9. bölüm · Özel Ders

7. BÖLÜM - KIZLAR GECESİ

Ece Çifter

Herkes birbirine baktı. En sonunda Ela "Benim var." deyince bütün gözler ona döndü.

"Ne?" dedi Naz.

"Kim?" diye sordu Güneş.

"Ne zamandan beri?" diye yeni bir soru ortaya attı Çiçek.

"Nasıl?" diyerek son soruyu sordu Ahsen.

Yağmur ve ben zaten biliyorduk. Feray ise hiçbir şey demeden bizi dinliyordu.

Ela, Eren'in adını söylediği anda dördünden çığlık sesleri geldi. Çığlıkların ardından ise kızı soru yağmuruna tuttular. Ela en sonunda hepsini susturup Eren'le nasıl konuşmaya başladıklarını, yaşadıkları bazı anları, birbirlerine söyledikleri bazı romantik sözleri ve cumartesi gününü anlattı. Kesinlikle birbirlerine çok aşıklardı. Anlattıklarından sonra buna emin olmuştum.

"Ya inanmıyorum gerçekten çok sevindim sizin adınıza." dedi Güneş ve ardından bize baktı. "Eee başka kimsede yok mu aşk meşk işleri? Naz senin var mı?"

"Yok be." dedi Naz dertli dertli. "Tık yok."

"Olur olur, senin peşinde koşan bir sürü erkek var."

Gerçekten de öyleydi. Naz okulun popüler kızlarından biriydi ve okuldaki erkeklerin çoğu onun peşindeydi. Ama hepsinin Naz'ın peşinde koşmasının tek sebebi Naz'ın güzel ve popüler olmasıydı. Lisenin ilk yılında Naz bu çocuklardan birine kanıp onu gerçekten sevdiğini düşünmüş, onunla sevgili olmuştu ve kısa bir süre sonra aldatılmıştı. Daha sonrasında başka biriyle çıkmıştı fakat o çocuk da bir hafta sonra sıkılıp Naz'dan ayrılmıştı. Bu yüzden Naz artık erkeklere kanmıyor ve onlardan uzak duruyordu.

"Hepsinin neden peşimde koştuğunu biliyorsun. Hepsinin amacı aynı. Benimle güzel olduğum ya da popüler olduğum için çıkacak birini değil beni gerçekten seven birini istiyorum. Ama yok işte!"

"Bir gün karşına çıkacak o kişi. Eminim."

Feray geldiğimizden beri ilk defa sohbete dahil olmuştu.

"Eee sende var mı bir şeyler Feray?" diye sordu Çiçek. Feray bir anlığına panikledi. O an hepimiz anladık ki bir şeyler vardı.

"Feray sorun yok bize anlatabilirsin. Burada konuştuğumuz her şey zaten burada kalacak, söz veriyorum." dedim onu rahatlatmak için. Onu çok iyi anlıyordum çünkü ben de kolay kolay insanlara güvenip sırlarını anlatabilen biri değildim.

"B-ben..." dedi. Bize anlatıp anlatmamak arasında kalmıştı. Anlatmak istiyordu, birilerine söylemek istiyordu bunu görüyordum. Yorulmuştu bunu tek başına yaşamaktan, içine atmaktan. Güvenmek istiyordu, belki de ilk defa kendini birilerine açmak istiyordu.

"Anlatmak zorunda değilsin Feray. Ama eğer anlatmak istersen de-"

"Tamam, anlatacağım."

Herkes heyecanla ona döndü. Feray derin bir nefes alıp boğazını temizledi.

"Birinden hoşlanıyorum." dedi. "Okulun ilk senesinden beri hem de."

Heyecanın doruğa çıktığı noktadaydık. Herkes merakla onun söyleyeceği şeyi bekliyordu. O kişinin kim olduğunu.

"Savaş. Savaş'tan hoşlanıyorum."

Bunu der demez odada büyük bir sessizlik oldu. Hepimiz şok içinde Feray'a bakıyorduk. Feray'ın yanakları kızarmıştı.

"B-bizim sınıftaki Savaş mı?"

Feray, Ahsen'in sorusuna olumlu anlamda başını salladı.

"Oha!" dedi Naz.

"Yani o kadar da abartılacak bir şey değil bence. Normal sonuçta hoşlanabilir." dedi Yağmur.

"Evet öyle ama yine de insan bir şaşırıyor."

Güneş de başını sallayarak Çiçek'e hak verdi.

"Savaş," dedim. "Çok iyi birisi değil bence. Çocukta bir şeyler var yani hiç güven vermiyor gibi."

