Saha Dışı kitap kapağı

4. bölüm / 6

Saha Dışı

3.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Mira Uğural

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM

İçeri girdiğimde Defne'nin elleri ve ayakları bağlıydı. Lakin ağzını bantlamamışlardı, bu da onların en büyük hatası olmuştu.

Benim eve girdiğimi fark etmemiş olacaklar ki içerideki adam konuşmaya başladı. "Bir sus kadın. Ammada çenen varmış. Sabahtan beri hiç çenen susmadı." Adamın sesi bıkkın bir şekilde çıkıyordu. "Senin arkadaşın nerede kaldı? Seni kurtarmaya gelmedi. Yoksa seni umursamıyor mu ? Senin adına ne kadar çok üzüldüm anlayamazsın." Adam hayatının en kötü şeyini yapıyordu, haberi yok. "Aaa! Bak ben sana ne sormayı unuttum Defne yaprağı. Senin arkadaşının mesleği neydi?" Kulağıma alaycı bir kahkaha sesi gelmişti. Tam sınırdaydım. Kendimi çok zor tutuyorum.

Bilge artık dal içeri sabahtan beri ne bekliyorsun. Sıkıldım ama. Ya da dur dalma çıkar telefonunu Bozkurt komutanı arayalım. Belki beyaz atlı prensimiz olur. He ne dersin?

Tam içeri dalmak üzereyken kulağıma gelen sesle durdum. Defne’nin sesiydi. "Sanane lan benim arkadaşımın mesleğinden!" Diyerek kürkredi. İster istemez dudaklarımın kenarı kıvrılmıştı. Bu kızın bu hallerini çok seviyorum. "Ne oldu arkadaşımdan yardım mı dileneceksin. Konuşsana lan orospu çocuğu! Sence ben arkadaşlarımı satan şerefsizlere mi benziyorum."

Olum harbi ben bu kızın bu halllerine bayılıyorum. Erkek olsam kesinlikle bu kıza yürürdüm. Aslında şuan beyaz atlı prensim olmasaydı, belki lezbiyen olmayı düşünebilirdim.

İçeriye doğru hafifçe baktığımda artık adam sessizce odanın bir köşesinde telefonla konuşuyordu. Arkası dönük olduğu için 5 saniyelik bir dilimde kendimi Defne'ye göstermek istedim ama çok riskliydi. Tam kendimi gösterdiğim sırada adam arkasını dönebilirdi. Bütün imkanlara bakılırsa en mantıklısı beyaz atlı prensime yani Bozkurt komutanıma mesaj atmaktı.

Sen demin Bozkurt komutana beyaz atlı prens mi dedin? Ay! şükür yarabbim demekki sende znladın artık onun bizim prensimiz olduğunu.

Cidden ben demenin ne dedim yaa offf! Neyse hiç birşey çaktırmazsak birşeycik olmaz bence. Kendimi kendime konuşup şizofren belirtileride gösterdikten sonra rahatlıkla artık Bozkurt komutana mesaj atabilirim.

Siz;
Komutanım, gizli ajan Bilge Alya Uğurlu. Komutanım şuan da arkadaşımın evindeyim ama evde tanımadığım bir yabancı var benim hakkımda neredeyse herşeyi bildiğinden şüpheleniyorum. Adam silahlı ve arkadaşımın elleri bağlı müdahale edemiyorum. Görüldü

Bozkurt komutan;
Bilge şuan tam nerdesin bana konumunu söyle. Hemen geliyorum ben gelene kadarda sakın müdahale etme. Bu arada arkadaşını adı soyadı, mesleği ve ev adresi neler bana bunlar lazım. Görüldü

Siz;
Adı: Defne Çelik
Mesleği: Özel Harekât Polisi
Rütbesi: Komiser Yardımcısı
Konum: Aşağı Öveçler 1334. sk. Çankaya/ Ankara Görüldü

Bozkurt Komutan;
Tamam Defne zaten özel hareket polisi o yüzden işimiz daha kolay. Şimdi senden tek isteğim Defne'ye sadece 5 saniye gözükmen zaten eğer sen fark ederse ne yapman gerektiğini anlar. Adam herhangi bir eylem yapıyot mu? Görüldü

