8. bölüm · ~PARAZİTLER~
8/ Bayılıma yalanı
Zeynebin ağzından.....
"Çok acımadı" dedi iğne yaptığım çocuk şaşkınlıkla, "alt tarafı bir aşıydı, acımaz tabi" dedim bende, annesi gülümsedi. Ah bu çocuklar ne çektiriyordu annelerine, kadının gözlerinden yorgunluk akıyordu.
Saate baktığımda, saat 12.00 öğle yemeği zamanıydı. Daha gün bitmemişti ama ben bitmiştim. Kantine gidip, bir kahve aldım. Yanıma Mehmet oturdu.
"Ne gün ama" dedi. Kafa salladım onaylayarak.
Oda benim gibi Hemşireydi. Üstündeki mavi hemşire önlüğü ona yakışıyordu. Bunu ben değil diğer sağlık çalışanları söylerdi. Mehmet çoğu kızın beğeneceği bir tipe sahipti, kumral 1.85 boylarında, kaslı, iri yapılı, hafif tatlı, hafif serseri, hafif beyefendi vibe veriyordu.
Kızlar söylemeden önce pek dikkat etmemiştim. Tabi kızlar benden hoşlandığını iddia ediyordu. Ama işte ben onu arkadaşım olarak görüyordum.
Ama Mehmet bunu bilmiyordu. Bana karşı bir itraf gelmediği için, Red edemiyordum.
Mehmet kahvesini içerken, bende kantinde oturan gıcık komşum olan pilota baktım. Bir arkadaşı vardı. Ne hastalığı var bilmiyorum ama onun için sık sık ziyaret ederdi burayı, arkadaşına üzülürdüm ama bu mendeburun burda olması canımı sıkıyordu.
Ona baktığımı fark edince oda bana baktı. Bende haliyle bakışlarımı Mehmede çevirdim. Mehmed te bana öyle bir bakıyordu ki, resmen yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş gibiydim. Aşırı sinir bozucu bir durumdaydım.
Böyle zamanlarda yaptğım şeyi yaptım, ayağa kalkıp Mehmede bir bahane uydurup kaçtım.
Yukarı çıkıp, hemşire odasına girdim. Ve Cereni aradım. Aceba görüşmesi nasıl geçmişti. Bir kez kaç çaldıktan sonra açtı.
"Naber canım" diye telefondan Cerenin şakıyan sesi geldi. Ah bu kız her zaman bu enerjiyi nerden buluyordu?
"İyim canım da, ben seni merek ettim nasıl geçti iş görüşmesi" dedim. Birşeyler homurdansa da pek anlamadım. "İyi geçti" dedi en sonunda ise, bende "iyi bari, umarım öyledir" dedim.
"Eee senin günün nasıl geçti" diye konuyu değiştirmesinden bir şeylerin onun için sıkıntılı geçtiğini anladım. Bu kız hep yaşadıklarını paylaşmak yerine içine görmüyordu. Ve bu benim canımı çok sıkıyordu.
"Hiç sorma günüm çok yorgun geçiyor, pert olmuş durumdayım, ama daha günün yarısındayız" dedim.
"Hmm kolay gelsin, ne diyim" dedi. "Sağol canım, neyse ben seni merak etmiştim, ve işime geri dönmem gerek hadi görüşürüz" dedim.
"Ah sağol tatlım, ama günün içerisinde ben olduğum sürece hep güzel geçer, bye bye" dedi ve telefonu kapattı.
Ah bu kız, duygularının ardına hep neşesi ile saklanırdı. Ama ben yinede anlıyordum.
°•°•°•°•°•°•°
Akşama kadar deli gibi çalışmaktan, taksiyle eve dönünce az kalsın uykuya dalıyordum. Siteye giriş yapıp asansöre bindim. Ah başım çatlıyordu. Bindiğim asansörde Ateş gıcığıda olsa, yorgunluktan başka bir asansöre binmeyi bekleyemzdim.
Benim varlığımdan pek rahatsız olmuşa benzemiyordu. Çokta umrumdaydı.
Yorgunluktan mı? Açlıktan mı? Anlamadığım bir nedenden dolayı gözlerim karardı. Tutunacak bir yer olmadığı için onun kolunu tutmak zorunda kaldım.
Bayılmadan önce duyduğum son şey "iyi misin?" Kelimesiydi.
•°•°•°•°•°•°• Ateşin ağzından....
Zeynep bayıldığında, onu kuçağıma alıp taşımak zorunda kaldım. Asansörden çıkıp, onların kapısını çaldım. Ama hiç kimse açmadı. O an evde olmadıklarını anladım. Zeynep ise kollarımda uyku hâlindeydi. Bayılmaktan çok, uyuyor gibiydi.
Asansörle alt katta kendi daireme götürdüm. Kapıyı Zar zor da olsa bir şekilde açtım. Salonun lambasını açıp onu koltuğa bıraktım. Bir şeyler mırıldanıp yan dönünce uyuduğunu anladım.