"Neden ki?" diye sordu Feray korkuyla. "Kötü birisi mi? Bir şey mi yaptı?"

"Hayır hayır. Sadece bilmiyorum ya bana hiç güven vermiyor."

"Evet!" diye bana katıldı Ahsen. "Bunu bir tek ben fark ettim sanıyordum. Gerçekten o çocukta bir şeyler var. Dikkat et Feray."

"Ya o olmazsa Doruk olur sonuçta." dedi Naz imalı imalı.

"Doruk?" diye sorduk hepimiz aynı anda.

"Gerçekten anlamadınız mı? Feray'dan hoşlanıyor!"

"Ne? Benden mi? Benden niye hoşlansın ki?"

"Hoşlanıyor." diye diretti Naz. "Sana olan bakışlarını bir görsen... Aşık resmen sana."

"Hayır değil!"

"Aşık!"

Naz ve Feray'ın tartışmasının arasına Yağmur girdi.

"Aşk üçgeni demek."

"Tamam daha fazla kızdırmayın Feray'ı." diye araya girdim yoksa her an Feray'ın içinden hiç beklemediğimiz biri çıkabilirdi. Daha sonra konuyu ondan çekerek Çiçek ve Ahsen'e baktım. "Sizde var mı bir şeyler?"

Çiçek bir anda heyecanla "Bende var!" diye bağırdı. Daha biz kim olduğunu soramadan kendisi açıkladı. "Rüzgar'dan çok hoşlanıyorum."

"A sınıfındaki Rüzgar mı?"

Naz'ı başını sallayarak onayladı.

"Çocuğun her şeyini buldum. Ciddiyim her şeyini. Annesinin kızlık soyadından tut halasının çalıştığı yere kadar buldum, bir sürü fake hesap açıp hepsinden takip ettim, günlerce stalkladım ama bir mesaj atamadım ya!"

Hepimizden "Oha!" sesleri çıktı. Bu kadar bilgiyi nereden bulduğunu ve nasıl bulduğunu merak etsem de akıl sağlığım için sormadım. Çünkü bu bir stalk değildi bu büyük bir yetenekti.

"Lan onu nasıl yaptın manyak?"

Çiçek, Naz'a bakıp tatlı tatlı gülümsedi.

"Valla yanlışlıkla buldum bilerek olmadı."

"Bir de bilerek yapsaydın!"

Çiçek suçlu bir çocuk gibi başını öne eğip gülümsedi.

"Yazsana!" dedim bir anda. "Yaz çocuğa ya!"

"Ne? Delirdin mi sen nasıl yazayım?"

"Yaz baya işte. Git mesaj at. En fazla ne olabilir?"

"Engel yerim." dedi.

"Cidden niye duruyorsun ki? Mesaj at konuş." Ela da bana katılınca gülümsedim. Kısa bir süre içinde herkes bana katılmış Çiçek'e mesaj atmasını söylüyordu. Çiçek başta korksa da kısa sürede gaza gelince telefonunu kaptı ve çocuğun profiline girdi. Daha sonrasında ne yazacağını kararlaştırma işi başladı. Selam yaz diye başlayan fikirlerimiz daha sonrasında çok saçma yerlere gitti ama en sonunda ortak bir karara vardık. Vardığımız karar Çiçek'in bir şarkı sözü atarak konuşmayı başlatmasıydı.

Bir süre hangi şarkıyı atacağını tartıştıktan sonra Çiçek hiçbirimizi dinlemeyip şarkıyı kendisi seçti. Gönderdiği şarkı sözü Dolu Kadehi Ters Tut'un Dilerim Ki şarkısındaki "Evim ol kurtar beni" kısmıydı.

Çiçek mesajı atar atmaz telefonu duvara fırlatma girişiminde bulundu. Eğer onu durdurmasaydık şu an telefonu paramparçaydı. Utanmıştı ve heyecanlanmıştı. Yüzü kıpkırmızı olmuştu.

"Ee sizde bir şeyler var mı?" diye sordu Çiçek Yağmur'la bana bakarak. Konuyu değiştirmeye çalışıyordu. Ben başımı olumsuz anlamda sallarken Yağmur "Chris Evans." dedi. Kendisi gerçekten Chris Evans'a aşıktı.

"O sayılmaz." dedim ona. Yağmur da "O zaman yok." dedi.

Birkaç dakika sonra telefonuna bakan Güneş başını telefondan kaldırarak bize baktı ve "Denemenin sonuçları açıklanmış." dedi.

