ORION kitap kapağı

11. bölüm / 11

BÖLÜM X -KORREN VE EİNAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: BÖLÜM X -KORREN VE EİNAR

Korren’in hayatı, yaşadığı kasabada artık eskisi gibi değildi. Bir zamanlar gücü ve savaşçı kimliğiyle tanınan Korren, yaşadığı değişimin ardından kasabalıların gözünde yabancılaşmıştı. Davranışları, yüzündeki farklılık ve zaman zaman kendi kendine konuşuyormuş gibi görünmesi, insanların ondan uzaklaşmasına neden olmuştu.
Başlangıçta ne olduğunu anlamaya çalışan kasabalılar, zamanla korkularına yenik düşmüş ve Korren’i dışlamaya başlamışlardı. Korren ise kendisini açıklamakta zorlanıyordu. Çünkü yaşadıklarını kendisi bile tam olarak anlayabilmiş değildi.
Sonunda kasabadan uzaklaşarak ormanın derinliklerinde yaşamaya başladı.
Aradan bir süre geçmişti. Korren, ormanda kendisine basit bir barınak kurmuş, ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılamaya başlamıştı. Bu süreçte yaşadıklarının nedenini anlamaya çalışıyordu. Artık zihninde yalnızca kendisi yoktu; Einar da onunla birlikteydi.
İlk günler ikisi için de oldukça zorlu geçmişti. Korren, zihninde kendisiyle konuşan başka birinin varlığına alışmaya çalışırken Einar da hiç tanımadığı bir dünyanın içinde, başka birinin bedeninde bulunmanın şaşkınlığını yaşıyordu. İlk zamanlarda yalnızca zihinleri aracılığıyla iletişim kurabiliyorlardı. Birbirlerini anlamaları zaman almış, zaman zaman anlaşmazlıklar yaşamışlardı.
Ancak zaman geçtikçe bağlantıları değişmeye başladı. Einar, artık yalnızca Korren’in zihninde duyulan bir ses olmaktan çıktı. Aynı bedeni paylaşmalarına rağmen yüzlerinin iki farklı yarısında kendilerine ait özellikler taşıyorlardı. Einar da zamanla normal biçimde konuşabilir hâle gelmişti. Böylece ikisi, aynı bedenin içinde birbirleriyle doğrudan konuşabiliyor, düşüncelerini ve fikirlerini daha rahat paylaşabiliyordu.
Korren, Einar’ın anlattıklarını dinlemeyi öğrenmişti. Einar ise Korren’in yaşadığı dünyayı, çevresini ve savaşçı doğasını tanımaya başlamıştı. Özellikle Einar’ın tarih boyunca incelenmiş savaş yöntemleri ve eski komutanların stratejileri hakkındaki bilgileri, Korren’in dikkatini çekiyordu. Korren bugünün savaşlarını ve Arkanis’in şartlarını biliyordu; Einar ise geçmişteki savaşlardan çıkarılan dersleri önüne koyuyordu.
İkisi de birbirinden farklıydı. Ancak zamanla bu farklılığın bir eksiklik değil, birbirlerini tamamlayan bir özellik olduğunu anlamaya başladılar.
Korren artık Einar’ı hayatına dâhil etmişti. Einar da Korren’in sert ve zaman zaman öfkeli tavırlarına alışmıştı. Birbirlerinin düşüncelerini tanımaya, tepkilerini önceden kestirmeye başlamışlardı. Henüz yaşadıklarının gerçek nedenini bilmiyorlardı ama birlikte çözebileceklerine inanmaya başlamışlardı.

Öte yandan Elio, Veysha, Ximena ve diğerleri Kadim Kütüphane’ye doğru yolculuklarını sürdürüyordu.
Yolculuk boyunca Elio, Ardren’le yeniden bağlantı kurabilmek için zaman zaman zihnini sakinleştirip dikkatini toplamaya çalışmıştı. Ancak önceki denemelerinde olduğu gibi, çoğunlukla sessizlikle karşılaşıyordu. Bu yüzden artık her denemesinde bir sonuç beklememeye başlamıştı.
Bir gün yolculuk sırasında atının üzerinde ilerlerken yine tanıdık bir his belirdi. Önce bunun alışık olduğu bağlantı hissi olduğunu düşündü. Ardından zihninin derinliklerinde bir hareketlilik hissetti.
Bu kez bağlantıyı kuran Elio değildi.
