Saha Dışı kitap kapağı

3. bölüm / 6

Saha Dışı

2.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Mira Uğural

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2.BÖLÜM

"Bazen en büyük savaşımız düşmanla değil, kendi kafamızın içindeki sesler ve açılmayı bekleyen kapıların ardındaki sırlarımızla olur.”

Kurt timi yavaş yavaş helikopterden inmeye başlamıştı bile. En başta Bozkurt Komutan vardı. Operasyonda her ne kadar ciddi dursalar da helikopterde fazlasıyla cıvıktılar. Yolda kendi aralarında şaka yapmış, muhabbet etmişlerdi; sanki çocuk gibilerdi.

En arkada, kimseyle konuşmadan sessizce karargaha ilerliyordum. Şu an kimseyle konuşamazdım; başım çatlayacak gibi ağrıyordu. Ben bunları düşünürken yanıma iki kişinin geldiğini fark etmemiştim bile.

Gelenler Üsteğmen Gökhan Gider ve Teğmen Gece Altınel’di. “İlk operasyonda sisteme mükemmel bir şekilde sızdın Doctus. Time hoş geldin,” diye söze başladı üsteğmen.

“Teşekkür ederim komutanım. Ben sadece görevimi yaptım.” Lafı her ne kadar kısa kesmeye çalışsam da asla susmayacaklar gibi duruyorlardı.

Bu sefer de Teğmen Gece söze girdi: “İlk operasyonuna göre çok iyi iş başardın. Eğer böyle devam edersen Bozkurt Komutan’ın gözüne girersin. Bu arada Bilge, sen hepimize komutanım diyorsun. Senin askeri eğitim aldığını duymuştum, sana rütbe vermediler mi?” diye sordu. Aslında herkesin merak ettiği sorular çok farklıydı ama bu soruyu ilk defa Gece sormuştu.

“Teşekkürler komutanım. İsteseler bile bana rütbe veremezler. Askeri eğitim almış olduğum doğru fakat aslen ajan olduğum için rütbe veremiyorlar. Eğer bir gün askeri eğitimimi kullanarak resmi olarak askeriye kadrosuna geçersem, o zaman üsteğmen olarak işe başlarım.”

Ajanlığı seviyordum lakin asker de olabilirdim. Rütbe konusunda, aldığım eğitim sayesinde normalde Teğmen olarak mezun olmuştum. Bunca yıllık saha çalışmamı da hesaba katarsak, aslında şu an üsteğmenliğe hak kazanıyordum ve kıdem alıp bunu resmileştirmeme yaklaşık 15 ay falan kalmıştı.

“Anladım, anlattığın için teşekkürler Doctus.” Baş selamı verip yavaşça yanımızdan ayrılma başlamıştı. Nereye gittiği çok açıktı aslında. Her görev sonu sessizce Bozkurt Komutan’ın yanına gider operasyonu elden geçirirlerdi. İlk başta ikisinin sevgili olduğunu düşünmüştüm lakin sonradan Gece’nin çok meraklı olduğunu bu yüzden her görev sonu Bozkurt istemese bile görev raporunu sunduğunu öğrendim.

“Komutanım izninizle ben eve gideyim. Kedimi arkadaşıma bırakmıştım onu da almam lazım.”diyerek nazikçe izin istedim. İlk önce bir cafe'ye gidip ekstra shot ice americonu alacaktım. Daha sonrasında ise Mila'yı almaya arkadaşıma gidecektim.

Kızz bu sefer ice americano içiyorsun. Normalde sıcak içerdin.

Hem araba kullanıp hemde iç sesimi susturmak bayağı zor oluyordu. Beni dışardan görenler Şizorfen sanardı. Sadece kendi kafamda yeni dünyamı kurmuştum aslında. Hep asker olarak takılmaktan neredeyse hiç arkadaşım kalmamıştı. 1 tane sivil arkadaşım vardı diğer arkadaşlarım ya tim arkadaşlarım ya da hayvanlardı.

Arabayı biraz hızlı kullandığım için 15 dakikalık yolu 5 dakikada gelmiştim.

Bilge trafik kurallarına uydun değil mi? Sonra ceza yemeyelim.

Defne’nin apartmanının önündeydim şuan. Görevde olduğum zamanlar Mila'yı rahatça bırakabiliyordum çünkü Defne'nin de iki tane kedisi vardı.

Limon ve Tarçın.