Güneş bunu der demez Çiçek kollarını yukarıya uzatıp ağlamaklı bir sesle "Allah'ım al beni yanına!" diye bağırdı.

Korkuyla derin bir nefes aldım. Deneme kötü geçmemişti ama çok iyi de değildi. Bazı sorularda çok takılmıştım. Emin olamadığım sorular vardı. Bu yüzden korkuyordum. Ya yapamadıysam? Ya çok yanlışım varsa? Ya birinci olamadıysam? Ya başarısız olduysam?

"Birinci kim?" diye sordum korkuyla. Duyacağım cevap beni çok korkutuyordu. Adımı duyamamak beni çok korkutuyordu. Amacıma ulaşamamış olmak beni çok korkutuyordu.

"Sakin ol Damla. Sensin. Birinci sensin. Her zamanki gibi."

Güneş'in cevabıyla rahatlayıp derin bir nefes aldım ve gülümsedim. Yapmıştım. Birinci olmuştum. Başarısız olmamıştım.

"64. olmuşum!" diye sevinçle bağırdı Naz. "Yeter de artar be!"

Güneş, sevinçle "63. oluşum." dedi. Ardından Naz'a bakıp "Koymuşum!" diye bağırdı ve ikisi de güldü.

"Ahsen sen 22. olmuşsun. Ela 41. olmuşsun. Yağmur sen 37.'sin ve Çiçek sen de-"

Güneş sustu. Çiçek'i arıyordu sıralamada. Bulunca gözleri fal taşı gibi açıldı.

"Kaçıncı olmuşum?"

"83. olmuşsun."

Çiçek yanındaki yastığı yüzüne bastırıp çığlık attı. Yastığı yüzünden çekince de "Allah belanı versin Rüzgar!" diye bağırdı. Belli ki son zamanlarda sürekli onu düşünüyordu. Denemede de bu yüzden bu kadar düşmüştü. Dersleri çok iyi değildi normalde de ama bu kadar da kötü değildi.

"Yani o kadar da kötü değil aslında."

Ahsen, Çiçek'i teselli etmeye çalışsa da bu hiç işe yaramadı.

"Ya denemeye zaten 90 kişi girdi!" dedi Çiçek. Her an ağlayabilir gibiydi.

"93." diye düzeltti Ela onu.

Çiçek inanamaz gibi Ela'ya baktı.

"Tamam o zaman ya 93 kişiyse sıkıntı yok. Sondan 7. değil sondan 10. olmuşum. Ne güzel!"

"Tamam ya sakin ol."

"Bir şey soracağım." dedim. Güneş'e başımla telefonu gösterip "Deniz kaçıncı olmuş bakabilir misin?"

Güneş başını olumlu anlamda sallayıp sıralamada Deniz'in adını aradı.

"Damla sen ne yapacaksın ki Deniz'in kaçıncı olduğunu?"

Tam Naz'ın sorusuna cevap vermek için dudaklarımı aralamıştım ki Ela benim yerime konuştu.

"Öğrencisinin durumunu merak etmiştir." dedi imalı imalı.

"Öğrencisi mi?" diye sordu Yağmur ve Ela dışında herkes.

"Ne öğrencisi ya?" diye sordu Güneş bir yandan da telefonda Deniz'in kaçıncı olduğuna bakarken. Birkaç saniye sonra gözleri fal taşı gibi açıldı.

"Deniz'in soyadının Aksoy olduğuna emin miyiz?"

"Evet." dedim. "Neden ki?"

"Çünkü burada bir Deniz Aksoy var ve o da sonuncu."

Hepimiz şokla "Ne?" diye bağırdık. Güneş telefonu bana verdi. Tekrar tekrar baktım ve gerçekti. Deniz sonuncu olmuştu. İki yıl boyunca birincilik için benimle yarışan okul ikincisi şu an sonuncuydu. İki yıl boyunca okul ikinciliğini korumuş olan rakibim şu an sonuncuydu.

"Deniz'i geçmiş miyim?" diye sevinçle sordu Çiçek. Az önce sıralamasını duyunca üzüntüden ağlayacak gibi olan kız şimdi okul ikincisini geçtiği için mutluluktan ağlayacak gibiydi.

Gerçi okul ikincisini herkes geçmişti. Ama neden? Ne olmuştu da Deniz bu kadar düşmüştü?

"Şu öğrencilik meselesini anlatsana bir Damla."

Beni düşüncelerimden ayıran Ahsen'in sesiydi.

"Okulun ilk günü Deniz benden özel ders almak istediğini söyledi." diye başladım anlatmaya. Daha sonrasında bazı sebepler yüzünden kabul ettiğimi -burada biraz yalan söylemiş olabilirim- ilk dersimizi ve beni evinden kovma anına kadar her şeyi anlattım.