Siz;
Sık sık telefonuyla konuşuyor ama ne konuştuğunu anlayamıyorum. Görüldü

Bozkurt Komutan;
Peki Defne'nin evinde harhangi bir bilgisayarın var mı? Görüldü

Siz;
Sanırsam Defne'nin odasında olması gerekiyordu ama onu alırken çok fazla ses çıkabilir. Görüldü

Bozkurt Komutan;
Yaklaşık 3 dakikalık yolum kaldı. Eve rahatlıkla girebilmem için dış kapıyı ve evin kapısının aç. Beni bekle. Görüldü

Siz;
Dış kapı her zaman açık olur. Eğer açamazsan 1. Katın camını tıklat benim adımı ver, Neriman abla açar. Evin kapısı ben eve girdiğim için zaten açık.

2 dakika sonra

Bozkurt Komutan;
Geldim kapıdayım. Görüldü
Bozkurt Komutan kişisine 👍🏻 işaretini eklediniz.

Sessizce kapının yakınlarına doğru yürümeye başladım. Elimde silahım varken geri geri yürümek gerçektende çok zormuş. Bir yandan arkama bakıp diğer yandan silahı düz tutmaya çalışıyordum. Eğer tek bir cisme bile takılsam ev çok sessiz olduğu için bayağı ses çıkacaktı. Tam bir adım daha atıyordum ki arkamdan gelen sesle donup kaldım.

“Sürekli arkana bakarsan silahını yamuk tutarsın Doctus. Sen her arkana döndüğünde silahın 4 santim sola doğru kayıyor.”

Bismillahirrahmanirrahim! Lan arkadan öyle birden yaklaşılır mı? Şu an korkudan altıma bile sıçmış olabilirim.

Silahımın kaydığını bende biliyordum ama 4 santim kaydığını bilmiyordum. Zaten silahın kaydığını fark etmek içinde yaklaşık 1 dakika dikkatli izlemek gerekiyordu.

Ayy kız bu bizimi izlemiş. Yaaa çok romantik değil mi ? Şahsen şuan erdim ben.

Kafamı hafifçe sağa çevirdiğimde yüzlerimizin arasında neredeyse 1 santimden az bir mesafe vardı. Hele dudaklarımızı hiç demiyorum bile. Birimiz konuşsa hemen birbirine değebilirdi. Barlas dudaklarıma hiç bakmıyordu sanki baksa kontrolu kaybedecekmiş gibiydi. Benim gözlerim ise sürekli Barlas’ın koyu kahve gözleri ve dolgun dudakları arasında gidip geliyordu.

Allah'ım bir erkeğin dudakları nasıl bu kadar dolgun olabilir. Yani insan bakınca ısırmak istiyor ama böyle olmaz ki!

Birinin acilen iç sesimi durdurması gerekiyor yoksa başımıza hiç iyi şeyler gelmeyecek. Zaten yanaklarımın aşırı derecede yandığını hissediyordum, birde üstüne iç sesimin verdiği cesaretle beraber hemen şu anda onu öpebilirdim.

Kız öyle düşünme en azından o bizim dudaklarımıza bakmıyor. Baksa belki işler dahada kızışabilirdi ama sorun yok bence.

Tekrardan Barlas’a baktığımda gözlerinin daha da koyulaştığını gördüm. Zaten gözleri koyu kahveyken nasıl koyulaştığını anlamaya çalışırken bir anda gözleri dudaklarıma indi. Sert bir şekilde yutkunmuştu hatta adem elması yerinden oynamıştı. Nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Barlas tam öpecekken bir anda arkadan bağırış sesi gelmişti. O anda ikiside donup kalmış, kendilerini toparlamaya çalışıyorlardı.

Barlas bir adım geri çekilerek sesin geldiği yöne doğru kafasını çevirdi. Ses Defne’den geliyordu.