Ardren, Elio’ya ulaşmıştı.
— Elio...
Elio bir an irkildi. Uzun zamandır duymayı beklediği sesi yeniden işitmek, onu hazırlıksız yakalamıştı.
— Ardren? Beni duyabiliyor musun?
— Evet. Bağlantı kurabildim. Ama...
Ardren kısa bir süre duraksadı.
— Bir şey farklı.
Elio dikkatini tamamen ona verdi.
— Ne farklı?
— Tam olarak açıklayamıyorum. Fakat çevremizde hissettiğim enerji alışık olduğum şeylerden farklı. Daha önce karşılaşmadığım bir titreşim gibi.
Elio, Ardren’in sözlerini anlamaya çalışırken çevresine bakındı. Yolun iki yanında uzanan ağaçlar, dalların arasından süzülen ışık ve hafifçe esen rüzgâr dışında göze çarpan bir şey yoktu.
— Yakınımızda bir şey mi var?
— Bilmiyorum. Sadece hissedebiliyorum.
Elio, Ardren’den bir açıklama daha bekledi ancak bağlantı kısa süre sonra zayıflamaya başladı. Yine de bu kez tamamen sessizliğe gömülmemişti. Ardren’in söyledikleri zihninde yankılanmaya devam ediyordu.
Elio atını yavaşlattı. Bir süre sessizce ilerledi. Ardren’in hissettiği farklı enerjinin ne olduğunu merak ediyordu. Bunun çevredeki bir varlıktan mı, yoksa henüz anlamlandıramadığı başka bir şeyden mi kaynaklandığını bilmiyordu.
Elio, Ardren’in sesini yeniden duyduğunda yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi. Uzun zamandır kurmaya çalıştığı bağlantının sonunda gerçekleşmesi onu oldukça sevindirmişti.
— Ardren! Sonunda yeniden konuşabiliyoruz.
— Evet. Ben de sana ulaşmayı bekliyordum.
Elio, Ardren’e sormak istediği pek çok şey olduğunu fark etti. Bağlantının neden kesildiğini, neler yaşadığını ve yeniden nasıl iletişim kurabildiklerini öğrenmek istiyordu. Ancak bağlantının zayıflamaya başladığını hissetti.
— Bekle, gitme. Sana anlatmam gereken çok şey var.
Elio, bağlantıyı kaybetmemek için yeniden odaklanmaya çalıştı. Ardren’e ulaşmak için zihnini zorladı fakat ses giderek uzaklaştı. Birkaç saniye sonra bağlantı tamamen kesildi.
Elio bir süre sessiz kaldı. Yeniden iletişim kurabilmiş olmanın sevinci, bağlantının tekrar kesilmesiyle yerini hayal kırıklığına bırakmıştı. Yine de bu kez bir şey değişmişti. Ardren’e ulaşabildiğini artık biliyordu.
Atını yavaşlatıp durdu. Diğerleri de onun durduğunu fark ederek ilerlemeyi bıraktılar.
Veysha, Elio’ya dönerek sordu:
— Ne oldu? Bir şey mi hissettin?
Elio yüzündeki heyecanı gizleyemeden cevap verdi.
— Ardren’le yeniden bağlantı kurdum. Bu kez o bana ulaştı. Sesini duydum, benimle konuştu.
Ximena merakla araya girdi.
— Peki ne söyledi?
— Çok uzun konuşamadık. Bağlantı yine kesildi. Biraz daha sürdürmeye çalıştım ama başaramadım. Yine de onunla yeniden iletişim kurabilmek... Bu benim için çok önemli.
Elio, Ardren’in daha önce bahsettiği farklı enerjiden de söz etti.
— Bir de çevresinde farklı bir enerji hissettiğini söyledi. Ne olduğunu kendisi de bilmiyordu. Daha önce karşılaşmadığı bir şeymiş.
Grup, Elio’nun anlattıklarını dikkatle dinliyordu. Herkes bunun ne anlama gelebileceğini düşünürken patikanın ortasında durmuş, kendi aralarında konuşmaya devam ettiler.
Onlardan çok uzakta olmayan bir noktada ise başka biri vardı.
Korren, ormanın içinden geçerken patikadan gelen sesleri duydu. Adımlarını yavaşlatarak ağaçların arasından gruba baktı. Birkaç yabancının yolun ortasında durup konuştuğunu gördü. Yanlarında atlar vardı ve üzerlerindeki eşyalar uzun bir yolculuktan geldiklerini gösteriyordu.
