PETEK kitap kapağı

1. bölüm / 7

PETEK

1. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Bendeniz Zeze

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 1. Bölüm

2015- Lise 9. Sınıf

Begüm: Karadeniz ne güzel memleket ya. Ben bayılıyorum keşke gidebilsek.
Zehra: Evet ya keşke gidip gezebilsek ne güzel olurdu.
Begüm: İlerde, büyüyünce Karadenize mi taşınsak? Üçümüz yaşarız, bir tane de kedi alırız.
Zehra: Kedi dışında olur, kabul edilir bir teklif.
"Bencede. Ben tamamım, 12. sınıfta staj paramızı biriktirip gidelim. Ama Karadeniz 'de nereye?"
Begüm: Bana hiç fark etmez, Karadeniz olsun yeter.
"Artvin?"
Begüm: Yok Artvin' de olmasın ama.

Zehra kıs kıs gülüyordu. Bende aynı şekilde.

Zehra: Ordu olur mu Begüm hanım?
Begüm: Olur. Çok güzel olur hem de. Ben tamamım Ordu'ya. Gidecek miyiz gerçekten?
"Gideriz tabi niye gitmeyelim? Sadece staj parasıyla değil."

Bu sadece bir öğle arası olan konuşmaydı. Fakat o günden sonra bu yavaş yavaş bir hayalden çıkmaya başladı ve gerçekleştirilmek için çabalanan bir hayal olmaya başladı.

Kararlıydık, Ordu'ya taşınacaktık. Ama biraz zaman gerekliydi. Ve bu zaman tamı tamına 11 yıl sürdü. Geçen 11 yıl içinde liseden beraber mezun olduk, üniversiteye başladık, üniversiteden mezun olduk, meslek sahibi olduk. Şimdi ise zamanında 15 yaşında üç kızın hayalini gerçekleştirmeye başlıyoruz. Ankara 'dan Ordu' ya taşınıyoruz...

2026-Günümüz

"Aşik oldum vay bana,
Yakti beni gaybana,
Sevup de alamazsam,
Ne faydasi var bana?.. "

Radyomuzda "Gaybana" açık, camlarımız yarıya kadar inik, sıcak ama başarmışlığın mutluluğuyla pek umurumuzda değil bir şekilde Ordu'ya olan yolculuğumuza devam ediyoruz.

Yaklaşık yarım saat ya da bir saate kadar Ordu'ya varmış olacağız tahminimce. Sağ koltukta Zehra, arka koltuk prensesi Begüm, bir de şoför olan ben.

Begüm: Eylem, benzinlik var mı yolumuzun üstünde. Tuvalete gitmem lazım benim.

"Sen arkada durup durup su mu içiyorsun? Her yarım saatte bir tuvalete mi gidilir Begüm?" Her yarım saatte bir olmasa da sıktı aralıkları yani. "Zehra var mı benzinlik bir yer?"

Zehra: Benzinlik yok yakınlarda. Ama bahçe gibi bir yer var sanırım, çay bahçesi tarzı. Orda vardır lavabo.

"Tamam." On, on beş dakika kadar ilerledikten sonra Zehra'nın dediği bahçeye girdim. Arabayı park edip indik üçümüzde.

Bahçeye girince yaşlı bir kadının masaları sildiğini gördük. Boş olan masalardan birine oturdum, Zehra da karşıma oturdu. Begüm de ayakta durmuş bize bakıyordu.

"Ne? Ne oldu? Gitsene tuvalete."
Begüm: Nerde ki?
"Sorsana kadına."
Begüm: Ben sormam.
"Neden?"
Zehra bu konuşmadan bıkmış olmalı ki iç çekerek yaşlı kadına döndü.

Zehra: Teyze selamın aleyküm. Lavabo var mı burada?

Teyze bize doğru döndü, biraz baktı ve inceledi bizi. Kısa bir süreydi ama iyi inceledi hepimizi. Siması, boyu, görünüşü falan tatlı duruyordu bence. Sempatikti yani.

Eliyle içeriyi, kasanın yanını gösterdi. "Ha şurada. Yeni temizledim, rahat rahat girebilirsinuz." dedi gülümseyerek. Bizde aynı şekilde gülümsedik teyzeye. Tatlı kadına benziyor.

"Hadi git, oradaymış işte." dedim Begüm 'e doğru.

Begüm: Tamam, hemen gidip geliyorum bekleyin beni.
Zehra: Yok gideceğiz seni almadan biz.

Begüm gözlerini devirip gülerek içeri girdi, ben de teyzeye baktım.

"Ne getireyim size? Çay, kahve, su, meyve suyu? Tatlı da getirebilirum. Mısır ekmeğim var yeni sobadan çıkardum. İstersenuz gara lahana dolmam da vardur. Belli buralardan değilsinuz. Yersinuz değil mi?" diye birkaç şey daha saydıktan sonra bize baktı.

