
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2: Işık
Mert, o akşam kütüphane kapandıktan sonra rafların arasında tek başına kaldı. Elinde Eylül’ün iade ettiği, kapağı hafifçe aşınmış o kalın mimarlık kitabı vardı.
Kitabı yerine yerleştirmeden önce, parmak uçlarıyla Eylül’ün dokunduğu sayfalarda gezdirdi. Sayfa numarası 142’ydi; Gotik katedrallerin yükselen kemerlerini anlatan teknik bir bölümdü bu.
Eylül, sayfanın kenarına kurşun kalemle küçük bir yıldız çizmişti. Mert, cebinden çıkardığı ince uçlu kalemiyle o yıldızın hemen altına, kütüphanenin loş ışığında zar zor seçilecek kadar silik, tek bir cümle yazdı:
"Işık, ancak doğru açıyla vurduğunda taşın ruhunu uyandırır."
Ertesi Salı, Eylül her zamanki masasına yerleştiğinde Mert, nefesini tutmuş bir şekilde bilgisayar ekranının arkasından onu izliyordu. Eylül çantasına uzandı, o kitabı çıkardı ve rastgele bir sayfa açtı. Mert’in kalbi, eski bir saatin dişlileri gibi gürültüyle çarpmaya başladı.
Eylül, 142. sayfayı bulduğunda duraksadı. Parmağı, o küçücük notun üzerinde gezindi. Başını hafifçe sağa eğdi, sanki bu el yazısının kime ait olduğunu bulmaya çalışıyordu. Gözleri bir an kütüphanenin geneline yayıldı. Sonra Mert’in olduğu bankoya doğru kaydı.
Mert hemen başını eğip önündeki iade fişlerine odaklandı. Görmemiş gibi yaptı, duymamış gibi yaptı. Ama yüzünde, kütüphanenin serinliğine tezat bir sıcaklık vardı.
Bir hafta boyunca başka not gelmedi. Mert, korkmuştu. Belki de çok ileri gitmiş, aralarındaki o kutsal sessizliği bozmuştu. Ancak Perşembe günü Eylül, masasından kalkarken kitabı bankonun üzerine bıraktı.
"Bunu teslim etmek istiyorum,"
Sesi her zamankinden biraz daha alçaktı, sanki paylaşılan bir sırrın ağırlığını taşıyordu.
Mert, kitabı alırken Eylül’ün gitmesini bekledi. Kız kapıdan çıkıp yağmurlu gri sokağa karıştığında, kitabı titreyen ellerle açtı. 142. sayfanın hemen arkasına, boşluktaki beyazlığa bir cevap bırakılmıştı:
"Peki ya karanlıkta kalan taşlar? Onların ruhunu kim uyandıracak?"
Mert, o gece sabaha kadar bu soruyu düşündü. Rafların arasındaki loş ışıkta, kendi yalnızlığını bir taşın sessizliğine benzetti. Cevap vermek istiyordu ama kelimeler, boğazında düğümlenen o çekingenlik gibi ağırdı.
Ertesi gün, Eylül kütüphaneye gelmediğinde kütüphane Mert için uçsuz bucaksız, sessiz bir çöle dönüştü. Masası boştu, sandalyesi her zamankinden daha dik duruyordu. Mert, o boşluğa bakarken ilk kez bir şeylerin değiştiğini, bu sessiz oyunun artık sadece kitaplar arasında kalmayacağını hissetti.
Bölüm etkileşimi