Korren’in ilk düşüncesi temkinli olmak oldu. Kasabadan uzaklaşalı uzun zaman geçmişti ve karşısına çıkan yabancılara güvenmek için bir nedeni yoktu. Onları olası bir tehdit olarak değerlendirdi.
Tam geri çekilip yollarına devam etmelerini beklemeyi düşünürken Einar’ın sesi duyuldu.
— Bekle.
Korren duraksadı.
— Neden?
— Önce ne konuştuklarını anlamaya çalışalım. Hemen bir tehlike olduklarına karar verme.
Korren, Einar’ın uyarısıyla saklandığı yerden ayrılmadı. İkisi dikkatlerini gruba verdi. Konuşmaların tamamını duyamıyorlardı ancak bazı kelimeler açıkça seçilebiliyordu.
Bağlantı, başka bir beden, iki farklı dünya...
Einar duyduklarını birleştirmeye çalıştı. Özellikle Elio’nun başka biriyle yeniden bağlantı kurduğunu anlatması dikkatini çekmişti. Kendi yaşadıklarıyla bu konuşma arasında bir benzerlik görüyordu.
Bir süre daha dinledi. Ardından Korren’e seslendi.
— Bunlar düşman gibi görünmüyor.
Korren gözlerini gruptan ayırmadan sordu:
— Nereden biliyorsun?
— Konuştuklarını duydun. Bir bağlantıdan söz ediyorlar. Bizim yaşadıklarımıza benzer bir şey olabilir. Belki de bizim gibi bu durumun ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar.
Korren cevap vermedi. Yabancıları izlemeyi sürdürdü.
Einar ise düşüncelerini toparlamıştı. Belki de karşılarında yaşadıkları durumu anlayabilecek insanlar vardı. Hatta onlara yardım edebileceklerini bile düşünüyordu.
— Belki de onlara yaklaşmalıyız, Korren. Birbirimize yardımcı olabiliriz.
Korren, Einar'ın önerisini bir süre düşündü. Yabancılara yaklaşmak konusunda hâlâ tereddütleri vardı. Ancak konuşmalarından duydukları, onların da kendileri gibi açıklayamadıkları bir durumun içinde olduklarını gösteriyordu.
— Bir süre takip edelim. Ne yaptıklarını ve nereye gittiklerini görelim.
Einar'ın bu önerisi Korren'e de mantıklı gelmişti. Grubun dikkatini çekmeden ağaçların arasından ilerlemeye başladılar. Aralarındaki mesafeyi koruyarak onları uzaktan takip ettiler.
Bir süre sonra ormanın içinden çıkan patika, küçük bir kasabaya ulaşıyordu. Yolcuların dinlenebileceği, ihtiyaçlarını karşılayabileceği bu yerleşim yeri, yolculuklarına kısa bir ara vermek için uygun görünüyordu.
Elio ve beraberindekiler kasabaya girdiler. Korren ise yerleşim yerine yaklaşmadı. Kasabalılar tarafından tanınma ihtimali vardı. Bir süredir insanlardan uzak yaşadığı bu yerde yeniden dikkat çekmek istemiyordu.
— Burada kalacağım. Senin de benimle gelmen gerekmiyor.
Einar bir süre kasabayı izledi.
— Şimdilik burada bekleyelim. Onların ne yapacağını görelim.
Korren, kasabanın dışında, ağaçların arasında kendilerine uygun bir yer buldu. Böylece hem grubu takip edebilecek hem de kasabalıların dikkatini çekmeyecekti.

Elio ve diğerleri kasabada bir süre dolaştılar. Yolculuk boyunca ihtiyaç duydukları bazı malzemeleri tamamladılar. Uzun zamandır dinlenmeye fırsat bulamadıkları için burada bir gece konaklamaya karar verdiler.
Kasabada kalabilecekleri bir yer bulduktan sonra akşam yemeği için bir araya geldiler. Yolculuğun yorgunluğu üzerlerinden yavaş yavaş kalkarken sohbet etmeye başladılar.
Bir süre sonra Elio'nun aklı yeniden Ardren'e gitti.
— Bugün onunla tekrar bağlantı kurabildim.
Diğerleri dikkatlerini Elio'ya çevirdi.
— Öncekilerden farklıydı. Bu kez bağlantıyı ben başlatmadım. Ardren bana ulaştı. Çok uzun sürmedi ama sesini yeniden duydum.
