14. bölüm · Prenses Ada ( Tahtın Gölgesinde)

Suikast

Türk Dostoyevski

Maçlar üç saat devam ettikten sonra stadiondaki bağırışmalar arttı. Halkın sonunda beklediği adam çıkmuştı. Bu adam Kambys’tan başkası değildi. Eğitimini tamamladıktan sonra birkaç maça katılmış ve halk tarafından çok sevilmişti. Hatta ona “boyun kıran” lakabı takılmıştı. Bu lakabı iki kişiyle dövüşürken yaptığı hareket sonucunda ona verilmişti. Iki kişiden biriyle karşılıklı dövüşürken ötürü onu sırtından vurmuştu. Sinirlenen Kambys ellerini geriye atmış, adamın boynundan tutmuştu. Boynundan tutuğu adamı kaldırıp diğer adamın üstüne atmıştı. Tabi bu hareketinin ardından adamın boynu kırılmıştı. Halk o maçtan sonra ona öyle seslenmeye başlamıştı. Şimdi de bütün kalabalık “Boyun kıran” diye bağırıyordu. Kambys ellerini iki yana açıp onları selamlıyordu. Piksandros planının başarılı olmasının hazzıyla locasında gülümsüyordu.

Kambys ilk başta dövüşemeyeceğini düşünse de maçlarda aldığı galibiyetlerden sonra kendine güveni gelmişti. Binlerce kişinin adını haykırması ve onu sevmesi işini kabullenmesini sağlamıştı. Dövüş alanındayken seyircinin desteğiyle bir ayıyı yenebileceğine inanıyordu. Kambys rakiplerini çok fazla uğraşmadan yendikten sonra maçlar bitti.

Callista saatlerce bekledikten sonra sonunda beklediği an gelmişti. Belindeki hançeri insanlara belli etmeden bileğinin iç kısmına sakladı. Piksandros ve etrafındakiler stadion’u terk etmek için çıkışa doğru ilerlemeye başladılar. Callista da hareketlendi. Aklından kralın önünde olacağı zamanı hesaplayarak yavaş yavaş ilerledi. Aklında hiçbir şey yoktu. Sadece duyduğu öfkesinin ona yaklaştıkça arttığı hissediyordu. Piksandros önüne doğru geldiğinde harekete geçti. Tam bu anda stadiona gelen Xhante artık çok geç olduğunu anladı. Öylece kalakaldı. Callista muhafızların dikkatsizliğinde yararlanarak aralarından geçti. Bileğindeki hançeri eline aldı. Tam hançeri Piksanros’a saplamak üzereydi ki bir el onu yakaladı. Hançer elinden Piksandros’un önüne düştü. Piksandros ne olduğu anlamayarak arkasına baktı. Sofokles’in bir kızı kollarından tutuğunu gördü. Sofokles böbürlenerek “Kralım bu kız sizi öldürmeye çalıştı. Son anda ben araya girdim de bu hainliği engelledim.” dedi. Piksandros öfke ve şaşkınlıkla etrafındakilere “Kim bu kız” diye sordu. Kalabalıktan biri “ Hain Heliodoros’un kızı bu.” dedi. Piksandros yaşadığı şoku atlattıktan sonra “Öyleyse yarın o da hain babasının kaderini paylaşacak” dedi.

Callista başarısız suikast girişiminin ardından idam cezasına çarptırıldı. Callista da babası gibi persliler tarafından satın alınmıştı. Babasının sapkın düşüncelerle karıştıramadığı devleti, kızı kralı öldürerek bu amacı gerçekleştirmeye çalışmıştı. İdam yarın gerçekleşecekti.