4. bölüm · Ruh-u revan
4
Sabah güneş ışığının yüzüme vurmasıyla uyandım. Gözlerimi kırpıştırıp ışığa alışmaya çalışırken yatağın yanındaki küçük satte baktım. Henüz sekizdi ,üstümden pikeyi kenarı atıp dolaba benim için getirilmiş bir kaç parça kıyafete baktım.
Arasından siyah beyaz kareli mini bir etek üzerine ise siyah balıkçı yaka bir kazak çıkardım. Banyoya ilerleyip günlük rutinimi halledip üzerimi giyindim.
Ayna karşısında yüzümü incelediğim de kahve gözlerim de yorgunluk vardı. Göz şişmesi ise bu sıralar bulduğum her fırsatta ağlamamdan kaynaklanıyordu.Tarağı alıp uzun kestane rengi saçlarımı tarayıp önden perçemerimi bırakarak yanlardan tutturdum. Hazır olduğumda aynada kendini inceledim yorgun gözüküyor ama bunlar geçici bende 'birşeyleri ardımda bırakmayı öğrendiğim de çok daha iyi olucam' odadan çıkıp mutfağa indim.Müthiş kokular geliyordu ve Kurt gibi acıkmıştım.
"Günaydın ablam."yüzüme kocaman gülümseyip,
"günaydın güzel kızım sofra hazır seni bekliyoruz."deyip çayları doldurmaya başladı. Tezgahın üzerinde ki dilimlenmiş ekmek sepeti alıp hazırlanan sofraya bıraktım.
Harun abi gelip "günaydın hanımım."
Deyip yerine geçti.
Ardından Neriman da geldiğin de bende sofraya kurulmuştum.
Tabağıma bişeyler koymak için yönelmiştim ki sofrada çağanın eksikliği ile vazgeçtim.
"Yasemin abla o nerde?"
"Erkeden çıktı kızım,bu sabah kahvaltı etmeyeceğini söyledi."
Dün olanlardan sonra bir süre dizlerimde sakinleşmesini beklemiş, toparlandığın da odasına çıkıp uyuyacağını söylemişti.
İçim burkuldu onu bu kadar ne dağıtmıştı. Gözlerinde ki yaşlar aklıma geldikçe yüreğimde bir yangının fitili ateşlendi.
"Neden böyle oldu ,daha doğrusu kolyenin anlamı nedir?"
"Bunu söylemesi bize düşmez hanımım."
"Ben bulacağıma söz verdim onu harun abi ,onun için çok önemli olmalı ki bu durumlara getirdi onu."
Yasemin abla sussada Neriman yandan bir bakışla,
"annesinin göğüsünden çıkarılan kurşun yani biz öyle biliyoruz."
İşittiklerim duygularımdan tezattı mesafeli konuşmasıyla devam etti"annesini gözünün önünde öldürüldüğü ve ozamandan beri kurşunun üstünde tarihi yazılı şekilde boynunda taşırmış."
Gülü dikenleriyle sevmeli insan birde kararında, suyunu az verirsen birde şevkati esirgersen solar ,aynısı fazlası içinde geçerliydi. Onun gülünü soldurmuşlar ama o hep yanında taşımış gibi, anlatılanlarla dün olanlar bir bir gözümün önünden geçerken;
"Henüz sözümü tutamadım."demişti.
Söz ne içindi? bu yüzden"geçmişim geleceğim, herşeyim"demişti.Anne sevgisi nedir bilmezdim henüz annemin olduğu zamanlarin hatıraları çok azdı yüzü,sesi,dokunuşu hatta gözlerinin rengi saçları düz yoksa benim gibi dalgalı mı bunları bile bilmiyorum belki ama eksikliği nasıl hissettirir bilirim o yüzden yüreğindeki yangına az da olsa su serpme şansım bu kolye ise yapardım, bulurdum onu anlık ayaklandığım da
Bakışlar bana döndü;
"Yasemin abla salona dokunmadınız değilmi?"