Limon ve Tarçın zaten kardeşlerdi. Mila ise onarın en yakın oyun arkadaşı. Normalde kızlar en yakın arkadaşıyla çocuklarını beraber büyütmek ister. Fakat bir Defne'yle beraber hep kedilerimiz arkadaş olsunlar, beraber oyun oynasınlar isterdik. Çünkü Defne küçükken kansere yakalanmış bu yüzdende hiçbir zaman çocuğu olamayacakmış. Bunu bana ikimizinde mezun olmadan önceki gün söylemişti.

Bilge buraya gelirken Defne'nin 4. katta olduğunu unuttuk biz. Yani şahsen ben bu yorgun halimle çıkmaya üşenirdim de sen bilirsin yani…

“Oof Defne off. Ne varda 4. kata taşınırsın ki. Yok yani 4. katta oturuyorsun tamam onu anlarım da asansörün olmaması ne demek ca-” Derken söylenmem yarıda kalmıştı çünkü aşırı tiz bir sesle kapı açıldı. Açılan kapı 2. katta oturan Halime teyzenindi.

Eyvahlar olsun. Gene o kadın bizi iki saat kapının önünde konuşturmaya çalışacak. Ayy! Ben baştan söyleyeyim hayatta bu kadınla bir dakika bile konuşmam.

"Kız zilli gene nerden geliyorsun böyle?" diye seslendi. Bir insanın sesi nasıl bu kadar tiz çıkabilirdiki.

"Operasyondan döndüm teyze nerden döneceğim başka. Teyze bak aklıma bir soru geldi."

"Sor bakalım neymiş aklındaki soru?"

Yahu bu kadına ne zaman böyle desen hep meraklı çıkıyor ses tonu. Bilge bu kadının robot olmadığından emin miyiz acaba?

"Teyze sen bu kapıya kamera mı koydun? Her geldiğimde kapıda beliyorsun." Ban alışmıştı artık. Tepkilerime, sözlerime ve yüz ifademi normal karşılıyordu.

"Kız bir söylenişin var, yedi cihan duyuyor. Sen hala kamera mı var diyorsun."

"Halime teyze, lütfen beni bırak. Bak sabahtan beri uykusuzum, başım ağrıyor üstüne birde sen kırık dakika konuşuyorsun. Bak sadece kedimi alıp gitmek istiyorum. Eğer beş dakika daha burada durursam, her yerde uyuyabilirim." Diye homurdanmıştı.

"Kız ben sana bana teyze deme demedim mi? Kendimi yaşlı hissediyorum."

"Abla ben sana biraz daha konuşursan şu arada uyuyacağım diyorum, sen hala bana yok abla deme yok teyze deme diyorsun ya!"

"Ay! Tamam zilli birşey demedik. Hadi git sen ama bir dahakine bir kahve içmeye gelirsin."

Yahu bu kadın hiç bir fırsatı kaçırmıyor ya. En son gittiğimizde zemin kattaki nermanın kocasının dolandırırıp rus bir kadına kaçtığını anlatmıştı. Ne yapalım bir nerimanın kocasını yahu!

"Tamam abla söz veriyorum izin günümde geleceğim de artık beni bi sal abla ya! Valla çok yorgunum."

"Ay tamam be sanada birşey anlatmaya gelmiyor." Tam lafa girecekken karşımdaki insanın kaybolduğunu fark ettim.

Al işte böyle diyincede trip attıyor kadın. Sanki kocası biziz gitsin kocasına trip atsın.

Hakikatten ya gene biz trip yiyoruz. Onun yüzünden geçen gün kedimle dedikodu yapıyordum yaa.

Sanırsam söylenirken merdivenleri biraz hızlı çıkmış olabilirdim zira şuan Defne’nin kapısının önündeydim. Tek bir soru vardı. Defne’nin evinden garip sesler geliyordu.

Ay kızı yanlış zamanda yakaladık kesin. Al işte insanlar seni böyle bassa hoşuna gider mi?

Of birde sen başlama lütfen ya. Kızın sevgilisi yokki. Her ne kadar yanlış olduğunu bilsemde içeride ne olduğunu anlamak için kulağımı kapıya yasladım. Sanki Defne biriyle kavga ediyordu ama karşı taraf asla cevap vermiyordu. En sonunda derin bir nefes alıp içeri girmeye karar verdim. Buraya çok sık geldiğim için Defne yedek anahtarını bana vermiştim. Belimdeki silahımı sessizce çıkartıp eve girdim.

İnşallah bölümü beğenmişsinizdir.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.