PETEK kitap kapağı

2. bölüm / 7

PETEK

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Bendeniz Zeze

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 2. Bölüm

Saat 4.46

Kapımız bir anda sert bir şekilde yumruklanmaya başladı. Ne oluyor şimdi?! Gecenin bir saati kapı mı kırılır?!

Hepimiz uykulu uykulu birbirimize bakıyorduk,bir yandan da kapımızın kırılmasına ramak kalıyordu.

Zehra: Ne oluyor ya?
Begüm: Kim lan bu?! Tövbe tövbe...
"Kimse kim göstereceğim şimdi ben ona kapıya nasıl vurulur!"

Hızlıca yattığım yerden kalktım ve çantamın üstünden yazmamı alıp başımı örttüm hızlıca. İnce bir gömleği de geçirdim sırtıma ve masadan silahımı alıp kapıya geldim. Kızlar da başını örtüp hemen geldiler.

Kapının deliğinden baktığımda bir adam vardı. Orta boylara, esmer, sakallı makallı bir şeydi.

Begüm: Kim?
"Bir tane adam. Adam denirse tabi. Şu tarafa geçin, gözükmeyin."
Zehra: Sen de geri de dur. Ne olur ne olmaz.

Kızlar kenara geçti, ben de bir kaç adım geri attım Zehra'yı dinleyerek.

Kapıyı açtığım gibi karşı dairenin de kapısı açıldı. Adamla bakıştık bir an.

" Ne oluyor?! Kimsiniz siz?! Saat gecenin beşi! Bu saatte kapı mı yumruklanır?! Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?! Hele ki bir polisin kapısını yumruklamaya nasıl cesaret edebilirsiniz!?"

Adam bikaç saniye boş boş yüzüme baktı. Silah elimdeydi ama kapının arkasında tutuyordum, adama göstermedim.

Bir süre bana baktıktan sonra," Şule nerede? " dedi sadece. Şule kimdi ya? Bir de gel bununla uğraş. Gerçekten ilk gecemizde Şule kim bunu mu düşünecektin?

"Ne bileyim nerede lan! Şule kim ne bileyim?! Hem tanısam bile sen hayırdır?! Bir kadının evini böyle çalabileceğini mi sanıyorsun sen!?"

O sırada tam karşı komşumuz olan adam bir şey söyleyecekken yukarıdan bir kadın indi. Uyku sersemi gibiydi ama korkmuştu belli.

Sarışın, mavi gözlü, minyon tipli biriydi. Üstünde uzun bir gecelik vardı. Kadını gördükçe bir kuğu izliyorum sanmaya başladım yavaş yavaş. O kadar narin, ve dikkatli hareket ediyordu ki kuğu bile şaşırırdı kadını görse.

"Ben sana sakın gelme demedim mi Veysi?! Ne haddine geliyorsun?!" diye bağırmaya başladı kadın bir anda. Anladığım kadarıyla adamın sorduğu Şule, bu kadın olmalıydı.

Adam kadına doğru bir adım atmıştı ki hızlıca iki adım atarak Veysi ile Şule'nin arasına girdim. O sırada benim de önüme biri geçmişti,karşı dairedeki adam. O kadar yapılı ve uzundu ki Veysi görüş alanımdan çıkmıştı.

"İkidir aynısını yapıyorsunuz Veysi bey. Buyurun, sizin tek yeriniz karakolda ifade odasıdır şu an." diye otoriter bir tonla konuştu önümde duran heybetli adam.

O sırada Şule de arkamdan ince bir ses tonu ile "Ben şikayetçi değilim..." diyebildi. Hayretle ona baktım ama sonradan bakışlarımı normale çevirdim.

Begüm :Siz değilseniz bile ben şikayetçiyim! Ayrıca siz niçin şikayetçi değilsiniz bundan?! Gecenin bir yarısı bir adam kapınızı yumruklamaya niyetlenmiş neden şikayetçi değilsiniz?! Kocanız mı kim bu?!

Zehra ile Begüm de çıkmışlardı artık. O sırada karşı daireden bir adam daha çıktı. Ama onun üstünde pijama yerine polis üniforması vardı. Direkt bir şey demeden botlarını giydi ve durup adama baktı. "Hadi bakalım Veysi bey, karakola kadar size eşlik edeyim ben." dedi gülerek.

"Şule şikayetçi değil, götüremezsin beni hiçbir yere." diye direnmeye başladı Veysi salağı. Allah'ım ben bugün bu adamı öldürmezsem bir daha kimseyi öldürmem. Veysi sustuğu an Zehra sinirli bir şekilde ortaya çıktı.