"Benim anlamadığım şey Deniz zengin değil mi? Neden hoca bulmak yerine senden ders almak istedi ki?"

Bir bilsem Ahsen... Bir bilsem...

"Bilmiyorum." dedim.

"Ela sen biliyor musun?" diye sordu Naz.

"Biliyorum ama anlatamam. Bence şu anda konuşmamız gereken konu bu değil zaten. Konuşmamız gereken konu Damla'nın derslere devam edip etmeyeceği." dedi.

"Bence etme. Evden kovmuş seni." dedi Güneş.

"Hayır, devam et. Tam da bu yüzden devam et hatta. Kök söktür ona derslerde." diye fikrini belirtti Çiçek. Sanırım Rüzgar'a olan sinirini Deniz'den çıkarıyordu şu an.

"Devam et bence. Hem belki sebebini öğrenirsin." dedi Naz.

Feray ve Ahsen de başını olumlu anlamda sallayarak Naz'a katıldılar.

Ela ve Yağmur'a baktım. Onlar da derse devam etmem gerektiğini söylediler. Sonuç olarak Güneş dışında herkes derse devam etmem gerektiğini söylüyordu. Bir süre bu konu üzerine tartıştık. En sonunda Güneş de ikna oldu ve hepsi birden beni ikna etmeye çalıştılar. Uzun bir süre bununla ilgili konuştuk ve en sonunda hiç yapmayacağım bir şey yaptım.

Siz
Deniz
Uzatmadan direkt konuya gireceğim.
Deneme sonucunu gördüm.
Baya batırmışsın.
Her neyse konumuz bu değil.
Eğer hala istiyorsan derslere devam edebiliriz.

Deniz'e mesaj atmıştım. Şimdi sıra telefonu camdan aşağı atmaktaydı.

Şu anda Çiçek'i çok iyi anlıyordum.

Çiçek bana anladın mı şimdi benim neler çektiğimi der gibi bir bakış attı. Derin bir nefes aldım ve konuyu dağıtmaya çalıştım.

"Bir şeyler mi izlesek ya?"

Herkes olur diyince Ela mısır patlatmak için mutfağa gitti. Biz de salona geçip film seçme işini üstlendik. Tür seçme konusunda bazı sıkıntılar yaşadık. Ahsen romantik komedi, Yağmur aksiyon, ben fantastik, Güneş komedi, Naz ise bilim kurgu açmak istedi. Çiçek için kafasını dağıtacak bir şey olması yeterli olduğundan ve zaten yeterince gergin olduğundan bu tartışmaya hiç girmedi. Feray'ın zaten doğru düzgün konuştuğu yoktu. O da ne açarsanız izlerim moduna girmişti.

Ela mısırları patlatıp geldiğinde hala hangi türde film izleyeceğimizi tartışıyorduk. En sonunda Ela sinirlenip filmi kendi seçince kimse bir şey demedi. Ne de olsa ev sahibi oydu. Bu yüzden hepimiz kaderimize razı olup oturup filmi izledik. Tabi gece gece korku filmi izlemeseydik daha iyiydi ama.

Filmi bitirdiğimizde saat geç olmuştu. Yağmur annesini arayıp gelmesini istedi. Aynı şekilde Güneş, Ahsen, Çiçek ve Naz da ailelerini arıyordu. Feray ise koltuğun bir köşesine sinmişti. O kimseyi aramamıştı. Büyük ihtimalle buraya Naz'la birlikte gelmişti. Yine de gözlerinde bir hüzün vardı.

Ailelerimiz gelene kadar sohbet ettik. Yağmur'un annesi gelince herkesle vedalaşıp Ela'ya teşekkür ettikten sonra evden çıkıp arabaya bindik ve kısa bir süre sonra eve vardık. Yağmur'la vedalaştıktan sonra eve girdim. Üstümdekileri çıkartıp rahat bir şeyler giydim ve makyajımı temizledim. Saçlarımı da açtıktan sonra hızla yatağa girdim. Çok uykum vardı. Gözlerimi kapattıktan birkaç dakika sonra telefonuma ard arda gelen bildirim sesiyle gözlerimi açtım. Büyük ihtimalle ya Can gruba bir şeyler yazmıştı ya da ben bir şeyi Elalarda unuttuğum için Ela yazmıştı.

Telefonu açtım.

Mesaj ne Can'dan ne de Ela'dan gelmişti.

Mesaj Deniz'dendi.