16. bölüm · SANA RAĞMEN SENİ SEVMEK : CHANMİN

" CESARETİN VARMİ AŞKA "

ZEPHİRA ♣️♀️

Bunu okurken ( cesaretin varmı aşka şarkısını dinleyebilirsiniz )
Jisung gördüğü kişi karşısında şok olmuştu ardindan ağzından o isim çıktı " Minho " . Birden geriye doğru sendeledi ardından hızlı bir şekilde , gözyaşlarını silmeye bile fırsat bulamadan mağazadan dışarı fırladı. Kalbi, az önce gördüğü o samimi tablodan dolayı paramparça olmuştu. Arkasından gelen hızlı ayak seslerini duyuyordu ama durmaya niyeti yoktu.
"Jisung! Bekle diyorum sana!

Minho, Jisung’un kolundan tutup onu sertçe kendine çevirdi. Nefes nefeseydi, gözlerinde suçlulukla karışık bir öfke vardı.
"Nereye kaçıyorsun böyle? Ne gördüğünü sanıyorsun?" diye gürledi Minho.

Jisung, titreyen sesiyle bağırdı: "Ne mi gördüğünü sanıyorum? Minho, o kızla ne kadar yakın olduğunuzu gördüm! Elini beline doladın, ona gülümsedin... Dün gece bana yaşattıklarından sonra bugün hiçbir şey olmamış gibi başka biriyle karşıma çıkmaya nasıl cüret edersin?"

Minho bir an duraksadı, bakışlarını kaçırdı. "Bak, o kız... O sadece olması gereken bir şeydi, tamam mı? Bazı zorunluluklar var, her şeyi sana açıklayamam. Ama senin orada, o kıyafetlerle öylece dikilmen... Beni zor duruma soktun Jisung!"

Jisung duyduklarına inanamıyordu. "Zor duruma mı soktum? Ben sadece alışveriş yapıyordum Minho! Senin için gizli tutulması gereken bir utanç mıyım ben?"

Minho elini saçlarının arasından geçirdi, sesi alçaldı ama hala sertti: "Öyle demek istemedim. Sadece... şu an hayatımda her şey senin sandığın kadar basit değil. O kızın yanında sana farklı davranmak zorundaydım. Beni anlamak zorundasın."
"Anlamak mı?" dedi Jisung, hıçkırıklarının arasından acı bir gülüşle. "Ben dün geceyi kalbimde taşırken, sen beni 'anlaşılması gereken bir zorunluluk' olarak görüyorsun. Git Minho, o çok önemli hayatına geri dön. Ben artık bu oyunun bir parçası olmayacağım."

Jisung kolunu hırsla kurtardı ve kalabalığın arasına karışıp izini kaybettirdi. Minho ise caddenin ortasında, ne açıklama yapacağını bilemez halde, elindeki pişmanlıkla öylece kalakaldı.

♣️

Jisung, o ara sokaktan kalkıp eve vardığında sanki ruhu çekilmiş gibiydi. Kapıyı kilitlediği an sırtı kapıya yaslı halde yere çöktü. Gözyaşları durmak bilmiyordu; her hıçkırığında Minho’nun o kızın belini kavrayışı ve "zorunluluk" deyişi zihninde yankılanıyordu.

Cebindeki telefonun titremesiyle irkildi. Ekranda "Minho" ismini gördüğünde kalbi bir an tekledi ama bu sefer acı, sevgiden daha ağır basıyordu. Telefonu açmadı. Saniyeler sonra bir arama daha, ardından bir mesaj:

"Jisung, lütfen aç şu telefonu. Her şeyi mahvettiğimi biliyorum ama böyle bitiremezsin. Kapına geliyorum."
Jisung titreyen parmaklarıyla telefonu kavradı. Onu engellemek ya da cevap vermek yerine, telefonu tamamen kapattı ve odanın en uzak köşesine fırlattı

. "Böyle bitiremezsin diyor bir de..." diye fısıldadı acıyla. "Bitiren sensin Minho."

Ertesi sabah uyandığında gözleri şişmiş, içi ise buz gibiydi. Minho’ya dair ne varsa; beraber çekildikleri birkaç fotoğrafı, onun kokusunun sindiği o hırkayı bir kutuya doldurdu. Sosyal medya hesaplarını dondurdu, numarasını değiştirmek için planlar yaptı. Artık Minho’nun "açıklayamadığı zorunlulukları" arasında bir figüran olmayacaktı.

Okula giderken veya dışarı çıktığında sürekli arkasını kollar olmuştu. Kalbi her an onunla burun buruna gelme korkusuyla çarpıyordu ama kararlıydı. Minho’nun hayatındaki o karanlık boşlukta kaybolmaktansa, kendi sessizliğinde yok olmayı tercih edecekti.

Bir hafta geçmişti. Jisung tam biraz olsun nefes aldığını hissederken, akşam üzeri kapısı ısrarla çalmaya başladı. Kim olduğunu sormasına gerek bile yoktu; o kendine has, ritmik ama bu sefer sabırsız vuruşlar sadece bir kişiye aitti.

Jisung kararlıydı acmayacakti o kapıyı ne olursa olsun acmayacakti .bi anda tüm o sesler kesildi jisung hala kapının önünde diz çökmüş bir şekilde gözünden yaşlar akmaya devam ediyordu . O o haldeyken birden telefonu çalmaya başladı " yine mi Minho, yeter,yeter,yeter" diye sayiklarken telefonun ekranına baktığında arayan kişi " mommym❤️👑"
Evet seungmin ariyordu .

Jisung telefonu açtı ve seung konuşmaya başladı " jisung napıyon " dedi jisung ise ağlamaklı bir sesle " iyiyim sen nasılsın " dedi sungmin jisungun sesinin böyle geldiğini duyunca hemen endişeye kapılmıştı " bir seymi oldu neden sesin aglamisşın gibi çıkıyor cevap ver jisung bak endişeleniyorum"

" iyiyim mommy sadece birkaç şey yaşadım
Onun dışında birşey yok sen neden.aradin?" " Ben yarın evimde yemek vericem ondan aradım senden gelirsin diye sonuçta sensiz olmaz" " çok gelmek isterdim ama gelemem özür dilerim mommy " seungmin onun mazeretini dinlemeden" hayır geliyorsun bitti başkada bahane istemiyorum o kadar hem gelince bana ne olup bittigini anlaticaksin bizimkilerde geliyor kaçışın yok bakalım neymiş şu uğruna kendini üzdüğün şey " dedi ve " tamam gelicem sen yeterki bana kizma ama bak gelirsem kucaginda uyurum ha" " dedi jisung swung gülerek cevap verdi " sen gelde istediğin kadar kal " "tamam mommy hadi görüşürüz gelirim yarın akşam" dedi ve telefonu kapattı .
( Bu sahneyi yazarken burazcicik duygulandım soyliyim )

DAVET AKSAMI❤️🩵👏

Bu kadar canlarimm aslında biraz devam ettiricektim ama dedim biraz heyecan olsun işin içinde
Lütfen kitabımı okuyun hihi
I love you 🩵🩵🩵☘️☘️☘️
Bu SEFER 735 kelimede
Bıyyyyy y ❤️❤️