Zehra: Lan başlatma Şule'ne! Tüm Ordu'yu inlettin kanı bozuk!

Üniformalı adama baktığımda Zehra'ya baktığını fark ettim. Hiç uykulu gibi de değildi. Durmuş Zehra 'yı izliyordu. Zehra da bakışlarını Veysi' den çekip adama getirdi.

Zehra: Şule hanım şikayetçi değilse de biz şikayetçiyiz. Üçümüzde.

Adam bir süre daha Zehra 'ya baktıktan sonra adamı alıp binadan çıktı. Diğer adam hala önümde duruyordu. Unutmuş muydu arkasında olduğumuzu acaba?

Adam bir anda bana döndü. Boyu da bir uzundu ki kafamı yukarı kaldırmam gerekiyor. Bir elimdeki silaha baktı bir bana. Tekrar silaha baktı, sonra tekrar bana çevirdi yeşil gözlerini.

"Ruhsatlı mı?"
"Bunu ne hakla soruyorsunuz?"
Sırıttı. Bayağı bayağı sırıttı. Sonra cüzdanını çıkarıp polis armasını gösterdi. Şu an kendi cüzdanımı çıkarıp onu orada bırakmak isterdim ama malum cüzdanımla uyumuyorum.

Tam bunu düşünürken Begüm bir anda cüzdanımı bana uzattı. Bana bakıp gülüyordu. Ona bakıp bende güldüm. Cüzdanımı alıp açarak onunkinin karşısına tuttum. Cüzdana kısaca bakıp tekrar bana çevirdi gözlerini.

"Peki polis hanım,sakin." diyerek sırıtmaya devam edince sinirlenmedim değil ama belli etmedim çok. Cüzdanı kapattım, silahın da emniyetini açtım. Sonra arkamda duran Şule'ye döndüm.

"Kim bu Veysi Şule Hanım?"
Kadın üzgün üzgün bana bakıyordu. Sonra Begüm ile Zehra 'ya baktı. Sonra arkamda duran adama da bakıp gözlerini yere çevirdi hemen. "Kocam." dedi kısaca.

Hem kocasıydı hem de evini mi karıştırıyorsun? Ne saçma şey bu? Böyle şey mi olur?

"Kocanız evini hep böyle şaşırır mı?" dedim ciddi bir şekilde.

Sonra arkamdan derin ama bıkmış bir iç çekme sesi geldi. O adamdı, hala arkamda duruyordu. Sonra "Şule Hanım hatırladığım kadarıyla bir önce ki ev sahipleri aynı sebepten taşınmışlardı." dedi imalı bir sesle. Nasıl yani, evimizin bir önceki sahipleri bu sebeple mi çıkmıştı evden? Bir arkamdaki adama bir Şule'ye baktım.

Zehra: Ablacım sen emin misin bu adamın kocan olduğundan?
Begüm: Şule hanım bu adam basbayağı kadın düşmanı. Kocanız olsa bile şu saatten sonra bir daha düşünün derim ben.
"Bakın hanımefendi... Gerçekleri olduğu gibi anlatırsanız size yardımcı olabiliriz biz. Ben polisim. Üstelik bu beyefendiler de polis. Çekinmenize gerek yok. Onlara anlatamıyorsanız bana anlatın, fark etmez."

Kadın hiçbirimizin yüzüne bakamıyordu. Yere bakıyordu sadece."Şikayetçi olursam içeri girer mi?" diye sordu sadece.

"Ne için şikayetçi olduğunuza bağlı. Şöyle yapalım, siz bir eve geçin sakinleşince. Sonra hazırlanın karakola geçip detaylı konuşalım." dedi adam. Kadın onaylandıktan sonra yukarı çıktı hemen. Ben önüme döndüm. Adam da bir kaç adım geri çekildi. "Eğer şikayetçiyseniz sizinde karakola gelmeniz gerekiyor." dedi.

"Biliyorum. Geliriz sıkıntı değil. Merkez şube mi?" diye sordum. "Hayır, ilçe merkez. Bilmiyorsanız beraber gidebiliriz isterseniz."

"Kaç dakikaya çıkıyoruz?"
"Maksimum 20 dakika. Şule hanım anca iner."

Saatime baktım hemen, 5.03 geçiyordu.

"Saat 5.03. 23 geçe aşağıda oluruz."
Başıyla onaylandıktan sonra kapıyı kapattım ve kızlara baktım.