"Yok kızım,sen öyle deyince bıraktık."
Salona kesinlikle kimsenin dokunmamasını kendim halledeceğimi söylemiştim.Ufak ama derin bir temizlik ile nerdeyse çıkar sonuçta diye düşünüyorum ama evde olmama ihtimali çok daha yüksekti;
"Tamam ozaman ben geçiyorum siz kahvaltı edin öyle başlarsınız"deyip Hole çıktım. Aklıma gelen fikirle tekrar içeriye dönüp, "harun abi, telefonunu rica edebilir miyim?"
"Yasak hanımım maalesef."
"Yabancı birini aramıcam abi, başınıza bela açıcak değilim,behramı arar mısın?"
En yakından o tanıyordu ve en son boynunda olup olmadığını nerde saklaya bilecegini tahmin ederdi. Belkide eve geldiğinde üstünde bile değildi bunun için önce Behram ile konuşmalıyım.Kafa sallayıp numarayı tuşladı. Telefonu bana uzatınca elime alıp kulağıma götürdüm ikinci çalışta açıldı;
"Söyle harun"düz otoriter sesi ile anlık sustum genizlerimi temizledim 'alt tarafı bir soru hadi ama bunda çekinecek ne var?'tekrar konuşmak için cesaret gösterdim "benim alkım"
"Buyrun?"
"Behram bu kolyesini çağan sık sık takar mıydı yada genelde nerde saklardı biliyormusun? ne zaman çıkardı boynundan ,onu arıyacam ama evin neresinden başlamalıyım?"
"Aslında Alkın hanım abi genelde boynundan hiç çıkarmazdı ama salonda gömme bir dolap var sütunlu bölgede bir kadife kutu var ona koyardı onada zaten baktık ama yoktu."
"Alkım."
"Ne?"
"Adım,alkım."
Salona girip tarif ettiği yere ilerledim"bir dakika bekle." dolabın kapaklarını iki yana ayırdığımda üç bölmeden oluşan dolapta bir çok evrak ve belgelerin bulduğunu gördüm üst raftaki kadife kutuyu alıp kapağını açtığımda yoktu. Dolabın herhangi bir yerinde sıkışıp kalabileceği yada düşüceği yer aradım oda yoktu."en son ne zaman çıkarmıştı hatırlıyor musun?"
"Dediğim gibi Alkın hanım genelde çıkarmaz ama o gün sanırım takmıştı yani boynunda olma ihtimali yüksek."
"Alkım,Behram adım alkım. "
"Sizin de adınız bir tuhaf Alkın hanım, salkım der gibi öyle isimmi olur"sahte sitemde bulunduğunda gülümsedim. Bu herif ismimi beğenmediği için değiştiremezdi!
"peki benim evimde düşmüş olamaz mı?"
"Olabilir tabi aklımıza hiç gelmedi."
"Tamam ben şimdi oraya gidip bakarım."
Konuşmam ile lafı ağzıma tıkayıp aceleci tavırla;"kurban olayım kımıldama yerinden "deyince gözlerimi devirdim.Evden kaçıyormuşum gibi davranmasına gerek yok. Onun değerli 'abisi' için uğraşıyorum.
"Niye Behram?"
"Alkın hanım abiyi benim başıma deccal mi ediceksin sen, tek başınıza veya izinsiz dışarısı yasak herhangi biriyle buluşmanızda."
Gözlerimi sinirden kısıldı dudaklarımı dişledim kısık bir sesle dişlerimin arasından "lan sanki nereye gidiyorum yada gidebiliyorum. Abinin şartelleri düzelsin diye burda bişey yapmaya çalışıyorum."
"Tamam ben giderim çocuklarla ozaman."
"Hayır ,beni al ozaman bende gelicem."