"Yok teyzem hiç zahmet olmasın sana da. Zaten çok aç değiliz biz. Yolumuz da az kaldı gidelim dinlenelim. Anca kendimize geliriz biz."
Zehra: Aynen teyze, eline koluna sağlık ama tokuz biz. Fakat mısır ekmeğin yeni pişmiş demek, biraz ondan alsak eve gidince yesek olur mu?

Mantıklı bir fikirdi. Sonuçta eve gidince illaki yemek yiyecektik. İlk günden mısır ekmeği ile başlamak gayet mantıklı.

"Olur tabi kizum. Ben keseyim de paketleyeyim."

Bir kaç dakika sonra Begüm içerden çıkıp yanımıza geldi.
Begüm: Hadi, gitmiyor muyuz?

"Teyze mısır ekmeği paketliyor bize. Onu bekliyoruz. İçeride gelir şimdi. Ödeyip çıkarız."

Begüm başıyla beni onaylarken kadın bir kutuyla yanımıza geldi tekrar. "Alın bakalum."

"Eyvallah teyzem. Borcumuz ne kadar bizim?"

"100 versen yeter kizum."

Cüzdanımı çıkarıp parayı uzattım kadına. Ben cüzdanı açtığımda içindeki polis artmasına baktı biraz. Aldıktan sonra sormaya başladı. "Polis misunuz?"

"Ben polisim de onlar doktor."

"Gız sen nasıl polisissun? Ha bu gada zayıf polis mi olur?"

Güldüm. "Oluyormuş demek ki."

"Siz yenisinuz burada. Gezmeye mi geldinuz?"

Begüm: Yok teyze gezmeye gelmedik. Buraya taşındık.

Kadın şaşırdı bir an ama sonra güldü. "İyi iyi... Bacı mısinuz?"

Zehra: Yok, arkadaşız ama çok uzun zamandır arkadaşız. Kardeş sayılırız yani.

"Maşallah, maşallah... Allah yolunuzi açuk etsun. Hakkınızda hayırlisu olsun. Pek de balli kızlarmişsinuz. Allah gönlünuze göre versun."

"Amin teyzem amin. Biz gidelim. Kolay gelsin sana da."
Hazırdan dua aldık mis gibi,şimdi gidebiliriz.

Tekrardan arabaya bindik ve yola koyulduk. Aradan geçen bir saatin sonunda artık varmıştık apartmanımıza. Arabayı kapının önüne park ettikten sonra arabadan indik.

Telefon, tablet, bilgisayar, şarj aletleri, powerbank... Teknolojik ne varsa Begüm'e verdik. Zehra da bir tane valiz ve bir poşet aldı. En son bende kalan iki valizi aldım ve yere koydum. Tabancamı belime taktıktan sonra kalan son bir tane sırt çantasını sırtıma taktım ve bagaj ile arka kapıyı kapatıp arabayı kilitledim. Sonra valizleri de alıp apartmana doğru yürüdüm. Begüm kapıyı açmıştı çoktan. Hemen binaya girip merdivenleri çıkmaya başladık.

Bizim dairemiz ikinci kattaydı. Hemen merdivenlerin sağına kalıyordu kapımız. Begüm önden çıkıp kapıyı açtı ve direkt içeri girdi. Zehra nın elindeki poşetleri alıp mutfağa koyarken bizde valizleri hemen girişte koridora koyduk.

"Önce kim duşa giriyor?"
Zehra: Ben. Ben gireyim hemen çıkarım zaten.
Begüm: Tamam gir, sonra da ben girerim.
"Tamam o zaman. Zehra sen git hemen gir duşa. Ama yok bekle. Sadece yatacağımız yeri süpürüp silelim. Kovaya su alalım öyle gir duşa."
Begüm: Sadece bir oda yapsak? Diğer oda dursun şimdilik. Yarın yaparız. Bu gece yatalım üçümüz.
"Zaten tek oda. İki oda süpüremem hiç. Zaten saat geç olmadan süpürmemiz lazım. Daha ilk günden nefret ettirmeyelim kendimizden."

Güldükten sonra banyodan bir kova su aldık ve Zehra duşa girdi. Ben suya çamaşır suyu dökerken Begüm de iki yatak olan odayı süpürmeye başlamıştı. Yatakları falan çekmeyecektik, sadece yüzeysel süpürüp silecektik ki temiz uyuyalım.

Begüm süpürdükten sonra ben de viledayı alıp bir güzel sildim odayı.

"Begüm sen şu kalan suyla balkonu yıkasana. Ben de yatakların çarşaflarını geçireyim. Temizler zaten yıkayıp getirdik sonuçta."

Begüm: Temiz tabi, yeni yıkandı onlar. Ben balkonu yıkayayım o zaman. Akşam otururuz.

Begüm balkona gittikten sonra ben de çantaları karıştırıp çarşafları çıkardım. Çarşaflardan geçirmeye başladım.