"Evet... İlk gecemiz hayırlı olsun,ne diyelim."
Begüm: Yani gerçekten on saatlik yolculuktan gelelim, huzurla uyumaya çalışalım olana bak. Bu adamda bir şeyler var kesin.
Zehra: O kesin zaten. Hayır bu Şule midir nedir? Neyi saklıyorsa? Senden önce iki polis varmış şimdi sen de varsın üç oldu. Neyden korkuyor olabilirsin yani değil mi?
"Neyse ne. İfade de çıkar suyu. Belki tehdit ediyordur kadını biz bir şey demeyelim yine de. Hadi hazırlanalım da inelim aşağı."

Odaya doğru gidiyordum ki Zehra'nın sesi ile durdum.
Zehra: Eylem.

Ona dönüp ne var anlamında başımı salladım. Zehra da Begüm de birbirine baktılar. Bir şey diyecekler ama acaba nasıl saçma bir şey diyeceklerdi? Merak ediyorum açıkçası.

" Ne? Ne var? Ne gülüyorsunuz?"
Begüm: Bu adamla işin çok gibi geldi bana.
Zehra: Bana da.
Gülmeye devam ettiler.

"Ne diyorsunuz be? Ne işi? Hangi adam?"

Zehra: Ya hadi hadi, yeme bizi. Anlamazsan gelme. Şu karşıdaki adamı diyorum. Hani şu sana bakıp... Gülen.

Cümlesini bitirdiği gibi birbirlerine çarparak gülmeye devam ettiler.

"Ya saçmalamayın. Olur mu hiç öyle bir şey? Saçma sapan. Tövbe tövbe... Yürüyün üstümüzü giyinin. Uykusuzluk başınıza vurdu herhalde." diyerek odaya girdim ve kapıyı kapattım.

Çantaları karıştırıp siyah bir kumaş pantolon ve siyah kolsuz bir body çıkardım. Hemen üstümü değişip siyah kot ceketimi de giyip çıktım odadan. Sonra Begüm girdi o da üstünü değiştirirken ben de hızlıca yüzümü yıkadım. Zehra da lavaboya girmişti o sırada. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra çıkıp şalımı bağladım hemen. Cüzdan, telefon, anahtar, silah gibi kişisel ihtiyaçları da ceplerimde yerleştirdikten sonra çıktık evden. Aşağı indiğimizde tam olarak 21 geçiyordu. İki dakika erken inmiştik. Biz indikten hemen sonra o adam da indi. Bize baktı. Üçümüzde hazır bir şekilde arabaya yaslanmış bekliyorduk.

Yanımıza doğru yürüdü. Kendisi de ev arkadaşı gibi üniformasını giymişti. Mesafe bırakarak yanımızda durdu. Sabahın beş buçuğunda işimize bak gerçekten ya,şaka gibi.

"Siz yeni taşıdınız değil mi?"
"Taşınalı yarım gün bile olmadı."
Gülümsedi.
"Pek hoş olmadı ama hoş geldiniz."
"Eyvallah."
Begüm: Sağ olun.
Zehra: Teşekkürler.
"Adınızı sormadık. Malum gergin bir ortamdı."
Bizde güldük.
"Alperen. Alperen Bozkan. Polis memuruyum. Diğer gördüğünüz arkadaş da Emir. O da polis. Anlamışsınızdır zaten sanırım."

Zehra: Anladık, anladık onu zaten. Zehra ben de. Beyin cerrahıyım.
Begüm: Begüm ben de. Acil tıp doktoruyum. Memnun oldum tanıştığıma.
" Eylem. Polisim. Memnun oldum."

Çok kısa bir süre yeşil gözlerini üstümde gezdirdikten sonra kızlara baktı." Bende memnun oldum tanıştığımıza. Hoş geldiniz tekrar, her ne kadar hoş olmasa da."

Binada bakmamıştım ama şimdi çaktırmadan baktım bir an. Allah var tekrar bakılacak biriydi ama bu tekrar bakacağım anlamına gelmiyor. Sadece bakıyorum. Hem o da bana bakıyor ne var bunda?

Buğday tenliydi, kumral saçları vardı, gözleri yeşili ama koyu yeşil. Uzun boylu ve cüsseliydi. Tahminimce boyu 1.87 lerde olması lazım. Gerçi bu boyla 1.90 olma ihtimali bile var.

Ben incelememi kafamda raporlarken binadan Şule çıktı. Yaslandığımız yerden kalkıp arabalara doğru geçtik.

"Sen önden geç, ben takip ederim seni."
"Tamam, Şule Hanımı ben alacağım, takip edersiniz beni."