"Abi benim belamı sikicek yanlız Alkın hanım"
"YAAA ALKIN YOK , Alkım basit bu kadar gel beni al dedim, Behram on beş dk içerisinde burda olmazsan kendim giderim."deyip telefonu yüzüne kapattım .
Odama çıkıp üzerime bir ceket ve ayağıma uzun çizmeleri geçirdim. Belki telefonumu gizlice bulabilirsem saklayıp getirebilirdim hazır olduğum da aşağıya inip yasemin ablaya çıkmam gerektiğini söyledim. Dış kapıdan bahçeye çıktığımda siyah pasat ile Behram fıskiye etrafında dönüp önümde durdu iyi bu taktik sevdim isteyince ne çabuk gelinebiliyor demekki;
Arabaya ilerleyip ön koltuğa behramın yanına bindim. Yandan 'sen nasıl bir varliksin bakışı atıp 'önüne döndü "noldu ne o bakışlar?"
"Abi kesin benim belamı sikicek."
"Korkma sanki bana hiç birşey olmayacak,kolyeyi bulursak cezamız hafifler."deyip göz kırptım .
'ya sabır 'çekerek gaza yüklendiğinde yola çıktık tam olarak nerde olduğumuzu anlayamamıştım ama çağanın evinden benim evime kırk dört dakika sürmüştü. Aracı evin önüne park ettiğinde indim.Evimin görüntüsü içler acısıydı. Parçalanmış pencelerden dökülen camlar etrafa saçılmış bir şekilde hâlâ duruyordu evin dış cephesinde bulanan kurşun izleri,kırılmış bir adet kapıyla tam bir harabeydi.Bozuntuya vermeden eve ilerleyip kırık kapıyı açarak içeri girdik. Her yer cam kırıkları dolmuş , parçalanmış ayna ve televizyon vardı. Duvarlardan düşen çerçeveler, parçalanmış vazolar. Cam kırıklarına basarak adımlarken o gece kenarına saklandığım koltuğa yaklaştım gözümü dahi kırpmazken içimde kopan fırtınaların ruhumu emercesine canımı yakıyordu.
Yerde kırılmış bir çerçevenin içinde olan babamla fotoğrafımızı sardı parmaklarım, henüz dört yaşındayken kocaman gülümse ile babasının kucağında ikisininde sıkıca sarılarak verdikleri pozu annesi ölümsüzleştirmişti. babamdan bana kalan tek hatıraydı ama oda zarar görmüştü,daha dikkatli bakınca babamın olduğu kısımın alınına mermi denk gelmiş olmalıydı ki delinmişti acele ile cebime sıkıştırdım.Evi incelidikçe o siyah bakışlar mümkünmüş gibi varlığını ensemde hissettirdi. Köşeye sakin adımlar ile vardığımda dizlerimin üzerine çöktüm parmaklarım duvara saplanmış kurşunu bulduğun da daha fazla fazla buna maruz kalmak istemiyordum.
hafif sirkelenip kendime geldiğimde behrama döndüm;"o akşam noldu? yani nerelere girdi yada bir münakaşa oldumu? Belkide kopmuş olabilir."
"Öncelik içeriye biz girdik kimse yoktu sizde yerde baygın bir haldeydiniz, sonrasında içeriye abi girip yaranıza bir bez bulup kapattı sonrasında kucaklayıp çıkardı sizi."
"Peki bezi nerden aldı?"
"Alkın hanım çarşaftı valla kızıcaksan da abiye kız o buldu bezi."Saçmalama hızına göz devirdim. Yüzüne 'mal mısın' bakışı atıp sorumu yenilemek zorunda kaldım"Bezi nereden aldı?"
"Sanırım koridorun ilerisinde ilk kapı."
Oraya doğru ilerledim düşme ihtimaline karşı arıyacaktım"Behram sap gibi durma ve salonu ara."seslenip odaya girdim.Her yeri karış karış aradığımda odada düşmediğini anladım.
