Bölümler 13Şu an: YIKILAN DUVARLAR
- 1 AYAZ’IN İLK DOKUNUŞU1.240 kelime
- 2 BEYAZ ÖNLÜK KARA TALİH1.106 kelime
- 3 KORİDORDAKİ AYAZ789 kelime
- 4 KOD ADI: YABAN AYISI703 kelime
- 5 BEYAZ DUT AĞACI VE KIRIK DİZLER629 kelime
- 6 OKYANUSUN KIYISINDA740 kelime
- 7 MERDİVENDEKİ AYAZ972 kelime
- 8 GECE NÖBETİNDE BİR OKYANUS1.234 kelime
- 9 BARIŞ ANLAŞMASI893 kelime
- 10 EMRE İTAATSİZLİK VE TAVİZ636 kelime
- 11 OPERASYON: MUTFAK TEHLİKESİ1.024 kelime
- 12 YIKILAN DUVARLAR574 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 KARANLIK VE KÖY1.181 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Giray DEMİR
Mutfağı temizledikten sorna salona geçtim. Ezgi koltukta oturmuş yere bakıyordu, Lidya ise salonda olmadığına göre odasına çekilmişti.
Ezgi geldiğimi görünce ayağa kalktıve gelip tam karşında durdu. Gözleri dolmuştu, dudakları titriyordu. "Abi..." dedi, sesi gecenin sessizliğinde ürkek bir kuş gibi çırpınıyordu. "Çok özür dilerim. Bir anlık dikkatsizliğimle... sadece yardım etmek istemiştim ama her şeyi mahvettim. Özür dilerim, beni affet.
Ezgi kollarını boynuma doladığında, ona sıkıca sarıldım. Gözlerimi kapattım ve saçlarını okşadım. "Geçti," dedim, sesim her zamankinden daha şefkatliydi. "Önemli olan hatanı anlamış olman"
Ona sıkıca sarılmaya devam ederken başımı hafifçe kaldırıp Lidya’nın odasına tarafa baktım. "Ezgi," dedim, sesimi hafifçe yükselterek. "İstersen git Lidya’dan da özür dile"
Ezgi hemen benden ayrıldı, başını sallayarak hızla Lidya’nın odasına doğru yöneldi. Birkaç dakika sonra ikisi birlikte odadan çıktılar.
"Lidya, çok özür dilerim," dedi Ezgi, elini Lidya’nın omzuna koyarak. Lidya hafifçe gülümsedi ve "Önemli değil abla," dedi.
Üçümüz de koltuğa geçtik. Ezgi, koltuğa oturduğumda hemen sağıma, Lidya ise soluma yerleşti. İkisi de bana doğru biraz daha sokulunca kollarımı açtım; bir kolumu Ezgi’nin omuzlarına, diğerini ise Lidya’nın omzuna atarak onları göğsüme doğru çektim. Üçümüz bir bütün gibi otururken salonun loş ışığı üzerimize düşüyordu.
"Hadi," dedim, bu huzurlu havayı bozmadan. "Bu kadar gerginlik yeter. Bugün mutfağa girmek yasak. Pizza söylüyoruz, bu geceyi kendimize ayıralım."
Telefonu elime alıp siparişi verdim. Yemek gelene kadar hep beraber televizyonun karşısına kurulduk.
Ezgi, yanıma iyice sokularak o 16 yaşındaki asi kızın tüm merakıyla bana bakmaya başladı. "Abi," dedi, sesini sanki büyük bir sırrı ifşa ediyormuş gibi alçaltarak. "Biz Lidya ile seni uzun süredir gözlemliyoruz. Sen sanki... başka bir yerdesin hep."
Lidya hemen araya girdi ”evet abi sen sanki şey Miran ablaya biraz kapıldın gibi ha?” “Saçmalamayın," dedim, kaşlarımı çatarak ama sesimdeki otorite bu kez biraz gevşekti. ” o sadece arkadaşım başka bir şeyim değil”
Ezgi yerinden doğruldu, sanki bir sorgu hakimi gibi parmağını salladı. "Hadi oradan! Biz senin küçüklüğünden beri halini biliyoruz abi. Miran abla ne zaman bir yere gitse, sen sanki nöbet yerini terk etmeyen bir nöbetçi gibi kapıda beklersin. Gözlerin hep dışarıda, hep onu beklerken... Sen kesin aşıksın! Kabul et işte, Miran abla'ya çocukluğundan beri gönlünü kaptırdın!"
Lidya hemen destek verdi, "Kesin aşık! Baksana, 'arkadaşız' diyor ama Miran ablanın ismini duyunca bile bir garip oluyor. Sen kesin aşıksın, inkar etme abi!"
O 'aşık' kelimesini öyle bir vurguladılar ki, yüzümün ısındığını hissettim. "İkiniz de bugün çok oldunuz," dedim, sesimi hafifçe kalınlaştırarak. "Miran ile aramızdaki tek bağ, birbirimize olan saygı. Küçüklüğümden beri onu beklediğimi de nereden çıkarıyorsunuz? Ben sadece güvenliğimizden sorumluyum."
Ezgi, "Hala inkar ediyor!" diye bağırdı, gülmekten nefesi kesiliyordu. "Abi, o gidince dünyanın tadı tuzu kalmıyor sende. Belli ki o gidince dünyan kararıyor, gelince güneş açıyor. Sen resmen vurgunsun, yıllardır bekliyorsun!"
"Ezgi, Lidya!" dedim, kaşlarımı çatarak ama içimdeki o şefkati saklayamayarak. "Sizin bu hayal gücünüz beni öldürecek. Ben bir Yüzbaşıyım, duygularım disiplinle terbiye edilir. Miran'a olan ilgim sadece mesleki bir hayranlık, başka bir şey değil."
Lidya, "Mesleki hayranlık mı?" diye takıldı, gözleri parlıyordu. "O zaman neden bugün sabah bizi yakaladığında ona bakarken gözlerin bir askerin düşmanına baktığı gibi değil de, sanki dünyada başka kimse yokmuş gibi bakıyordu?"
Tam onlara verecek daha otoriter bir cevap düşünürken, kapı zili çaldı. Pizza gelmişti. Kapıya yöneldim, paketi aldım ve içeri girdim. Tam o sırada, o neşeli atmosferi bir anda bıçak gibi kesen bir gürültü duyduk.
GÜM!
Apartmanın elektrikleri bir anda kesilmiş, her yer zifiri karanlığa bürünmüştü. Ses, doğrudan alt kattan, Miran’ın dairesinden geliyordu. Tam o saniyelerde büyük bir eşyanın yere çarpma sesi ve ardından porselenlerin kırılma sesi duyuldu.
Bölüm etkileşimi
