5. bölüm · ~PARAZİTLER~

5/Komiser bozuntusu

Leyli;)

Ecemin ağzından....

Amiri tanıyordum ama yeni gelen komiseri tanımıyordum ve beni gıcık etmişti. Abim bizi nezareten çıkardıktan sonra eve gelmiştik, arabada iki dakikada bir Abim Cerene bakıyor, Ceren de bakışlarını kaçıyordu bu ikli arasında geçmişten beri sürekli bir gerginlik vardı ama nedenini ne abim nede Ceren anlatmıştı. Bende komisere saydırmıştım yol boyunca, hayatımda ondan daha küstah küçümseyici ve gaddar bir insan görmemiştim.

Biz eve siteye giriş yaparken, Ceren tek elime etmeden hızlıcana arbadan inip, bizim apartmana doğru gitti. Ben abime dönüp vedalaştım. Yağız en küçük abimdi diğer ikisiyle aram Yağız kadar yoktu.

Haliyle bu Yağızın aşırı hoşuna gidiyordu, evin tek kızıydım ve bir tek onun bana karışabilmesi, onun hoşuna gidiyordu.

"Hadi görüşürüz güzelim" dedi Yağız kafa salayarak "görüşürüz" deyip Cerene yetişmeye çalıştım. Kaçarsacına öyle hızla gitmişti ki asansöre bile binmişti. Asansör kapanmak üzereydi, son anda kapanmak üzere olan asansörü beni görünce durdurdu. Bende asasöre binmeyi başardım.

"Ay bune acella" dedim ona bakarak, "hiiç" dedi. Abimle ilgili olduğunu biliyordum ama üstelemek istemiyordum anlatmak işteseydi anlatırdı.

Eve girinceye kadar ikimizde konuşmadık, sesizlik öyle bunaltıcı gelmişti ki, sinirlerim bozulmuştu. "Ay bune böyle sormak istiyorum ama anlatmayacağını da biliyorum" dedim Cerene, "ne, bir şey yok diyorum ya" dedi.

Göz devirdim "bir şey yok mu? Eğer bir şey olmasaydı sen kaçarak giderken Cenanın arkandan seslenişine cevap verirdin onu duyduğuna eminim" dedim.

"Bir şey yok diyorum ya, Cenana cevap vermedim çünkü çok yorgundum ve onla uğraşamazdım"dedi. Ve ayağa kalkıp odasına kaçtı. Hep böyleydi bu kız derdini anlatmak yerine kaçmayı tercih ediyordu.

•••••

Sabahın erken saatlerinde, karakolda olmak benim suçumdu. Ne diye avukat olmuştum ki, hayalerimin mesleğiymiş,

Ne olurdu babamın sözünü dinleyip, şirketimizde çalışsaydım. Yok olmaz öyle sonra ne olurdu Ecem hanımın hayalleri, oflaya oflaya karakola gelip, şikayet eden tek avukat olabilirdim.

Müvekkilim Serkan bey, yine bir kavgaya karışmıştı. Ama nedense sabahın erken saatlerinde bu olay yaşanmak zorundaydı

Karakoldan içeri girip direk müvekkilimi tutukları odaya destursuz giriş yaptım. Buranın yabancısı sayılamzdım artık, nerdeyse her gün buralardaydım. Beni gören amir Oğuz abi güldü, beni sürekli görmekten oda bıkmıştı zaten.

"Ne yapıyorsunuz Oğuz amirim" dedim gülümseyerek. Oğuz amir gülerek sandalyesinden kalktı. " Avukat hanım söylesene şöyle her belaya karışan kişilerin bilerek mi avukatı oluyorsun" dedi gülerek, somurtum.

"Valla artık karakolca öyle düşünüyoruz" diyerek giriş yaptı. Komiser yardımcısı Ali, ve arkasında o medeburlla.

Dün beni nezarete tıkan komiser Kenan, o isim ona hiç yakışmıyordu, Kenan ismini severdim. Adı sanayi falan olsaydı.

Ali'ye dönüp " Sanada günaydın canım" dedim. Bu onun daha da sırtmasına neden oldu. "Seni gördüm pek bir aydın oldu avukat valla" göz devirdim.

