35. bölüm · Sahte sevgilim/ teoden era
Gülüşlerin arkasına saklanan korku
Bazı insanlar...
Korkularını ağlayarak yaşar.
Ben ise gülerek saklıyordum.
Sabah uyandığımda ilk işim yine çantamı kontrol etmek oldu.
Notlar...
Fotoğraflar...
Hepsi yerindeydi.
Artık çantam sadece okul çantam değildi.
Sırlarımı taşıyordu.
Üzerimi giyinip aynanın karşısına geçtim.
Gözlerimin altındaki morlukları kapatmaya çalıştım.
"Bugün iyi olacağım."
dedim kendi kendime.
"Ne olursa olsun..."
Okulun kapısından içeri girer girmez tanıdık sesler yükseldi.
"KUZEEEEN!"
Kutay...
Koşarak geldi.
Hiç düşünmeden beni havaya kaldırdı.
"Kutay!"
"İndir beni!"
Ezgi kahkaha atıyordu.
"Bir gün gerçekten düşürecek seni."
Kutay beni yere indirirken güldü.
"Olur mu hiç?"
"Bu kız bana emanet."
Tam o sırada Metin arkadan seslendi.
"Kutay!"
"Bir gün Deniz senden bıkıp soyadını değiştirecek."
Herkes kahkaha attı.
Ben bile...
İlk kez uzun zamandır içten güldüm.
Uzaktan beni izleyen Teoman da istemeden gülümsedi.
Bunu sadece Leyla fark etti.
Abisine hafifçe dirsek attı.
"Hâlâ..."
Teoman cevap vermedi.
Sadece gözlerini benden ayırdı.
İlk iki ders hızlı geçti.
Öğle teneffüsünde hep birlikte okul bahçesine çıktık.
Aras çantasından voleybol topunu çıkardı.
"Haydi."
"Bir maç."
Kutay hemen kabul etti.
"Kızlar bize karşı."
Ezgi ellerini sıvadı.
"Yine yenileceksiniz."
Metin gülmeye başladı.
"Her seferinde aynı özgüven."
Sıla topu havaya attı.
Maç başladı.
Ben ilk başta oyuna adapte olamadım.
Aklım sürekli etraftaydı.
Kim bakıyor?
Kim izliyor?
Kim...
Tam o sırada top bana geldi.
Refleksle yükseldim.
Smaç!
Top karşı sahaya düştü.
Kutay alkışlamaya başladı.
"İşte benim kuzenim!"
Ezgi de bana sarıldı.
"Harikaydı!"
Ben gülümsedim.
Ama o an...
Karşı okul binasının ikinci katındaki camda kısa bir yansıma gördüm.
Sanki biri...
Fotoğraf çekmişti.
Gözümü kırptım.
Yansıma kayboldu.
"Deniz!"
Aras'ın sesiyle irkildim.
"Top!"
Top omzuma çarptı.
Herkes gülmeye başladı.
Ben de onlarla birlikte güldüm.
İçimdeki korkuyu...
Bir kez daha kahkahaların arasına sakladım.
Ders çıkışında herkes Kutay'ın planından bahsediyordu.
Kutay ellerini birbirine vurdu.
"Tamam!"
"Bugün mangal günü."
Ezgi güldü.
"Daha mangal bile yok."
"Olur."
"Ben hallederim."
Metin başını salladı.
"Allah etleri korusun."
Sıla kahkahayı bastı.
"Bu çocuk var ya..."
Ben hepsini izliyordum.
Ne kadar güzel bir arkadaş grubumuz vardı.
Keşke...
Her şey bundan ibaret olsaydı.
Tam okulun kapısından çıkarken biri omzuma hafifçe çarptı.
Cenk.
"Özür dilerim."
"Önemli değil."
Yere düşen defterimi alıp bana uzattı.
"Al."
"Teşekkür ederim."
Defteri alırken göz göze geldik.
Garip bir şekilde gülümsedi.
"Bugün çok güldün."
Kalbim duracak gibi oldu.
"Ne?"
"Yakışıyor."
Başka hiçbir şey söylemeden yürüyüp gitti.
Olduğum yerde kaldım.
Bugün çok güldün...
Bu cümleyi...
Sadece yanımda olan biri söyleyebilirdi.
Yoksa...
Beni izleyen biri.
Akşam herkes Kutayların bahçesinde toplandı.
Ezgi masayı hazırlıyordu.
Metin mangalın başına geçmişti.
Kutay ise sürekli,
"Yakmadım!"
diye kendini savunuyordu.
Sıla gülmekten iki büklüm olmuştu.
Leyla ile Aras salata hazırlıyordu.
Ben de onlara yardım etmeye başladım.
Tam o sırada kapı çaldı.
Kutay gidip açtı.
"Teoman?"
Başımı istemsizce kapıya çevirdim.
Teoman elinde birkaç poşetle içeri girdi.
"Annem tatlı gönderdi."
dedi gülümseyerek.
"Afiyet olsun dedi."
Leyla hemen poşetleri aldı.
"Annem durur mu?"
hepimizi güldürdü.
Teoman'ın gözleri bir an bana kaydı.
Ben ise hemen salatalığa bakıyormuş gibi yaptım.
İkimiz de konuşmadık.
Ama ikimiz de birbirimizi görmüştük.
Gece ilerledikçe sohbet koyulaştı.
Kahkahalar yükseldi.
Bir ara Metin gitarı eline aldı.
Herkes şarkılara eşlik etmeye başladı.
Ben de...
Uzun zaman sonra ilk kez gerçekten eğleniyordum.
Ta ki...
Telefonum titreyene kadar.
Bilinmeyen numara.
Tek bir mesaj.
"Gülmeye devam et..."
Kaşlarım çatıldı.
Mesajın devamı geldi.
"Çünkü birazdan yüzündeki gülümseme kaybolacak."
Nefesim kesildi.
Bir mesaj daha...
"Arkana bakma."
Kalbim deli gibi atıyordu.
Bakmamalıydım.
Ama dayanamadım.
Yavaşça başımı çevirdim.
Bahçenin dışındaki demir çitin arkasında...
Karanlığın içinde...
Kapüşonlu biri birkaç saniye bana baktı.
Sonra...
Hiç iz bırakmadan gecenin içine karıştı.
Elimdeki telefon yere düştü.
Ve ilk kez...
Bacaklarımın titrediğini hissettim.