Elio kısa bir süre duraksadı.
— Belki şimdi tekrar deneyebilirim.
Veysha başını sallayarak ona alan açtı. Elio gözlerini kapattı, nefesini düzenledi ve dikkatini zihninin derinliklerine yöneltti. Ardren'e ulaşmaya çalışırken bir süre sessiz kaldı.
Bu kez bir şey hissetti.
Bağlantı çok zayıftı. Sanki aralarında ince, kolayca kopabilecek bir bağ kurulmuştu. Elio, Ardren'in varlığını hissedebiliyor ancak onunla önceki gibi rahatça iletişim kuramıyordu.
— Ardren... Beni duyabiliyor musun?
Zihninin derinliklerinden belirsiz bir karşılık geldi. Birkaç kelime seçebildi ancak ses giderek uzaklaşıyordu. Elio bağlantıyı korumak için çabalasa da başarılı olamadı.
Bir süre sonra gözlerini açtı.
— Yine kesildi. Ama bu kez tamamen sessiz değildi. Onun varlığını hissedebildim.
Ximena merakla sordu:
— Yani bağlantı kurabiliyorsun ama henüz sürdüremiyorsun?
— Sanırım öyle. En azından artık ulaşabildiğimi biliyorum.
Elio'nun yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Ardren'le yeniden iletişim kurabilmesi, yaşadığı bütün belirsizliklere rağmen ona umut vermişti.
Sohbet bir süre daha devam etti. Ancak herkes yolculuğun yorgunluğunu hissediyordu. Gece ilerledikçe dinlenmek üzere odalarına çekildiler.
Kasabanın dışında ise Korren ve Einar beklemeye devam ediyordu. Korren geceyi yine ormanın yakınlarında geçirmeye karar verdi. Yabancılar hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyordu.

Ertesi sabah grup erkenden hazırlandı. İhtiyaçlarını tamamlamış, dinlenmiş ve yollarına devam etmek üzere kasabadan ayrılmışlardı.
Korren de onların hareket ettiğini fark edince yeniden takibe başladı. Kasabayla aralarındaki mesafe arttıkça ağaçların sıklaştığı orman yoluna girdiler.
Yolculuk bir süre sorunsuz devam etti. Ancak grup, ileride kendilerini bekleyen tehlikenin farkında değildi.
Ormanın daha dar ve ağaçların birbirine yaklaştığı bir bölümünde birkaç kişi sessizce hareket ediyordu. Yolcuları bir süredir takip eden küçük bir haydut grubu, uygun anı bekliyordu.
Grup geçide yaklaştığında haydutlar aniden ortaya çıktı. Birkaçı önlerini keserken diğerleri yanlardan çıkarak çevrelerini sardı.
Elio ve beraberindekiler beklenmedik saldırı karşısında hazırlıksız yakalanmıştı. Haydutların sayısı oldukça fazlaydı. Kısa sürede grubun hareket alanı daraldı ve geri çekilebilecekleri yollar kapandı.
Veysha hemen savunma pozisyonu aldı. Diğerleri de kendilerini korumak için harekete geçti. Ancak saldırının aniden başlaması ve karşılarındaki kişilerin sayıca üstün olması işleri zorlaştırıyordu.
Elio ne yapacağını anlamaya çalışırken haydutlardan biri üzerlerine doğru ilerledi. Grup, saldırıyı durdurmak için mücadele etse de durum giderek daha tehlikeli hâle geliyordu.
Bu sırada ormanın gerisinde onları takip eden Korren de saldırıyı fark etmişti.
Adımlarını hızlandırarak ağaçların arasından olay yerine baktı. Yabancıların etrafının sarıldığını ve sayıca üstün bir grupla karşı karşıya olduklarını gördü.
— Yardıma ihtiyaçları var.
Einar'ın sesi zihninde duyuldu.
Korren, çevreyi hızla değerlendirdi. Haydutların konumlarını ve grubun savunmasız kaldığı noktaları inceledi.
— Sayıları fazla.
— Bunu ben de görüyorum. Ama onları burada bırakamayız.
Korren'in bakışları yeniden haydutlara çevrildi. Bir an bile tereddüt etmeden harekete geçti.
Ağaçların arasından hızla çıkarak saldırganların üzerine yürüdü. Haydutlar, arkalarından gelen bu beklenmedik müdahaleyi fark ettiklerinde artık çok geçti.