Arabalara bindik ve önden Alperen bey arkasından biz yola çıkmıştık. Güzelim Ordu ne güzel memleket ya. Karakol yolu bile yeşil yeşil maşallah.

Begüm: Gidince ifade de ne diyelim şimdi?
Zehra: Ne diyeceğiz, geldi kapımızı kırmaya çalıştı diyeceğiz.
"Önce Şule'yi alırlar. Sonra bizden ifade alırlar. Kapımızı kırmaya çalıştı değil ama tam saat belirterek yumruklanmaya başladı diyebiliriz. Şahidimiz de var zaten. Sıkıntı olmaz yani."
Begüm: Doğru. Sağ ayısı gibi şahit var, haklısın.

İkisi de kıkırdamaya başladı yine.
"Ya Rab... Sen sabır ver... Açım zaten. Bir durum sizde."
Zehra: Sen açsın da biz neyiz? Gülüyoruz işte ne var? Hem sen niye üstüne alındın ki? Sana bir şey demedik sonuçta.
Begüm: Katılıyorum.

Yanımda oturan Begüm'e yandan bir bakış attım. Dikiz aynasından da Zehra'ya baktıktan sonra kısaca bende güldüm.

"Neyse,şu işi halledelim de kahvaltı yapmaya gidelim bari."
Begüm: Olur, olur vallahi hayır demem.
"Emin ol üçümüzüde hayır diyecek değiliz şu an."

Yolda devam ederken bir süre sonra vardık karakola. Emir arabasını park etmeye soktuğunda ben de hemen arkasına girdim ve park ettikten sonra indik arabadan.

"Bu taraftan. Siz hangi karakola atandınız?" diye sordu Alperen yürürken bana.

"Buraya..."

Şaşırmış gibi duruyordu. Ama çok sürmedi. Yerini gülme aldı. "Burası demek... Desenize her gün yüz yüzeyiz artık. O zaman buraya da hoşgeldiniz diyeyim."

"Umuyorum bu sefer hoş gelmişimdir."

Güldük. Sonra içeri girdik. İçeride biraz dolandıran sonra Veysi'nin ifade verdiğini söylediler. Şule'yi sorgu odasına aldıktan sonra karşı odadan birisi çıktı. Ortalama 40 yaşında olduğunu tahmin ediyorum. Emniyet amiriydi bu gelen. Ve bize doğru geliyordu.

"Alperen Komiserim, sizinle konuşmam gereken bir şey var-" derken birden bana baktı. Sonra tekrar baktı. Dikkatlice süzdükten sonra "Siz Eylem Ulusoy değil misiniz?" diye sordu.

"Evet, benim ama tanıştığımızı sanmıyorum."

"Tanışmıyoruz zaten, dosyanızı incelemiştim. Siz yeni atanan komiser yardımcısı değil misiniz? Ankara'dan tayin olan."

"Evet, evet benim."

"Önümüzdeki hafta başlayacaksınız diye biliyordum."

"Hala aynı, haftaya başlayacağım göreve. Şu an şikayetçi olarak gelmiş bulunuyorum."

Anlamaz bir şekilde bana baktı, sonra Alperen'e. Anladığım kadarıyla daha önceden Veysi ile ilgili bir şeyler yaşamışlardı ki olayın onunla bağlantılı olduğunu anladı.

" Anlıyorum,anlıyorum. Ben Cemal Kara, Emniyet amiriyim." elini uzatınca ben de uzattım ve el sıkıştık. "Memnun oldum tanıştığımıza Ulusoy."

"Ben de memnun oldum amirim."

Sonra kızlara baktı. Onlarla da tek tek el sıkıştı.

Begüm: Begüm Ay, acil tıp doktoruyum.
Zehra: Zehra Şaş, beyin cerrahıyım. Memnun oldum tanıştığımıza.

1 saat sonra-Saat 7.12

Karakoldaki işimiz bitince çıkıp arabaya bindik. O kadar uykusuzduk ki...

Zehra: Ya bir şey diyeceğim... Eve gitsek, uyusak. Sonra kalkıp kahvaltıya gitsek. Vallahi çok uykum var benim.
Begüm: Aslında çok iyi olur. Bence de gidip uyuyalım.
"Bunu teklif etmenizi bekliyordum. Hadi gidelim."

Gülerek arabayı çalıştırdım ve eve doğru yola çıktık. Evin önüne gelir gelmez hızlıca arabadan indik ve eve çıktık. Hızlıca şalımızı açtığımız gibi yataklara yattık ve bir sıkıntı olmadan uyumak için dua ederek uyuduk.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

72okunma 21beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.