19. bölüm · Sahte sevgilim/ teoden era

Ölüyken ölmek

Yaz_ rüyası ☀️🪐

Sabah gözlerimi açtığımda birkaç saniye nerede olduğumu anlayamadım.

Tavan...

Duvarlardaki fotoğraflar...

Masanın üzerindeki dağınık kitaplar...

Sonra fark ettim.

Leyla'nın odasındaydım.

Dün gece ne zaman uyuyakaldığımı bile hatırlamıyordum.

Kapı hafifçe aralandı.

Leyla, elinde iki kupa sıcak çayla içeri girdi.

"Günaydın."

Gülümsemeye çalıştım.

"Günaydın."

Kupayı uzattı.

"Annem kahvaltıyı hazırladı."

"Ben... eve geçsem daha iyi olur."

Leyla başını iki yana salladı.

"Olmaz."

"Annem seni bırakmaz."

"Zaten seni görünce kahvaltıyı iki kişilik değil, beş kişilik hazırladı."

İlk kez içten bir tebessüm ettim.

"Şebnem teyze hiç değişmemiş."

"Maalesef." dedi Leyla gülerek.

"Birini sevdi mi bırakmıyor."

Üzerimi düzelttim.

Yüzümü yıkadım.

Aynadaki göz altlarım hâlâ mosmordu.

Ama en azından yalnız değildim.

Merdivenlerden aşağı inerken mutfaktan gelen sesleri duyuyordum.

Şebnem teyze...

Teoman...

Her şey eskisi gibi görünüyordu.

Bir tek biz eskisi gibi değildik.

Mutfaktan içeri girdim.

Şebnem teyze sofraya peynir koyuyordu.

Teoman masada telefonuna bakıyordu.

Beni görünce başını kaldırdı.

Elindeki çatal olduğu yerde kaldı.

Yüzündeki şaşkınlığı gizleyemedi.

"Deniz..."

Sesinde hem şaşkınlık hem de umut vardı.

Ben sadece kısa bir gülümsemeyle başımı salladım.

"Günaydın."

Şebnem teyze hemen sandalyeyi çekti.

"Gel kızım."

"Bak senin sevdiğin zeytinlerden de aldım."

Tam oturacakken kapı zili çaldı.

Şebnem teyze mutfağın kapısından seslendi.

"Teoman, kapıya bakar mısın?"

Teoman gidip kapıyı açtı.

Birkaç saniye sonra mutfağa iki kişi girdi.

İlki...

Teoman.

İkincisi ise...

Melisa.

Elindeki çantayı masanın yanına bıraktı.

Sonra beni görünce yüzündeki gülümseme bir anlığına dondu.

"Deniz?"

Şebnem teyze gayet doğal bir ses tonuyla konuştu.

"Gel kızım, sen de otur."

Melisa oturdu.

Ama gözlerini bir an bile benden ayırmıyordu.

Ben ise sessizce çayımdan bir yudum aldım.

Masadaki sessizliği Şebnem teyze bozdu.

"Deniz dün gece bizde kaldı."

Melisa'nın kaşları hafifçe kalktı.

"Öyle mi?"

Sesinde sahte bir şaşkınlık vardı.

"Evet." dedi Leyla.

"Birlikte ders çalışacaktık."

Bana göz kırptı.

Yalan söylediğini ikimiz de biliyorduk.

Melisa alaycı bir şekilde gülümsedi.

"Ne güzel."

"Eski aile alışkanlıkları kolay bırakılmıyor demek ki."

Masada sessizlik oluştu.

Teoman sertçe,

"Melisa."

dedi.

Melisa omuz silkti.

"Ne dedim ki?"

Ben ise çay bardağını yavaşça masaya bıraktım.

"Bazı alışkanlıklar bırakılır."

Melisa bana baktı.

"Bazıları da bırakılmaz."

Sözlerim sakindi.

"Kimin hangisini seçtiği de karakterini gösterir."

Şebnem teyze konuşmanın büyüyeceğini anlayınca hemen konuyu değiştirdi.

"Hadi hadi."

"Kahvaltıda kavga yok."