O sormadan cevap verdim "Evet Ceren iyi sen sormadan söyleyeyim, ve tekrar sen sormadan söyleyeyim hayır seni sormadı hiç" dedim. Ne zaman gelsem illa Cereni soracaktı bana, ayrılallı iki ay olmuştu ama bu çocuk bizim kızı unutmuyordu. Ama bizim kız onu, onda sonra üç kişiyle daha çıkarak çoktan unutmuştu.

Ali'nin baya bi morali bozuldu. "Bu arada" dedi amir Oğuz "Tanıştırayım yeni Komiserimiz Kenan " dedi o pisliği bana göstererek.

Geldiğimden beri gözünü benden ayırmamıştı. Aynı anda"biz tanışıyoruz zaten " dedik sinir bozucu bir tonlamayla

Oğuz " Ne zaman nerede?" Dedi ben cevap vermeden komiser bozuntusu konuştu "Dün kendisine nezareti gezdirdim, nezaretin dekorasyonunu çok beğendiğinden bir kaç saat orda kalmasına izin verdim" dedi gıcık gıcık.

Oğuz amir yıldızımızın pek barışık olmadığını anlayınca konuyu değiştirdi. "Senin müvekkil sen gelene kadar uyuya kaldı avukat" dedi baktığımda gerçekten de sandalyede uyuya kalmıştı Serkan bey.

Ali'nin Cerene olan umutsuz sevginin karşılıksız olduğunu her anlandığınıda sönen umutlarını unutmaya yardımcı oldu bu saçmalık, "Cidden uyumuş be" dedi Ali gülerek, en azından Ali'nin morali yerine geldi.

Anlayacağınız Serkan bey sonunda bir işe yaramış sayılırdı.

••••••

Avukatlık bürosundan çıkınca doğruca karakolda buldum yine kendimi, yine ne mi olmultu. Müvekkilim yaşar bey boşanmak istediği için ve onun gıcık karısı boşanmak istemediği için sürekli sorun çıkartıyordu.

Bu sabah kavga etmişler, Yaşar bey karısı tarafından kapı dışarı edilince, karakola gitmeye karar vermiş, karakolda sağolsun beni aramış. Of niye düzgün bir kişide benim karşıma çıkmazdı ki, hep nerde abuk subuk insan tepemde bitiyordu.

Karakola girince beni gören Selin neşeyle yanıma geldi, işini bu kadar severek yapan birini daha tanımıyordum.

"Oooo avukat hanım sizi buraya hangi rüzgar attı, demek isterdim ama sizin rüzgârların hep buraya estiğini unutmuştum" dedi neşeyle bende güldüm, ağlanacak halime gülüyordum resmen, şaka gibi ya

"Biliyorsun benim müvekkiller buraya gelmeye bayılıyorlar" dedim somurtarak. Omuzumu ovaladı " Sıkma canını hem fena mı seni sık sık görmüş oluyorum " dedi bu kız cidden çok tatlıydı.

Biraz sohbet ettikten sonra amirin odasına girdim, Oğuz amir, komiser Kenan bide Komiser yardımcısıydı Ali odadaydı.

Beni gören müvekkilim mutlulukla "Seni bana Allah gönderdi ve avukat hanım" dedi mutlulukla "evet yaşar bey " dedim gülerek.

Oğuz beni gördüğüne pek mutluydu zaten. Böyle sefil olmak benim seçimimdi. Ali gülerek "Amirim bence avukat hanımada bir oda ayarlayalım, boşuna gidip gelmesin" dedi.

Bu çocuk cidden deli ediyordu insanı, Kenan bana bakıyordu yine, bende neye takılıyorsam odaya en son giriş yapıp alay konusuydum tabi bana bakacaktı.

"Sık sık geldiğini duydumda bu kadar sık olduğunu düşünmemiştim " dedi Kenan gıcıkça, şeytan diyor vur bi tane ağzına görsün gününü, ama nezaretin soğukluğu aklıma geliyor sonra vazgeçiyorum.

"Evet sık sık göreceksin beni malesef" dedim bende gıcıkça " Ne yapalım avukat hanım her mesleğin bir zorluğu vardır, katlanacağız artık bir şekilde" deyip odadan çıktı.

Ali ile Oğuz amirim bıyık altından gülüyordu. Ah Yaşar bey ah sizin yüzünüzden düştüğüm hale bakın. Diye sitem ettiim içimden.