19. bölüm · SANA RAĞMEN SENİ SEVMEK : CHANMİN

" Kaos bitmiyor "

ZEPHİRA ♣️♀️

Jungkook’un elinden düşen telefonun zeminde çıkardığı sert ses, evin o ölüm sessizliğini bir bıçak gibi kesti.

"Olamaz... Hayır, bu gerçek olamaz!"

Hıçkırıklarla karışık öfke dolu sesi yukarı kattaki odalarda yankılandı.

İlk uyanan, Jungkook’un odasına en yakın olan Jimin oldu. Kapıyı telaşla açıp koridora fırladı.

"Jungkook? Ne oluyor bu saatte, iyi misin?"

Hemen ardından Felix ve Jisung da kapı eşiklerinde belirdi; uykulu gözleri Jungkook’un titreyen ellerini ve yerdeki telefonunu görünce bir anda açıldı.

"Tae..." dedi Jungkook, sesi titriyordu. "Taehyung'un yanında biri var."

Jimin, yerdeki telefonu kaptığı gibi ses kaydını tekrar başlattı.
Ses hoparlörden odaya yayıldığında, Felix ve Jisung birbirlerine bakıp donup kaldılar.

"Taehyung şu an konuşacak durumda değil..."

"Bu da ne demek?" dedi Jisung, sesi titreyerek. "Bu ses kimin Jungkook?"

"Bilmiyorum!" diye bağırdı Jungkook. Gözleri dolmuştu, elleri hala zangır zangır titriyordu.

"Bilmiyorum ama Taehyung açmıyor, o yabancı ses kapatıyor telefonu!"

Jungkook üzerindeki hırkayı hızla çekip kapıya yöneldi. Kimseyi dinleyecek hali yoktu.

"Nereye?" diye atıldı Jimin, kolundan tutarak. "Bu halde araba falan süremezsin, kendine gel!"

"Bırak Jimin! Yanında biri var diyorum, duymuyor musun?"
Tam o sırada, merdivenlerin başında Seungmin belirdi. Gözlerini ovuşturuyordu ama ortamdaki gerginliği saniyeler içinde fark etti.

"Sakin olun," dedi Seungmin buz gibi bir sesle. "Taehyung'un nerede olduğunu sanırım ben biliyorum."

Jungkook, Seungmin’in üzerine yürürken nefes nefeseydi. "Ne demek biliyorum? Seungmin, ne gördün sen dün gece?"
Seungmin derin bir nefes aldı. "Dün gece masayı toplarken Taehyung’un telefonu masada kalmıştı, ekranı bir anlığına aydınlandı."
Herkes nefesini tutmuş Seungmin’e bakıyordu.
Seungmin: "Sadece bir isim gördüm Jungkook. Taehyung o kişiyle mesajlaşıyordu ve açıkçası onunla konuştuğunu senden sakladığına eminim."

Jungkook: "Kim? Kimdi o isim? Söylesene!"

Seungmin: "soyeon diye bir kız hani senin bize nişan dan sonra anlattıgın kız sanırım o " demişti endişeli bir sesle

Jungkook, Seungmin'in söylediği o ismi duyunca olduğu yerde çivilenmiş gibi kaldı. Ellerini yumruk yapmış, titremesini durdurmaya çalışıyordu.

"Onunla mı? Taehyung onunla mı görüşüyor yani?" diye mırıldandı Jungkook. Sesi bu sefer öfkeden çok, kırgınlık doluydu.

Tam kapıya yönelip evden fırlayacakken, Jimin önüne geçip omuzlarından sıkıca tuttu.

Jimin: "Jungkook, dur! Bu halde hiçbir yere gidemezsin. Önce bir nefes al."

Jungkook: "Nasıl durabilirim Jimin? O ses kaydını duymadın mı? Taehyung telefonunu bile açmıyor!"

Felix hemen yanlarına gelip Jungkook’un elindeki telefonu yavaşça aldı. Sesi her zamanki gibi sakinleştiriciydi.