Odanın kapısını açmak için elimi uzatmıştım ki. İçeride Gelen yabancı sesle kaldım.Nefes alış veriş sesimi bile düzeltirken,
"Behram, nasılsın koçum." sesi ile kala kaldım bu ses olamazdı. Onun burada ne işi vardı?korkuyla kapıya sindim.Ayvaz Vural buradaydı ve ben avı hemen yan odadaydım.Titrek nefesle kulağımı kapıya yasladım.
"Hoşgeldin Ayvaz abi."
"Hoşbulduk koçum ne iş?"
"Abi bişey kayıp onun için geldim."
"Çağan artık hiç bir şeyine sahip çıkamaz oldu Behram yaman abinin arkasını toplamak yine sanamı düştü."
"Estağfurullah abi."
"Demir."
"Emret abi."
"Ver koçum şu kolyeyi bakalım aradığı şey buna benzermiydi."Saniyelik bir sessizlikten sonra tekra konuştu behrama gösterdikleri şeyi incelemiş olmalı ki tekrar konuştu;
"Evet abi."
"Behram Şimdi abine gidiyorsun bu akşam kızı bana teslim ettiğinde kolyeyi teslim alıcağından bahsediyorsun,ayrıca eğer etmez ise işte ozaman ben gelip kendi bildiğim yollar ile alırım kızı beklemeyi sevmediğimi biliyor beni daha fazla yormadan kendi gelsin getirsin."
"Emredersiniz abi."
Adım sesleri duyduğum da gittiğini düşündüm tam adım atacağım anda ise bir diyalog daha duyuldu korkuyla olduğum yere daha fazla sundum nefes almayı bile bırakırken çağana hak vermiş olmak canımı sıkıyor.
"Hayırdır lan sen abime yağcılık mı yapıyorsun?"
"ben,sen miyim olum yürü git abi gidiyor yetiş sağ koluysan işini yap hadi canım benim."
"Yağcı pezevenk,şuralara iki paspas Atasaydın yazık kızın evi böyle kaldı pis herif."
"Gel yavrum çok meraklıysan ben seni paklarım"
"Aa git be ırz düşmanı!"ardından demirden "emredersiniz abi." sesiyle içerisinin dağıldığını anladım.Sakince aralayıp baktığımda koltuğa çökmüş Behram tek eliyle kafasını sıvazlıyordu.Yanına ulaştığımda yüzüme bakmadan evden çıktı.Duyduğumu biliyordu ama ona hiç birşey sormayacaktım. Arabaya geçtiğimizde sessiz bir yolculuk ile eve gelmiştik. Arabadan indiğimde lacivert bir spor araba bahçeye girdi.
Behram arabadan inip yanıma geldiğinde ikimizde aynı tepkiyi vermiştik "HASİKTİRR"ellerini önünde kavuşturan Behram dik duruşa geçti. Arabadan inen jilet takımıyla dağınık kumral saçıyla inanılmaz çekici olan çağan çatık kaşla yaklaştı gözlerini yüzüme kilitleyip ;
"kız sincap,ben seni kendi haline bırakmayacak mıyım lan?"
"LAN MI, ayıp bir beyfendiye yakışıyor mu hiç?"
"SUS KIZ, adamımı bile yoldan çıkardın."
Behram hala başı eğik dururken ensesine bir şaplak indirdi soran gözleri onu bulurken bu sefer ses tonu sertti.Çağan;
"Oğlum napiyosun lan sen ,bu kızı nasıl dışarı çıkarırsın ya başına bişey gelseydi ya gelip alsaydı onu elinden."
"Tamam bağırma ona ben inad ettim."
"Seninle ayrı konuşalım sincap eve geç."
Behrama özür dolu üzgün bakışlar atıp koşar adım eve girip salona ilerledim.Ter temiz yapılmış bütün herşey önceki gibiydi sanki,
koltuğa ilerleyip yerleştim.Büyük ihtimalle şuan olan herşeyi Behram anlatacaktı.