Okula birlikte gittik.

Ben ve Leyla önde...

Teoman birkaç adım arkamızda...

Melisa ise sürekli onun yanında yürümeye çalışıyordu.

Okulun kapısından girerken Melisa omzuma hafifçe çarptı.

"Dikkat etsene."

Bu kez özür dilemedim.

Sadece yürümeye devam ettim.

Arkamdan seslendi.

"Ne oldu?"

"Sesin çıkmıyor mu artık?"

Durmadım.

Koridora girdiğimizde dolabıma yöneldim.

Kitaplarımı alıp kapağı kapatacağım sırada...

İçeriden beyaz bir kâğıt süzüldü.

Kalbim duracak gibi oldu.

Hızlıca eğilip kâğıdı aldım.

Kimse görmeden cebime koydum.

Ellerim buz gibiydi.

Ders başlayana kadar bekledim.

Sınıfta herkes öğretmeni beklerken yavaşça notu açtım.

"Menekşem..."

İlk kelimeyi görünce nefesim kesildi.

"Bugün gözlerinin altındaki yorgunluk dikkatimi çekti."

"Dün gece başka bir evde uyudun."

"Demek ki korkunca kaçacak yer bulabiliyorsun."

Parmaklarım titremeye başladı.

Devam ettim.

"Ama unutma..."

"Nereye gidersen git..."

"Ben senden önce oradayım."

Son satırda ise sadece tek cümle vardı.

"Bugün gül ol."

"Dikenlerini çıkar."

Notu hızla katlayıp cebime koydum.

Başımı kaldırdığımda...

Teoman bana bakıyordu.

Yüzümdeki korkuyu görmüş gibiydi.

Ayağa kalkacak oldu.

Tam o sırada Melisa koluna girdi.

"Nereye?"

Teoman gözlerini benden ayırmadan,

"Bir dakika..."

dedi.

Melisa ise kolunu biraz daha sıkı tuttu.

"Boş ver."

"O zaten iyi."

Ben ise içimden sadece tek bir cümle geçirdim.

Hayır...

Ben hiç iyi değildim.

Ve bunu kimse bilmiyordu.

Çünkü korkum artık sadece bana ait bir sır olmuştu.

Her yeni notla biraz daha büyüyen...

Ve her gün beni biraz daha sessizleştiren bir sır...
Eve döndüğümde ilk kez kapıyı açarken korkarak etrafa bakmadım.

Çünkü artık korkmak bile yoruyordu.

Annem salonda televizyon izliyordu.

Beni görünce gülümsedi.

"Hoş geldin."

"Hoş buldum anne."

Çantamı bıraktım.

Bir süre sessizce oturdum.

Sonra cesaretimi toplayıp yanına geçtim.

"Anne..."

"Hı?"

"Bir şey isteyeceğim."

Kumandayı bırakıp bana döndü.

"Söyle bakalım."

"SVS sınavı yaklaşıyor."

"Evet."

"Leyla biraz iyi değil."

Aslında tam anlamıyla yalan değildi.

İyi değildi.

Ben de iyi değildim.

"Birkaç gün birlikte çalışsak daha iyi olacak."

"Zaten yan villadalar."

"İstersen birkaç gün onlarda kalayım."

Annem bana birkaç saniye baktı.

"Geceleri mi?"

"Evet."

"Sabah yine birlikte okula gideriz."

"Çalışırız, soru çözeriz."

Annem hafifçe gülümsedi.

"Şebnem'le konuşurum."

"Onun için de uygunsa benim bir itirazım yok."

Yerimden kalkıp anneme sarıldım.

"Teşekkür ederim."

"Yalnız..."

Saçımı düzeltti.

"Gece geç saatlere kadar uyanmayın."

"Tamam."

İçimde küçücük de olsa bir rahatlama hissettim.

Belki birkaç gün yalnız kalmazdım.

Belki...

Korkularım biraz olsun susardı.

Akşamüstü çantamı hazırlayıp Leyla'lara geçtim.

Şebnem teyze kapıyı açar açmaz beni görünce yine aynı sıcak gülümsemesiyle karşıladı.