Şimidi uyansa burda olduğu için, kavga çıkaracaktı. Sinirden burun kemeriğimi sıktım. Baş belasıydı resmen.
Mutfağa geçip, Makarna yapmaya karar verdim. Suyu ocağa alıp, makarna için sosunu yapmaya geçtim. Ama önce rahat bir şeyler giyimek için odama geçtim. Üstümdeki kıyafetleri çıkarıp gri Eşofman takımı giydim.
Kaynayan suyun içine makarnayı boşaltıp, sosu için bir şeyler doğramaya başladım.
Yarım saat sonra....
Kaynayan suyu biraz da olsa üstüme döktüğüm için, üstümü çıkarmak zorunda kalmıştım. Üstüme birşeyler almak için mutfaktan çıkmak üzereydim ki, Zeynep mutfağa girdi. Kaşlarını çatarak bana baktı. Üstümün olmadığını görünce ise çığlık attıp arkasına döndü.
"Burda ne işim var? Ve sen neden çıplaksın?"
"Hatırlamıyor olabilirsin, ama asansörde bayıldım. Sizin katta kimse olmadığı için buraya getirmek zorunda kaldım." Dedim makul bir açıklama yaparak. Hala arkasına dönük bir şekilde, "İkinci soruma cevap vermedin" dedi.
"Üstüme kaynar su döküldü azıcık, bende çıkarmak zorunda kaldım" dedim. "Üstüne bir şeyler giyer misin lütfen" dedi kısık ve utanmış bir sesle, "tabi ama kapının önünden çekilmen gerek " dedim.
Hızla kapının önünden çekilip arkası dönük bi şeklide buzdolabın yanına gitti. Bu hali beni güldürmüştü. "Komik olan ne?" Dedi sinirli bir tonda, "Eminim hastalarından bazılarını üstsüz görmüşsündür, bu kadar utanılacak ne var" dedim.
Bu fikir mantıklı gelmiş olmalı ki, önüsüne dönüp yüzüme baktı. "Birden görünce gerildim sadece" dedi. Başımla onayladım. "O zaman ben üstüme bir şeyler alayım" dedim. "Hı hı " dedi benden hariç her yere bakarak.
Üstüme bir tişört geçirip, mutfağa geri döndüm. Ben gelene kadar sofrayı kurup, tek kişilik bir sofra hazırlamıştı. "Sen aç değil misin?" Diye sordum. "Açım ama evde yerim, zaten yeterince rahatsızlık verdim" dedi.
Onun içinde bir servis açarak, yemek koydum. "İki kişilik yaptım, kalan yemeği çöpe atamam" dedim. "Peki" deyip masaya oturdu. Yemek yerken ikimizde konulmuyorduk. Can sıkıntısından bir konu açtım. "Uyandığında sana yardım etiğim için kafamı yararsın sanmıştım" dedim gülerek.
Kaşlarını çatarak "Yapmalıydım, ama bugün çok yorgunum" dedi. "Bugün hastane baya kalabalıktı" dedim. Kafa sallayıp çatalındaki makarnayı ağızna attı. Yemek yemesi diğer kızlar gibi, kibar ve ya nazik değil. Direk olamsı gereken gibiydi. Rahat ve gereksiz kibarlıktan uzak.
Bu yönü hoşuma gitti, diğer yönlerinin aksine....
•°•°•°•°•°•°• Zeynepten devam....
Onun evisinden çıkıp, direk bizim katta girdim. İçeri girince, Herkesin kendi halinde olduğunu gördüm. Kaşarımı çatarak. "Sabahtan beri ortalıkta yokum, insan biraz da olsa merak etmez mi?" Dedim.
Hepsinin gözleri bana döndü. Ecem "Alt katta olduğunu biliyoruz" dedi bıyık altından gülerek. "Nasıl?" Dedim şok olmuş bir şekilde
Ceren "Caner seni Pilotun kuçağında Evisine girerken görmüş, bizde rahatsız etmeyelim dedik" dedi sırıta sırıta, Melis "Ateşin bacayı bu kadar çabuk satacağını düşünmemiştik " dedi pişkince gülerek.
"SAÇMA SAPAN KONUŞMAYIN YOK ÖYLE BİR ŞEY" dedim bağırarak. "Ne işin vardı o zaman elalemin bekar adamının evinde " dedi Melis benim aksine eğlenen bir tonda, "Asansörde bayıldım oda beni evine götürmüş "dedim sinirle
"Niye buraya getirmemiş " dedi Ecem inanmadığını savunarak. "Kapıyı çalmış ama kimse evde yokmuş" dedim.
"Öyle yakışıklı bir erkekle günümü gün etsem, bende bu bahaneleri sırlardım" dedi Ceren oturduğu koltuğa daha da yayılarak. Çığlık attıp odama doğru gittim. "İster inanın ister inanmayın" dedim arkamdan bağırarak.
Üçü aynı ağızdan "İnanmıyoruz zaten " dedi.....
