15. bölüm · Prenses Ada ( Tahtın Gölgesinde)

3. Kısım:İdam

Türk Dostoyevski

Piksandros Callistanın ölümünün herkese ibret olması için idamı agorada gerçekleştirmeye karar verdi. İdam platformu agoranın kamu binalarının önüne kuruldu. (Kalafatis'in konuşma yaptığı yerin arkasındaydı) Platform tahtadan basit bir mekanizmayla yapılmıştı. Herkesin görmesi için yükseltilmiş dikdörtgen şeklindeki platformun ortasında açılabilir kapak vardı. Sağ taraftaki kol çekildiğinde bu kapak açılır, mahkum boşlukta sallanırdı. Bu platformda mahkumun asılacağı üç kalın kütüğün birbirine bağlanmasıyla oluşan ipin ucunun bağlandığı alan vardı. Tahtaların üstünde kan lekeleri vardı.

Callista'yı agoraya kollarından tutan iki muhafız getirdi. Callista kalabalığın arasından boynu dik şekilde yürüdü. Kendisine söylenen küfürlere ve attıkları çöplere aldırmıyordu. Sadece arada atılan taşlara acıyla tepki veriyordu. Uzun siyah saçlarının arasına çöpler karışmıştı. Beyaz oval yüzü kanlar içerisindeydi. Giydiği beyaz chiton (uzun tunik) atılan çöplerden kirlenmişti. Ela gözlerini bir yöne sabitlemiş ses çıkarmadan yürüyordu. Yanından geçmesine rağmen Xhante'yi fark etmemişti. Her attığı adımın ona sonuna yaklaştırması utandığı bir korku duymasına neden oluyordu. Sonra babasının "Haksızlıklar karşısında ses çıkarmadan yaşamak ölmekten daha kötüdür. Şunu unutma kızım, haksızlıkların karşısında olmayan herkes, o düzenin yanındadır. Ben böyle yaşamaktansa ölmeyi yeğlerim. Çünkü bazen asıl mesele nasıl yaşadığın değil, nasıl öldüğündür. " sözlerini hatırlıyor ve kendinden utanıyordu.
Kalabalığın bir kısmı öfkeyle Callista ya bağırıp hakaretler etse de bir kısmı onun haline acıyordu. Halk artık bir şeylerin farkına varmaya başlamıştı. İlk başta inandıkları yalanlar şimdi inandırıcı gelmemeye başlamıştı.

Yürüdüğü yol Callista'ya normalden daha uzun geldi. Çünkü her hareketinin farkındaydı. Daha önce robot gibi otonom şekilde yürümüştü. Şimdi ise her ayağını kaldırışının, taş zemine her ayağını koyuşunun ve ısınmış taşların çıplak ayaklarını yakışının farkındaydı. Çoğu zaman bilinçsiz yaptığı yürüme eyleminin şimdi tüm mikro davranışının bilincindeydi. O kadar kolay gözüken yürüme eylemi, platforma yaklaşırken zorlaşmaya başlamıştı. Callista ilk başta ayağını kaldıramamaya başladı. Ayaklarına taşıyamayacağı kadar büyük yük koyulmuş gibi hissediyordu. Zorlukla ayaklarını taş zeminde sürüyerek ilerlemeye çalışıyordu. Yavaşladığında muhafızlar kollarından iterek onu hızlandırıyordu. Platformun merdivenlerine geldiklerinde ayağını yukarı kaldıramadı. Sanki belden aşağısı felç olmuş gibiydi. Callista bu zayıflığına öfkeleniyor, adım atmak için bütün gücünü harcıyordu. Ama muhafızlar onu beklemeyerek koltuk altlarından tutup onu platforma çıkardı. Urganı boğazına geçirdiler. İşte o an kalabalığa göz attı. Ön sıralarda ağlamakta olan Xhante'yi de o zaman fark etti. Xhante bir yandan hüngür hüngür ağlarken, bir yandan Tanrılara arkadaşını kurtarmaları için dua ediyordu. Gözlerinden akan yaşlar görmesini bulanıklaştırmıştı. Gözlerini eliyle sildiği zaman Callista'nın kendisine bakmakta olduğu anladı. Bir kaç saniye bakıştılar. Zamansal olarak geçen o birkaç saniyede birbirlerine çok şey anlattılar.

Callista gözlerini kaçırdı. Xhante'yi görmek onu da duygulandırmıştı. Göz yaşlarını zorlukla tutuyordu. Çünkü eğer ağlarsa insanlar pişman olduğu sanacaklardı. Kapağı açacak kolu tutan muhafız pişkin pişkin gülümsüyordu. Aynı pişkinlikle " Armut dibine düşermiş ha. Hainin kızı tabi ki hain olacaktı. "dedi. Callista bütün gücünü topladı, herkesin duyması için haykırarak "Artık uyanmanız için kaç kişinin ölümünü izlemeniz gerekiyor. Kaç kişi daha gerçeği görmeniz için kendini feda edecek, ne zaman uyanacaksınız?Babam bunun için öldü, bende bunun için öleceğim. Uyanın, uyanın ." dedi ve muhafız kolu çekti. Gıcırdayan ahşap mekanizmanın sesi tüm agorada yankılandı. Callista'nın bedeni boşlukta sallandı. Xhante tüm umutlarının boşa çıkmasının yarattığı hayal kırıklığıyla diz çöktü. Son ana kadar bir kurtarıcının arkadaşını kurtaracağına inanmıştı. Böylece Sofokles hem Callistanın hem de Heliodoros'un ölümüne neden olmuştu.