Saha Dışı kitap kapağı

1. bölüm / 6

Saha Dışı

Giriş

Vaveyla Yazarı: Mira Uğural

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Giriş

Tarih: 29 Eylül 1999

"Gelecekten korkmuyorum, çünkü dün bitti, bugün harika ve yarın kendi çaresine bakacaktır. Ama kader, en iyi arkadaşları ayırsa bile, yolları elbet bir gün yeniden birleştirir."
- William Shakespeare

Her zamanki gibi Barlas'ın peşinden koşan küçük Bilge'nin sesi geliyordu kulağa:
"Balas! Balas neredesin, söz ağlamayacağım. Ya! Çık hadi valla ağlamayacağım. Mızıkçılık da yapmayacağım."
Biraz daha Barlas'ı arasa ağlayacakmış gibi çıkıyordu sesi. Barlas bunu bildiği için saklandığı ağacın arkasından çıkmıştı bile.

"Saklambaç oynuyoruz, benim değil senin beni bulman lazım. Ben çıkınca oyun çok sıkıcı oluyor." diye söylenmeye başlamıştı Barlas. " Ayrıca benim adım Balas değil Barlas! Kaç yaşına geldin hâlâ adımı söyleyemiyorsun. Doğru söyle artık şu adımı."

Her ne kadar Bilge'ye kızsa da bir yandan ona "Balas" demesi hoşuna gidiyordu.

"Bana ne, söylemeyeceğim." diyerek omuz silkti Bilge. "Balas başka oyun oynayalım. Ben bu oyunu sevmedim."
Aslında saklambaç oynamayı Bilge istemişti; çünkü her seferinde beceremese de en sevdiği oyunlardan biriydi saklambaç. Zaten oynadıkları süre maksimum on dakikaydı. Bilge sadece saklanmayı severdi; hatta bazen evin en saklanılamayacak yerlerine saklanır, bir saat oradan çıkmazdı. Nadiren de erken çıkardı, çünkü annesi ve babası Bilge'yi bulmuş olurlardı.
"Bilge bu oyunu oynamayı sen istedin. Her seferinde böyle yapıyorsun ama. Bu sefer de ben saklanmak istiyorum." diyerek inatlaşmaya başladılar.

Çok geçmeden ya Bilge ya da Barlas annelerine şikâyete gidecekti.

"Artık oynamak istemiyorum!"

"Ama ben oynamak istiyorum, bir kere bana ayak uydursan bir şey olmaz."

"Uydurmayacağım işte, bana ne! Ben bu oyunu oynamak istemiyorum." diye bağırmaya başladı Bilge.

Bu sefer bağıran Barlas'tı:
"Ben de oynamak istiyorum!"

Bilge biraz fazla sinirlenmişti. Lakin sinirini fiziksel temas yerine Barlas'ı annesine şikâyet ederek çıkarmayı seçti:
" Filiz teyze! Filiz teyze neredesin, Filiz teyze!"

Barlas durumu fark edince istemsizce elini alnına koyup başını ağır ağır sağa sola salladı. Filiz, Bilge'nin sesini duyunca hemen balkona çıkmak zorunda kaldı. Eğer hemen balkona çıkmazsa Bilge'nin susmayacağını biliyordu.

"Kız sus, cırlama o sesinle! Bütün mahalle cama çıkıyor sonra. Ne oldu gene, ne bağırıyorsun?"

Nefes nefese kalmıştı Bilge:
"Filiz teyze, Balas saklambaç oynamak istiyor ama ben istemiyorum. Hem saklambaç oynadıktan sonra "başka oyun oynayalım" diyorum, istemiyor."

Filiz olayı duyunca gülmeden edemedi. Elindeki mutfak bezini omzuna atıp konuşmaya başladı:
"Yani her zamanki olay... Barlas oğlum, başka oyun oynayın olmaz mı?"

Olaya çok karışmak istemiyordu; çünkü beş dakika sonra ne yapıp ne edip ortak bir yön bulabiliyorlardı.
"Ama anne hep onun istediği oyunları oynuyoruz. Bu sefer de benim istediğim oyunu oynasak ne olur ki?"
Filiz oğlunun gerekçesini mantıklı bulmuştu lakin Bilge'yi de dinlemek istiyordu.

"Bilge, saklambaç oynasanız kızım? Hem sen saklanmakta çok iyisin."
Suratını asmıştı bile Bilge:
"Ama ben Balas'ı bulamıyorum, o beni bulabiliyor. Haksızlık bu!"
Bilge'yi dinledikten sonra onun gerekçesini de mantıklı buldu Filiz.

"Tamam, o zaman şöyle yapıyoruz: Bilge sen bahçedeki çiçekleri sula, Barlas sen de buzdolabından birer bardak limonata getir, beyniniz soğusun biraz. Ben de o sırada içeride bir çözüm bulayım."