Felix: "Bak, belki de göründüğü gibi bir şey değildir. Belki telefonunu bir yerde unuttu ve o kişi sadece seni kışkırtmak için açtı. Taehyung'un sana bunu yapmayacağını biliyorsun."

Jisung da arkadan destek verdi: "Evet bebeğim, Felix haklı.
Hemen en kötüsünü düşünme. Önce Taehyung'a ulaşmaya çalışalım, eğer ulaşamazsak hep beraber gideriz. Ama şu an bu halde gidersen sadece işleri karıştırırsın."

Jungkook bir anlığına durdu, gözleri dolmuştu. Jimin’in omuzundaki ellerine tutundu.

Jungkook: "Ya o ses kaydı doğruysa? Ya gerçekten artık beni istemiyorsa?"

" Seungmin ben yıkılırım mahvolurum senden sonra tek varlığım tae idi benim o benim çocogumun babası beni koruyup kollayan tek kişiydi senden sonra en çok güvendiğim kişi o benim ne yapıcam ben "

Diye hıçkıra hıçkıra aglamaya basladı .sonra seungmin yavasça jungkooka yakşastı ve kollarını ona sardı sarıldılar Jungkook başını Seungminin omzuna koydu jungkookun her hıçkırıgında Seungminin canından can gidiyordu adeta.

Bir süre öyle kaldılar . Sonra jk kafasını yavaş yavaş kaldırdı Seungminin omzundan sonra seungmin konustu " bebeğim ağlama senin tek bir gözyaşına dünyayı yakarım ben "
Az önceki sakinliğin den eser kalmamıştı
Diyip telefonunu almaya yeltendiği sırada

"...diyip telefonunu almaya yeltendiği sırada, Seungmin elini Jungkook’un elinin üzerine koydu ve telefonu yavaşça masaya bıraktı.

Seungmin: "Şimdi değil bebeğim. Şimdi bu halde hiçbir şeyi çözemezsin. Gel benimle."

Seungmin, Jungkook’u kolundan tutup yavaşça ayağa kaldırdı. Jimin ve diğerleri sessizce yolu açtılar; hepsi Jungkook’un o hıçkırıklarının durması için zamana ihtiyacı olduğunu biliyordu. Yukarı kata çıktılar, Seungmin’in odasına girdiklerinde içeride hafif bir tütsü kokusu ve huzurlu bir loşluk vardı.

Seungmin: "Uzan şuraya. Sadece uyu, ben yanındayım."

Seungmin, Jungkook’un üzerine battaniyeyi örttü ve yatağın kenarına oturup saçlarını okşamaya başladı. Jungkook, yaşadığı o büyük sarsıntının yorgunluğuyla Seungmin’in omzunda derin bir uykuya daldı.

SABAH OLDU.☘️☘️♣️♣️

Güneş ışıkları odanın içine sızarken Jungkook gözlerini yavaşça araladı. Seungmin’in odasındaydı ama garip bir his vardı; yanında yatan kişinin nefes alışverişi Seungmin’inkinden farklıydı. Hafifçe arkasına döndüğünde kalbi duracak gibi oldu.

Yanında yatan kişi Seungmin değil, Taehyung’du. Taehyung ona öylece bakıyordu; gözleri altüst olmuş, sinirden ve yorgunluktan kıpkırmızı kesilmişti.

Telefonunu açmadığı için Jungkook’a olan kızgınlığı yüzünden okunuyordu ama aynı zamanda o tanıdık, korumacı ifadesi de oradaydı.

Taehyung: "Telefonlarını neden açmıyorsun Jungkook? Seni ne kadar merak ettim haberin var mı?"

♣️♣️

Evvet bugünlük bu kadar canlar
Bıraz kısa oldu ama yapacak bişey yok
Sizce diğer bölümde neler olacak
Yorumlarınızı bekliyorummmm
Valla bu sefer 754 kelime
Biliyorum az ve kısa oldu
Bidahaki bölüm daha uzun olucak
GÖRÜŞÜRÜZZZ🩵🩵🩵❤️🔥