Bu akşam beni teslim edicekti sesiz düşüncelerimin arasında içeriye girdi.
Gayet sakin bir şekilde karşıma oturdu.
"ne istiyorsun, kararın nedir?"
Kararım belliydi bana başka seçenek kalmıyordu.Nasıl olsa gözlerindeki dinginlik olucak felaketin habercisi gibiydi, azar seansını geçip direk konuya girince daha bir gerinlik sardı vücudumu dudaklarımı dişledim.
Kısık bir sesle"ben kabul etmesem bile o beni alicak zaten deilmi?"
Kaşlarını çattı sağ elini yumruk haline getirdiğin de ellerindeki damarlar belirginleşmisti kısık gözlerle baktı. Söylediklerim hoşuna gitmedi ama o adam bunu yapabilecek biriydi.
"Seni ben istemediğim sürece kimse alamaz, zarar veremez bunu o aklına sokmam gerekicek."
"Ben duydum behramla olan konuşmasını."
"Duyman benim dediklerimi değiştirmiyor."
"Ama gelicek ve ben korkuyorum olucaklardan yapabileceği şeylerden bütün ihtimaller arasında benim ya ölmem ya yara almam var."
"Yara almak bizim genel rutinimiz bak bunu yapmak için çok fırsat kovalıyacaklar sana peri masalı anlatıp hiç zarar görmiyeceksin demiyorum,Ama sana verilebilecek her zarar misliyle geri dönüşünü alıcaktır."
Sesindeki sert kesinlikği alay büründü çarpık gülümseme ile baktı."Ama ölmek ben izin vermeden sana ölmek yasak, bana lazımsın sincap." Deyip göz kırptığın da sanırım hem sakinleştirmeye çalışıyor hemde gerçekleri dile getiriyordu.
"Bugün teslim etmezsen gelip alıcağını söyledi bide şu kolye_"
Anında konuşmamı onun kelimeleri böldü "ben onu her türlü alırım seni ona teslim etmemdeki amaç oyun bir an önce başlamalı."
"Tamam, bugün başlayalım."
"Hay hay böyle güzel bir hanımefendiyi kıracak değilim." sırıtışla geriye yaslandığın da beni süzmeye başladı.
Oyun bir an önce başlamalıydı.Zaman aleyhime işlerken ilerde yaşanacak olanlar şimdilerden tezattı kalbimin içinde onlarca ışıltıdan birinin parıltısı söndü. Ufacık bir karanlıktı ama zamanla derin bir alacayı çağırırdı.
Kartlar yeniden dağıtılacak ve ben, beni mecbur bırakıldığım herşey için yeri gelicek hesap sorucaktım kader bizden yana değilse bana düşen rotama kaderi uydurmak olacaktı.
***
Odamda terastaydım çağanın işten dönmesini bekliyordum konuşmanın ardından çıkmış akşam döndüğün de çıkıcağımızdan söz etmişti ,sanırım bir saate gelirdi ve üstüme çekin düzen vermeliydim.Dolaba yönelip kapağını açtığımda şöyle bir göz gezdirdim.
Bir kaç parça dışında birşeyim yoktu. rastgele bir siyah kot çıkarıp siyah triko kazağı da alıp kapağı kapattım. Kapı tıklatması ile elimdekileri yatağın üzerine bırakıp;
"gel."
Dediğimde içeriye neriman girdi. Elinde kırmızı genişçe bir kutu vardı. Bana uzattığın da,
"alkım hanım bu sizin için, çağan bey yolladı."
Elindekini alıp onaylarcasına başımı salladım.
Odadan çıkıp gittiğinde kutunun kapağını kaldırdım. İçindeki zarif elbiseye göz atmadan önce küçük notu elime alıp okudum;
"belki daha güçlü bir kadın olarak görünmek için bir adım attın ve bende sana bu yolda eşlik edicek olan şövalye,yakışacağına eminim."