Evi iki ay önceden tutmuştuk zaten. Eşyalarımızı nakliye tutup getirtmiştik. Şimdi kişisel eşyalarımızı toplayıp son kez gelmiştik. Sadece evin temizliği yapılacak ve eşyalar yerleştirilecekti.

İki yatağın da çarşaflarını geçirdim. Yastıklarıda geçirip koyduktan sonra pikeleri çıkartıp serdim yataklara. Daha sonra salona gidip koltukların büyük yastıklarını alıp odaya götürdüm yere sürmeden. Yastıkları yan yana koyup üstüne çarşaf serdim. Bir tane yastığa da kılıf geçirdim ve benim yatağım da hazır.

Ayakkabılarımı giyip mutfağa doğru giderken Begüm de salondan çıkmış mutfağa geliyordu. Biz mutfağa girdik, Zehra banyodan çıktı. Mutfaktan Zehra 'ya seslendim. "Zehra. Karşıdaki odayı sildik, temiz orası. Ayakkabıyla girme."

Zehra' dan tamam diye bir ses duyunca poşetleri karıştırmaya başladım. Genel olarak kahvaltılık şeyler vardı yanımızda. Bir de teyzeden aldığımız mısır ekmeğimiz.

Begüm: Ben yıkadım balkonu. Perdelerini de çektim. Banyoya gidiyorum ben, siz Zehra'yla hazırlarsınız.

Çaydanlığı yıkayıp su koydum ocağa. "Git sen git. Hallederiz biz. Hemen çık bende gireceğim."

Begüm banyoya girerken Zehra da mutfağa geldi. Kafasında havluyla rahatlamış bir şekilde bana bakıyordu.

Zehra: Sen otur. Ben hallederim.

"Daha üstümdekileri çıkarmadım. Ben bi şunları çıkarayım geliyorum."

Zehra: Tamam, ben hallediyorum.

Odaya gidip ceplerimi boşalttım. Peçete, cüzdan, anahtarlık, fiş falan vardı. Çıkarıp masanın üstüne koydum. Belimde ki silahımı da çıkardım, emniyetini açıp ucu duvara gelecek şekilde masaya koydum. Sonra odadan çıkıp Zehra 'nın yanına mutfağa gittim. Sandalyeye oturup bir süre boş boş izledikten sonra Begüm çıktı. Hemen kalkıp banyoya girdim.

Hızlıca başımı açtım ve saçlarımı çözdüm. Bir kaç dakika saç diplerime masaj yaptıktan sonra şalımı ve bonemi kenara koydum. Duşa kabine girip suyu açtıktan sonra kapaklarını kapatıp suyun ısınmasını bekledim. Beklerken de yüzümü yıkadım hemen. Su ısınınca hızlıca bir duş aldım.

Duşa kabinin içindeki suları çekip çıktım ve üstümü giydim hemen. Mavi pijamalarımı da giyip başımdaki havluyu çıkardım. Saçımın nemini aldıktan sonra krem sürüp taradım. Hava zaten sıcak olduğu için kurutmadım kendisi kurur diye.

Banyodan çıkıp ışığı kapattım ve mutfağa gittim. Mutfakta kimse yoktu. Odada da değillerdi. Balkona çıktığımda her şeyi hazırlamış ve otırmuşlardı. Ben de hemen yanlarına geçip oturdum. Balkonumuz kapalı ve perdeli olduğu için başımız açık, kısa kol ile oturabiliyorduk ve bu mükemmel bir şey.

Hepimiz gömülmüş bir şekilde karnımızı doyurmaya çalışıyoruz. Bayağı yorulduğumuz için konuşmuyoruz sadece yiyoruz. Bir süre sonra karnımızı doyurunca çaylarımızı tazeledi ve arkamıza yaslandık.

Zehra: Yarın alışverişe çıkmamız lazım. Evde hiçbir şey yok. En baştan her şeyi almamız lazım.

"Tamam çıkarız yarın. Sabah kahvaltıyı da dışarıda yapmamız lazım bu arada. Evde bir şey yok. Olanı şu an yedik."

Begüm: Olsun, yaparız. Hem zaten yarın temizlik falan da yapacağız,yorulmamış oluruz.

Çaylarımızı içip biraz daha oturduk ve sohbet ettikten sonra tepsiyi alıp mutfağa götürdüm. Zehra da çaydanlığı getirdikten sonra odaya gittik. Zehra ile Begüm yataklara yattıktan sonra telefonumu alıp ben de yerde yaptığım yatağa yattım. Biraz telefona baktık, biraz konuştuk. Daha sonra saat 1.13 olunca uyumaya karar verdik ve telefonları kapatıp uyuduk. Sabah ki planımız kalkıp, hazırlanıp, kahvaltıya çıkıp, oradan alışverişe gitmek ve gelip evi temizlemekti. Sonunda taşınmanın verdiği rahatlıkla mutlulukla uyumuştuk.

Ta ki sabahın 4.46'sında kapımız yumruklanmaya başlayana kadar...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

73okunma 31beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.