“Amıkoyduğumun çocuğu çöz artık lan! Sabahtan beri beni buraya bağladın bık bık bık telefona bakıyorsun. Hayır yani madem telefona bakacaktın, ne bok vardı da beni buraya bağladın!” Sanırsam Defne biraz sinirlenmişti. Büyük ihtimalle ben onu çözünce bana söylenmeye başlayacaktı. Tabi o söylenmeye başlamadan ben onu dövmessem.

Kendimi toparlamak ve bu sessiz ortamı durdurmak için hızlıca konuşmaya başladım.

“Komutanım adam silahlı sürekli birileriyle konuşuyor. Lakin dediği hiçbir şey anlaşılmıyor.”

“Bilge silahını ve bütün malzemelerini hızlıca bana veriyorsun ve sanki hiç birşey olmamış gibi eve tekrardan giriyorsun. Ne olur ne olmaz diye ben yanımda ses dinleme cihazı almıştım karargâhı arayıp sana bağlanmalarını söyleyeceğim. Ben evin bir köşesine saklanacağım, sen odaya girince saklandığım yerden çıkacağım. Şimdi senin tek yapman gereken ses dinleme cihazını adamın bakmayacağı bir yere takmak. Anlaşıldı mı?”

Anladığımı onaylar bir şekilde kafamı salladım. Ses dinleme cihazını adamın bir tek kontrol etmeyeceği yer olan sütyenimin içine sakladım. Birazcık utangaç olduğum için bunu yaparken utanmam gerekiyordu ama Barlas’tan zerre kadar utanmamıştım. Kıyafetimi kontrol ettikten sonra kapıya doğru yürümeye başladım. Tabi o sırada ben kapıya varana kadar Barlas'ın koridorun en sonundaki odaya gitmiş olduğunu fark ettim.

Yahu bu adam nasıl bu kadar hızlı git- pardon ışınlandı.

Tamam iç sesim bazen haklı olabilirdi ama çoğu zaman haksızdı. Bence başıma ne geliyorsa iç sesimden geliyor.

Ben tini tini kapıya gidip dışarı çıktım. Tabi ben dışarı çıkana kadar yaklaşık bir on dakika geçmiştir.

Tamam, yapabilirsin. No stress, no problem. Kızım sen daha önemli operasyonlara gittin. Ölümle burun buruna geldin ya hu. Hatta ve hatta sırf şehit olma ihtimalin çok yüksek olduğu için ne olur ne olmaz diyerek mektup yazdın. Derin nefes al ve gir. Defne'yi bir kurtaralım onu evire çevire bir güzel pataklarız.

Normalde kapıyı sessiz açmayı severdim ama bu sefer baya ses çıkarmam gerekiyordu. Anahtarımla tekrardan eve girdikten sonra genelde Defne'ye seslenmediğim için ve bugün her şeyin zıttını yapmam gerektiği için Defne'ye seslendim. Daha doğrusu bağırdım da denilebilir.

Kız ne bağırması resmen anırdın. Ben “sana çok sessizsin” diyordum ya senin sessiz halin aslında çok güzelmiş. Sen hayatında sessiz yaşamaya devam et, lütfen.

“Defne! Ben geldim. İnşallah Mila seni üzmemiştir.” dedikten sonra iki üç saniye bekledim ama ses gelmeyince evin içinde dolaşarak tekrardan bağırmaya başladım. “Defne! Ya kızım ses versene nerdesin?” Benim eve girdiğimi fark eden Limon ve Tarçın ayaklarıma dolanmıştı bile. Büyük ihtimalle Mila gene uykuya dalmıştı. Eğilerek Limon ve Tarçını sevmeye başladım. “Aşklarım benim, oy senin tipini yesinler. Anneniz nerede gene sesi çıkmıyor.” Sanki beni anlamışlar gibi salona gitmeye başladılar. Bende arkalarından gitmeye başladım.

Kızım sende de ne oyunculuk varmış be. Şu an resmen sana Oscar ödülü verilmesi gerekiyor.

Salona girdiğimde kanım dondu. Defne’nin başına bir adet silah yaslanmıştı. Ve silahı tutan kişiyi daha önce birçok kez görmüştüm.

Bölümü beğendiniz mii?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.