Korren ilk saldırganın üzerine atıldı. Güçlü darbesiyle onu yere savurdu. Ardından diğerine yöneldi. İri yapısı ve savaşçı gücüyle haydutların dikkatini bir anda üzerine çekmişti.
Biraz önce savunmada zorlanan grup, beklenmedik yardım karşısında şaşkınlık yaşadı. Elio, nereden çıktığını anlayamadığı bu yabancıya bakarken Korren çoktan haydutların arasına girmişti.
Einar ise Korren'in hareketlerini takip ediyor, gerektiğinde ona stratejik yönlendirmelerde bulunuyordu. İkisinin uyum içinde hareket etmesi, saldırının seyrini değiştirmeye başlamıştı.
Korren, haydutların arasına girdiğinde saldırının bütün dikkati üzerine çekilmişti. İri yapısı ve güçlü darbeleri karşısında birkaç haydut geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak saldırganlar hâlâ sayıca üstündü ve Korren'i çevrelemeye çalışıyorlardı.
— Sağ tarafındaki ikisini birbirinden ayır. Arkandaki boşluğu kullan!
Einar'ın sesi Korren'in zihninde yankılandı. Korren yönünü değiştirdi. Üzerine gelen iki hayduttan birinin saldırısını savuşturup diğerine güçlü bir darbe indirdi. Ardından hızla dönerek arkasından yaklaşan saldırganı karşıladı.
Korren'in gücü ve dayanıklılığı, Einar'ın dikkatli gözlemleriyle birleşiyordu. Einar, haydutların hareketlerini değerlendiriyor, saldırı düzenlerindeki açıkları fark ederek Korren'e yön veriyordu. Korren ise bu önerileri tereddüt etmeden uyguluyordu.
Bir süre sonra haydutların ilk baştaki üstünlüğü kaybolmaya başladı. Artık saldırıyı yönlendiremiyor, Korren'in karşı hamlelerine yetişmekte zorlanıyorlardı.
Korren, kendisine yaklaşan bir haydudun saldırısını engelledikten sonra bütün gücüyle karşılık verdi. Adam birkaç adım geriye savrularak yere düştü. Bu manzara diğerlerinin cesaretini kırmıştı.
Haydutlardan biri arkadaşlarına dönerek bağırdı:
— Geri çekilin! Bu adamla baş edemeyiz!
Önce birkaç kişi geri adım attı. Ardından diğerleri de mücadeleyi bırakıp ormanın içine doğru kaçmaya başladı. Kısa süre içinde saldırganların tamamı gözden kayboldu.
Korren bir süre daha çevreyi kontrol etti. Yeni bir saldırı ihtimaline karşı dikkatini ormandan ayırmadı.
— Şimdilik gittiler. Ama arkalarından gelmeyeceklerinden emin olmalıyız. Einar'ın sesi bu kez doğrudan Korren'in ağzından duyuldu.
Korren başını hafifçe salladı. Ardından arkasını dönerek az önce saldırıya uğrayan gruba baktı.
Elio ve diğerleri hâlâ yaşananların etkisindeydi. Biraz önce kendilerini kuşatan haydutlar kaçmış, beklenmedik bir yabancı ise yardımlarına yetişmişti.
Elio'nun bakışları karşılarında duran savaşçıya çevrildi. İlk dikkatini çeken şey adamın iri yapısı ve güçlü görünüşü oldu. Ancak yüzüne baktığında şaşkınlığını gizleyemedi. Yüzünün bir yarısında sert hatları ve savaşçı görünümüyle Korren, diğer yarısında ise farklı yüz hatlarıyla Einar vardı. İki ayrı yüz, tek bir bedende birleşmiş gibiydi.
Diğerleri de aynı farklılığı fark etmişti. Bir süre ne söyleyeceklerini bilemeden karşılarındaki kişiyi izlediler.
Korren, grubun şaşkın bakışlarını fark etti. Ancak açıklama yapmak için acele etmedi. Önce grubun durumunu ve çevreyi gözden geçirdi.
— Sanırım artık onlarla konuşabiliriz. Einar'ın sesi yeniden duyuldu.
Bu kez gruptakiler, sesin karşılarında duran aynı kişiden geldiğini açıkça fark ettiler. Elio, yüzündeki iki farklı görünümün yalnızca fiziksel bir değişiklik olmadığını anlamaya başlamıştı.
Korren birkaç adım öne çıktı. İlk sözü kimin söyleyeceğini bekler gibi gruba baktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…