2. bölüm / 6
Paslı DirekÇocuk
Bölümler 6Şu an: Çocuk
- 1 Paslı Direk1.034 kelime
- 2 Çocuk342 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Gökyüzü309 kelime
- 4 Enkaz959 kelime
- 5 Nefes244 kelime
- 6 Kaybolan...406 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hatırlıyorum. Daha ölümün ne demek olduğunu bilmeden ölmeyi istediğim günleri. Sanki çocuk ruhum, küçücük bedenime dünyalardan fazla geliyordu. Kendimden, bedenimden kaçmak zorundaymışım gibi hissediyordum. Aslında hâlâ öyleyim. En ufak şeylerden anlam çıkarmaya, güzel anılar oluşturmayı çabalamaya ve etrafımda ki insanları bana ne yaptıkları veya ne söyledikleri önemli olmadan hâlâ mutlu etmeye çalışmaya, alıştım.
Daha kimse benim o yaşta bir anlam aramama neden olan hayatı anlatmadığı gibi, o hayatta var olan herkesin bir gün hayatımdan gidebileceğini de söylememişti. Birini etrafında tutmadan önce bir sorumluluğun olduğunu ve kendine de ait bir hayatın olduğunu unutarak, insanlara sırf onları hayatımda tutabilmek için nasıl kendimi yok ettiğimi yeni yeni anlıyorum.
Bugün ki olduğumuz yetişkin bedenlerde, herkesin çocuk olarak kalmak veya hiç var olmamayı dilediği gün gibi ortada. Milyonlarca farklı beden, dil, hayat ve düşünceye sahip şu koca dünyada yaşamak için, sahi insan içinde ki kaç dünyayı öldürmek zorunda? Kaç kez umut ettiği yarın için uyuyup, bir sonraki günü bir öncekinden daha kötü olan o sabahlara uyanmak zorunda? Ya da sırf ufacık bir sevgi gördüğü insanı sırf her şeyini kaybettiği, birilerini ve bir şeyleri kaybetmekten korktuğu için onları hayatında tutabilmek adına daha kaç kez kendini eksiltmek zorunda? Bilmiyorum.. Kafamda binlerce düşünce ve cevapsız sorular var. Hayatı biliyorum ve anlıyorum ama bunlar yaşamak ve alışmak için yetmiyor. Umut etmeyi kendine güneş sanan bir çocuğun, geceyi suçlayıp yine sabah olacağını unutması gibi...
Çocuk olmayı anlamak ve dilemek o kadar can yakıcı ve bir o kadar da güzel ki. Koca yetişkin sandığımız ve asla ne yaparsak yapalım bir yetişkin kavramı kadar güçlü olmadığımız şu koca beden ve ruhlarımızda, hâlâ en ufak bir sevinci yüzünde gördüğümüz çocuklara resmen bir çocuk gibi özeniyoruz. En ufak bir an; " keşke bende bir gün böyle şeyler hissetseydim.. " dediğin an oluyor ve zaman duruyor.
Sahip olmadığın ve uzaktan gördüğün bir yabancı çocuğun en ufak bir gülümsemesi bile o senelerdir savaştığın bedeninin içinde bir yerlerde saklanan çocuğun zoruna gidiyor. Belki de sadece çocuk olmak, en az ölmek için doğduğumuz gerçeği kadar geçici bir gerçekti. Gerçeği kabul etmek veya bu gerçekle iyi geçinmek, kaçınılmaz sonun gelmesini engelleyemiyor.