Çözüm basıtti aslında; evdeki kutu oyunlarından birkaçını önlerine serecekti.

☆☆☆☆

Turan ve Gazi karşılıklı bir şekilde salonda oturuyorlardı. İkisi beraber bazen Turan ve ailesi için kiralık ev bakıyor, bazen de siyaset konuşuyorlardı. Gazi aslında ev bakmak istemiyordu; çünkü "kardeşim" dediği en yakın arkadaşı taşınacaktı. Yaklaşık iki haftadır bunun üzgünlüğü vardı üzerinde.

Yarım saatlik suskunluğun ardından sessizliği bozan Gazi oldu:
"Birader hadi diyelim evi bir şekilde bulduk, çocuklara nasıl söyleyeceğiz?" Doğduklarından beri hiç ayrılmadılar.

Sesi hem üzgün hem de dertli çıkıyordu. Kendi bu olaya alışabilirdi ama küçük kızı nasıl alışacaktı? Ağlarken bile Barlas'ı istiyordu.

"Artık bir şekilde alışmaları lazım. Burada fazla duramayız. Bir ay taşınma süresi verdiler, bir ay sonra işbaşı." dedi Turan. Sesinde çaresizlik vardı. O da gitmek istemiyordu ama mecburdu. Eğer şimdi girmezse bir daha iş bulamazdı; bu işi de zar zor bulmuştu.

Gazi sessizce başını salladı:
"Biliyorum bilmesine de... Bunu çocuklara nasıl söyleyeceğiz? İkisi de çok üzülecekler. Her gün bana neden iki ailenin de üzgün olduğunu soruyorlar, sürekli yalan söylüyorum, artık inanmıyorlar bana."

Diyerek üzgün bir şekilde bu durumu kabul ettiler. Tam ikisi de tekrar sessizliğe bürünmüşken içeri Feyza ve karnı burnunda hamile olan Filiz girdi. Feyza'nın elinde çay tepsisi, Filiz'in elinde ise çayın yanında yemek için kek ve kurabiyeler vardı.

Konuşmaya ilk Filiz başladı:
"Ooo beyler, ne bu sessizlik? Anlatın bakalım ne oluyor size böyle?"

Tekrardan derin bir sessizlik oldu.

"Bize söylemeyeceksiniz de kime söyleyeceksiniz? Sizi az çok tanıyan biri içinizin sıkkın olduğunu anlar."

Filiz ve Feyza eşlerini çok iyi tanıyorlardı; tek bir davranışından, cümle kuruşundan, ses tonundan ne olduğunu hemen anlayabiliyorlardı.

Turan elindeki çay bardağına bakıp derin bir iç çekti. Bakışlarını önce Gazi'ye, sonra da eşi Filiz'in karnına çevirdi.

"Saklayacak bir şey kalmadı artık." dedi sesi pürüzlü çıkarken. "İş kesinleşti Feyza. Bir aya kadar taşınmamız gerekiyor. Tayin yerim belli oldu."

Feyza elindeki çay tepsisini masaya bırakırken donakaldı. Filiz ise elini refleks olarak karnına götürdü, gözleri anında dolmuştu. İki kız kardeş gibi büyüyen bu iki kadın için ayrılık fikri tam bir yıkımdı.

Tam oda büyük bir sessizliğe gömülmüşken, içeriden Bilge'nin neşeli çığlığı yükseldi. Elinde limonata bardağıyla salona koşan Bilge, arkasından gelen Barlas'a sesleniyordu:
"Bak Barlas! Babamlar ev bakıyormuş, bana kocaman bahçeli bir oda yapacaklarmış, sen de hep bize geleceksin!"

Salondaki dört yetişkin, çocukların bu hiçbir şeyden habersiz neşesine bakarken boğazlarında kocaman bir düğüm oluştu.

Gazi, gözleri dolan eşinin elini sıkıca tuttu; Turan ise bakışlarını Bilge ve Barlas'ın birbirine çarpan limonata bardaklarına sabitledi.

Bilge gülüyor, Barlas ise her zamanki gibi adını doğru söyleyemeyen o küçük kıza takılıyordu.

"Balas! Gitmeyeceğiz değil mi, hep beraberiz?" diye sordu Bilge, parlayan gözleriyle.
Barlas başını dikleştirip, "Hep beraberiz," dedi çocuksu bir kararlılıkla.

Oysa zaman acımasızdı. Ne küçük Bilge birkaç hafta sonra çocukluğunun en büyük ayrılığıyla darmadağın olacağını biliyordu ne de Barlas, yıllar sonra o küçük kızın hayatını kökünden değiştirecek bir fırtınanın tam merkezinde kalacağını...

Takvim yaprakları 1999 yılını gösterirken kader, onlar için çoktan bambaşka bir oyunun perdesini aralamıştı bile. Ve bu oyunda saklanma sırası, yıllar sonra hayatın ta kendisine gelecekti

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.