Tatlı bir tebessüm yüzümü esir alırken kutunun içindeki elbiseyi ellerime aldım.Hazırlanmaya koyuldum saçlarıma hızlıca şekil verdim, elbiseymi de giyindiğim yarım saatte hazırdım.
Ayının karşısında kendimi inceledim çağanın zevkine bayılmıştım. Dizimin bir karış üstünde biten siyah boğazlı uzun kollu zarif bir elbiseydi ama sırtındaki dekolte ayrı bir hava katıyor geniş kollu bilekten lastikliydi göğüs kısmında kalp şeklinde dekoltesi vardı dar kalıbıyla bütün fiziğim ön plana çıktı kestane uzun saçlarımı dağınık bir topuz yapıp perçemlerimide yanlardan saldım ayağıma siyah topuklu yarım çizmeleri giydiğim de tamamdım.
Kapı açıldı yönümü dönüp gelene baktığımda çağandı baştan ayağa süzdü kaşları çatıldı şaşkın ifadeyle yüzüme baktı.
"Bune lan?"
"Ne?"
"bune diyorum, ben bunu'mu yolladım"
"E-evet olmamış mı?"
"Lan bunun her yeri açıkmış?"
"Off gerçekten bu'mu sorun yani?"
"İstersen başka birşey giyebilirsin beklerim."
"Yok ben beğendim çıkalım."
Sabır çeken ifadeyle yüzüme baktığında arkasını dönüp çıktı bende peşinden ilerleyip kapıya geldiğimiz de üstüne ceketini giyip askıdan uzun kaşe montu bana uzattı üzerime giyinip çıktık.Behram ve bir kaç kişi anında toplanıp arabalarına yöneldi bizde arabasına binip yola çıktığımız da derin bir sessizlikten sonra konuşmaya ben girdim;
"Nereye gidiyoruz?"
"Ortak bir yerde görüşücez."
"Napmam gerekiyor?"
"Hiç birşey şimdilik ama eve girdikten sonra önce güvenini kazanmaya başla sonrası için zaten devamlı iletişim hâlinde olmamız için birşeyler düşündüm."
Bir eli direksiyondayken torpido gözüne uzanıp bir telefon kutusu çıkartıp kucağıma bıraktı. Yeni nesillerin aksine fazlasıyla eski ve tuşlu bir telefondu ve küçük bir ebatta sahipti.
"Al bunu içinde hatta var numaram da içinde bana ulaşamazsan behramı ara en ufak şeyleri bile bilmeliyim."
"Anladım."
"Bunu senin üstünde görürse biteriz,güzel bir yerde sakla beni her gün arıycaksın güvenini kazanmaya başladığın da bizde asıl oyuna başlamış oluruz."
Telefonu elime alıp baktım ben bunu nasıl saklıyacaktım ,adam beni azraile teslim edicekti az sonra ve yasıyacağımdan çok emin olarak konuşuyor.Telefonu şu anlık en kesin yere yani göğsüme sıkıştırdığım da göz ucuyla bakıp döndü sanki ilk bakışta anlamamış gibi tekrar döndüğünde arsız gülüşle yüzüme çıkardı.
"ne var?" çarpık gülümsemesiyle önüne döndüğünde. Gayet güvenli bir yere saklanmıştım bence.
"Yani beni her geçen gün daha fazla şaşırtıyorsun."
"Yaparım öyle şeyler."
Sesizlik içinde geçen yolculuk sonrasında en sonunda gelmiştik. Tenha bir arazide arabayı durduğunda karşımızda dört araba duruyordu. En önde yaslanmış ellerini göğüsünde kavuşturmuş sert çehresin de tehtitkar ifade vardı.Arabadan indik çağan karşısına geçti.Yanında durduğumda Behram bir adım arkamızda bekliyordu,keskin soğukluğu ile önce beni incelediğinde karanlık bakışlarında donukluk vardı ardından çağana bakıp;
"Bu kadar gecikmemeliydin."