"Benim kızım gelmiş."

İçeri girer girmez sarıldı.

"Annen aradı."

"Birkaç gün bizde kalmana izin verdi."

Başımı salladım.

"Rahatsız etmeyeyim."

Şebnem teyze hafifçe kaşlarını çattı.

"Bir daha böyle konuşursan küserim."

"Burası senin de evin."

Boğazım düğümlendi.

Sadece "Tamam." diyebildim.

Leyla'nın odasında saatlerce soru çözdük.

Arada güldük.

Arada birbirimize takıldık.

Uzun zamandır ilk kez birkaç dakika boyunca korkmayı unutmuştum.

Tam matematik sorularını bitirmiştik ki aşağıdan Şebnem teyzenin sesi geldi.

"Kızlar!"

"Yemek hazır!"

Birbirimize baktık.

"Hadi."

Merdivenlerden aşağı indik.

Mutfaktan mis gibi yemek kokuları geliyordu.

Masaya yaklaştığım anda kapı zili çaldı.

Şebnem teyze ellerini kurularken,

"Teoman, kapıya bak oğlum."

dedi.

Teoman kapıya yöneldi.

Birkaç saniye sonra salona geri döndü.

Yanında...

Melisa vardı.

Elinde birkaç test kitabı taşıyordu.

Şebnem teyze şaşkınlıkla baktı.

"Hoş geldin kızım."

Melisa gülümsedi.

"SVS sınavı için çalışmaya geldim."

"Teoman anlamadığım birkaç konuyu anlatacaktı."

Şebnem teyze kısa bir duraksadı.

"Öyle mi?"

"Tabii."

"Gel bakalım."

Melisa içeri girerken gözleri bana takıldı.

Masada oturduğumu görünce yüzündeki gülümseme neredeyse kayboluyordu.

Ama hemen toparlandı.

"Seni burada beklemiyordum."

Sesi sakindi.

Ama bakışları değildi.

Ben de aynı sakinlikle cevap verdim.

"Ben de seni."

Şebnem teyze sandalyeleri gösterdi.

"Hadi herkes otursun."

Teoman masaya geçti.

Ben Leyla'nın yanına oturdum.

Melisa tam Teoman'ın yanındaki sandalyeye geçecekken Şebnem teyze seslendi.

"Melisa."

"Evet?"

"Deniz sabahtan beri bizde."

"Misafirimiz."

"İsterim ki bu evde herkes birbirine karşı nazik olsun."

Melisa hafifçe gülümsedi.

"Tabii ki."

Şebnem teyze bu kez daha ciddi bir ses tonuyla devam etti.

"Bir de..."

"Ben lafı dolandırmayı pek sevmem."

Masadaki herkes sustu.

"Deniz'i çocukluğundan beri tanırım."

"Onu kendi kızlarımdan ayırmam."

Melisa'nın gülümsemesi zoraki bir hâl aldı.

"Anladım."

Şebnem teyze başını salladı.

"İyi."

"Çünkü bazen insanlar misafir oldukları evde, ev sahibinin kıymet verdiği insanlara nasıl davranmaları gerektiğini unutabiliyor."

Teoman gözlerini annesine çevirdi.

Leyla ise sessizce su bardağıyla oynuyordu.

Melisa ise birkaç saniye konuşamadı.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Merak etmeyin."

"Kimseyi kırmak gibi bir niyetim yok."

Şebnem teyze de aynı sakinlikle karşılık verdi.

"Umarım öyledir."

"Çünkü benim çocuklarımın üzülmesine hiç tahammülüm yoktur."

Masaya sessizlik çöktü.

Ben çatalımı tabağıma indirirken başımı kaldırdım.

Bir anlığına Teoman'la göz göze geldik.

Yüzünde garip bir ifade vardı.

Sanki konuşmak istiyor...

Ama konuşamıyordu.

Ben ise gözlerimi kaçırdım.

Çünkü artık konuşmaktan çok, susmak canımı yakıyordu.

Ve cebimde...

Kimsenin bilmediği bir sır daha vardı.

Acaba bu gece...

Yeni bir not daha gelecek miydi?