6. bölüm / 6
Paslı DirekKaybolan...
Bölümler 6Şu an: Kaybolan...
- 1 Paslı Direk1.034 kelime
- 2 Çocuk342 kelime
- 3 Gökyüzü309 kelime
- 4 Enkaz959 kelime
- 5 Nefes244 kelime
- 6 Kaybolan...406 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsanın canını asıl yakan şey, bir insanın hayatından bir anda bıçak gibi kesilip atılması değil de yavaş yavaş, santim santim eksiltilmek. Fark ediyorsun ama konduramıyorsun önce. Kafanda devamlı senaryolar kuruyorsun. Eskiden tek kelimene koşan o insan, artık cümlelerinin sonunu dinlemiyor bile. Ya da hiç koşmayan ama kaybetmemek için senin kafanda binlerce ihtimal uydurduğun kılıflar ile sana koştuğuna inandığın insan mı demeliydim?
Bir bakmışsın aramalarına dönmesi saatler, sonra günler alıyor. Gözünün içine baktığında o eski yakınlığın yerinde buz gibi, mesafeli bir nezaket görüyorsun. Bir insan sana açıkça küfretse, sırtından vursa canın yanar ama öfkenle ayağa kalkarsın ve söversin, kapıyı çarpar gidersin. Ama öyle yapmıyorlar. Seni yavaşça dışarı itiyorlar. Hayatlarının kapısını yüzüne sertçe çarpmak yerine, rüzgâr çarpmış gibi sessizce aralık bırakıp arkasını kilitliyorlar. Sen de o kapının eşiğinde, elinde birlikte biriktirdiğiniz bütün o sırlar, çocukça gülüşler, gecenin köründe edilen ağlak yeminlerle dımdızlak ortada kalıyorsun.
Sonra o kırılma ânı geliyor. Bir şey oluyor; hayatında çok canını yakan ya da çok sevindiren bir şey. Refleks olarak elin telefona gidiyor, numarayı tuşlayacak gibi oluyorsun ve tam o saniyede bir ağırlık çöküyor göğsüne.
"Ben artık bunu ona anlatamam."
O anki o boşluk hissi.. Dostluk sadece güzel günlerde gülmek değilmiş; senin hayatındaki nabzın kaybolmasıymış. Artık sokakta yürürken o ortak şakayı hatırlayıp gülsen, yanında bunu anlayacak tek bir kul kalmamış ve en iğrenç kısmı ne biliyor musun? O insan hâlâ bu dünyada nefes alıyor. Metroda, bir kafede, belki bir arkadaşının hikâyesinde gülümserken görüyorsun yüzünü. Yaşıyor ama senin için bir cesetten farksız. Hatta cesetten de beter çünkü ölen birinin ardından dua edersin, anısına saygı duyarsın. Fakat yaşayan bir dostun ardından tuttuğun yas içinde bir yerlerdedir, kimse anlamaz. "Aman boşver, arkadaş mı yok" derler. Bilmezler ki giden sadece bir insan değildir. Senin o insana emanet ettiğin kendi parçandır. En savunmasız, en rezil, kimse görmesin diye sakladığın o çocuksu yanını da götürmüştür giderken. Ve o sırlar, o yaralar artık seni hiç tanımıyormuş gibi yürüyüp giden bir yabancının zihninde veya olmayan o taş kalbinde rehin kalmıştır.
İşte o an içinde bir yer tamamen donar. Bir daha birine sofranı açarken, birine gecenin bir yarısı ağlarken iki kere düşünürsün. İnsan güvenini bir kere böyle sessiz bir infazla kaybetti mi, bir daha hiçbir duvara sırtını tam yaslayamaz. Hep arkasında bir boşluk arar gözleri. İnsan kendi cellatına değer verir mi hiç? Acı bile sırf ondan geliyor diye, evet. Hayat kısa, Yaşamaya çalışırken uzun ama bu sürede daha kimler hayatımıza girip çıkacak bilmiyoruz. Birileri için eksilmeye devam ettikçe bizi bulamayacaklar gibi görünüyor :)