"Sende hoşgeldin vuralım."alaycı tavırını kuşanmıştı. Her ortamda bu tavrını koruması sinir bozucuydu onun yüzü kuru tabi benim teslim ettikten sonra rathat bir şekilde evine gidebilirdi.
"Yolla kızı yorma beni."
"Alınıyorum ama artık bebek yüzlüm iki sohbetin belini kırmayalım mı?"
"Sen yeterki iste kırmaya nerenden başlamalıyım!"
"Biliyorum beni ne kadar sevdiğini inan bi o kadar bende seni ama şimdi iş zamanı sevgi sözcüklerini sonraya sakla olurmu yavrum."
"Senin dalağını sikeyim."
"Bilmukamele."sinsi sırıtışla bu adamdaki rahatlık beni şaşkınlığa uğratıyor du.
Ayvaz elini cebine atıp kolyeyi çıkardı. Parmağının ucuna taktında elinde çevirmeye başladı.Bunu gören çağanın yüz ifade hızla değişti öfke ve sinir aldı dişlerini sıkarak keskin bakışlarını ayvazın gözlerine dikti.
"Ver onu."
"Hani bir anlaşmamız vardı?kızı yolla bana."
Koluma parmaklarını sardığın da canımı yakacak kadar sıktı. Ufak bir inleme koptu dudaklarımdan.Ayvazın ayaklarının dibine savurdu bedenimi dizlerimin üstüne düştüğüm de avuç içlerinde ki acıyla sakin bir nefes verdim.Ellerimi kaldırıp avuç içime baktığımda taşlar ve cam parçası gördüm çıkarmaya çalışırken dudaklarımı dişledim aniden çekip çıkarttığım da ufak bir inleme çıktı dudaklarımdan;
"Al kızı senin olsun zaten bir işime yaradığı yok."
"Hay hay demir alalım arkadaşı."
Demir denilen adam ellerini uzattığın da sinirli bir şekilde "çek şu ellerini!"
Bağırıp ellerini savurdum önümde Ayvaz diz çöktüğün de parmaklarını çeneme bastırıp gözlerimi gözlerine kenetledi keskin soğuk bakışlar yutkunma sebep olsada acizliğimi gösterecek değildim.
"Arabay geç!"
"GEÇMİYORUM!"
"SANA ARABAYA GEÇ DEDİMM!"aklımı başımdan alıcak kadar korkunç bir ifadeye büründüğün de gözlerim yaşarmıştı. yine bir işe başladıysam devamı gelmeliydi sakin kalmam gerekiyor.
"ALLAH BELANIZI VERSİN!"yok kalamıyorum olmuyordu.Ardından çenemi geriye savurdu. Ayaklandı demir tekrar bana yönelmişti ki elini kaldırıp durdurdu.
"Dokunursan senin evveliyatını sikerim!"geriye adımlayıp çekildi demir.Elindeki kolyeyi almak için çağan avucunu uzattı gözleriyle birbirini kaç kez vurup öldürdüklerini saymadım Ayvaz kolyeyi avucuna bıraktı.Çağan göz ucuyla bile bakmadan geri geriye adımlayıp arabasına yöneldi.
DENGESİZ HERİFF!!!
"Adiòs queridò!"seslenip arabasına bindi.Gazı kökleyip son süratle uzaklaştığın da kala kaldım. Başımı kaldırıp siyah bakışlara baktım.
Gecenin karanlığından daha karanlıktı en ufak duygu değişimi olmazken aniden elime uzandı. Yaralı avucuma elini sarıp ayağı kaldırdı. canımın acısıyla ufak bir nida döküldü sürüklercesine arabaya götürdüğünde arabanın içene bedenimi resmen fırlatmıştı. Kapıyı üzerime kapatıp sürücü koltuğuna geçti ardından Gaza yüklenip yola çıktık.
